Esas No
E. 2021/608
Karar No
K. 2023/1851
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Adam Öldürme

3. Ceza Dairesi         2021/608 E.  ,  2023/1851 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN;

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI: 2017/2123 E., 2018/331 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma, Kasten öldürme, Kasten öldürmeye teşebbüs, Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması, Mala zarar verme
HÜKÜM: 1)TCK'nın 314/2, 62, 53, 58/9, 63 ile 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddesi uyarınca mahkumiyet kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi

2.Kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs (4 kez), tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması ve mala zarar verme suçlarından

CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraat kararlarına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması

Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın; İddianamede olayın anlatılış biçimine nazaran eylemin, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması suçu yönünden 5237 sayılı Kanunun 174/1,2 ve 3713 sayılı Kanunun 5/2 nci maddelerine, mala zarar verme suçu yönünden ise 5237 sayılı Kanunun 152/1-a,2-a ve 3713 sayılı Kanunun 5/1 inci maddelerine mümas bulunması ve anılan maddelerde öngörülen cezaların azami hadleri itibariyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu,

Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 15.02.2018 tarihli kararının sanık müdafiine 26.02.2018 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen temyiz dilekçesinin 05.10.2020 tarihinde verildiği görülmekte ise de; ayrıntıları, Dairemizce de benimsenen Yargıtay CGK'nın 2019/16-573 Esas 2022/119 Karar sayılı, 24.02.2022 tarihli kararında açıklandığı üzere, aleyhine temyiz yoluna başvurulabilecek nitelikteki kararın, aynı Yasa'nın 35 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince ilgilisi olan tutuklu sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği görülmekle öğrenme tarihinden itibaren süresinde verdiği dilekçenin , muhteva ve mahiyeti itibariyle anılan Kanunun 40 ıncı maddesinin 1 ve 2 nci fıkraları ile 41 inci maddesi kapsamında eski hale getirme ve temyiz talebi olduğu ve haklı gerekçeleri içerdiği değerlendirilerek, sonradan seçilen müdafiin 05.10.2020 tarihli temyiz talebinin 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Cizre 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.08.2017 tarihli ve 2016/161 Esas, 2017/411 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba,Kasten öldürme ,kasten öldürmeye teşebbüs (4 kez), tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması ve mala zarar verme suçlarından CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraat kararları verilmiştir.

2.Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 15.02.2018 tarihli ve 2017/2123 Esas, 2018/331 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 19.09.2018 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A-)Sanık Müdafiinin temyiz istemi özetle;

1.Sanığın silahlı terör örgütüne üye olmadığına,

2.Sanığın mahkumiyetine dair hüküm kurulan silahlı terör örgütüne üye olma suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,

3.Sanığın cezalandırılmasına yeter somut delil bulunmadığına,

4.Dosya kapsamındaki teşhis ve tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğine,

5.Sanığın tahliyesine ve sair nedenlere ilişkindir. B-)Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle;

Sanığın ikametinde yapılan aramada kısmen yanık vaziyette gaz maskesi bulunduğu, sanığın ulusal ve uluslararası alanda, yine Yargıtayca silahlı terör örgütü kabul edilen PKK ve bu örgütün şehir içerisinde meydana getirilmiş silahlı kanadı olan YDG-H örgütlerinin oluşturdukları hiyerarşi içerisinde yer alarak bu örgütlerin amaçları ve talimatları doğrultusunda hareket ettiği, bahsedilen örgütlerin hendek açma, barikat kazma, mayın döşeme, güvenlik güçlerine silahlı şekilde saldırı eylemlerinin tamamını TCK 302 nci maddesinde tanımlanan "Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik" olarak işledikleri, amaçlarının Türkiye Cumhuriyeti Devletinin egemenliği altında bulunan toprak parçalarını bu egemenlik idaresinden ayırmak olduğu, teşhis tanığı R.D. ve gizli tanık İskender'in beyanlarının ayrıntılı ve birbirleri ile uyumlu olduğu, sanık ile teşhis tanıkları arasında birbirlerine iftira atmasını gerektirecek herhangi bir husumetin bulunmadığı, bu nedenle teşhis tanıklarının beyanlarına itibar edilerek hükme esas alınması gerektiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde 11.07.2015 günü saat 10.45 sıralarında BTÖ ile güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalar esnasında Nur Mahallesi Saltak Sokak üzerinde bulunan Kobra 12 kod nolu araca sanığın bizzat daha önceden rögar altına döşediği tuzaklı mayının, infilak etmesi neticesinde polis memuru ...'un şehit olduğu, aynı ekipte görevli, müşteki polis memurları M.K., K.E,, İ.A. ve O.Y.'nin yaralandığı, zırhlı kobra aracının kullanılamaz hale geldiği, dosya içerisindeki fotoğraflardan bu hususun görüldüğü, bu suretle sanığın kurduğu bombalı tuzak nedeniyle şehit polis memuru açısından kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme suçunu işlediği, yaralı polis memurları açısından kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmeye teşebbüs ( 4 kez ) suçunu işlediği, kullanılamaz halde bulunan kobra aracı açısından kamu malına zarar verme ve kurduğu bombalı düzenek açısından ise tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma ya da el değiştirme suçlarını işlediği anlaşıldığından, sanığın CMK'nın 307/4 üncü maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının saklı tutularak eylemine uyan 5237 sayılı TCK nın 82/1-g, 53, 63; 3713 sayılı TMK 5 inci maddesi (şehit ...'a yönelik);82/1-g, 35, 53, 63;3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi (4 kez müşteki polis memurları M.K., K.E., İ.A. ve O.Y.'ye yönelik); 5237 sayılı TCK 302/1, 53, 63; 3713 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi; 5237 sayılı TCK'nın 152/1-a, 53, 63; 5237 sayılı TCK 174/1, 53, 63 üncü maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesi istemine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

