10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2022/7353 E. , 2023/2130 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
vekili Avukat ...
2.Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel
Müdürlüğü vekili Avukat ...
3....
vekili Avukat ...
Davalı Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı
Maden İşleri Genel Müdürlüğü vekili
İLK DERECE MAHKEMESİ : Soma İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ... ve davalılardan Enerji ve Tabi kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü ile Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekillerinin başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan Enerji ve Tabi kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü ile Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı SGK Başkanlığı dava dilekçesinde özetle; sigortalısının 13.05.2014 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat ettiğini, müteveffa sigortalının hak sahiplerine cenaze yardımı ödemesi ve iş kazası ölüm geliri bağlandığını, 5510 sayılı Kanun'un 21 inci ve 76 ncı maddesi, 4857 İK 2, 61 maddeleri uyarınca Kurum zararının müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz ve görevsiz mahkemede açıldığını, Bakanlık aleyhine kusur atfedilebilecek herhangi bir karar bulunmadığından husumet nedeniyle davanın reddedilmesi gerektiğini, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, ödeme ve zararın mahiyetinin belli olmadığını, 5510 sayılı Kanun'da müteselsil sorumluluğa ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığından kısmi borcun bulunduğu sonucuna varılması gerektiğini, 3213 sayılı Kanun'a göre herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığını, Soma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından aldırılan bilirkişi raporundaki tespitlerin çelişkili olduğunu öne sürerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın zamanaşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının HMK'ya aykırı olduğunu, davaya konu olayda müvekkili Kurumun herhangi bir kusuru ve sorumluluğunun olmadığını, diğer davalı ...Ş. ile aralarında asıl-alt işverenlik ilişkisinin bulunmadığını, sigortalının müvekkilleri Kurumun işçisi olmadığını, ihale makamı olduklarını, 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesindeki şartların gerçekleşmediğini, husumet itirazlarının bulunduğunu, davacı Kurumun ilgili Kuruluşu olduğu Bakanlığın da kusurlu bulunmasına rağmen bütün ödemelerin davalılardan istenmesinin müteselsil borçluluk ilkelerine aykırı olduğunu öne sürerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3.Davalı ... Kömürleri A.Ş. cevap dilekçesinde özetle; davanın kısmi dava ve belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, Dava açıldığı tarih itibari ile davacı Kurumun PSD miktarı belli olduğunu. Bunun dava dilekçesinde de belirtildiğini, davalıların kusur oranı nedeniyle ne miktardan sorumlu olunacağı kısmı da yaptırdıkları bilirkişi raporu ile sabit olduğunu bu rapor davacı tarafından alındığı için hükme esas alınamayacağını hukuki gerçeği ileri sürülecek olursa bu raporu kabul etmediklerini, davacının en azından belirleyebildiği kadar miktarda alacağını belirli hale getirmesi gerektiğini yoksa şimdilik kaydıyla farazi bir miktar gösterilmesi hukuka aykırı olduğunu bu nedenle davanın öncelikle dava şartı yokluğundan reddini, Kömür Ocağında gerekli tüm denetimler kamu kurumlarınca yapılmış ocakta herhangi bir eksiklik bulunmadığını bu kurumlarca tanzim edilen raporlar ile sabit hale geldiğini, bu husus da müvekkil şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını bu nedenle davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
Davanın dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinde "İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır....
İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilir." hükmü yer almaktadır.
