11. Ceza Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/31103
- Karar No
- 2023/2129
- Karar Tarihi
- 01.03.2016
- Dava Türü
- Ceza
- Hukuk Alanı
- Ceza Hukuku - Dolandırıcılık
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
11. Ceza Dairesi 2021/31103 E. , 2023/2129 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.03.2016 tarihli ve 2014/173 Esas, 2016/32 Karar sayılı kararı ile;
1.Sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatına,
2.Sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve aynı maddenin son cümlesi ile aynı Kanun'un, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 20.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık ...'ın temyiz istemi; kararın yetersiz ve eksik inceleme sonucunda verildiği ve delillerin takdirinde hataya düşüldüğüne, ilişkindir.
2.Katılan vekilinin temyiz istemi; sanık ...'nın atılı suçlardan mahkumiyeti yerine beraatına hükmolunması ve sanık ... hakkında mahkumiyet verilmesine rağmen katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanık ...'ya ait çekin katılan ... tarafından bankaya ibrazında karşılığının bulunmadığının belirtilmesi neticesinde başlatılan soruşturmada, sanık ...'nın suça konu çekin kendisine ait kaybettiği çeki olduğunu, üzerindeki yazı ve imzaların kendisine ait olmadığını, sanık ...'ın ise suça konu çeki sanık ...'dan aldığını beyan etmesi üzerine her iki sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarından kamu davaları açılmıştır.
2.Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 05.06.2013 tarihli ekspertiz raporunda; suça konu çekin ön yüzündeki yazılar ile keşideci imzasının sanıkların ve katılanın eli ürünü olmadığı, arka yüzündeki 1. ciranta yazı ve imzasının sanık ...'ın, ikinci ciranta yazı ve imzasının katılan ...'nun eli ürünü olduğu belirtilmiştir.
3.Sanık ... savunmasında; 2011 yılında tekstil işiyle uğraştığını, işlerinin bozulması nedeniyle çeklerini kaybettiğini, bu çeklerdeki imzaya da itiraz ettiğini, sanık ... ve katılan ...'yu tanımadığını, kimseyle portakal alışverişi yaparak suça konu çeki vermediğini beyan etmiştir.
4.Sanık ... talimatla 16.10.2014 tarihinde alınan savunmasında; suça konu çekin kendisine sanık ... ve ... tarafından verildiğini, 16.06.2015 tarihli savunmasında ise; çekin sanık ... tarafından verildiğini, bu sırada yanında ... ve Bursa'nın Orhangazi ilçesinde bulunan Kardelen Restaurant'ın sahibi olan ... isimli şahsın da bulunduğunu, suça konu çeki alarak portakal satın aldığı katılan ...'ya verdiğini beyan etmiştir.
5.Bahtiyar Karakuş kollukta alınan beyanında; Kardelen Restaurant isimli iş yerini Mustafa Karaahmetoğlu isimli arkadaşının işlettiğini, ancak iş yeriyle kendisinin ilgilendiğini, isminin Bahtiyar Karakuş olduğunu, ... isimli kişiyi tanımadığını, iş yerlerinde bu isimde birinin bulunmadığını, sanık ...'ı tanımadığını, sanık ... ile ... isimli kişileri tanıdığını, ...'nın ... isimli şahsa veya başka bir şahsa çek verdiğine şahit olmadığını, ...'yı da yaklaşık üç yıldır görmediğini beyan etmiştir.
6.
Tanık ... beyanında; Fethiye İlçesinde meyve sebze eksperliği yaptığını, ...'yı önceden tanıdığını, Bursalı olduğunu, Fethiye'ye gelerek burada meyve işi yapacağını söylediğini, bunun üzerine kendisine yardımcı olmak amacıyla sanık ...'ı Antalya'nın Kumluca İlçesine götürerek ... ile tanıştırdığını, portakal alımı için pazarlık yaptıklarını, portakal alımı karşılığında sanık ... Çetinkaya'nın sanık ...'a çek verdiğini, çekin orada doldurulup doldurulmadığını, kime ait çek olduğunu ya da miktarını bilmediğini beyan etmiştir.
7.Tanık Hasan Aslantaş beyanında; olay tarihinde, sanık ... ile yanında Nevzat isimli kişinin gelip bacanağı olan ...'dan portakal satın aldıklarını ve karşılığında suça konu çeki kendi yanında verdiklerini beyan etmiştir.
8.Katılan ... beyanında; olay tarihinde bahçesindeki portakalları satmak için tüccar aradığını ...'ye söylediğini, ...'nin de sanık ...'ı bahçesine getirdiğini, ..., ..., ... ve ...'ın yanında bulunan arkadaşı ile birlikte bahçesinde buluştuklarını, 14.500,00 TL üzerinde anlaştıklarını, sanık ...'ın 4.500,00 TL'yi peşinat olarak bacanağı olan ...'a verdiğini kalan kısmı için de doldurulmuş vaziyette olan suça konu çeki, arkasını cirolayarak kendilerine verdiğini beyan etmiştir.
9.Tanık ... beyanında; katılan ... ve bacanağı olan ... ile sanık ...'ı portakal alım satımı konusunda tanıştırdığını, sanık ...'ın aldığı portakallar karşılığında suça konu çeki verdiğini beyan etmiştir.
