Esas No
E. 2021/7559
Karar No
K. 2023/203
Karar Tarihi
Karar Sonucu
DÜŞÜRÜLMESİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Cinsel Suçlar

9. Ceza Dairesi         2021/7559 E.  ,  2023/203 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇLAR: Şantaj, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, reşit olmayanla cinsel ilişki, kasten yaralama
HÜKÜMLER: Beraat, düşme

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin 11.06.2015 tarihli ve 2015/103 Esas, 2015/144 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında şantaj suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı, reşit olmayanla cinsel ilişki ve kasten yaralama suçlarından 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşme kararı verilmiştir.

2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 14.01.2019 tarihli ve 14-2015/278313 sayılı düzeltilerek onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiin temyiz istemi vekalet ücreti verilmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR

1.Mağdure Eda Sinem 07.10.1996 doğumlu olup, 2013 yılında sanık ... ile tanışıp arkadaş oldukları, 2013 yılı itibariyle on beş - on sekiz yaş grubu arasında olan mağdurenin tam tarihi tespit edilememiş olmakla birlikte 2013 yılı Aralık ayı ve 2014 yılı Ocak ayında sanığın evinde bir kaç kez sanıkla rızasıyla cinsel ilişkiye girdikleri, mağdurenin daha sonra sanık ... ile tanışıp arkadaş olduğu, sanık ...'le de 2014 yılı Haziran ayında kendi rızasıyla metruk bir eve gidip burada rızasıyla vajinal yoldan sanıkla ilişkiye girdikleri anlaşılmıştır.

2.Mağdure her ne kadar savcılıktaki ifadesinde sanık ... ile zorla cinsel ilişkiye girdiğini ifade etmiş ise de; mağdurenin gerek Emniyet Müdürlüğünde alınan beyanında gerekse Mahkememizdeki beyanlarında her iki sanıkla da rızasıyla cinsel ilişkiye girdiğini ifade etmiş olması ve mağdurenin suç tarihinden yaklaşık 3 ay sonra hamile olduğunu öğrenmesi üzerine sanığın kendisiyle zorla ilişkiye girdiğini ifade edip akabinde savcılık talimatıyla çocuğunu aldırmış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, mağdurenin savcılıktaki ifadesinin soyut iddiaya dayalı olduğu ve dosya mündericatı ile hayatın olağan akışına uyumlu olmadığı anlaşılmış, mahkememizce mağdurenin yargılama safhasındaki beyanlarına itibar edilmiştir.

3.Her ne kadar sanık ... hakkında mağdureye yönelik şantaj suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açılmış ise de; sanığın müsnet suçu işlediğine dair mağdurenin çelişkili ve soyut iddialarından başka dosyada her türlü şüpheden uzak, yeteri kadar inandırıcı, kesin ve somut delil elde edilemediği anlaşılmış ve sanığın 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraatine karar verilmiştir.

4.Sanık ... hakkında mağdureye yönelik çocuğun cinsel amaçla hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açılmış ise de; suç tarihi itibariyle 15-18 yaş grubu arasında olan ve irade açıklamaya ehil bulunan mağdurenin kendi rızasıyla sanıkla metruk bir eve gittiği anlaşılmış ve unsurları itibariyle oluşmayan müsnet suçtan sanığın beraatine karar verilmiştir

5.Sanık ...'in, suç tarihi itibariyle on beş - on sekiz yaş grubunda bulunan mağdureyle rızası reşit olmayanla cinsel ilişkiye girmek suçunu oluşturduğu, müsnet suçun takibinin şikayete tabi olduğu ve mağdurenin yargılama safhasında sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiği anlaşılmış, şikayetten vazgeçme dikkate alınarak açılan kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.

6.Sanık ...'in mağdureyle yaşadıkları tartışma sırasında eliyle mağdurenin yüzüne vurup mağdureyi genel adli muayene raporunda tespit edildiği üzere basit tıbbî müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı, sanığın sübut bulan eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki takibi şikayete tabi olan kasten basit yaralama suçunu oluşturduğu ve mağdurenin yargılama safhasında sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiği anlaşılmakla, müsnet suçtan açılan kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

1.Hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve şantaj suçlarından beraat kararı verilen sanıkla ilgili reşit olmayanla cinsel ilişki ve kasten yaralama suçlarından görülen kamu davasının düşmesine karar verilmesi ve dosyada sunulan vekalet hizmetinin bölünememesi karşısında, müdafie vekalet ücreti tayini gerektiği yönündeki tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.

2.Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Karabük Agır Ceza Mahkemesinin, 11.06.2015 tarihli ve 2015/103 Esas, 2015/144 Karar sayılı kararı sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, Başkan Vekili ... ve üye ...'ün karşı oyları ile ve oy çokluğuyla ONANMASINA,

Dava dosyasının, mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.01.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI OY

Reşit olmayanla cinsel ilişki ve kasten yaralama suçlarından açılan kamu davası şikayete bağlı suçta vazgeçme nedeniyle düşürülmesine ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve şantaj suçlarından açılan kamu davasından beraatına karar verilen sanığa beraat ettiği suçta vekalet ücreti verilip verilemeyeceği hukuki sorunu oluşturmaktadır.

