(Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/854 E. , 2006/3856 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 23.12.2004 gün ve 2004/8468-13608 sayılı bozma kararında özetle; "Mahkemece, kesinleşmiş orman kadastro haritası ile eski tarihli memleket haritası ... fotoğrafı ve amenajman planının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen orman mühendisi ve ... elemanı bilirkişinin müşterek imzalı rapor ve krokileriyle, çekişmeli taşınmazın 1942 yılında yapılan orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı ve davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporlarının, orman kadastrosuna ilişkin tutanak ve haritalar ile eski tarihli memleket haritasının uygulanmasına ilişkin olarak denetime olanak tanımadığı ve hatalı olduğu gibi, mahkemenin kabulünün dosya içeriğine ve toplanan delillere de uygun düşmediği, taşınmazın etrafının tel çitle çevrilmesi, birkaç süs bitkisi ile birkaç ağaç dikilmesinin taşınmazın ekonomik amacına uygun zilyetlik olup olmadığının tartışılmadığı, diğer taraftan, çekişmeli taşınmazın 1953 yılında 5602 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen genel arazi kadastrosunda orman olarak paftasına yazılmak suretiyle tapulama dışı bırakıldığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğüne kadar, çalışma alanı içinde bulunan sınırlaması itirazsız kesinleşmiş ormanlara ilişkin haritaların tapuya aktarıldığı, arazi kadastro ekiplerinin bu sınırlara uyduğu, kesinleşmiş bir orman kadastrosu yok ise, Orman Yönetiminden orman sınırlarını bildirmesinin isteneceği, Yönetimin bildirdiği sınırlar esas alınarak arazi kadastrosunun yapılacağı, ilan edilen çalışma alanı içinde kalan ormanların tesbit dışı bırakılacağı, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra ise, yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapılacağı, yörede ilk defa 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile sadece devlet ormanları sınırlanmıştır. 1988 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve orman kadastrosunda ise 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre re sen devletleşen orman alanları da sınırlandırıldığı, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının sadece 1942 yılındaki orman kadastro sınırları uygulanmak suretiyle belirlenemeyeceği, 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre resen devletleşen yerlerden olup olmadığının tesbitinin 1988 orman kadastro haritasının uygulanması suretiyle belirleneceği, uzman bilirkişiler tarafından çekişmeli taşınmazın 1988 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakıldığı bildirilmişse de, 1953 yılında yapılan arazi kadastrosunda çekişmeli taşınmaz ile bu taşınmazın ..., Doğu ve Batısındaki taşınmazların orman olduğu paftasına yazılarak tapulama dışı bırakıldığı, Kuzey Doğusundaki bir kısım arazinin ise, gerçek kişiler adına tapulandığı, çekişmeli taşınmazın bilirkişiler tarafından bildirilen eylemli durumu, bitki örtüsü ve eğimine göre orman olarak sınırlanan alanlar ile ayırıcı unsur bulunmadığı, 5602 Sayılı Yasa hükümlerine göre arazi kadastro ekiplerinin yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri dikkate alındığında, dava konusu taşınmazın yer aldığı arazi bölümünün orman olarak tesbit dışı bırakıldığının kabulünün zorunlu olduğu, bu durumda, davacı tarafın taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunu kesin deliller ile kanıtlamasının zorunlu olduğu, davacıların bu hususu kanıtlayamadığı, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince “Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaçcık toplulukları yerleri ile birlikte orman sayılacağı, zaman içinde taşınmaz üzerindeki orman örtüsünün kaldırılmış olmasının o yerin orman niteliğini kayıp ettiği anlamına gelmeyeceği, toprağı ile birlikte orman sayılan taşınmazın zilyetlikle kazanılması olanağı bulunmadığı, kaldı ki, taşınmazın bulunduğu yerde 1988 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda taşınmaz orman sınırları dışında bırakıldığı, taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilebilmesi bu tarihten sonra olanaklı hale geldiği, dava tarihi ile taşınmazın orman kadastro sınırları dışında bırakıldığı tarih arasında yasada öngörülen 20 yıllık zilyetlik süresi dolmadığından, davacının zilyetliğine değer verilemeyeceği, (Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2004 gün ve 2004/8-242 Esas, 2004/292 karar sayılı kararı da bu yönde olduğu) Davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğuna" değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. Maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1942 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra, 1979 yılında 1744 Sayılı Yasa döneminde yapılarak dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması, 1987 yılında 3302 Sayılı Yasa döneminde yapılıp, 3373 Sayılı Yasa döneminde 14.10.1988 tarihinde ilan edilerek, yine dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ile daha önce sınırlaması yapılmamış ormanlarda 4785 Sayılı Yasa hükümleri gözetilerek orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu 1953 yılında yapılıp kesinleşmiş, çekişmeli taşınmaz Devlet ... ormanında olduğu paftasında işaretlenerek tapulama dışı bırakılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 23/03/2006 gününde oybirliği ile karar verildi.