İddia, sanığın ve müdafinin savunmaları ve anlatımları, müşteki beyanları, teşhis tutanakları, teşhis tanıklarının anlatımları, kolluk cevabi yazıları, adli sicil ve nüfus kaydı, UYAP kayıt araştırması, kolluk terör araştırması, yakalama ve arama tutanağı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Şırnak İli Cizre İlçesinde 04.09.2015 günü saat 20:00 de başlayıp 12.09.2015 tarihinde saat 07:00'ye kadar toplam 8 ..., Şırnak Valiliği tarafından başta Nur Mahallesi olmak üzere hendek ve barikatların temizlenmesi, btö mensuplarının etkisiz hale getirilmesi amacıyla sokağa çıkma yasağı ilan edildiği, operasyonların devam ettiği 11.07.2015 günü saat 10.45 sıralarında BTÖ ile güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalar esnasında Nur Mahallesi Saltak Sakak üzerinde bulunan Kobra 12 kod nolu ekibin, örgüt üyelerince daha önceden rögar altına döşenen tuzaklı mayına basması neticesinde aynı ekipte görevli, polis memurları 265414 sicil sayılı M.K., 335345 sicil sayılı polis memuru K.E., 352337 sicil sayılı polis memuru İ.A., 119079 sicil sayılı polis memuru O.Y. ve 355588 sicil sayılı polis memuru A.U.'nun yaralandığı, Mayına basan Kobra 12 kod nolu zırhlı ekip patlamanın etkisi ile savrularak yan yatmış, içerisinde görevlilerin bulunduğu yan yatan Kobra 12 aracında bulunan görevlileri, güvenli bölgeye tahliye etmek amacı ile giden takviye ekiplerine de olay yeri yakınında bulunan bölgelerden BTÖ mensupları tarafından el bombalı ve uzun namlulu silahlarla saldırıda bulunulduğu, olayda yaralanan ve sevk edildiği Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademesinde tedavisi devan eden polis memuru A.U. 22.09.2015 günü saat 17.05 sıralarında şehit olduğu, olayı gerçekleştiren fail/lerin kimlik tespiti ile yakalanabilmeleri mümkün olmadığını, araştırmaların devam ettiği, bu kapsamda daha sonra yeniden; Şırnak İli Cizre İlçesinde bölücü terör örgütü mensuplarının yakalanması, açılan hendek ve barikatların bertaraf edilmesi, halkın can ve mal güvenliğinin sağlanmasına yönelik olarak, Şırnak Valiliğinin 14.12.2015 tarihli kararı ile, Cizre İlçesinde 14.12.2015 Pazartesi günü saat 23:00'ten geçerli olmak üzere, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 11/C maddesi gereğince ikinci bir duyuruya kadar sokağa çıkma yasağı ilan edildiği, o dönemde istihbari çalışmalarda adı geçen PKK/ KCK terör örgütü ve örgütün sözde gençlik yapılanması ve silahlı aparatlarından olan ÖS/YDG-H yapılanmasında faaliyet yürüten R.D. ve Y.B. ile gizli tanıklar İskender ve F.'nın sanık ... hakkında teşhis işleminde bulunduğu, dinlenen teşhis tanıklarından R.D.'nın "sanığın İlk sokağa çıkma yasağı olduğunda çatışmaların devam ettiği esnada Akaydın Caddesi Un Fabrikası civarında zırhlı özel hareket aracına bombalı saldırı olayında patlayıcıyı yola Hacı ve yanındaki şahısların yaptığını, Hacı'nın soy isminin Ekren olduğunu, Nur Mahallesinde oturduğunu, kardeşinin M.E. olduğunu, (Mesut'un olaylar ile ilgisinin olmadığını, parkta su deposu yanında bulunan işletmede çalıştığını) evli olduğunu, 30 yaşlarında, sakallı, bıyıklı, zayıf, düz saçlı birisi olduğunu, araç geçerken bombalı düzeneği bizzat Hacı ve onun timinin yaptığını, olay sonrası zırhlı aracın kapısını alarak Botaş Caddesi üzerinde Dijvar noktasında barikatta siper amaçlı kullandıklarını, araçtan çıkan 2 lav silahını (biri boş, biri dolu) dolu olanının Mamo dediği için siperlerde bulunan mankenin yanına koyduklarını," Y.B.'nin "kendisine gösterilen şahsı B.E. olarak tanıdığını, PKK/ KCK terör örgütü kırsalına katıldığını ve sokağa çıkma yasağından önce Cizre ilçesine gelerek güvenlik kuvvetleri ile çatıştığını bildiğini, kaleşnikof marka silah, telsiz ve el bombası taşır, Nur Mahallesinde un fabrikasının yanındaki barikatta nöbet tuttuğunu" beyan ettiği, gizli tanıklardan İskender'in "sanığın Cudi kod ismiyle faaliyet gösterdiğini, Nur Mahallesi Uzun Sokak, Kaynak Sokak, Kantik Sokak üzerinde yola mayın döşeme işlemi yaparken gördüğünü, sürekli olarak barikat çevresinde keleş silahı ile gezdiğini, sırtında sürekli çantasıyla gezdiğini, çanta da da mayın ve bomba taşıdığını, örgütün bombacılığını yaptığını" gizli tanık Fırtına'nın "sanığın güvenlik güçleri ile Nur Mahallesinde çatışmaya girdiğini, Mersin iline kaçtığını, şuanda Gümüşhane Cezaevinde olduğunu bildiğini" beyan ettiği anlaşılmakla, her ne kadar bu tanıkların duruşma safhasında mahkememiz huzurunda alınan beyanlarında teşhis beyanını okumadan imza attıklarını, içeriğini kabul etmediklerini, emniyette bir çok evrağa imza attırıldığını ancak içeriğini bilmediklerini gibi kalıp ifadeler şeklinde beyan etmekte iseler de, tanıkların Şırnak T Tipi Ceza İnfaz Kurumu'nda çok sayıda PKK/KCK terör örgütü soruşturmasından tutuklu ve hükümlü şahıslarla birlikte kalmakta oldukları, tanıkların kendi soruşturmalarına ilişkin dosyaların getirtildiği, dosyalarındaki CBS ifadelerinde kolluk aşamasında verdikleri ifadelerin kabul edildiği, Sulh Ceza Hakimliğindeki ifadelerinde de kolluk ve savcılık ifadelerinin kabul edildiği ve herhangi bir baskı, zorlama, zorla teşhis yaptırılması hususlarından bahsedilmediği, örgütün yerelde tanıklar ve aileleri üzerinde baskı oluşturduğu anlaşılmakla; duruşma beyanlarının silahlı terör örgütünün baskıları nedeniyle, iradeleri dışında verdikleri, gerçek durumu yansıtmadığı kanaatine varılmıştır.

