Aramaya Dön

(Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2006/10636
Karar No
K. 2006/12621
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi         2006/10636 E.  ,  2006/12621 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi, Hazine ve ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 26.04.2001 tarih 2001/2120-3188 sayılı bozma kararında özetle: "... Köyü ... mevkiinde bulunan iki parça taşınmazın davacı gerçek kişiler adına tesciline karar verilmişse de, davacıların dayandığı tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilmesi, arazi kadastrosunca başka parsellere uygulanıp uygulanmadığının sorulması, uygulanmışsa buna ait tutanağın getirtilmesi, uygulanmamışsa nedeninin belirlenmesi, uygulanan iki ayrı tapunun birbirinin tedavülü olup olmadığının üzerinde durulması, miktarı ile geçerli kapsamının belirlenmesi, tapu kapsamında kalan yerle ilgili olarak memleket haritası, amenajman planı ve ... fotoğraflarının usulünce uygulanması" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne, 1 nolu 31246 m2 ve 2 nolu 51464 m2'lik taşınmazların hisseleri oranında davacılar adına tesciline; katılan ...'nın davasının reddine karar verilmiş, hüküm davalı Orman Yönetimi, Hazine ve katılan ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapuda kayıtlı olan ancak kadastroca tespit dışı bırakılan taşınmazın tapuya tescili niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.

1.Mahkemece çekişmeli taşınmazların orman sayılmayan yerlerden oldukları ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla ... kazanma koşullarının davacılar yararına oluştuğu gerekçesi ile hüküm kurulmuşsa da delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmüştür.

Davacıların dayandığı tapu kaydı sınırları itibarıyla her yere uyabilecek türdendir. Bu nedenle, geçerli bir kayıt olarak kabulü olası değildir. Taşınmazın dört hududunun ormanla çevrili olduğu dosya içeriğinden, özellikle uzman orman bilirkişi raporundan anlaşıldığı halde, taşınmazların bu hali ile 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi gereğince orman içi açıklığı olup olmadığı değerlendirilmediği gibi, bu tür yerlerin zilyetlikle kazanılmasının da olanaklı olmadığının dikkate alınmamış olduğu gözlenmiştir. Dairemizin 25.11.2005 tarihli iade kararı üzerine dosyaya gönderilen çekişmeli yere ait pafta örneğine göre taşınmazın yörede 1985 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında orman olarak tapulama dışı bırakıldığı anlaşılmaktadır.

Çekişmeli taşınmaz yörede 1985 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda orman olarak tesbit dışı bırakılmış ve bu işlem kesinleşmiştir. Tespit dışı kalan taşınmazlar üzerinde hak iddia edenler için izlenmesi gereken yol , eski 766 Sayılı Yasanın 2. maddesinde ve halen yürürlükte olan ve uygulanan 3402 Sayılı Yasanın 7/4. maddesinde belirtilmiştir.

Anılan maddelerde öngörülen süreler içerisinde hak iddiasında bulunulmaması halinde, tesbit dışı bırakılma işlemi kesinleşir. Orman olarak tespit dışı bırakılan taşınmazlar zilyetlikle kazanılamamakla birlikte, orman sayılmayan yer olarak tesbit dışı bırakılan bir yeri aslında orman ya da mera niteliğinde zilyetlikle kazanılamayacak yerler dışında kalan taşınmazlar Medeni Yasanın eski 639/1. maddesi ve 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddeleri hükümlerine göre tapuya tescil edilebilmesi için, tesbit dışı bırakma işleminin kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile yasada belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir. Somut olayda, toplanan delil ve belgelere göre 1985 yılında tespit dışı bırakılan taşınmaz orman olarak tespit dışı bırakıldığına göre, zilyetlikle kazanılamayacağı açıktır. O halde, çekişmeli taşınmazın öncesi orman olup davacı yanca sürdürülen zilyetliğe değer verilme olanağı bulunmadığından, taşınmazın orman sayılan yer olarak kabulü zorunludur (H.G.K.'nun 12.05.2004 gün ve 2004/8-242-292 sayılı kararı).

Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.02.1997 gün 1996/8-768 E. – 1997/100 K. ve 18.02.1998 gün ve 1998/8-15 E. –129 K. Sayılı kararları da aynı doğrultuda olup, bu uygulama Dairemizde ve Hukuk Genel kurulunda istikrarlı bir şekilde devam etmekte ve kökleşmiş içtihat niteliğini almış bulunmaktadır. Açıklanan hususular gözönünde bulundurularak davanın reddine karar vermek gerekirken, davacının davasının kabulü yolunda oluşturulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır. Açıklanan nedenlerle Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazları yerindedir.

2.Katılan gerçek kişinin temyiz itirazlarına gelince; yukarıda açıklanan gerekçelerle katılanın temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

SONUÇ: 1) Yukarıda 2.bentte açıklanan nedenlerle katılan gerçek kişinin temyiz itirazlarının REDDİNE,

2.Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 03.10.2006 günü oybirliği ile karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk K3402 md.7/4 K766 md.2 K6831 md.17/2 K3402 md.17
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog