40. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2021/21
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 08/05/2018
NUMARASI: 2016/1087 (E) - 2018/409 (K)
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
Taraflar arasında görülen davada verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmakla dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, müvekkili hakkında başlatılan İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına konu alacağın dayanağı olarak bildirilen trafik kazasından kaynaklı herhangi bir borçlarının olmadığını belirterek menfi tespit isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; "benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı tarafın maliki bulunduğu ... plaka sayılı aracın karıştığı çok taraflı trafik kazasında sözü geçen aracın firar eden sürücüsünün %100 oranında tam kusurlu olduğu ve icra takibine konu alacaktan dolayı rücu imkanının olduğu" gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulüne, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında miktar olarak belirtilen rakamın 11.558,74 TL'lik kısmının borçlu olduğunun tespitine, 11.558,74 TL'lik kısmının reddine, kalan kısmın kabulüne, inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili; kısmen ret kararının hukuka aykırı olduğunu, davanın tümüyle kabul edilmesi gerektiğini, icra takibine dayanak yapılan olayın müvekkiliyle bir ilgisinin bulunmadığını, davalının sigorta şirketine başvurmadan doğrudan doğruya müvekkiline başvurmasının da sigorta şirketleri arasında geçerli anlaşmalara aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dava, trafik kazasından kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olacağı” hükümlerine yer verilmiştir.Aynı Kanun'un 3. maddesinde, işletenin, sicilde araç maliki olarak gözüken kişiden başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilmedikçe araç malikinin işleten sayılacağı öngörülmüştür.Aksi ispat edilene kadar geçerli olan kaza tespit tutanağında firari aracın plakası ... olarak yazılmış, davacı tarafından bunun aksi ispat edilmemiştir.
İlk derece mahkemesince dosyaya kazandırılan ve Dairemizce de usul ve yasaya uygun görülen 27/03/2018 tarihli bilirkişi raporunda ise 30/12/2015 tarihinde meydana gelen çok taraflı trafik kazasında, davacının maliki olduğu ... plaka sayılı aracın firari sürücüsünün kazanın gerçekleşmesinde tam kusurlu olduğu mütalaa edildiğine göre, yukarıda açıklanan yasal düzenleme gereğince aracın maliki olduğundan, işleten olarak kabul edilmesi gereken davacı, davalıya kaskolu ... plaka sayılı araçta oluşan hasardan sorumlu olup bu yöne ilişkin istinaf itirazlarında isabet bulunmamaktadır. Halefiyet hakkına dayalı olarak takip yapan davalı sigorta şirketi, Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. ve müteselsil sorumluluğa ilişkin TBK'nın 61. ve 163. maddeleri uyarınca zarardan sorumluluğu bulunan müteselsil borçlulardan dilediği birinden talepte bulunabilecektir. Buna göre, davacının bu yöne ilişkin istinaf itirazında da isabet yoktur. Ancak; Mahkemece, taleple bağlı kalınarak menfi tespite konu miktar belirlenerek karar verilmesi gerekirken, borçlu olunan tutar hüküm altına alınmış; davacının "icra takibine konu 11.558,74 TL'lik kısımdan borçlu olduğunun tespitine" denildikten sonra "11.558,74 TL'lik kısmının reddine, 11.558,74 TL'lik kısmının reddine, kalan kısmın kabulüne," şeklindeki ifadelerle hükmün infazında tereddüt oluşturulmuş, bu husus resen nazara alınması gereken bir hukuka aykırılık olarak kabul edilerek davacının istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle,
HMK 353/1-b/2. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, 11.558,75 TL asıl alacak, 444,68 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 12.003,43 TL alacak üzerinden yapılıp kesinleşen icra takibinde davacının işlemiş faiz tutarıyla sınırlı olarak borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine ve istinafa konu edilmeyen kesinleşen sair yönler aynen tekrar edilerek aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.