3. Ceza Dairesi
3. Ceza Dairesi 2021/2964 E. , 2023/1731 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.10.2017 tarih ve 2017/220 Esas ve 2017/391 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca 8 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 21.12.2017 tarihli ve 2017/3198 Esas, 2017/2875 sayılı Kararı ile; "Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve Mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre yerinde görülmeyen sair istinaf istemlerinin reddine, Ancak; Sanığa verilen 5 yıl 6 ay temel hapis cezasının 3713 sayılı Yasa'nın 5/1 inci maddesi uyarınca 1/2 oranında arttırılması sonucu "7 yıl 15 ay" yerine "8 yıl 3 ay" biçiminde belirlenmek suretiyle fazla cezaya hükmedilmesi;
Usul ve yasaya aykırı, sanık ve müdafiinin istinaf istemleri bu nedenle yerinde ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu aykırılık, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a. ve 303 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (f) bendi uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, hükmün (2) nolu bendinden "8 YIL 3 AY" ibaresinin çıkartılarak yerine "7 YIL 15 AY" ibaresinin yazılması suretiyle İSTİNAF BAŞVURUSUNUN DÜZELTİLEREK ESASTAN REDDİNE" karar verilmiştir.
3.Yargıtay 16. Ceza Dairesinin, 19.09.2018 tarih, 2018/1914 Esas ve 2018/2693 sayılı Kararı ile "...Ayrıntıları Dairemizin 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (... özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28, Özgenç Genel Hükümler syf.
280.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Dairemizin 2015/3 Esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan katlarla irtibatlı olduğu anlaşılan ve fakat örgütün nihai amacını bildiği, örgütle organik bir bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu yönünde herhangi bir delil bulunmayan sanığın, 2013 yılı sonrasında da örgütle bağını devam ettirerek örgütsel faaliyetlerde bulunup bulunmadığının tespiti bakımından, sanık ... ile Başmakçı İlçe yapılanmasında yer aldıkları ve Başteks isimli işyerinde yapılan aramada ele geçen ajanda da isimlerinin geçtiği iddiası ile yargılanan Ü.I., A.G., R.Y. ve M.Ü.'nün tanık olarak duruşmada dinlenmesi, mümkün olmaması halinde adı geçen şahıslar hakkında devam eden dava dosyaları kapmasında ve aşamalarda verdikleri ifade tutanakları getirilerek CMK'nın 217 nci maddesi gereğince duruşmada okunup tartışıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması..." nedenleriyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 21.12.2017 tarihli ve 2017/3198 Esas, 2017/2875 sayılı Kararının BOZULMASINA karar verilmiştir.
4.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin bozma kararına uyarak yaptığı yargılama sonucunda, 07.05.2019 tarihli ve 2018/3150 Esas, 2019/828 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca BERAATİNE karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; CMK'nın 302/1 inci maddesine göre temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün ONANMASI görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri; "...Sanığın Milli Eğitim Bakanlığından ihraç edilmeden önce öğretmen olarak çalıştığı, Başmakçı ilçesinde örgüt adına öğretmenlerden sorumlu kişi olduğu, örgüte müzahir Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Destekleme Derneği yönetim kurulu üyesi olduğu, örgütün finans kurumlarından Bank Asyada daha önceden bulunan hesabında talimattan sonra hesap hareketlerinin bulunduğu, sohbet adı altında düzenlenen örgütsel toplantılara katıldığı,
Tanık M.Ç. beyanında; 2008-2009 yıllarında örgütün sohbet adı altındaki toplantılarına R.Y. evinde ... aracılığı ve kendisini götürmesi ile katıldığını beyan ettiği, Tanık R.Ç. hazırlık aşamasında avukat huzurundaki beyanında, Ü.I.'nın Başmaklı İlçe imamı olduğu, mütevelli heyetinin A.G., T.Ç., H.K. ve ...'ın oluşturduğunu beyan ettiği,
Sanığın eylemlerindeki süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk unsurlarına göre, sanığın örgüt hiyerarşisine dahil olduğu ve bu şekilde sanığın örgüt üyeliği suçunun unsurlarının oluştuğu, bu nedenle sanığın eylemine uyan TCK 314/2, 3713 sayılı Yasa'nın 5/1, TCK 53, 58/9, 63 üncü maddeleri ile cezalandırılması mütalaa etmemize rağmen, sanığın yukarıda yazılı gerekçeler ile beraatine oy çokluğu ile karar verilmesi yasaya aykırıdır..." şeklindedir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre; Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla hazırlanan iddianame kapsamında mahkemece yapılan yargılama sonucunda "...Dosya içerisindeki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, Başmakçı ilçesinde A.G.'ye ait Başteks firmasında yapılan aramada ele geçen ajandada sanığın adının karşısında öğretmen sorumlusu olarak yazdığı ve dinlenen tanık beyanlarında da sanığın örgütsel toplantılara katıldığı iddiasıyla FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır. Sanık tüm aşamalarda üzerine atılı suçu işlemediğini, terör örgütüyle bağlantısının bulunmadığını, katılmış olduğu toplantıların terör örgütü ile ilgisinin bulunmadığını, dini amaçlı toplantılar olduğunu savunmuştur.
