Esas No
E. 2022/18167
Karar No
K. 2023/1067
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Terör

3. Ceza Dairesi         2022/18167 E.  ,  2023/1067 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI: 2019/1560 E., 2020/956 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Trabzon 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.07.2019 Tarihli 2017/61 Esas ve 2019/270 sayılı kararı Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi ikinci fıkrası (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2.Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 16.09.2020 tarihli ve 2019/1560 Esas, 2020/956 sayılı kararı Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 21.03.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; sanığın suça konu örgütün adliye yapılanmasına yönelik Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturmada gizli tanık Albatros isimli şahıstan elde edilen SD kart üzerinde yapılan incelemede, Albatros'un mahkemece alınan beyanlarında, sanık savunmaları, HTS kayıtları, dosyada bulunan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; Lise döneminde suça konu örgüt ile ilk irtibatı kuran sanığın üniversite döneminde Trabzon ilinde örgüte ait ışık evi diye tabir edilen evlerde kalıp örgütün yönlendirmesi ile adliye yapılanmasında sorumlu olarak görev yapan Hakan kod adlı H. Y. isimli örgütçü şahıs ile görüştürüldüğü ve örgüt tarafından bu aşamada "5" derecesi ile kodlandığı ve bu kodlamanın "örgüt tarafından güvenilen ve geçmişinde örgüt bağlantısı mevcut olan kişileri ifade ettiği" sanığın bilahare İstanbul Adliyesinde mübaşir olarak görev yaptığı ve örgütsel manada böylelikle örgütün adliye yapılanmasına dahil olduğu ve üzerine atılı suçun sübuta erdiği anlaşılmakla; üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine, örgütsel toplantılara kimlerin katıldığına yönelik örgütte kaldığı süre ve konumuna uygun bilgiler vermesi suretiyle suçun aydınlatılmasına katkıda bulunup samimi olarak pişmanlık duyduğunun tespiti, ayrıca beyanlarının doğruluğunun tespiti açısından yapılan yazışma sonucunda, beyanlarında geçen kişiler hakkında atılı suçtan soruşturma ve kovuşturma yapıldığının tespiti hususları dikkate alındığında, sanık hakkında TCK'nın 221/4-2 cümlesinde yazılı etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesinin sanığın beraatine dair verdiği karara yönelik sanık aleyhine yapılan istinafın esastan reddinin gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Yapılan yargılama, toplanan deliller, sanık ifadeleri, bilirkişi raporları, HTS kayıtları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ... hakkında FETÖ-PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan dava açılmış ise de;

TCK'nın 314/2 maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olma suçunun oluşabilmesi için sanığın bu örgütün hiyerarşik yapısına dahil olması ve örgütle organik bağının bulunması gerekmektedir. Hiyerarşik yapıya dahil olup olmadığını tespit etmek için ise, eylemlerinin süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik arzetmesi veya eylemin niteliğine göre değerlendirilmesi gerekmektedir.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY örgütünün adli teşkilatlara ilişkin yapılanması hakkında yürütülen soruşturmalarda, gizli tanık Albatros tarafından soruşturma makamlarına sunulan ve içeriğinde adli kurumlara yerleştirilen kişilere dair kodlamaların bulunduğu listede, sanık ...'a ilişkin aile ve kimlik bilgileri, katıldığı sınava ilişkin komisyon ve görev bilgileri, KPSS puanı,başvurusu ve referans ve örgüt içindeki konumuna dair bilgilerin bulunduğu,

Listede sanığın örgüt tarafından yapılan hiyerarşik belirlemede, örgüt tarafından güvenilen, geçmişinde örgüt bağlantısı mevcut olan kişiyi gösterir şeklide "5" numara ile derecelendirildiği görülmüş, sanık hakkında soruşturmaya başlanıldığı ve devamında kamu davası açıldığı, sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki ikrari savunmalarından özetle; üniversite eğitimi sırasında örgüte müzahir evlerde barındığı, öğrenciliği sırasında sınavlara hazırlandığı, mübaşirlik için İstanbul Adalet Komisyonuna başvurduğu, bu süreçte o dönem bu yapı ile bağlantılı Hakan kod adlı H. Y. ile görüşerek referans istediği, 2013 Temmuz ayında İstanbul Adliyesinde mübaşirlik görevine başladığı ancak para talepleri nedeniyle örgütle irtibatını kestiği anlaşılmıştır.

