23. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N
E S A S H A K K I N D A K A R A R)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/12/2018
ESAS-KARAR NUMARASI : 2018/43 E.-2018/1119 K.
DAVALILAR :
: 2-...
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
I-Dava, taraflar arasındaki Finansal Danışmanlık Hizmet Sözleşmesine dayalı olarak, dava dışı şirket ile imzalanan kredi sözleşmelerinden doğan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Her ne kadar İlk derece Mahkemesince, kısa kararda davalı olarak gösterilen ... hakkında davanın feragat nedeniyle reddine, gerekçeli kararda ise taraf ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş ise de; bu unvana sahip bir tüzel kişinin bulunmadığı, davacı şirkete gönderilen mail uzantılarında bu ibareye ver verildiği için davalı olarak gösterildiğinin anlaşılmış olması nedeniyle,
İlk derece Mahkemesince gerekçeli kararda HMK'nın 304. maddesi kapsamında kısa karardaki yazım hatasını düzeltildiği, kısa karar-gerekçeli karar çelişkisinin bulunmadığı kabul edilmiş, salt bu nedenle kararın kaldırılmasına karar verilmemiştir.
Bu açıklamalara ve dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine göre,
İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin davalılar ... ve ... ile ilgili hükme yönelik tüm, davalı ...Ş.'ne yönelik diğer istinaf sebeplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. II-Davalı tarafça itiraza uğramayan davacı iddiaları, davacı tarafça sunulan deliller ve tüm dosya kapsamından; Davalı ...'nun davalı ...Ş. Genel Koordinatör-Kıdemli Denetçi sıfatları ile düzenlenmiş kartvizitini finansman ihtiyacı bulunan davacıya vererek bu konuda yardımcı olabileceğini beyan ettiği, Davalı ...'nun babası ... ...'nun, davalı ...Ş.'nin yönetim kurulu başkanı olduğu, Davalı ... tarafından davacıya "..." uzantılı mail adresi üzerinden gönderilen maillerle taraflar arasında yazışmaların başladığı, Davalı ... tarafından davacıya gönderilen 20.05.2016 tarihli muhtelif maillerle, Fon yetkili kişilerinin 10 milyon doların ne şekilde kullanılacağı yönündeki sorusu ile ilgili yazışmalar yapıldığı,
27.05.2016 tarihli mail ile, teminat olarak gösterilecek arsanın ipotek durumu ile ilgili yazışma yapıldığı,
30.05.2016 tarihli mail ile, "Anladığım kadarıyla ipoteksiz teminat gösterebileceğimiz bir yerimiz yok. İlk iki kuruluş red verdi. Bunun sebebi mali verilerin uluslararası standartlara göre yetersiz kalması, bu firmalar teminat göstermeksizin sürçleri devam ettirdiler. Fakat, şimdi başvuru yaptığımız iki kuruluş ise teminatları ve risk durumlarını göz önüne almaktadırlar. Söz konusu arsanın değeri SPK dan onaylı firmadan olmadığı sürece uluslar arası alanda geçerliliği olmamaktadır. Çalışmalarımız mevcut durumlar göz önüne alınarak devam etmektedir." bilgisinin verildiği, Davalı ...Ş. tarafından davacı adına 15.06.2016 tarihli, "UFRS Çevrim ve Analiz İşlemleri" için 23.600,00 TL. bedelli faturanın düzenlendiği, Davalı ... tarafından davacıya gönderilen 16.06.2016 tarihli mailde, faturanın gönderildiği ve orjinalini yurt dışından döndüğünde elden teslim edeceğinin bildirildiği,
22.03.2017 tarihli mailde "Amerika'daki fon şirketi sizin için onay verdi ve ekteki "..."in sizin onayınız için imzalanması gerekiyor. ... bey bu seçeneği düşünürse imzalayıp tekrar bana gönderirseniz memnun olurum" denilerek niyet mektubunun gönderildiği,
24.03.2017 tarihli mail ile, ... yetkilisi tarafından imzalanmış görünen "Loan Agreement"(Kredi sözleşmesi)nin gönderildiği, bu sözleşmenin davacı yetkilisince imzalandığı,
27.03.2017 tarihli mail ile, ... yetkilisi ve Escrow(Yediemin) tarafından imzalanmış görünen "Escrow Agreement"(Yediemin Sözleşmesi)nin gönderildiği, bu sözleşmenin davacı yetkilisince imzalandığı,
29.03.2017 tarihli mail ile, ..."ın "Danışman", davacı şirketin "Şirket" olarak adlandırıldığı, danışman tarafın imzasının bulunmadığı "Finansal Danışmanlık Sözleşmesi"nin gönderildiği, bu sözleşmenin davacı yetkilisince imzalandığı,
12.04.2017 tarihinde davacı tarafça Loan Agreement ve Escrow Agreement hükümleri ile kararlaştırılan ve finansmanın transferi için gerekli olan 100.000 USD Escrow depositinin Escrow(Yediemin) hesabına gönderildiği,
20.04.2017 tarihli mail ile, 19.04.2014 tarihli Loan Agreement ve Escrow Agreement hükümleri ile kararlaştırılan 100.000 USD Escrow depositi ile ilgili faturanın gönderildiği,
25.04.2017 tarihli mail ile, "Amerika kullanılacak fonun herhangi bir terör faaliyeti ve kara para konularında kullanılmayacağına dair noter onaylı yazı istemektedir." şeklinde bilgi verildiği,