Yerel mahkemede dinlenen tanıklar M.Ç., 2008-2009 yıllarında sanığın aracılığı ile toplantıya katıldığını, B.Ç. 2008-2010 yıllarında kalmış oldukları eve sanık ...'ın sohbet vermek için geldiğini, D.U. sanığın eşiyle birlikte kaldıkları evi ziyaret ettiğini, R.Ç. soruşturma aşamasındaki beyanında Ü.I. isimli şahsın Başmakçı ilçe imamlığı yaptığı zamanda ...'ın da ilçe mütevelli heyetinde bulunan şahıslardan olduğunu söylemişler ise de; tanıkların beyanlarının 17/25 Aralıktan öncesine ait olduğu, ayrıca R.Ç. yerel Mahkemede ve de Dairemizce alınan beyanında önceki beyanlarının doğru olmadığını söylemiş, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda Dairemizce dinlenen diğer tanıklar M.Ü., Ü.I., A.G. sanığın FETÖ ile bağlantısı bulunup bulunmadığını bilmediklerini beyan etmişler, Dairemizce bu tanıkların aşamalarda vermiş oldukları beyanları dosya içerisine getirtilmiş, yapılan incelemede de sanık aleyhine beyanda bulunmadıkları görülmüştür.
A.G. sanık sıfatıyla vermiş olduğu ifadesinde suça konu ajandayla ilgili olarak, ajandanın hangi tarihte konulduğunu bilmediğini, ifadesini verdiği tarihten yaklaşık 5 yıl önce Isparta'dan şahısların geldiğini, işyerinde bulunan kasayı kullanıp kullanamayacaklarını sorduklarını, kendisinin de işyerinde fazla kasa olması nedeniyle kullanabileceklerini söylediğini, kasayı hiç açmadığını, 17/25 Aralık sürecinden sonra da kardeşine işyerinde bulunan kasaların boşaltılması yönünde talimat verdiğini, kasaların boşaltıldığını sandığını, ajandanın kasaya ne şekilde, kimler tarafından konulduğunu bilmediğini söylemiştir.
Yerel mahkemede dinlenen bir kısım tanıklar, soruşturma aşamasındaki beyanlarında sanığın eşi S.'nin ev ablası olduğu yönünde beyanda bulunmuşlar ise de; Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığının 10.05.2017 tarih 2017/2747 soruşturma 2017/3282 sayılı Kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; kuruluş, amaç ve örgüt yapılanması faaliyet ve yöntemleri, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas sayılı Kararında anlatılan nihai amacı devletin anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruyetini sivil alanda dinden kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alanen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında örgütün sözde meşruriyet vitrini olarak kullanılan katlarla 2013 yılına kadar irtibatlı olduğu anlaşılmış ise de; 2013 yılından sonra sanığın örgütsel faaliyetlere katıldığı yönünde delil bulunmadığı anlaşılmakla; sanığın savunmasının aksini kanıtlayan örgüt üyesi olduğuna dair başkaca deliller bulunmadığından beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülerek;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık sanık ... hakkında verilen Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.10.2017 tarih, 2017/220 Esas - 2017/391 Karar sayılı ilamının 5271 sayılı CMK'nın 280/2-2 nci cümlesi uyarınca kaldırılmasına, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, hukuka uygun kesin, somut ve inandırıcı delil elde edilemediğinden yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nun 223/2-e. maddesi uyarınca beraatine..." şeklinde gerekçeyle beraat hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a)Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (... özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
b)Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre; Tanık A.G.'ye ait işyerinde yapılan aramada ele geçen ajandadaki açık kimlik bilgisi içermeyen kayıtların somut olgularla doğrulanamamasına ve 17-25 Aralık 2013 tarihleri öncesinde bir kaç kez örgütsel içeriği kanıtlanamayan sohbetlere katılan sanığın savunmaların ikame olunan delillerle uyumlu olmasına nazaran örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katıldığına ilişkin kesin ve yeterli delil ikame olunamadığından, yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası ile gerekçe içeriğine göre inceleme konusu kararda hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 07.05.2019 tarihli ve 2018/3150 Esas, 2019/828 sayılı Kararında Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.03.2023 tarihinde karar verildi.