Kazalının davalı ...Ş. tarafından işletilen yeraltı maden ocağında çalışırken 13.05.2014 tarihinde iş kazası geçirerek vefat ettiği; iş kazasının oluşumunda, kusurunun bulunmadığı; davanın kusura dayanılarak müteselsil tahsil istemi ile açılmış olduğu, tek bir olaya bağlı aynı haksız eylemden değişik hukuki nedenlerle sorumlu olanlardan her birinin, 6098 sayılı Borçlar Kanunu md. 61 ve 62 mucibince zarardan müteselsilen sorumlu tutulmaları gerektiği; Kurumca haksahiplerine yapılan cenaze masrafı ve bağlanan gelirler toplamının 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi uyarınca davalılardan talep edilebileceği anlaşılmakla, bu haliyle davanın kabulüne, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı SGK Başkanlığı vekili ile davalılardan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü vekili ve Türkiye Kömür İşletmeleri vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı SGK Başkanlığı vekili, meydana gelen iş kazasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın kusuru bulunmadığını, hatalı ve yetersiz değerlendirmeler içeren rapordaki kusur oranlarına göre verilen hüküm isabetsiz olduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalılardan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü vekili bilirkişi raporunda hesaplanan zarar oranını kabul etmediklerini, Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nün %10 kusurlu olduğunu belirtip hemde tüm tazminattan diğer kusurlu olan idare ve Kurumlarla birlikte müteselsil sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, dava konusu alacaklardan sorumlu olduklarını kabul etmemekle birlikte iş kazasından sorumlu tutulmaları halinde sorumluluklarının tespit edilecek kusur oranında olması gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3.Davalılardan Türkiye Kömür İşletmeleri vekili dosyalar seri açıldığı halde vekalet ücreti takdirinde seri dava haline dikkate etmeden hüküm kurulduğunu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın kusuru dahil edilerek karar verilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca cenaze giderinin ve fiili ödemelerin tamamı üzerinden sorumluluk yüklenilmesinin hatalı olduğunu, somut olayda müvekkili Kurumun sorumluluğunu gerektirir bir durum bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, Soma İş Mahkemesi'nin 2014/643 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davacı Kurum tarafından düzenlenen kesin raporda Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'nin %100 oranında kusurlu bulunduğunu ve müvekkiline herhangi bir kusur verilmediğinden müvekkili Kurumun sorumluluğuna gidilemeyeceğini, müvekkili yönünden müteselsil borçluluk ilklerine aykırı olarak ve eksik incelemeye dayalı karar verildiğini, ayrıca faiz başlangıç tarihlerinin hatalı belirlendiğini, zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını ve hak sahibi dosyasının kesinleşmediğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak müvekkili Kurum yönünden davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,
1.Somut olayda, üretim aşamalarında davalı ... Genel Müdürlüğü tarafından bedelsiz olarak yükleniciye bırakılan makine ve teçhizatların da kullanılması, davalı ... Genel Müdürlüğü'nün kendisine sunulan iş programını veya projeyi yeterli bulunmaması halinde tespit edilen noksanlıkların davalı tarafından verilen süre içerisinde giderilmesi zorunluluğu, yüklenicinin çalıştıracağı işletme müdürü, proje mühendisi, vardiya daimi nezaretçisi, teknik nezaretçinin en az sayısı ve meslek kıdeminin davalı idare tarafından belirlenmesi, idarenin, uygunsuz davrandığı, görevlerini yerine getirmekte yetersiz olduğu kanısında olduğu veya işyerinde çalıştırılmasında sakınca gördüğü her kademe ve nitelikteki elemanların iş başından ve işyerinden uzaklaştırılmasını isteyebilmesi gibi tespitler karşısında anahtar teslimi olarak kabul edilemeyecek bir sözleşme ile kendisine olağan denetim sınırlarını aşacak şekilde yetkiler tanınmış olan davalı ... Genel Müdürlüğü'nün 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi gereğince asıl işveren, diğer davalı ...Ş.'nin ise alt işveren olarak kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır."
2.5510 sayılı Kanun'un 12/son hükmüne göre "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde, iş alan ve bu iş için görevlendirdiği sigortalıları çalıştıran üçüncü kişiye alt işveren denir. Sigortalılar, üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bunlarla sözleşme yapmış olsalar dahi, asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumludur."
3.Davalı TKİ kurumunun asıl işveren sıfatını haiz olması nedeniyle alt işverenin tüm kusurlarından 5510 sayılı Kanun'un 12/son hükmü gereği müteselsilen sorumludur. Mercii incelemesinden geçerek iş bu davalının asıl işveren olduğu kesinleşmiş bulunmaktadır. Kaldı ki hükme esas alınan bilirkişi raporunda da açıkça ifade edildiği gibi iş bu davalının alt işveren ile aralarındaki sözleşmede hükümler bulunması nedeniyle denetim yetkisi bulunmasına rağmen onaylı projelerde bulunmayan kör baca çalışması (kara tumba yöntemi) şekline itiraz etmeyerek kusurlu davrandığı görülmektedir. Yine ruhsat sahibi olan iş bu davalı denetim görevini ihmal ederek, iş kazası riskini artırma pahasına, teknik olanakların elverdiği üretim miktarından çok fazla üretim yapılmasına mani olmadığı, kendisi tarafından onaylı projede bulunmasına rağmen ikinci bir yol ile S panolarının yer yüzüne hava dönüşlerinin sağlanması için gerekli işlemin yaptırılmasını sağlamadığı, çok tehlikeli sınıfta bulunan işyerinde havalandırma, gaz izleme sistemi ve ocak bacasının analizi ile yangınla mücadele ve tahliye konusundaki eksikliklerin alt işveren tarafından giderilmesi için gerekli işlemleri yapmadığı ortada olmakla kusurlu kabul edilmesinde de herhangi bir hata bulunmamaktadır.
