3. Ceza Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/28965
- Karar No
- 2023/799
- Karar Tarihi
- 23.02.2023
- Dava Türü
- Ceza
- Hukuk Alanı
- Ceza Hukuku - Terör
- Karar Sonucu
- REDDİNE
3. Ceza Dairesi 2022/28965 E. , 2023/799 K.
"İçtihat Metni" TUTUKLU
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.12.2021 tarihli 2020/235 Esas ve 2021/356 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 22.02.2022 tarihli 2022/211 Esas ve 2022/261 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca tanzim olunan 24.05.2022 tarihli bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasının hatalı olduğuna, sanığın verdiği bilgilerin aksini gösteren delil olmadığına, varsayımsal yorumlara dayanılarak sanığa ceza verildiğine ve sair nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık hakkında yürütülen soruşturma kapsamında sanığın FETÖ/PDY'nin askeri mahrem yapısının gizliliğini korumak için kullandığı iletişim metodlarından olan sabit ve ankesörlü telefonlardan 18'i ardışık nitelikte olmak üzere, toplam 39 kez arandığının tespit edildiği, sanıkla ardışık aranan şahıslardan 5'inin askeri personel, bir tanesinin ise "belirtilen kriterlerde kaydı olan" sivil şahıs olduğu anlaşılmıştır.
Sanık 02.06.2020 tarihinde Yalova'da yakalanmıştır. Sanık yakalandıktan sonra 03.06.2020 tarihinde Yalova TEM Şube Müdürlüğünde alınan ifadesinde etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini beyanla, özetle ortaokuldayken 1992 yılında tanıştığını; gittiği yapıya ait evde ders çalışma, ... ve Sait Nursi kitapları okutulduğunu, namaz kılma ve dini sohbet faaliyetlerinin yapıldığını, bu dönem ifadesinde ismini verdiği abiler tarafından askeri liselere ve fen liselerine hazırlandıklarını fakat kazanamadıklarını, 1992'den 1996'ya kadar Yalova'daki cemaat evlerine gitmeye devam ettiğini, 1996 yılında girdiği üniversite sınavında Bilkent Üniversitesi'ni kazandığını, üniversitede ilk yıl okulun yurdunda kaldığını, burada kendisine rehber öğrenci sorumluluğu ile dine ılımlı olan fakat cemaat mensubu olmayan şahısları cemaate kazandırma görevi verildiğini, üniversite 3. sınıftayken Bahçelievler'de bulunan örgüt evinde kalmaya başladığını, Bahçelievler bölgesinin bir kısmının ilköğretim öğrencilerinden mesul olduğunu, eve gelen bir kısım ilkokul öğrencilerini fen lisesi ve askeri liselere hazırlama görevinin olduğunu, örgüt tarafından üniversite 4. sınıfta kendisine bölge üniversite mesullüğü görevinin verildiğini, bu kapsamda örgütle ilişkisi olmayan ve dine ılımlı şahısları örgüte yönlendirdiğini, mezuniyet sonrası örgüt tarafından kendisinden kurum sınavlarına hazırlanmasının istenildiğini, KPSS ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı Sınavlarında başarısız olmasına rağmen Jandarma Genel Komutanlığı sınavında başarılı olduğunu, mülakatı geçerek jandarma subayı olduğunu, o dönem örgütün jandarma mahrem sorumluları ... kod adlı şahıs ile M.G isimli şahıs tarafından ismini hatırlamadığı örgüt mensubuna devredildiğini, bu şahsın da kendisini ... isimli örgüt mensubuna devrettiğini, Jandarma Genel Komutanlığı Harp Okulu döneminde örgüt mensupları tarafından kendisinden çalıştığı yerdeki ve okul ortamındaki askeri kişiler hakkında (kadına meraklı mı, içki içer mi, siyasi düşüncesi, dine bakış açısı gibi) bilgilerin talep edildiğini, kendisinin de bu bilgileri verdiğini, örgüt sorumluları tarafından kendisine açık hat verildiğini, bu hatlar üzerinden kendisiyle iletişim kurulduğunu, bu numarayı hatırlamadığını, o dönemde S.A., E.S, Ş.T., C.Ş., A.K. ve F.K isimli şahısların örgütle bağlantılı olduğunu, 2005 yılında Hatay'a tayini çıktığını, Hatay'da ... kod adlı (M.K.) şahsın kendisiyle ilgilendiğini, ...'in kendisinden askeri personellerin aleyhine kullanılabilecek bilgi istediğini, kendisinin de verdiğini, 2008'de Adana'ya tayin olduğunu, ...'in kendisini Adana'da A.S. isimli şahsa devrettiğini, bu şahsın 2008-2010 yılları arası kendisiyle ilgilendiği, irtibatlarının patates (açık) hat vasıtasıyla olduğunu, 2010'da Şırnak'a tayin olduğu, 2010-2012 arası Şırnak'ta bulunduğu dönemde de örgütsel görüşmelerinin devam ettiğini, Şırnak'ta bulunduğu dönemde R.K. ve E.