Yapılan Teşhisler Açısından Değerlendirmede; PVSK EK 6 ncı maddesinde; "Tanıklıktan çekinebilecek olanlar, teşhiste bulunmaya zorlanamaz. İşleme başlanmadan önce, teşhiste bulunacak kişinin faili tarif eden beyanları tutanağa bağlanır. Teşhis işlemine tâbi tutulan kişilerin birden fazla ve aynı cinsten olması, aralarında yaş, boy, ağırlık, giyinme gibi görünüşe ilişkin hususlarda benzerlik bulunması gerekir. Teşhis için gerekli olması halinde, şüphelinin görünüşü ile ilgili gerekli değişiklikler yapılabilir. Teşhis işlemine tâbi tutulan kişilerin her birinde, teşhis sırasında bir numara bulundurulur. Teşhiste bulunan kişi ile teşhis işlemine tâbi tutulan kişilerin birbirini görmemesi gerekir. Teşhis işlemi en az iki kez tekrarlanır ve teşhiste bulunması istenen kişiye, şüphelinin teşhis edilecek kişiler arasında yer almıyor olabileceği hatırlatılır. Teşhis işlemine tâbi tutulan kişilerin, bu işlem sırasında birlikte fotoğrafları çekilerek veya görüntüleri kayda alınarak, soruşturma dosyasına konur. Şüphelinin fotoğrafı üzerinden de teşhis yaptırılabilir. Ancak tek bir fotoğraf veya aynı kişinin farklı fotoğrafları üzerinden teşhis yaptırılamaz. Değişik kişilerin fotoğraflarının aynı büyüklük ve özellikte olmaları gerekir. Teşhis işlemi tutanağa bağlanır." şeklinde düzenleme mevcuttur. Dosyamız kapsamında yapılan teşhis işlemi bir suçun mağdurunun ve bu suça tanık olan kişinin (tanımadığı kişi/fail açısından) yapmış olduğu teşhis işlemi değildir. Bir çok teşhis tanığı sanığın komşusu, akrabası, mahalleden ve muhitten veya örgütte iken tanıdığı kişidir. Yani PVSK EK 6 kapsamında bir teşhis işlemi yapılmamakta, zaten iyi tanıdığı ve eylemleri hakkında bilgisi olduğu birinin fotoğrafı üzerinden teşhis işlemi yapıldığından yapılan işlemin PVSK EK 6 maddesine aykırılık iddiası bu nedenle yerinde görülmemiştir. Heyetimizce yapılan inceleme sonunda; dosyada mevcut teşhis tutanaklarına, 4 ayrı teşhis tanığının sanık hakkındaki benzer beyanları, özellikle bu beyanlardan sanık ...'nin örgüt içerisinde Nur Mahallesinde faaliyet gösterdiği, AK-47 marka silah, el bombası ve telsiz taşıdığı, sanığın hendek barikatlarda nöbet tutuğu, içerik, zaman ve yer olarak tutarlı ve birbirini destekleyici ve detaylı anlatımlara dayanmasına, kolluk araştırma tutanağına, ve diğer beyan ve delillere itibarla sanık ...'in PKK-KCK silahlı terör örgütünün üyesi olduğu, bu kapsamda sanığın örgüt içerisinde aktif ve yoğun olarak yer aldığı, örgütün emir ve talimatlarını yerine getirdiği, diğer örgüt mensuplarıyla bir eylem bütünlüğü içinde terör örgütünün amaçlarını gerçekleştirmeye elverişli eylemlerde bulunduğu, bu surette müsnet suçun sübuta erdiği yönünde mahkememizce tam bir vicdani kanıya varılmıştır.