4.Dava dışı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile davacının ayrı tüzel kişiliklerinin bulunması nedeniyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın kusurundan da davalıların sorumlu tutulmasında herhangi bir hukuka aykırılık söz konusu değildir. Davacı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın ilgili kuruluş olarak devlet yapılanmasında teşkilatlanmasının tüzel kişiliklerin ayrı olması nedeniyle sorumluluk ilkesi açısından sonuca tesirinin bulunmayacağı kabul görmüştür.
5.İlk derece mahkemesi karar gerekçesinde de ortaya konulduğu üzere, 13.05.2014 tarihinde meydana gelen iş kazası neticesinde 301 madencinin hayatını kaybettiği, davacı kurumun sigortalıların yakınlarına sosyal yardımda bulunduğu, Soma İş Mahkemesinin 2014/643 E. sayılı dava dosyası kapsamında alınan 9 kişilik bilirkişi heyet raporunda, Prof. Dr. ...,... Prof. Dr. ...,... Yrd. Doç. Dr. ... imzalı 08.10.2015 tarihli çoğunluk görüşüne göre, işveren Soma Kömür İşletmeleri A.Ş'nin %70, ruhsat sahibi ... Genel Müdürlüğünün %15, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nün (MAPEG) %10, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın %5 oranında kusurlu olduğu, davacının müteselsil sorumluluk esasına göre davalılardan alacak talebinde bulunduğu, hesap bilirkişisinden aldırılan raporda gerçek zararın daha fazla olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir hata söz konusu değildir. Yine ilk derece mahkemesi kararında da ifade edildiği üzere cenaze yardımının dahil olduğu şekli ile ilk peşin sermaye değerinden kaynaklı alacağın hüküm altına alınması hatalı olmuştur. Zira zaten cenaze yardımı ayrı fıkrada hüküm altına alınmış bulunmaktadır. Şu halde davacının rücua esas miktarı fazla talep ettiği gibi ilk derece mahkemesi de cenaze yardımını iki kez davalılardan alıp davacıya verilmesi şeklinde karar vermiştir. Bu açıdan ilk derece mahkemesi kararının düzeltilmesi gerekmiştir.
Yukarıda belirtilenler dışında açıklandığı üzere ilk derece mahkemesi kararında herhangi bir hata bulunmamaktadır. Davacı istinaf başvurusunun esastan reddine, davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 hükmü gereğince davanın esası hakkında aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmuştur.
