Esas No
E. 2022/27985
Karar No
K. 2023/1691
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Terör

3. Ceza Dairesi         2022/27985 E.  ,  2023/1691 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN;

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI: 2020/252 E., 2021/133 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEMYİZ EDENLER: Sanık müdafileri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret kararının, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, verilen cezanın süresi itibariyle yasal şartları taşımadığından 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesi gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.11.2019 Tarihli ve 2018/86 Esas, 2019/538 sayılı Kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına karar verilmiştir.

2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.02.2021 tarihli ve 2020/252 Esas ve 2021/133 sayılı Kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafilerinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir

3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 11.05.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafilerinin temyiz istemleri; mahkumiyet kararına gerekçe olarak gösterilen hususların çoğunluğunun HSK tarafından açılmış ve halen devam eden bazı soruşturmalar olduğunu, bu hususların hiçbirinin sübuta erip ermediği dahi ortaya konulamamışken, FETÖ ile bağlantı kurulmasının yerel mahkemece temelsiz bir şekilde belirtildiği bu yönüyle masumiyet karinesinin çiğnendiği, mahkemece haklarında beyanlarının alınmasına yönelik talimat yazılan tanıkların beyanlarının hiçbir şekilde alınamadığı, sanığın üye olduğu tarih itibarıyla Yarsav, isteyen her Hakim-Savcının rahatlıkla üye olabildiği bir meslek kuruluşu olup Yarsav üyeliğinin FETÖ üyeliğine delil gösterilmesinin bir hukuki boyutu ve dayanağı olmadığı, tanık Z.E. isimli şahıstan temin edilen dokümanlar ve çelişkili, asılsız, iftira mahiyetindeki beyanlarına dayanarak cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğu ve sair sebeplere ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Dosya kapsamından elde edilen delillere göre; Kütahya savcısı iken Hakimler ve Savcılar Kurulu 2. Dairesinin 16.07.2016 tarihli kararı ile açığa alınan, Genel Kurulun 24.08.2016 tarihli kararı ile ihraç edilen ve 29.11.2016 tarihinde de ihracı kesinleşen sanığın, yoğunluk ve çeşitlilik gösteren faaliyetleri kapsamında silahlı terör örgütünün yargı mahrem yapılanması içinde yer aldığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yapısı ve amacı dikkate alındığında sadece örgüt üyeleri tarafından gerçekleştirilebilen faaliyetlerde bulunan sanığın örgüt üyesi olarak kabul edilmesi gerekmekte olup buna göre sanığın örgüt üyesi olarak FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaçlarını benimsediği, örgüt bütünlüğü içerisinde ve hiyerarşik yapıya dahil olarak örgüt tarafından verilen görevleri her zaman için yerine getirmeye hazır vaziyette bekleyerek, kendi iradesiyle hareket etmeyip örgüt iradesini benimseyerek ve bunu kendi iradesinin önüne geçirdiği, örgüt ile organik bağ kurduğu anlaşılmakla, sanığın tamamen inkâra yönelik olan savunmasına itibar edilmeyerek atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

1.Mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde, sanıkları, mağdurları,

Cumhuriyet savcısı ve herkesi inandıracak şekilde olması, Yargıtay'ın tutarlılık denetimini yapabilmesi için kararın dayandığı tüm verilerin, bu verilere mahkeme tarafından ulaşılan sonuçların; iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması, bu suretle dava konusu eylemin oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise suç olarak tanımlanıp tanımlanmayacağı konusundaki mahkeme kabulünün duraksamaya yol açmayarak biçimde karar yerinde gösterilmesi gerekirken; İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında, anılan ilkelere uymayarak hangi delillere dayandığını da açıklamadan; "sadece örgüt üyeleri tarafından gerçekleştirilebilen yoğunluk ve çeşitlilik gösteren faaliyetlerde bulunduğu, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaçlarını benimsediği, örgüt bütünlüğü içerisinde ve hiyerarşik yapıya dahil olduğu" şeklindeki soyut bir kabul ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1, T.C. Anayasasının 141/2,

CMK'nın 34/1 ve 230/1-c maddelerine de aykırılık oluşturacak biçimde gerekçesiz hüküm kurulması,

2.Oluş ve mahkeme kabulüne göre, suç tarihi itibariyle örgütsel bağını ortaya koyan herhangi bir kod adı veya örgütsel iletişim ağı kullandığı saptanamayan sanık hakkında, bir başka dosya şüphelisi olan ve bu dosyada tanık olarak beyanına başvurulan Z.E. isimli kişiden elde edilen 40 nolu dokümanın belirleyici delil olduğu hususu da gözetilerek, dokümanda geçen (03), (01) kodları ile murakıb'ın örgütsel kronolojide ne anlama geldiğinin şüpheye yol açmayacak şekilde belirlenmesi, dokümanın içerik itibariyle sanığın öğrenci olduğu dönemi kapsamı ve örgütsel bağlılıkla ilgili eleştiri içermesi de gözetilerek, sanığın sonraki süreçte örgütün görünen yüzü ortaya çıktıktan sonra da örgütsel bağını devam ettirip ettirmediğinin tespiti amacıyla UYAP veri havuzundan araştırma yapılması, sanık aleyhine bilgi ve beyanlara rastlanılması halinde söz konusu bilgi ve beyanların onaylı örneklerinin dosya içerisine getirtilmesi, gerekmesi halinde ilgili şahısların tanık olarak dinlenmeleri, tüm bu delillerin CMK'nın 217 nci maddesi kapsamında duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma sonucunda yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine yönelik karar verilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.02.2021 tarihli 2020/252 Esas ve 2021/133 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.03.2023 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.