23.05.2017 tarihli mail ile, "Amerika gönderilen banka dokümanlarının banka tasdikli ve şirket yönetiminden imzalı ve onaylı olarak gönderilmesini istiyor. Ülke riski şu anda çok yüksek ve ancak bu yolla dokümanları görmek istiyorlar." talebinin iletildiği,
14.07.2017-15.11.2017 tarihleri arasında bir dönem Amerika'ya da giden davalı ... ve davacı şirket yetkilileri arasında, kredinin akıbeti, ...'nun yaptığı çalışmalar, kredinin transferi, bunun mümkün olmaması halinde depozitonun iadesi konularında mail yazışmaları yapıldığı, Anlaşılmıştır. Davalı ... tarafından, kredi ve escrow sözleşmelerinin imzalanmasından sonra da, kredinin davacıya transferini sağlamak amacıyla, bir dönem Amerika'ya da gitmek suretiyle çalışmalar yapıldığı, ancak kredinin transferi yönünde sonuç alınamadığı görülmektedir. Bu nedenle İlk derece Mahkemesinin davalı ...'nun faaliyetinin TBK'nın 520. maddesindeki Simsarlık Sözleşmesi kapsamında, bir sözleşmenin kurulmasına aracılık etmek olarak nitelendirilmesi doğru olmamıştır.
Her ne kadar davacı ile davalı ...Ş. arasında yazılı Finansal Danışmanlık Sözleşmesi imzalanmamışsa da, yukarıda özetlenen mail yazışmaları, bilgi ve belgeler ile, davalı şirketin bu iş için görevlendirdiği davalı ... aracılığı ile davacının finansman ihtiyacının temini konusunda, sözleşme kapsamında fiilen finansal danışmanlık hizmeti verdiği kabul edilmelidir. Danışmanlık Sözleşmesinin 5. maddesindeki, danışmanın danışmanlık ücretini finansal kuruluş tarafından finansman ile ilgili ilk ödemenin davacı tarafa yapılmasından sonra ödeneceği yolundaki düzenleme ile, danışmanın kredi teminini de üstlendiği anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle, davalı şirketin, kendisi tarafından görevlendirilen davalı ...'nun talimatları doğrultusunda hareket eden davacının zararlarını karşılaması gerektiği, davalı şirketçe bu iş için görevlendirilen ve davalı şirket adına hareket eden davalı ...'nun ise bu zarardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca,
İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek, davanın davalı ... yönünden reddine, davalı ...Ş. yönünden kabulüne, 10.000,00 TL.'nin, davacının 06.12.2017 tarihli ihtarnamesinin davalıya tebliğ tarihi ve verilen süre gözönüne alınarak belirlenen 17.12.2017 temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline dair, istinaf yoluna başvuranın sıfatı da gözetilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; I-Yukarıda (I) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin davalılar ... ve ... ile ilgili hükme yönelik tüm, davalı ...Ş.'ne yönelik diğer istinaf sebeplerinin reddine, II-Yukarıda (I) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.12.2018 tarih ve 2018/43 E., 2018/1119 K. sayılı kararını DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE, Buna göre; "1-Davanın davalı ... yönünden REDDİNE, davalı ...Ş. yönünden kabulüne, 10.000,00 TL.'nin 17.12.2017 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,
2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 683,10 TL. karar ve ilam harcından, davacı tarafça peşin olarak yatırılan 170,78 TL'nin mahsubu ile kalan 504,32 TL.'nin davalı ...Ş.'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 9.200,00 TL. vekalet ücretinin davalı ...Ş.'den alınarak davacıya verilmesine,
4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 2.180,00 TL.(istinaf yoluna başvuranın sıfatına göre) vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'ya verilmesine,
5.Davacı tarafça davalı şirket yönünden yapılan 211,88 TL. ilk masraf, 28,00 TL. tebligat gideri, 33,00 TL. posta gideri, 121,30 TL. istinaf yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 394,18 TL. yargılama giderinin davalı ...Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, fazlasının üzerinde bırakılmasına,
6.Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden alınarak yatırana iadesine," III-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine, 17.05.2023 tarihinde, davacı yönünden HMK'nın 361/(1). maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyizi kabil; davalı yönünden HMK'nın 362/(1)-a. maddesi uyarınca (Ek madde 1 uyarınca yeniden değerleme oranına göre belirlenen 238.730,00 TL. kesinlik sınırının altında kaldığından) KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi. GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 17/05/2023 Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ... e-imza