Ş. isimli şahısların örgütsel irtibatının olduğunu, 2012 yılında İstanbul'a atandığını, kendisini arayan örgüt mahrem sorumlusu tarafından THY'de çalışan, son olarak Kuveyt'te olduğunu bildiği ... kod adlı M. M isimli örgüt sorumlusuna devrettiğini, ankesör aramalarının bu şahıs tarafından yapıldığını ve ankesörlü telefonlardan arandığını, 2016 yılında kurum içinde gördüğü baskı ve mobbing dolayısıyla istifa ettiğini, ... kod adlı M.M ile bu şahsın örgüt içinde üstü konumunda bulunan ... kod isimli şahsın istifa etmesini istemediklerini, kendisinin yine de istifa ettiğini, istifadan sonra da ... kod adlı M.M ile görüşmelerinin devam ettiğini ve bu görüşmelerin gizliliğe riayet edilerek yapıldığını, 2018 yılı başına kadar bu şahısla görüştüğünü, bu şahsın kendisini Gaziantep ilinde yüzbaşı olarak görev yapan M.Y'nin yanına gitmesini, kendisiyle ilgilenerek örgütle irtibatını koparmamaya çalışmasını istediğini, kendisinin de bu şahısla görüşmek için 2016 yılı sonunda iki kere yanına gittiğini, yine M.Y ile de Gaziantep içinde adını bilmediği bir örgüt mensubunun yanına gittiğini, ancak adresin yanlış olması dolayısıyla bu şahısla buluşamadığını ve hiç görmediğini, MY'yi tanıdığını ve örgütle irtibatlı olduğunu bildiğini, 2015 yılında Ahmet kod adlı M.M'nin telefonuna Kakao isimli yazışma programını yüklediğini, 2004-2016 yılları arası örgüte himmet verdiğini beyan etmiştir.
Sanık 05.06.2020 tarihli ek ifade tutanağında ise özetle, Bilkent Üniversitesi'nde öğrenci olduğu dönemde örgüt tarafından kendisine Semt Sorumluluğu görevinin verildiğini, ortaokul ve lise öğrencileriyle ilgilendiğini, aynı zamanda bu öğrencilerle ilgilenen abilerin de üstü konumunda bulunduğunu, bu öğrencileri askeri okullara yönlendirdiğini, Maltepe Askeri Lisesinden Harp Okuluna geçen üç öğrencinin kendi sorumluluğuna verildiğini, bunlardan birisinin askeri liseden sonra askeriyeden ayrıldığını, diğer ikisiyle ilgilendiğini, sonrasında Ankara Muhabere Sınıfından üç kişiyle ilgilendiğini, bu dönemde ... kod adını kullandığını, bu şahısların birlikte ev tutmasını sağlayarak bu evde bu şahıslara sohbet verdiğini, Şırnak'ta bulunduğu dönemde R.K ve E.Ş isimli şahıslarla aynı sohbet grubunda olduğunu, Şırnak'ta görevliyken Gülyazı Tugay Komutan Yardımcısı H.O.G isimli şahsı karalama amaçlı faaliyet yapılacağını örgüt mahrem sorumluları kendi aralarında konuşurlarken duyduğunu, Ankara-İstanbul gibi kritik şehirlerde görev alabilmek için örgüt tarafından özellikle Şırnak'ı tercih etmeye yönlendirildiğini (mahrem abisi A.S tarafından) ve Şırnak'ı birinci veya ikinci tercih olarak yazdığını, daha sonrasında İstanbul KOM Mali Suç Kısım Amirliğine atandığına, İstanbul'da N.K isimli şahsa devredildiğini, N.K isimli örgüt mahrem sorumlusunun kendisine Sözleşmeli Subaylıktan Muvazzaf Subaylığa Geçiş Sınavı sorularının %90'ının bulunduğu bir kitapçık getirdiğini ve kendisine ezberlemesi için verdiğini, kendisinin de ezberlediğini, sınavın %90'ının bu kitapçıktaki sorulardan olduğunu, istifa ettikten sonra ... kod adlı M.M'nin kendisinden rastgele kişiler hakkında paralelci diye ihbar yazmasının istediğini, kendisinin de bu şekilde isimsiz ihbarlar yazdığını, ... kod adlı M. M'nin bunların tasnifini yaparak ilgili yerlere gönderdiğini, Başakşehir'de bulunan bir evde ... kod adlı M.M görüşmelere devam ettiğini, darbe sonrasında içinde ... kitaplarının bulunduğu flash belleği tuvalete atarak imha ettiğini, ... kod adlı M.M'nin darbe sonrası tutuklanıp ihraç olan askerlerin aileleri ile görüşerek manevi destek olmasını istediğini, kendisinin de birkaç kişiyi aradığını ancak kimseye ulaşamadığını, örgütten kopmasının önlemek için görüştüğü M.Y ile görüştüğünü, 2019 yılı yaz ayında ... kod adlı M.M'nin üstü konumunda bulunan ... kod adlı şahsın Yalova'ya gelerek birkaç kez kendisiyle görüştüğünü, beyan etmiştir.