A) 1-Soma İş Mahkemesi'nden verilen 12.11.2019 tarih, 2018/334 Esas ve 2019/486 Karar sayılı kararının kaldırılmasına yönelik davacı SGK Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı yasanın 353/1-b.1 hükmü gereğince esastan reddine,
2.İstinaf yargılama giderlerinin başvuru sahibi üzerinde bırakılmasına,
3.Davacının harçtan muaf olduğu görülmekle istinaf harcı alınmasına yer olmadığına, B) Davalı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü vekili ve davalı ... Genel Müdürlüğü vekili istinaf başvurularının kabulü ile yukarıda belirtilen ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 hükmü gereğince kaldırılmasına,
1.Davanın kısmen kabulü ile; 415,00 TL Cenaze yardımı masrafının ödeme tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizleriyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
Bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerinden kaynaklanan 197.471,72 TL davacı Kurum zararının, davalılardan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın (MAPEG) sorumluluğu 106.741,47 TL ile sınırlı olmak üzere; 23.05.2014 gelir onay tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizleriyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan Enerji ve Tabi kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü ve davalı ... Genel Müdürlüğü vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Enerji ve Tabi kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü bilirkişi raporunda hesaplanan zarar oranını kabul etmediklerini, Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nün %10 kusurlu olduğunu belirtip hem de tüm tazminattan diğer kusurlu olan idare ve Kurumlarla birlikte müteselsil sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, dava konusu alacaklardan sorumlu olduklarını kabul etmemekle birlikte, iş kazasından sorumlu tutulmaları halinde sorumluluklarının tespit edilecek kusur oranında olması gerektiğini beyanla verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... Genel Müdürlüğü; verilen kararın hatalı olduğunu, olayda kendisinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, eksik incelemeye dayalı kusur raporu tanzim edildiğini, itirazlarının dikkate alınmadığını, kanunda teselsülen sorumluluğunun bulunmamasına rağmen teselsüle dayalı olarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, kusur oranını kabul etmemekle birlikte, kendisinin ancak izafe edilen kusur oranı kadar sorumlu tutulabileceğini, belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 13.05.2014 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle vefat eden Kurum sigortalısının hak sahiplerine bağlanan peşin sermaye değerli gelir ve ödenen cenaze masrafı nedeniyle oluşan Kurum zararının davalılardan rücuan tazimini istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri aynı zamanda 331 inci maddesi ile birlikte 5510 sayılı Kanun 21 inci maddesi ve 7256 sayılı Kanun'un ilgili hükümleridir.
3.Değerlendirme
1.Dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması halinde, bu olayın hükümde göz önüne alınması ve Mahkemenin, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.
2.Dava tüm tarafları bakımından konusuz kalmadıkça inceleme yapılması ve uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerekir.
3.Eldeki davada, dairemizin geri çevirme kararı sonrasında gelen cevabi yazılarda, davalılardan ... Genel Müdürlüğü tarafından 21.01.2021 tarihi itibari ile 7256 sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” kapsamından faydalanarak “Derdest, karara çıkmış ve henüz dava açılmamış 298 adet dosyaya ilişkin olarak peşin olarak ödeme kaydı ile yapılandırma” talebi üzerine, davacı Kurum hesaplarına 31.03.2021 tarihli makbuz ile 57.567.389,39 TL tutarlı bir ödemenin yapıldığı ve yapılan ödemelerin bu dava dosyasına konu edilen alacakların tümünü kapsadığının belirtilmesi karşısında, öncelikle dava konusunun devam edip etmediği hususunun belirlenmesi ile sonucuna göre bir karar verilmesi gereklidir.
4.Diğer taraftan yapılacak irdeleme ile davanın konusuz kaldığı sonucuna varıldığı takdirde, yapılandırmanın karşılıklı anlaşmayı içermesi, davacı Kurumun yapılandırmayı kabul ederek alacağın tamamını belirlemesi, 7256 sayılı Yapılandırma Kanununun ortak hükümler başlıklı 3 üncü maddesinin 13/a fıkrasının son kısmındaki “Borçlularca, bu kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere davadan vazgeçilmesi halinde idarece de ihtilaflar sürdürülmez” ibaresi karşısında, Kurumun ihtilafı sürdürememesi ile aynı maddenin 13/ç fıkrasının “Bu Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere vazgeçilen davalarda verilen kararlar ile hükmedilen yargılama gideri, avukatlık ücreti ve fer’ileri talep edilmez ve bu alacaklar için icra takibi yapılamaz. Vazgeçme tarihinden önce ödenmiş olan yargılama giderleri ve avukatlık ücretleri geri alınmaz.” hükmü ile birlikte 4 üncü Maddesinin 6 ncı bendinin g alt bendi hükmünde yer alan "...Bu Kanunun yayımı tarihinden önce dava konusu edilmiş ve/veya mahkemece hükme bağlanmış ve kesinleşmiş olanlar dâhil olmak üzere icra takibi başlatılmış alacaklar için, borçlunun bu fıkra hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunması hâlinde davalar ve/veya icra takipleri sonlandırılır. Bu kapsamda, tamamı ödenen alacaklara ilişkin yargılama giderleri ile icra masrafları ve vekâlet ücretleri karşılıklı olarak talep edilmez." hükümleri birlikte değerlendirilerek, taraflar lehine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiği de dikkate alınmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...