11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2022/6223 E. , 2023/578 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalı TPMK vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 13.11.2018 tarihli ve 2017/1413 E., 2018/7000 K. sayılı kararı ile araştırma yapılması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 02.03.2020 tarihli ve 2019/4019 E., 2020/2241 K. sayılı kararı ile gerekçe ile hüküm çelişkisi içermeyen, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak davanın kabulüne dair verilen kararın davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Davalı şirket vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (6100 sayılı Kanun), 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'ndan (1086 sayılı Kanun) farklı olarak kanun yolları arasında karar düzeltme müessesesine yer verilmemiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesinden sonra Yargıtay tarafından 6100 sayılı Kanun uyarınca yapılan temyiz incelemesi sonucunda verilen kararlara karşı tarafların karar düzeltme hakkı bulunmadığından davalı vekilinin karar düzeltme isteği niteliğini taşıyan başvurusunun reddi gerekir. 6100 sayılı Kanun'da, istinaf ve temyiz olmak üzere iki olağan kanun yolu öngörülmüştür. Mülga 1086 sayılı Kanun'da düzenlenen karar düzeltme müessesine ise yer verilmemiştir. Buna rağmen birçok dosyanın, “olmayan bu kanun yolu” üzerinden yeniden Yargıtay’a gönderildiği sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Hak arama hürriyeti veyahut mahkemeye erişim hakkı kapsamında Dairemize intikal ettirilen bu tür dosyalar, Dairemiz esasına kaydedilmekle, müteakiben gelen birçok dosyanın, temyiz inceleme sırasını ötelemenin yanı sıra, kararın kesinleşme sürecini de akamete uğratarak lehine karar verilen tarafı da mağdur etmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “Dürüst Davranma” kenar başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrası “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.” hükmünü amirdir. Dolayısıyla Bölge adliye mahkemelerinin fiilen devreye girmesinden sonra istinaf ve temyiz denetiminden geçen bir kararın her ne ad altında olursa olsun yeniden Yargıtay gündemine taşınması kötü niyetli kanun yolu başvurusu addedilip talebin reddinin yanı sıra, para cezası tayinini de gerektirir. Müzakereler esnasında; “karar düzeltme ve buna bağlı kötü niyetli başvuruyla ilgili bir yaptırım düzenlenmediğinden ceza tayininin hukuka aykırı olacağı" tezi de dile getirilmiştir.
Ne var ki olağan kanun yollarından olan temyiz ve istinaf taleplerinin kötü niyetli yapılması hâlinde bile ceza öngören kanun koyucunun, kanunda hiç yer almayan “karar düzeltme” yoluna özel yaptırım getirmemiş olmasının yegane sebebi böyle bir müessesenin kanun metninde yer almamasından kaynaklanmaktadır. Doğal olarak kanun metinleri, bünyesinde düzenleyip tarif ettiği hususlara ilişkin hükümler koyar. Bünyesinde barındırdığı denetim yollarının kötüye kullanılmasını düzenler. Aksi hâl, kanun yapma tekniğine de aykırı düşecektir. Dolayısıyla kanunda hiç yer almayan ve dolayısıyla kötü niyetin en bariz şekilde tezahür ettiği bu hâli yaptırımdan muaf tutmanın kanunun özü ve ruhuyla bağdaşmayacağı şeklinde tezahür eden çoğunluk görüşüyle, dilekçe reddinin yanı sıra cezai müeyyideye bağlanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Kaldı ki, 6100 sayılı Kanun'un "Kötüniyetle istinaf yoluna başvurma" başlıklı 351 inci ve "Kötüniyetle temyiz" başlıklı 368 inci maddelerinin atıfta bulunduğu "Kötüniyetle veya haksız dava açılmasının sonuçları" başlıklı 329 uncu madde metninin özünde, mahkemeye erişim hakkının kötüye kullanıldığı tüm hâlleri kapsadığı anlaşıldığından kötü niyetle karar düzeltme yoluna başvuran davalı asıla para cezası verilmesi gerekmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeple; Davalı şirket vekilinin karar düzeltme talepli dilekçesinin REDDİNE, Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi üzerine Yargıtayca verilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna gidilmesi mümkün olmayıp karar düzeltme talebinin kötü niyetle yapıldığı anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun'un 368 inci maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 329 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca karar düzeltme talep eden davalı şirketin takdiren 3.000,00 TL disiplin para cezası ile CEZALANDIRILMASINA, Para cezasının İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Peşin alınan karar düzeltme harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.01.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY İstinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının, Dairece bozulması üzerine İlk Derece Mahkemesince verilen 06.01.2021 tarihli karar, Dairenin 2021/2093 Esas, 2022/4836 Karar sayı ve 14.06.2022 tarihli kararı ile onanmış, bu kez davalı vekili Daire kararının düzeltilmesini istemiştir. Uyuşmazlık 6100 sayılı HMK hükümlerine tabi olup, yasada kanun yolları arasında "karar düzeltme" müessesesine yer verilmemiştir. Bu nedenle davalının, yasada yer almayan kanun yolu isteminde bulunması yasal dayanaktan yoksundur. Yasal dayanağı bulunmayan karar düzeltme kanun yolu talebinin reddi halinde kötüniyetli talep sahibi taraf aleyhine disiplin para cezasına hükmedileceğine ilişkin bir düzenleme de yasada yer almamaktadır. Sayın çoğunluk tarafından davalı aleyhinde Yasa'da yer almayan disiplin para cezasına hükmedilmesi, Ceza Hukuku'nun temel kurallarından olan "suç ve cezada kanunilik" ilkesine aykırıdır. Davalının talebi HMK 361 vd. maddelerinde düzenlenen temyiz talebi niteliğinde bulunmadığından çoğunluk görüşünün aksine HMK 368 maddesi hükümlerinin uygulanması da mümkün değildir. Kaldı ki karar düzeltme kanun yolu bulunmayan bir karar nedeniyle karar düzeltme isteminde bulunulmasında, talep sahibinin kötü niyetli olduğunun peşinen kabulü de söz konusu değildir. HMK 368 maddesi delaletiyle HMK 329 maddesinde düzenlenen "kötü niyet" TMK 2/2 maddesindeki hakkın suistimali niteliğinde olup, bir hakkın amacına aykırı bir biçimde, yani hak sahibine yararlı olacak ölçüyü aşarak ya da hiç yarar sağlamadığı halde başkalarına zararlı olacak biçimde kullanılmasıdır. Her somut olayda kötü niyetin varlığı kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Eldeki davada, davalı, karar düzeltme kanun yolu bulunmayan Daire kararı aleyhine karar düzeltme yoluna başvurmuş olup davalının bu davranışında "kötü niyetli" olduğuna ilişkin dosya içeriğinde hiçbir emare bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davalı aleyhinde, yasal dayanağı olmayan disiplin para cezasına hükmedilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.