4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2022/15109 E. , 2023/149 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5.Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Red
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İzmir Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz 468 dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı ... idaresi vekili, davalı borçlu ..., hakkında, vergi borcu nedeni ile takip yaptığını, takibin semeresiz kaldığını, mal kaçırma amacı ile borçlu şirket tarafından, davalı ... Turizm Yatırımları Ticaret A.Ş.'ne çeşitli zamanlarda 4.039.057,14 TL para aktarımı yapıldığını belirterek tasarrufun iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
2.Davalı .... vekili, diğer davalı şirketin yönetim kurulu başkanı...'ın hileli işlemler ile kendini borçtan kurtarmak amacı ile paravan şirketler kurduğunu, davacı idarenin iddialarının doğru olduğunu belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11.07.2018 tarihli ve 2016/400 Esas, 2018/405 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir. IV.İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Flipper Turizm Yatırımları Ticaret A.Ş.
vekili süresi içinde istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 13.11.2019 tarihli ve 2018/2098 Esas, 2019/1536 Karar sayılı kararıyla;
ilk derece mahkemesinin kabul kararının yerinde olduğu ancak vekalet ücreti takdirinde hata yapıldığı gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm tesis edilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre dava niteliği itibarıyla 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğu halde mahkemenin davayı BK'nun 19. maddesine dayalı muvazaa davası olarak nitelemesi doğru olmamıştır.
3.Davacı ... idaresi, borçlu şirketin muhasebecesi sıfatı ile görev yapan ...'in ihbarı üzerine, üçüncü kişi ... Turizm Yatırımları Tic. A.Ş'nin, borçlu Vita Nova Tur. Paz. ve Reklam A.Ş. adına faaliyetlerini yürüttüğünü, borçlu şirketin aslında üçüncü kişi şirket tarafından idare edildiğinin anlaşıldığından, borçlu şirketin, davalı ... Turizm Yatırımları Tic. A.Ş'ne gönderdiği paralardan vergi borcu oranında tahsilini talep ettiği, yargılama sırasında, ihbar mektubu gönderen ... mahkemece dinlendiği, iddalarını yenilediği, davalı borçlu vekili de, ... Nova Tur. Paz. ve Reklam A.Ş. yönetim kurulu başkanı ...'un asgari ücretle çalışan birisi olduğunu belirttiği, mahkemece alınan 07.04.2017 tarihli bilirkişi raporunda, sadece davacı vekilinin sunduğu belgelere dayalı olarak, borçlu ve üçüncü kişi şirketler arasındaki görünüşte farklı ortakları olsa da, iki firma arasındaki ilişkinin olağan bir kiralama ilişkisi olmadığı, yapılan öedemelerin ticari hayatın gereklerine uygun olmadığını, farklı zamanlarda borçlu şirketin davalı Flipper şirketine 4.039.057,14 TL para aktarımı yaptığını belirtmiştir.
4.Rapor davalıların sunduğu belgeler ve ticari defterler incelenmeksizin, verildiğinden yeterli görülmeyerek mahkemece 27.10.2017 tarihli ikinci rapor alınmıştır. Bu rapor da, davalı borçlu ve üçüncü kişinin ticari defterleri üzerinde inceleme yapıldığı, 2008-2016 döneminde, üçüncü kişinin borçlu adına 20.179.714,29 TL fatura düzenlendiği, buna karşılık banka havalesi ile yapılan ödemenin 21.307.737,29 TL olduğu, 2012-2014 yıllarında borçlunun ticari defterlerinde karşılığı ve haklılığı anlaşılmayan 6.930.845,90 TL üçüncü kişiye ödeme yaptığı belirtilmiştir.
Bu rapora yapılan itiraz üzerine 02.02.2018 tarihli bilirkişi raporu alınmış, bu raporda ise dosyadaki mevcut bilgi ve belgelere göre davalıların aynı şirketler olduğuna dair yeterli kanıtın olmadığı belirtilmiştir.
5.Mahkemece alınan ilk bilirkişi raporu davalıların ticari defter ve belgeleri incelenmeksizin verildiğinden hükme elverişli olmadığı açıktır, ikinci alınan rapor da ise davalılar arasındaki hasılat kirası niteliğinde olan sözleşme hükümlerine göre bir değerlendirmenin yapılmadığı, davalılar arasındaki para transferinin karşılığı ve haklılığı anlaşılmadığı yönündeki saptamanın somut bulgular ile ortaya konulmadığı görülmüştür. Üçüncü bilirkişi raporunda ise sunulan belge ve ticari defterlerle ilgili hiçbir değerlendirme yapılmaksızın genel-geçer ifadeler kullanmak sureti ile bir rapor verildiğinden, alınan raporlar hükme elverişli olmadığı gibi, bir ve ikinci raporların eksiklikleri ve tarafların itirazlarına göre yeniden rapor alınmış ise de itibar edilmeme gerekçesi de gösterilmemiştir.
Bu nedenlerle, mahkemece, davalıların ticari defterleri ve aralarındaki hasılat kirası niteğindeki sözleşme hükümlerini değerlendirecek bir rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
6.Davalı borçlu ve dinlenen tanık anlatımlarında, borçlu şirketin paravan bir şirket olarak kurulduğu iddia edildiğinden, borçlu şirketin kurucuları ile üçüncü kişi şirket arasında bir ilişki olup olmadığı, borçlu şirket ortaklarının Sosyal Güvenlik Kayıtları, mali durumları ile zapıta araştırması yapılarak, bir değerlendirme yapılması gerekirken bu yönde bir araştırma yapılmaması da isabetli olmamıştır.
7.Kabule göre ise, 1136 Sayılı Avukatlık Kanunun 168. maddesinde değişiklik yapan 5904 Sayılı yasanın 35. maddesi “6183 sayılı Yasanın uygulanmasından doğan her türlü davalarda vekalet ücreti tutarı maktu olarak belirlenir” hükmü gereğince taraflar yararına maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nispi vekalet ücreti takdiri doğru görülmediği gerekçesi ile bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iddiasını ispatlayamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.İlk derece mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporunun yerinde olduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin hatalı bilirkişi raporuna dayanarak karar verdiğini,
2.Üçüncü kişi şirketin paravan şirket olup olmadığının araştırılmadığını, bu nedenle bozma kararı gereğinin yerine getirmediğini belirtmiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6183 sayılı Yasa’dan kaynaklanan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2.6183 sayılı Yasa’nın 24 ve devamı maddeleri . Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
492 Sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.