TCK 302/1 inci maddesinin Uygulanmaması Bakımından Değerlendirme: Yerleşik yargı içtihatları ile anılan maddenin uygulanması bakımından örgütün amaç ve saiklerini gerçekleştirmeye yönelik elverişli ve vehamet arzeden başkaca eylemlerin de birlikte bulunması gerektiği öngörülmüş olmakla, oluş ve dosya kapsamına göre sanığın hendek ve barikatlarda nöbet tuttuğu şeklindeki eylemlerinin salt vehamet arzeden tarzda eylemler olmadığı, sanığın işlediği iddai edilen diğer eylemlerin somutlaştırılamadığı, bunlara ilişkin maddi olarak değerlendirilebilecek parmak izi, görüntü, kayıt gibi maddi delillere ulaşılamadığı ancak sanığın diğer örgüt mensupları ile birlikte hareket ederek yukarıda anılan eylemleri örgütün bir üyesi olarak gerçekleştirdiği anlaşılmakla, hukuki durumunun TCK'nın 314/2 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmiştir. Neticeten sanığın sübut bulan eyleminden cezalandırılmasına karar verilerek, takdiren cezanın alt sınırından uzaklaşarak temel ceza belilenmiş olup, üye olduğu silahlı terör örgütün mahiyeti, amacı ve örgütün niteliği nazara alınarak, hükmolunan cezada 3713 sayılı TMK'nın 5/1 inci maddesi gereğince 1/2 oranında artırım yapılmış, sanığın yargılama sırasındaki davranışları, sabit bulunan eylemi yönüyle pişmanlığının olmaması göz önüne alınarak TCK'nın 62/1 inci maddesinde düzenlenen takdiri indirim uygulanmasına yer olmadığına, hükmolunan hapis cezasının miktar ve mahiyeti gereği TCK 50/1 inci maddesi uyarınca seçenek yaptırıma çevrilmesine,