Sanığın 2016 yılı Nisan ayında ...'daki görevinden istifa ettiği ve darbe teşebbüsünün olduğu gece itibariyle takip etmesi gereken bir mesaisi veya çalıştığı bir iş olmadığı, eşini ve çocuklarını Denizli ilindeki ailesinin yanına bırakarak 15.07.2016 günü saat 23:25’te Sabiha Gökçen Havalimanına geldiği, insanların araçla veya yaya olarak havalimanından gidebiliyor olmasına karşın sanığın havalimanında yaklaşık 7 saat gibi ciddi bir süre beklediği ve daha sonra 16.07.2016 günü 06:51 sıralarında yaya olarak havalimanından ayrılması nedeniyle sanığın havalimanına örgütün vermiş olduğu talimat ile geldiğinin, burada bir görevinin bulunduğunun, darbe teşebbüsünün seyrini takip ettiğinin ve darbe teşebbüsünün gerçekleşmemesi üzerine havalimanından ayrıldığının değerlendirildiğinin iddianamede belirtildiği, sanığın istifa edip darbe girişimi sonrası dahi mahrem sorumlusu ile görüşmeye devam ediyor olması, eşini ve çocuklarını, Denizli'ye bırakarak tek başına Sabiha Gökçen'e gelmesi ve olay tarihi itibariyle herhangi bir işi ve mesaisinin olmaması, sanığın araç veya yaya olarak çeşitli vasıtalarla havalimanından ayrılma imkanı olması gibi hususlar bakımından 7 saat gibi ciddi bir süre boyunca havalimanında kalmaya devam etmesi hususunu makul bir şekilde izah edemediği, bununla birlikte sanığın bu şekildeki eyleminin herhangi bir suç teşkil ettiğine dair emareye rastlanılmadığı, bununla alakalı olarak iddianamede sanığa ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği bilgisine yer verilmiştir. Yine sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini bahisle yaptığı anlatımlarda, darbe girişimi sonrası içinde örgüt liderinin kitaplarının olduğu flash belleği tuvalete atarak imha ettiği beyanı bakımından içinde kitaptan ziyade darbe teşebbüsü ve örgütün kripto yapısı ile ilgili bilgi ve belgelerin olabileceği iddianamede belirtilmişse de tüm dosya kapsamından bu husus anlaşılamamaktadır. (Ancak flash belleği imha etmesi hususu etkin pişmanlık müessesi bakımından samimi olmadığı kanaatini güçlendirmektedir.) Yine sanığın istifasının sanığın mesai arkadaşı olan B.T isimli şahsın alınan kolluk beyanında bu olaya çok şaşırdığını beyan ettiğini, o dönemki şube müdürlerinin titiz ve ters davranan birisi olduğunu, il jandarma komutanı G.S ve KOM Şube Müdürü B.A isimli şahısların örgüt üyesi oldukları bilindiğinden şüphelinin bahsi geçen istifasının kişisellikten ziyade çok örgütsel bir plan dahilinde olduğu belirtilmiştir.