Her ne kadar sanığın İstanbul Adliyesinde ihraç olmadan önce TMK ile yetkili Ağır Ceza Mahkemesinde mübaşir olarak görevlendirilmesinin şüpheli bir durum olduğu iddianamede belirtilmiş ise de sanığın bu mahkemeye atamasının yapılması hususunda bir dilekçesinin bulunmaması ve atamasının doğrudan yapılmış olmasından dolayı iddia soyut kalmıştır. Gizli tanık Albatros ve sanığın ikrari savunmaları haricinde sanığın FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olduğuna dair iddianamede başkaca bir delil gösterilmemiş ve dosyaya yargılama aşamasında başkaca bir delil yansımamıştır. Sanığın savunmalarında teşhis ettiği H. Y. mahkememizce tanık olarak dinlenmiş ve sanığı tanımadığı beyan etmiştir.

Gizli tanık Albatros mahkememizce 10.10.2017 tarihli duruşmada dinlenmiş, özetle; sanığı tanımadığını, sanık hakkındaki bilgi belge ve delil durumunu bilmediğini, listenin tüm Türkiye'yi kapsadığını, listede bulunan bilgilerin örgütün adliye yapılanmasına ilişkin olduğunu, vermiş olduğu listedeki derecelendirmelerin sınavlara hazırlık aşamasını kapsadığını, ekleme ve çıkarmaların yapılabileceğini beyan etmiştir.

Gizli tanık beyanına ilişkin yapılan değerlendirmede; gizli tanık Albatros'un deşifre ettiği listenin sınava hazırlık aşamasını kapsadığı dolayısıyla sanık yönünden 2012 ve 2013 yılı Temmuz ayına kadar olan süreci kapsadığı, gizli tanığın ifadesinde de belirttiği üzere soruşturma makamlarının eline geçmeden önce bu delil üzerinde bahsi geçen gizli tanığın kendi beyanında da bahsettiği üzere bir eklemeler ve çıkarmaların yapılmış olmasının da delilin adli soruşturma açısından güvenilirliğini zedelediği, bu hususun yanı sıra Tanık Koruma Kanunu'nun 9/8 inci maddesi uyarınca gizli tanık beyanı niteliğindeki bahsi geçen dijital verilerin tek başına başkaca somut delillerle desteklenemediği hallerde adli soruşturma ve kovuşturma açısından tek başına hükme esas alınamayacağı kuralı da göz önüne alındığında, tek başına bu delil yönünden, sanık hakkına atılı suçu işlediği yolunda her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil olmadığı değerlendirilmiştir.

Sanığın cep telefonu ve SIM kartı ve hafıza kartı üzerinde bilirkişi tarafından yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 04.01.2019 tarihli rapor ile Trabzon Siber Suçlarla Mücedele Şube Müdürlüğünden alınan 19.06.2017 tarihli expot tutanağına göre herhangi bir suç unsuruna rastlanmamıştır. Toplanan tüm delil ve bilgilerden, gizli tanık Albatros'un derecelendirmesinin sanık yönünden 2013 yılı Temmuz ayına kadar olan sürece ilişkin olması, sanığın örgüt hiyerarşisine girdiği ve örgütle organik bağ kurduğuna dair başkaca bir delilin dosyaya yansmadığı, devletin şüphe duyduğu kamu görevlileriyle çalışmama hakkının bulunması ancak bir temel ceza mahkumiyeti için dosyadaki delilin yeterli kabul edilemeyeceğinden sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla sanığın atılı suçu işlediği sabit görülmemiş ve beraatine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerekçeli karar başlığında hükme esas alınan tüm delilerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandığı anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesinin kararında bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere: Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme, s. 383 vd.)

Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (... Özel Kısım s. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt s. 28, Özgenç Genel Hükümler s. 280). Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:

Nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, tanık beyanlarında sanığın örgütle irtibatına dair anlatım bulunmadığı, sanık savunmasına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, silahlı terör örgütü FETÖ/PDY'nin kamuoyuna cemaat olarak bilindiği dönemde söz konusu yapı içerisinde bulunduğu ancak bu yapının kamuoyunca da bilinen operasyonel eylemlerinden sonra yapıyla irtibatını kestiği şeklindeki savunmasının aksine delil bulunmaması ve tanık beyanının sanık savunmasını doğrular nitelikte olması karşısında, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, sanığın delil yetersizliğinden beraatine yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 16.09.2020 tarihli ve 2019/1560 Esas, 2020/956 sayılı kararında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Trabzon 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.03.2023 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.