CMK 231/5 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve TCK 51/1 inci maddesi uyarınca ertelenmesi cihetine gidilmemiş olup, sanığın müsnet eylemleri silahlı terör örgütüne üye olmak kapsamında işlediği anlaşılmakla TCK'nın 58/9 uncu maddesi gereğince hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimlerine göre çektirilmesine ve sanığın TCK'nın 58/7 nci maddesi uyarınca denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Sanık ...'in Üzerine Atılı Kamu Görevlisini Görevinden Dolayı Tasarlayarak Kasten Öldürmek, Kamu Görevlisinin Görevinden Dolayı Tasarlayarak Kasten Öldürmeye Teşebbüs, Tehlikeli Maddeleri İzinsiz Bulundurma, Kamu Malına Zarar Verme Eylemleri Açısından Değerlendirme: Ceza Muhakemesi Hukukunun temel prensiplerinden birisi de her tür şüpheden uzak müspet ve yeterli delil elde edilememesi halinde sanığın şüpheden yararlanması ilkesi olup her hukuk devletinde kabul edilen ve masumluk karinesi ile sıkı bir ilgisi olan bu ilkeye göre, yapılan ceza muhakemesi sonunda fiilin sanık tarafından işlendiği % 100 belliliğe ulaşmadığı taktirde beraat kararı verilmesi cihetine gidilecektir. Böyle bir ilkenin kabul edilmesinin sebebi, bir suçlunun cezasız kalmasının, bir masumun mahkum olmasına tercih edilmesidir; başka bir ifade ile masumluk karinesidir. Keza, sanığın savunmasının aksinin kanıtlanması ondan beklenemez. Kaldı ki, sanığın susma hakkı bulunmaktadır. Susma hakkını kullanan sanığın sükut ikrardan gelir deyişine dayanarak suçunu kabul ettiği söylenemeyeceği gibi savunmasını kanıtlaması da beklenemez. Sanığa yüklenen suçun sübuta erdiği kuşkuya yer vermeksizin ortaya çıkarılmalıdır (Y.C.G.K. 19.04.1993,6-81/110). Yapılan ceza muhakemesinin sonunda belliliğe, örneğin fiilin sanık tarafından işlendiğinin veya işlenmediğinin sabit olduğu sonucuna varılmaması durumunda sanık mahkum edilemeyecektir. Ceza Muhakemesinde, esas olarak, fiilin fail tarafından işlendiği veya işlenmediği konusunda, hukuk düzenince kabul edilen vasıtalarla, yargılama makamının tam bir kanaate ulaşmasını temin ameliyesine ispat denmekte olup ispat için inandırmak yetmez, tam bir kanaate ulaşılması gerekir. Ayrıca Medeni Usul Hukukundan farklı olarak Ceza Muhakemesi Hukukunda ispat yükü (külfeti) sorunu yoktur. Gerçekten sanığa susma hakkı tanıyan bir hukuk düzeninde, ispat yükünden söz edilmesi olanaksızdır. İspat için sabit oluş arandığına göre, bunun dışında mahkumiyet kararı verilemeyecektir; şüpheden sanık yararlanır ilkesi devreye girecektir. İspat ameliyesinde, hukuk düzeninin kabul ettiği vasıtalar delillerdir. Buna göre ceza muhakemesinde ispat için kullanmak istenen bir vasıtanın delil olarak nitelenebilmesi için iki temel niteliği bulunmalıdır. Bu vasıta olayı temsil etmelidir ve bu olayı temsil eden vasıta akla, maddi gerçeğe ve hukuka uygun olmalıdır. Olayı temsil etmekten maksat delil olarak kullanmak istenilen vasıtanın olayın bir parçası olması ve/veya olayı yansıtmasıdır. Örneğin, bir adam öldürme suçunda olay yerinde bırakılan suç aleti olayın bir parçasıdır. Buna karşılık böyle bir suça 5 duyusu marifeti ile tanık olmuş bir kimsenin anlatımları olayı yansıtır. Ne var ki bir ispat aracına delil diyebilmek için olayı bir şekilde temsil etmesi, olayı yansıtması yetmez. Bu yansıtmanın akla, yani bilime, maddi gerçeğe ve hukuka uygun olması da şarttır. Bu vasıfları taşımayan bir ispat aracına teknik anlamda delil denilemez; bu nedenle de bu tür vasıtalara dayanılarak hüküm tesis edilemez (Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku shf.404, Öztürk, Özbek, Erdem).Ceza yargılamasının amacı hiçbir duraksamaya yer vermeden maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Bu araştırmada, yani gerçeğe ulaşmada, mantık yolunun izlenmesi gerekir. Gerçek; akla uygun ve realist, olayın bütünü veya bir parçasını temsil eden kanıtlardan veya kanıtların bir bütün olarak değerlendirilmesinden ortaya çıkarılmalıdır. Yoksa bir takım varsayımlara dayanılarak sonuca ulaşılması ceza yargılamasının amacına kesinlikle aykırıdır. Ceza yargılamasında kuşkunun bulunduğu yerde mahkûmiyet kararından söz edilemez. Her ne kadar Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının 25.05.2016 tarih, 2015/2953 Soruşturma, 2016/805 Esas ve 2016/614 sayılı iddianamesi ile sanık hakkında 11.07.2015 günü saat 10.45 sıralarında BTÖ ile güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalar esnasında Cizre İlçesi Nur Mahallesi Saltak Sokak üzerinde bulunan Kobra 12 kod nolu araca sanık daha önceden rögar altına döşenen tuzaklı mayının, infilak etmesi neticesinde polis memuru ...'un şehit olduğu, aynı ekipte görevli, müşteki polis memurları M.K., K.E., İ.A. ve O.Y.'nin yaralandığı, zırhlı kobra aracının kullanılamaz hale geldiği, dosya içerisindeki fotoğraflardan bu hususun görüldüğü, bu suretle sanık tarafından kurulan bombalı tuzak nedeniyle şehit polis memuru açısından kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme suçunun işlediği, yaralı polis memurları açısından kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmeye teşebbüs (4 kez) suçunun işlediği, kullanılamaz halde bulunan kobra aracı açısından kamu malına zarar verme ve kurduğu bombalı düzenek açısından ise tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma ya da el değiştirme suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; 11.07.2015 günü saat 10.45 sıralarında BTÖ ile güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalar esnasında Cizre İlçesi Nur Mahallesi Saltak Sokak üzerinde bulunan Kobra 12 kod nolu araca sanık daha önceden rögar altına döşenen tuzaklı mayının patlatılmasıyla olayı ile ilgili olarak sanık ... mahkememizde müdafi huzurundaki savunmalarında özetle, "Daha önce soruşturma aşamasında ayrıntılı olarak ifade verdiğini, o ifadelerinin doğru olduğunu, iddianameyi okuduğunu ve anladığını, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, aleyhine tanıklık yapan Y.B. ile R.D.'yi tanımadığını, bu kişilerin kendisine iftira attığını düşündüğünü, terör örgütü içerisinde herhangi bir faaliyette bulunmadığını, bu örgütle herhangi bir ilişkisinin olmadığını, R.D.'yi ifadesini kabul etmediğini, Nur mahallesinde oturduğunu, kardeşinin isminin M. olduğunu, kardeşinin parkta su deposunun yanında bulunan işletmede çalıştığını, evli olduğunu, ancak Ramazan'ın bomba yerleştirdiği yönündeki beyanlarının doğru olmadığını, tanık Y.B.'nin de beyanlarını kabul etmediğini, YPS içerisinde faaliyet göstermediğini, veya barikatta nöbet tutma eylemlerinin olmadığını" ifade ederek beraatini talep etmiştir.

Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Müştekiler O.Y., M.K., İ.A., K.E.'nin Kobra 12 kod nolu araca rögar altına döşenen tuzaklı mayın saldırısı ile ilgili olarak istinabe yoluyla alınan beyanlarında özetle; devriye görevleri ifa ettiklerini, Cizre ilçesinde bulunan kurami sokakta kendilerinin mıntıkası olduğunu, olay tarihinde ekip amiri olarak yanında araç şoförü K.E., polis memurları A.U., M.K., O.Y., İ.A.'nın olduğunu, birlikte Kobra 12 kod nolu zırhlı araca bindiklerini, devriye görevini ifa ettikleri sırada önceden rogar kapağının altına döşenen tuzaklı mayın patladığını, patlamanın etkisi ile aracın havaya uçtuğunu, bir evin bahçesine düştüğünü, araç düşer düşmez kendileri silahlı saldırıya başladıklarını, ancak kendilerinin aracın zırhlı olduğu için silahlı saldırı sonucunda değil patlayan tuzaklı mayın sonucunda çeşitli yerlerinden yaralandıklarını, olay sonrasında büyük bir duman ve kargaşa oluştuğu için kimseyi görmediklerini, hastanede tedavi olduklarını, ancak polis arkadaşları ...'un ise hastanede şehit düştüğünü, ... isimli şahsı tanımadıklarını, bu olay kim gerçekleştirdiyse şikayetçi olduklarını ve davaya katılmak istediklerini, yaralanma ve hastane masrafları dışında herhangi bir masrafının olmadığını, hastane masraflarının da devlet tarafından karşılandığını şeklinde beyanları, olay tarihinde Cizre İlçesi Nur Mahallesi Saltak Sokak üzerinde bulunan Kobra 12 kod nolu araca sanık daha önceden rögar altına döşenen tuzaklı mayının infilak etmesi olayı ile ilgili olarak dosyamız arasına alınan tutanak ve raporlar (1- 11/09/2015 günü saat 10:00 sıralarında Kobra- 12 telsiz kod nolu ekip aracının mayına bastığını anons etmesi üzerine Kobra 12 kod nolu ekibin yanına intikal edildiği, Kobra 12 kod nolu ekip aracının yere tuzaklanmış patlayıcının infilak etmesi sonucu patlamanın etkisiyle yandaki evin bahçe duvarına yan yatmış vaziyette olduğu, sağ kapısının ve kulesinin yerinden kopmuş ve yanında olduğu aracın hemen yan tarafından patlayıcı maddenin oluşturduğu yaklaşık 2 metre genişliğinde ve 1 metre derinliğinde çukur oluştuğu, yan yatan Kobra aracının içinde bulunan Polis Memuru arkadaşlarının araçtan çıkarılması amacıyla silahçı hariç aşağı inildiği sırada uzun namlu olduğu anlaşılan silahlar ile üzerlerine ateş edildiği, evlerin ve müştemilatları içerisinden 3 adet el bombası atıldığı, atılan el bombalarının patlaması sonucu etrafa ve üzerlerine şarapnel ve taş parçaları saçıldığı belirtilen 11/09/2015 tarihli Olay Tutanağı, 2-Kobra-12 kod nolu zırhlı aracın sağ yan kısmına doğru yatar vaziyette olduğunun görüldüğü, olay yeri inceleme ekibi olarak yapılan incelemede araç üst kule bölümünün hasarlı olduğu, araç sağ yan kısmına doğru yatar vaziyette olduğundan sağ taraftaki hasar bölümü tespit edilemediği, araç üst sağ bölümünde hasarın olduğu, araç arka sağ ve sol lastik bölümlerinin bağlantı yerlerinde hasarların olduğu arka sol lastiğin yerinden kopmuş olduğu sağ tarafta bulunan lastik bölümlerinde hasarın olduğu, araç ön sağ ve sol lastik bağlantı bölümlerinde hasarın olduğu ön sağ lastiğin yerinden kopmuş sol tarafta bulunan lastik üzerinde hasarın olduğu, araç alt bölümünde patlamadan dolayı hasarın ve yırtılmaların olduğu, araç ön kısımda hasarların olduğu, araç sağ ön camının kırık olduğu, cam üzerinde 11 adet mermi isabet izinin olduğu, araç ön kısmında 7 adet mermi isabet izinin olduğu, araç üst kısmında 1 adet mermi isabet izinin olduğu, araç arka kısmında 5 adet mermi isabet izinin olduğu, araç alt kısmında 3 adet mermi isabet izinin olduğu, araç ön lastik kısmında 1 adet mermi giriş çıkış deliğinin olduğu ayrıca araç görevlileri tarafından patlamaya maruz kalan aracın Garnizon komutanlığına çekilmesinden sonra araç içerisinden kule bölümünden araca ait malzemeler çıkartılarak bir kenarda muhafaza edildiği belirlenen Olay Yeri İnceleme Raporu Formu, 3-12.09.2015 günü saat 10:45 sıralarında Şırnak ili Cizre ilçesi Nur Mahallesi Saltak Sokak üzerinde görevini ifa etmekte olan Kobra 12 kod nolu 60 A 0324 plakalı Özel Hareket Ekibine bağlı Kobra tipi Zırhlı Polis Aracına yapılan bombalı saldırı olayı ile ilgili olarak gönderilen toprak numunesi ile kuru pamuk yardımıyla alınan svap üzerinde yapılan inceleme toprak numunesi üzerinde herhangi bir patlayıcı madde kalıntısına rastlanılmadığı ancak mazot kalıntılarının tespit edildiği, kuru pamuk yardımıyla alınan svap üzerinde yapılan incelemede herhangi bir patlayıcı, yangın başlatığı ve hızlandırıcı madde kalıntısına rastlanılmadığı bildirilen 16.10.2015 tarihli Uzmanlık Raporu, 4-inceleme konusu bulgular üzerinde herhangi bir patlayıcı madde kalıntısına rastlanılmadığı, yalnızca mazot kalıntılarının tespit edildiği belirtilmiş ise de, ekip aracı üzerinde yapılan incelemede etkiden anlaşılacağı üzere asfalt altına yerleştirilmiş yüklü miktardaki patlayıcı maddenin infilak ettirilmesi sonucu bu hale geldiğinin değerlendirildiği, Şırnak ili ve ilçelerinde patlamadan ele geçirilen bomba veya patlamış bomba olaylarında genellikle düdüklü tencere veya tüp içerisine yerleştirilmiş Amonyum Nitrat ve Mazot Karışımı olan Anfo türü patlayıcı maddeyi asfalt altına yerleştirilmek suretiyle kablo çekerek infilak ettirdikleri