Bu husus somutlaşmamış olsa da; sanığın Askeriyeden istifa etmesine rağmen örgüt mahrem abileriyle görüşmelerine devam etmesi, sanığın örgütsel bağının kuvvetini mahkememize göstermiştir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın FETÖ/PDY'nin askeri mahrem yapılanmasının gizliliğini korumak adına kullandığı sabit ve ankesörlü hatlardan aranmak suretiyle iletişim kurmasına ilişkin 18'i ardışık nitelikte olmak üzere toplam 39 kez sabit ve ankesörlü hatlardan arandığı, sanığın etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadelerinde örgüt tarafından bu şekilde arandığını ikrar ettiği, yine bununla alakalı olarak sanığın operasyonel hat kullandığını beyan ettiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/109176 sayılı Jandarma mahrem yapılanmasının operasyonel hat kullandığına ilişkin yürütülen soruşturma dosyası kapsamında da sanığın, 0535 (...) (..) 40 nolu C.İ. isimli şahıs adına kayıtlı operasyonel hattı kullandığına ilişkin bilgilerin gönderildiği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamından ve sanığın aşamalardaki anlatımlarından örgütle tanıştığı ortaokul çağlarından itibaren adeta örgütün hedefleri doğrultusunda örgüt içerisinde faaliyet gösterdiği, önce askeri liselere yönlendirildiği fakat kazanamadığı, sonrasında üniversite döneminde örgüt içerisinde kendisine rehber öğrenci sorumluluğu ile dine ılımlı olan fakat cemaat mensubu olmayan şahısları cemaate kazandırma görevi verildiği, akabinde ilkokul öğrenci mesulluğü yaptığı, ilkokul öğrencileriyle ilgilendiği, kendisi altında ilkokul öğrencileriyle ilgilenen şahısların bulunduğu, bu öğrencileri örgütün hedefleri doğrultusunda askeri liselere yönlendirdiği, mezuniyet sonrası örgüt tarafından askeriyeye yönlendirildiği, Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde eğitim aldığı, bu süre zarfında yine Harp Okulundan bir kısım öğrencilerle görüştüğü, bu şahıslara sohbet verdiği, ... kod adını kullandığı, mesleğe başladıktan sonra örgüt tarafından kendisine operasyonel hat verildiği, bu hatla mahrem abileri tarafından arandığı, askeriye içerisinden bir kısım şahıslara ilişkin özel bilgileri mahrem abilerinin isteği doğrultusunda mahrem abilerine verdiği, bu şekilde örgütün askeri personeli fişlemesini sağladığı, örgütün silah kullanmaktan ve anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs etmekten çekinmeyeceğini gösterdiği, bunun için birçok vatandaşımızın şehit edilip gazi kalanların olduğu kanlı eylemleri gerçekleştirdiği vahim 15 Temmuz darbe kalkışmasından sonra da askeri mahrem abisi ... kod adlı ... Mısırcı ile görüşmeye devam ettiği, bu şahsın talimatı doğrultusunda kendisiyle 24.05.2013, 21.06.2013, 24.06.2013, 30.06.2013, 07.08.2013 ve 03.07.2015 tarihlerinde ardışık aramasının bulunduğu ve kendisini tanıdığı M.Y isimli şahısla görüşmek ve örgütle bağlantısının devamını sağlamak için Gaziantep'e iki kere görüşmeye gittiği, (15 Temmuz sonrası örgütün kopuşları engellemek ayrıca da ihraç ve tutuklu bulunan mensuplarına destek olmak için bu hususa ayrıca önem verdiği) yine ... kod adlı M.M'nin kendisinden darbe sonrası asılsız ihbarlarda bulunmasını istediğini, kendisinin de bunu yaptığını, M.M'nin bu ihbarları ilgili birimlere gönderdiği, 2004-2016 yılları arasında himmet verdiği, yine mahrem abisi tarafından kendisine kurum içi sınav sorularının verildiği anlaşılmıştır.