10.Mahkeme, sanık ...'ın aşamalardaki savunmalarında, ilk önce sanık ...'ın İznik'te suça konu çeki kendisine verdiğini bu sırada yanında tanık ... ve ...'un olduğunu, daha sonra söz konusu alım satım işinde tanık Nevzat'ın da bulunduğunu, ... ve sanık ... tarafından çekin kendisine verildiğini, tanık ...'ın ise suça konu çeki Finike İlçesinde sanık ...'ın sanık ...'a verdiğini beyan ettiği, beyanlar arasındaki çelişkinin giderilmediği, sanık ...'ın tanık olarak bildirdiği ve ... olarak belirttiği şahsın Bahtiyar Karakuş olduğu ve şahsın alınan beyanında, sanık ...'ı tanımadığını ve böyle bir çek alıp verme olayına şahit olmadığını beyan ettiği, tanık ...'ın Finike İlçesinde bir alım satım olayında çek verildiğini beyan etmesine rağmen, çekin suça konu çek olup olmadığı yönünden net bir beyanının bulunmadığı, bu nedenle sanık ...'ın savunmalarına itibar edilemeyeceği, katılan beyanı ile tanıklar ... ve ...'nin beyanlarına göre suça konu çeki sanık ...'ın bir şekilde ele geçirerek arkasını cirolamak suretiyle aldığı portakallar karşılığında katılan ...'ya verdiğinin sabit olduğu, sanık ...'ın sanık ...'ı tanımadığını ve çeklerinin kaybolduğunu beyan etmesi, alınan ekspertiz raporunda da, çekteki keşideci imzasının kendisine ait olmadığının belirlenmesi, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre sanık ...'nın sanık ...'ın eylemlerine iştirak ettiğine dair kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Dolandırıcılık Suçundan Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Katılan Vekilinin Temyizi Yönünden
a)Sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde "OLAY VE OLGULAR" başlığı altında anlatılanlar nedeniyle hukuka aykırılık görülmemiştir.
b)Yapılan duruşmaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
2.Dolandırıcılık Suçundan Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Sanık ve Vekalet Ücreti İle Sınırlı Olarak Katılan Vekilinin Temyizi Yönünden 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte ve yine sanık hakkında, hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası maddesi uyarınca infazda yetkiyi kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği şeklinde karar verilmiş ise de, 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık ve katılan vekilinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen infazda tereddüt oluşturacak şekilde gün adli para cezasının belirtilmemesi ve katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin, adli para cezasının 5 gün olarak alınıp sonuç cezanın 100,00 TL olarak belirlenmesinden sonra, infazda tereddüt oluşturacak şekilde, gün adli para cezası belirtilmeden 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca suçtan elde edilen menfaat olan 10.000 TL üzerinden hesaplama yapılarak sonuç adli para cezasının 20.000 TL olarak uygulanması ve karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kamu davasına katılma üzerine, mahkûmiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetli bulunmamıştır.
3.Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Katılan Vekilinin Temyizi Yönünden
1.Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2.5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 17.11.2014 tarihli sorgu olduğu ve bu tarihten temyiz inceleme tarihine kadar olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
4.Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Sanığın Temyizi Yönünden
a)Dosya içeriğine göre, suça konu çekin orijinal olup olmadığı ya da tamamen sahte oluşturulup oluşturulmadığı konusunun netliğe kavuşturulmadığı, bu konuda bankadan bilgi alınmadığı gibi, bilirkişi incelemesi de yaptırılmadığı ve belgelerde yapılan sahteciliğin aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının tayin ve takdirinin Mahkemeye ait olduğu da gözetilerek, Mahkemece öncelikle sahte olduğu iddia edilen çek asılının duruşmaya getirtilip usulüne uygun şekilde incelenmek suretiyle özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan sonra yasal unsurları taşıyıp taşımadığı ve aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığı değerlendirilip söz konusu çek asılının denetime imkan verecek şekilde dosya içerisinde bulundurulması sağlanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile mahkumiyet hükmü kurulması,
b)5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Nedenleriyle hukuka aykırılık bulunmuştur.
V. KARAR
1.Dolandırıcılık Suçundan Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenle Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.03.2016 tarihli ve 2014/173 Esas, 2016/32 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
2.Dolandırıcılık Suçundan Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenle Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.03.2016 tarihli ve 2014/173 Esas, 2016/32 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün,1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının (B) bölümünün dördüncü paragrafında yer alan "sanığa verilen adli para cezasının, ekonomik ve sosyal durumu dikkate alınarak TCK'nun 52/2 nci maddesine nazaran beher günü takdiren 20 TL'den olmak üzere 5 tam gün karşılığı 100 TL ADLİ PARA CEZASI OLARAK BELİRLENMESİNE," cümlenin çıkartılması, hüküm fıkrasında adli para cezasının uygulandığı paragraftaki "hesaplanarak" ibaresinden sonra gelmek üzere, "1.000 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bir günün 20,00 TL olarak belirlenmesi suretiyle" ibaresinin ve yargılama giderlerine ilişkin paragrafa; “Katılan kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3.600,00 TL maktu vekalet ücretinin sanık ...'dan tahsili ile katılana verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3.Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan nedenle Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.03.2016 tarihli ve 2014/173 Esas, 2016/32 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen olağan zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
4.Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (4) numaralı bendinde açıklanan nedenle Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.03.2016 tarihli ve 2014/173 Esas, 2016/32 Karar yönelik sanık ...'ın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.03.2023 tarihinde karar verildi.