ve bunun sonucunda ağır tahrip ve öldürücü etki yaptığının gözlemlendiği, bu sebeple bahse konu olayda asfalt altına yerleştirilmiş telli komutalı, el yapımı bomba kullandığının değerlendirildiği bildirilen Cizre İlçe Emniyet Müdürlüğünce düzenlenen 25.11.2015 tarihli İnceleme ve 16.10.2015 tarih ve DYR-KİM-15-07315 sayılı Kimya Uzmanlık Raporu) incelendiğinde; sanık ...'in 11.07.2015 günü saat 10.45 sıralarında BTÖ ile güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalar esnasında Cizre İlçesi Nur Mahallesi Saltak Sokak üzerinde bulunan Kobra 12 kod nolu araca daha önceden rögar altına döşenen tuzaklı mayın saldırısı olayına katıldığına dair bir kanıtın bulunmadığı görülmüş, dosya kapsamına göre sanığın işlediği iddia edilen eylemlerin somutlaştırılamadığı, bunlara ilişkin maddi olarak değerlendirilebilecek parmak izi, görüntü, kayıt gibi maddi delillere ulaşılamadığı anlaşılmış, sanığın iddianamede anlatılan eyleme katıldığına ilişkin dosya içerisinde sanığa dair herhangi bir teşhis veya görüntü tespitinin mevcut olmadığı, sanık ...'in üzerine atılı Şehit polis memuru A.U. açısından kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme, yaralı polis memurları açısından kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmeye teşebbüs (4 kez) etmek, kullanılamaz halde bulunan kobra aracı açısından kamu malına zarar vermek ve kurduğu bombalı düzenek açısından ise tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma ya da el değiştirme eylemlerini işlediğine dair gerekçemiz içerisinde anlatılanlar dışında tanık, gizli tanık teşhis beyanı yahut somut fotoğraf, svap örneği, hastane kaydı ve benzeri deliller bulunmadığı, ayrıca mahkememizce sanık hakkında güncel olarak kovuşturma aşamasında yapılan araştırmalarda iddianamede yer alan hususlar haricinde ilave bilgi ve belgeye rastlanmadığı görüldüğü, sanık ...'in terör örgütü üyesi olduğunun kabul edilen sanığın 11.07.2015 günü saat 10.45 sıralarında BTÖ ile güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalar esnasında Cizre İlçesi Nur Mahallesi Saltak Sokak üzerinde bulunan Kobra 12 kod nolu araca daha önceden rögar altına döşenen tuzaklı mayın saldırısına katıldığına dair dinlenen teşhis tanıklarından ...'ın soruşturma aşamasındaki "sanığın İlk sokağa çıkma yasağı olduğunda çatışmaların devam ettiği esnada Akaydın Caddesi Un Fabrikası civarında zırhlı özel hareket aracına bombalı saldırı olayında patlayıcıyı yola Hacı ve yanındaki şahısların yaptığını, Hacı nın soy isminin Ekren olduğunu, Nur Mahallesinde oturduğunu, kardeşinin M.E. olduğunu, (Mesut'un olaylar ile ilgisinin olmadığını, parkta su deposu yanında bulunan işletmede çalıştığını) evli olduğunu, 30 yaşlarında, sakallı, bıyıklı, zayıf, düz saçlı birisi olduğunu, araç geçerken bombalı düzeneği bizzat Hacı ve onun timinin yaptığını, olay sonrası zırhlı aracın kapısını alarak Botaş Caddesi üzerinde Dijvar noktasında barikatta siper amaçlı kullandıklarını, araçtan çıkan 2 lav silahını (biri boş, biri dolu) dolu olanının Mamo dediği için siperlerde bulunan mankenin yanına koyduklarını," şeklindeki beyanlarına ilişkin olarak Cizre Emniyet Müdürlüğü vasıtasıyla yapılan araştırmalarda sanığın söz konusu eylemleri işlediğine dair bir tespitin yapılamadığı ve sokağa çıkma yasağı döneminde gerçekleştirilen operasyonlar kapsamında mayın ve el yapıma patlayıcıların temizlenmesine yönelik tutulan tutanakların da incelenmesi sonucu teşhis tanıklarının beyanlarında geçen eylemleri sanığın işlediğine dair bir kanıtın bulunmadığı görülmüş, dosya kapsamına göre sanığın işlediği iddia edilen eylemlerin somutlaştırılamadığı, bunlara ilişkin maddi olarak değerlendirilebilecek parmak izi, görüntü, kayıt gibi maddi delillere ulaşılamadığı anlaşılmış, sanık ...'in silahlı terör örgütü PKK/KCK üyesi olmasının teşhis tanıklarının beyanlarında geçen örgütün eylemlerine katıldığına dair karine kabul edilemeyeceği, bu durumun aksinin kabulü sanık hakkında atfı cürüm niteliği taşıyacağı, söz konusu deliller, heyetimizce mahkumiyete yeter görülmemiş, ceza yargılamasında mahkumiyet kararının, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanılarak ve diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan olası kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanması ve bu ispatın hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olması gerektiği, yüksek bir olasılığa dayansa bile sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına geleceği hususları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ceza muhakemesinin en önemli ilkelerinden biri olan ''şüpheden sanık yararlanır'' ilkesi gereğince her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, yüklenen suçların sanık ... tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşılmakla müsnet suçlardan sanığın CMK 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraatine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; A)Sanığın müsnet, kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme ve dört kamu görevlisini de aynı nedenle öldürmeye teşebbüs etme (4 kez) , kamu malına zarar verme ve tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçlarından verilen beraat kararları yönünden yapılan incelemede;