FETÖ/PDY tarafından ...'ya özel önem verildiği, askeri lise öğrencisi olsun, rütbeli-rütbesiz asker olsun, ... içerisindeki mahrem yapılanmada bulunan "öğrenci" diye tabir ettiği örgüt üyeleri eliyle askeriyede fişlemeler yaptırdığı, bu fişlemelerle elde ettiği bilgileri ileride kendilerinden olmayanların önünü kesmek, zorla emekliye ayırmak, askeriye ile ilişiğini kesmek için şantaj ve tehdit malzemesi olarak kullandığı, lise veya üniversite çağında olsun örgütün yönlendirmesi ve yardımıyla (sınav sorularının temini dahil) kendi mensuplarını askeriyeye yerleştirdikleri, mahrem yapı içindeki "öğrenci" diye tabir edilen üyelerini küçük yaştan itibaren tıpkı istihbarat elemanı gibi yetiştirdiği, mahrem yapı içerisinde "öğretmen" olarak tabir edilen örgüt abisiyle haftada bir, iki haftada bir vb. sıklıklarda görüştükleri, bu görüşmelere gelirken örgüt imamını tanıdığını saklamak için örgüt imamını arkadan takip etmeleri gerektiğinin kendilerine tembihlendiği, ayrıca askeriyede normal namaz kılmamalarının istendiği, teyemmüm abdesti ve ima yoluyla namazların kılınması, kod isim kullanma gibi çeşitli örgütsel "tedbirlerin" alındığı, normal usullerle haberleşmelerinin yasaklandığı, örgüt toplantıları hakkındaki organizasyonlarla ilgili örgütteki sohbet imamlarının onlarla ankesörlü/sabit hatlarla iletişime geçtikleri, 15 Temmuz 2016 kanlı darbe girişiminin gösterdiği gibi örgütün askeri yapılanması içerisinde olan üyeleri yıllarca aldıkları eğitim doğrultusunda bir istihbarat elemanı gibi yaşayarak ve örgütten gelecek talimata kadar gizlilik ve "tedbir" kuralları çerçevesinde normal bir yaşam sürüyormuş imajı çizerek uyuyan hücre niteliğinde kaldıkları, bu şekilde Devletin tüm askeri teşkilatlarının örgütün hedefleri doğrultusunda dizayn edilmeye çalışıldığı, askeri yapılanmanın, normal sivil vatandaşlardan farklı olarak, silah kullanma, savaş eğitimine sahip olma, mesleğinin vatan savunması olması vb. hususlarını içermesi bakımından örgütün askeri mahrem yapısı içerisinde yer alan ve bizzat fişleme için bilgi temin etmesi, kurum içi sınav sorularını alması gibi eylemleriyle sanığın bizzat örgütün hedeflerini sağlamaya çalıştığı, sanığın yukarıda açıklanan eylemleriyle silahlı terör örgütü için aranan süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik kriterlerini taşıdığı ve sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu kanaatine varılmıştır.
Her ne kadar sanık hakkında iddianamede yer verilen hususlar nedeniyle silahlı terör örgütü yönetme veya kurma suçundan dava açılmış ise de tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın eylemlerinin silahlı terör örgütü üyeliği suçunu oluşturduğu, FETÖ/PDY'nin askeri mahrem yapılanması içerisinde yer aldığı, Yargıtay içtihatları gereğince silahlı terör örgütü üyeliği suçu bakımından delil olarak kabul edilen sabit ve ankesörlü hatlardan arandığı, ayrıca operasyonel hat kullandığı, örgütün gerçek yüzünün görüldüğü 15 Temmuz darbe kalkışmasından sonra askeri mahrem abisinin talimatları ile eylemlerine devam ettiği, sanığın bu şekilde dosyaya yansıyan eylemlerinin silahlı terör örgütü suçuna vücut verdiği, sanığın örgüt içerisinde askeri mahrem yapı içerisinde görev almış olması, askeriyeye öğrenci yönlendirmesi, askerliği döneminde örgüt için fişlemeye yarar bilgileri temin etmesi, örgüt tarafından kendisine temin edilen sorularla kurumda başarı elde etmesi, 15 Temmuz 2016 tarihinden sonra da örgütsel faaliyetlerine devam etmesi bakımından TCK'nın 314/2 nci maddesi gereğince sanığın takdiren ve teşdiden 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 3713 sayılı Kanunun 5/1 maddesi uyarınca sanığın cezasının 1/2 oranında artırılarak sanığın 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın geçmişi, yargılama sürecindeki tutum ve davranışları gözetilerek 5237 sayılı TCK’nın 62/1 maddesi uyarınca cezasının 1/6 oranında indirilerek sanığın neticeten 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık etkin pişmanlıktan faydalanmak istediğini belirtmiş ise de; özellikle sanığın anlatımlarının eski tarihlere ilişkin detaylı olduğu fakat darbe sonrası örgütsel faaliyetlerine devam ettiği, örgüt üyeleriye görüşmeye devam ettiği, mahrem abilerinden Yavuz kod adlı şahsı teşhis etmediği (2019 yılı yazına kadar bu şahsın iki kere Yalova'ya gelerek kendisiyle görüşmüş olması), örgütün gerçek yüzünün daha iyi anlaşıldığı darbeden sonra da örgüt içinde faaliyetlerine devam etmesine