11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2021/4218 E. , 2023/334 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : .... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 17.01.2023 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ...ve davalı vekilleri Av. ... ile Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin depolama alanında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, ... Kağ. Ür. Ltd. Şti. ile arasında depolama alanı kullanımına dair anlaşma bulunduğunu, dava dışı ...'nin borçlarının tahsili için başlatılan icra takibinde müvekkilinin depolama sözleşme ile faaliyet gösterdiği depoya hacze gelindiğini, müvekkilinin depodaki mallar için istihkak iddiasında bulunduğunu, cebri icra tehdidi ve baskısı altında borcu üstlenerek dava konusu 06.06.2014 tarihli protokolü imzaladıklarını; ancak protokolü imzalayan kişinin şirket yetkilisi olmadığı gerekçesi ile 11.06.2014 tarihinde yeni bir protokol imzalandığını, bu kapsamda verdiği bono bedellerini de ödemek zorunda kaldığını, esasen hiçbir borcu olmadığını ileri sürerek müzayaka halinde imzalanan 11.06.2014 tarihli protokolün müvekkilleri yönünden hükümsüzlüğünün tespiti ile protokol gereğince ödediği 75.000,00 TL’nin istirdadı ile kalan 225.000,00 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; icra dosyasında takip borçlusu olan ...’nin oğlunun yetkilisi olduğu dava dışı ... Kağ. Ür. Tic. Ltd. Şti.'nin adresinde 21.05.2014 tarihinde gerçekleştirilen haciz sırasında takip borçlusuna ait evrak bulunduğunu, davacının depodaki mallar için istihkak iddiası olsa da borcun tasfiyesi için kendi rızasıyla haciz sırasında borç tasfiye protokolü imzaladığını ve müvekkiline 5 adet bono bedelini ödediğini, protokol kapsamında halen alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı arasında yapılan sözleşme, borca katılma sözleşmesi olup davacılardan Oskar...Ltd.Şti.'nin kiracı olarak faaliyet gösterdiği adrese, dava dışı 3. kişilerin borcu için hacze gelindiğinde haciz baskısı altında bu sözleşmeyi imzaladığı, diğer davacı Muhammer'in ise sözleşme ile alınan bonolara avalist sıfatı ile imza attığı, sözleşmelerin 06.06.2014 ve 11.06.2014 tarihli oldukları, davacı taraf haciz sonrası 10.06.2014 tarihinde istihkak davası açmış ise de sonraki gün olan 11.06.2014 tarihinde ikinci protokolü imzaladığı, protokol imzalanırken avukatından da yardım aldığı, haciz 850.223,05 TL’lik alacağa ilişkin olmasına rağmen 300.000,00 TL’lik protokol yapıldığı, davacının senetlerin vadesi gelmeden bu davayı açma imkanı varken 5 adet senedi ödedikten sonra bu davayı açmış olmasına göre 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 37 nci maddesinde öngörülen şekilde bir korkma halinin bulunmadığı, korkutma olduğu bir an için kabul edilse dahi aşırı bir menfaat sağlanmadığı, korkutma tehlikesi ortadan kalkmasına rağmen bir kısım senetleri ödendikten sonra bunu dile getirilmesinin sözleşmeye onay verildiği manasına geldiği, bonoya avalist olan diğer davacı ... yönünden de korkutma şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1.Mahkemece cebri icra tehdidi yönünden tanık dinlenmediğini, sunulan belgeler ve icra dosyalarının cebri icra tehdidini kanıtladığını; ancak Mahkemenin yeterli görmemesi halinde tanık dinlemesi gerektiğini,
2.Cebri icranın varlığının taktiri hakime ait olup bu konuda bilirkişi raporu alınmasının hatalı olduğunu, defter incelemesi yapılmadığını, bilirkişi raporundaki tespitlerin ve Mahkemenin gerekçesinin hatalı olduğunu,
3.Davacı ...'in şirket ortağı olduğunu, avalist sıfatı ile imzaladığı senet ve protokol bulunmadığını, cebri icra tehdidi sürerken kefil sıfatı ile atılan imza olduğunu ileri sürerek ve resen nazara alınacak sebeplerle kararın kaldırılmasını kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönden hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400.00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.