Mahalline hukuka uygun olarak toplanan ve usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, özellikle 5271 sayılı Kanunun 148 inci maddesinin dördüncü fıkrası sarahati de gözetildiğinde, sanığın 11.07.2015 günü Cizre İlçesi Nur Mahallesi Saltak Sokak üzerinde seyreden, güvenlik güçlerinin bulunduğu Kobra 12 kod nolu araca daha önceden rögar altına döşenen tuzaklı mayın saldırısı olayına katıldığının kesin olarak ispat edilememiş olması karşısında, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir. B)Sanığın müsnet silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine dair verilen karar yönünden;

PKK/KCK sözde yürütme konseyinin öz yönetimden başka seçenek kalmadığına yönelik çağrısı üzerine, terör örgütünün amacına ulaşmak için gerçekleştirdiği stratejik hamlelerden en önemlilerinden birisi olan, yoğun olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ve Ülkemizin değişik yörelerinde hakimiyet alanları oluşturmak için güvenlik güçlerine ve kamu binalarına topluca saldırı girişiminde bulunmak kararı kapsamında, PKK/KCK terör örgütünün şehirlerdeki milisleri ve kırsal alandaki örgüt mensuplarının silahları ile şehir merkezlerine gizlice girerek halkın arasına karıştıkları, zaman zaman bir kısım belediyelerin araç ve gereçlerini de kullanmak suretiyle insanların yoğun olarak yaşadıkları sokaklara, mahallelere hendekler kazarak el yapımı bomba ve düzenekleri yerleştirdikleri, umumun kullandığı karayollarına mayın döşeyerek patlamaya hazır hale getirdikleri, tonlarca patlayıcı yüklü kamyonlar, iş makineleri ve diğer araçlarla canlı bomba saldırıları hedefledikleri, güvenlik güçlerinin kamu düzenini ve bu yörede yaşayan vatandaşların güvenliğini sağlamak için operasyon yapma zorunluluğu sonucunda, örgüt mensuplarıyla güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmalar sırasında daha önce yerleştirilen patlayıcıların infilak ettirilmesi ve bireysel ya da araçlarla gerçekleştirilen canlı bomba saldırılarıyla çok sayıda sivil vatandaş, kamu görevlisi ve güvenlik güçlerinin ölüm ve yaralanmasına sebebiyet verdikleri, bu süreçte yöre halkının oturduğu evleri terk etmelerini cebren engelleyerek canlı kalkan yaptıkları, yerleşim alanlarının teröristlerden ve patlayıcılardan temizlenmesi için sürdürülen operasyonların haftalarca sürdüğü, çok sayıda özel konut ve işyeri, okul, hastane gibi kamu konutları ve şehrin alt yapı tesislerinin ağır hasar görerek kullanılamaz duruma geldiği, bölge halkının büyük bir çoğunluğunun terör örgütünün yasalara ve devlet otoritesine itaatsizlik çağrısına itibar etmemesiyle, silahlı çatışmaya giren birçok örgüt mensubunun etkisiz hale getirilerek yerleşim alanlarının, örgütün işgalinden ve patlayıcılardan temizlenmek suretiyle kamu düzeninin sağlandığı dava dosya kapsamındaki deliller ve temyiz incelemesi yapılan benzer dosyalardan anlaşılmaktadır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dosya kapsamına uygun kabule göre PKK silahlı terör örgütünün Cizre ilçesi YDG-H yapılanmasının silahlı gençlik grubu içerisinde faaliyet gösteren, örgütün dağ kadrosuna eleman kazandıran, ayrıntılarına yukarıda yer verilen şiddet eylemleri bağlamında, kazılan hendeklerin, kurulan barikatların, döşenen patlayıcıların bulunduğu ve kolluk kuvvetleri ile yer yer çatışmaların yaşandığı Cizre ilçesi Nur Mahallesinde silahlı olarak nöbet tutan ve güvenlik güçleri ile çatışmaya giren sanığın ayrıca öldürme veya yaralama suçlarına iştirak ettiği kanıtlanamasa da, amaç suç yönünden vehamet/elverişlilik eylemlerinin TCK'nın 302 nci maddesinde düzenlenen Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuş, tebliğnamedeki onama isteyen görüşe iştirak olunmamıştır.

V. KARAR

A. Sanığın müsnet, kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme ve dört kamu görevlisini de aynı nedenle öldürmeye teşebbüs etme (4 kez) , kamu malına zarar verme ve tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçlarından verilen beraat kararları yönünden;

Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 15.02.2018 tarihli ve 2017/2123 Esas ve 2018/331 sayılı Kararında sanığın üzerine atılı kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme, kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmeye teşebbüs (4 kez) , kamu malına zarar verme ve tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçlarına yönelik beraat kararları yönünden Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

B. Sanığın üzerine silahlı terör örgütüne üye olma suçuna yönelik mahkumiyet kararı yönünden yapılan incelemede;

Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 15.02.2018 tarihli ve 2017/2123 Esas ve 2018/331 sayılı Kararında silahlı terör örgütüne üye olma suçuna yönelik mahkumiyet kararı yönünden hükmün 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, atılı suçun niteliği ve mevcut delil durumu gözetilerek tutukluluk halinin devamına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Cizre 1.

Ağır Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.03.2023 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.