rağmen, bu döneme ilişkin anlatım ve teşhislerinin yetersiz olduğu, etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen sanığın, askeriyeden istifa etmesine rağmen mahrem abileriyle görüşmeye devam etmesi ve 15 Temmuz gecesi ailesini Denizli'de bırakarak tek başına geldiği Sabiha Gökçen Havalimanından ayrılmayarak şüpheli bir şekilde 7 saatten fazla bir süre sabaha kadar beklemesine ilişkin açık bir şekilde izahat getiremediği, sanığın anlatımlarının içeriği ve sayılan bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; yakalandığı tarihe kadar bildiklerini anlatmayan ve örgütle görüşmelerine devam eden sanığın anlatımlarında samimi olmadığı, pişmanlık duymadığı, anlatımlarında örgütün çökertilmesi noktasında faydalı bilgiler vermek yerine suçtan ve cezadan kurtulmak veya suçunu ve cezasını hafifletmek amacını taşıdığı, zira sanığın anlatımlarının örgütün mahrem yapısına ilişkin olmaktan ziyade güvenlik güçlerince elde edilen bilgilerin teyidi, ikrarı niteliğinde olduğu, örgütteki konumu ve darbeden sonraki örgütün yapısı, üyeleri, işleyişi hakkında faydalı bilgiler vermediği, bu nedenlerle sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Ayrıca CMK'nın 100 ve devamı maddeleri uyarınca sanığın almış olduğı ceza süresi, imza atmak şeklindeki adli kontrolünü mazeretsiz olarak üç kez ihlal ettiği (mazeretsiz olarak ihlal ettiğini duruşmadaki beyanıyla da ikrar etmiştir), cezalandırıldığı suçun CMK 100/3.maddesinde sayılan katalog suçlardan olması, adli kontrol ihlali nedeniyle adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı dikkate alınarak CMK 100 üncü maddesi gereğince sanığın hükmen tutuklanmasına karar verilerek hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a)Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.
b)Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dairesinin 06.11.2019 tarih ve 2019/1582 Esas, 2019/6838 sayılı Kararında açıklandığı üzere; bir asker şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olduğunun kabulü gerekir.
c)Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, örgütün nihai amacını gerçekleştirmek için stratejik önemi haiz mahrem yapılanması içerisinde yer alarak mahrem imamlar vasıtasıyla organik bağını sürdüren, kod adı kullanan, himmet veren, örgüt yapılanmasında Grup Abisi, İlköğretim ve Lise Mesulü, Bölge Üniversite Mesulü, Semt Talebe Mesulü olarak faaliyet gösteren, örgütsel toplantılara katılan, sohbet hocalığı yapan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
d)Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen esasa müessir iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu ve karar gerekçelerine göre sanık müdafiin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak;
e)TCK’nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığım söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 E. 2015/1292 K. 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.).
TCK’nın 221/4 ncü fıkrasının 2 nci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; yakalandıktan sonra safahatta istikrarlı biçimde etkin pişmanlıktan faydalanmak istediğini beyan ederek örgütte kaldığı süre ve konumu itibarıyla, örgütün yapısı, faaliyetleri ve örgüt mensupları ile ilgili bilgiler veren sanık hakkında, verdiği bilgilerin faydalılık derecesi ve etkin pişmanlıkta bulunduğu aşama gözetilerek, verilen cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim öngören 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil ve makul oranda indirim uygulanması gerekirken, sanığın samimi ikrarı ile ilk kez ortaya koyduğu, aleyhine delil olarak kullanılan olay ve olgulara da varsayımlara dayanarak yanlış anlamlar yüklemek suretiyle ve yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır.
f)Anayasanın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurun ağırlığı bağlamında, sanığın örgütteki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin önem ve yoğunluğu ile faaliyet alanı göz önünde bulundurularak dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek yetersiz gerekçe ile fazla ceza tayininde hukuki isabet görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 22.02.2022 tarihli 2022/211 Esas ve 2022/261 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı, suçun niteliği, mevcut delil durumu ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak tahliye talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.02.2023 tarihinde karar verildi.