Ceza davası, açıldığı andan itibaren sonuçlandırılıncaya kadar, kişi hak ve özgürlüklerini ciddi şekilde etkileyen, kişileri lekeleyen, psikolojik yönden tedirgin eden, maddi ve manevi kayıp ve katlanmayı ifade eden, iş ve güçten ederek ekonomik kayıplar verdiren, savunma için hazırlık nedeniyle vakit kaybettiren, dava sürecinde rencide ederek maddi ve manevi sıkıntılara sokan, zorlu bir süreci ifade eder.

Ceza davasının ciddi delillere dayanmadan veya iddialar yeteri kadar incelenmeden açılması ve sonuçta sanığın beraat etmesi önemli bir hukuki sorundur. Hakkında dava açılan sanık beraat kararıyla sevinirken diğer yandan ise dava sürecinde kaybettiklerine de üzülmektedir. Spinoza’dan mülhem olarak, “hiç kimse beraat ederek sevinmek için hakkında bir ceza davası açılmasını istemez (Benedictus de Spinoza-Ethica-Trc Çiğdem Dürüşken-Kabalcı Yayınları, 1. Baskı, Nisan 2012). Beraat etmek her ne kadar iyi bir şey gibi görünse de sanık açısından aslında böyle bir davanın hiç açılmaması gerektiği ve yargılamanın fuzuli yapılması nedeniyle de kötüdür.

Bir kişi suç işlemekle itham edilerek hakkında ceza davası açılmış ve yargılama sonucu beraat kararı verilmişse, haksız çıkan taraf suçları takip ve suçluları cezalandırma tekelini elinde tutan devlet olduğu için yargılama masrafına ve bu kalem içinde yer alan vekalet ücretine de katlanmalıdır. 5271 sayılı CMK’nun 327 maddesinde beraat eden sanıklar hakkında açık bir düzenlemeye yer verilmiştir.

Hukuk düzeninde bir kişiye suç isnat ederek kamu davası açılmışsa mahkumiyet yolu gözüktüğü ve hiç kimse beraat etmesi için kamu davasına nesne yapılamaz. Sanığın savunmasını hazırlamak için avukat yardımı alması ve sonuçta da beraat etmesi halinde hukuk siteminin kusuruna katlanmak zorunda değildir. Beraat etmek için çabalayan ve bu kararı elde eden sanık hukuk düzeninin görmediği ve farkında olmadığı hususları avukat tutup gösterdiği için çabası takdir edilmelidir. Böyle bir sanık, vekalet ücretinden mahrum edilmemelidir.

Vekil ile kendisini temsil ettiren ve beraat eden sanığa vekalet ücreti ödenmesi, savunmayı ödüllendirme, hukuk siteminin gözünden kaçan konuyu savunan müdafaaya bir mükafat verme, bir nevi hakkında dava açılan sanıktan özür dileme, katlandığı sıkıntıları telafi etme ve uğradığı maddi kayıpları az da olsa tazmin etme amacını doğal olarak taşımaktadır.

Sanık hakkında bir çok suçtan dava açılmış ve bir kısmından beraat kararı verilmişse somut davada olduğu gibi mahkumiyet veya düşme kararı verilen suçlarla birlikte aynı iddianamede kamu davası açıldığı gerekçesiyle beraat ettiği suçlardan sanığa vekalet ücreti ödenmemektedir. Kamu davalarının tek bir iddianamede açılmış olmasına hukuki sonuç bağlanıp sanık aleyhine fiili durum yaratılarak vekalet ücreti verilmemesi kabul edilebilir bir hukuki yorum değildir. 5271 sayılı CMK’nun 324-330 maddeleri arasında düzenlenen yargılama masrafları kural olarak devlet hazinesinden yapılmalıdır. Ancak tarafların yaptığı harcamalar da 324/1 fıkrada yargılama masrafına dahil olduğu yazılıdır. Beraat eden sanığın 327/2’nci fıkraya göre de önceden ödenmek zorunda kaldığı giderler devlet hazinesinden ödeneceği için beraat eden ve vekalet ücreti ödemesi de bu giderlere dahil olduğu için lehine hükmedilmelidir.

CMK’nun 326 maddesi birleştirilerek görülen davalarda yargılama giderinin ve bu arada vekalet ücretinin de sanık tarafından ödenmek zorunda olmadığını düzenlemektedir. Bu hüküm kanunun başarısız ve meramı ifade etmeyen bir düzenlemesidir. Bundan sanık yararına vekalet ücreti ödenmeyeceği çıkarımı yapılamaz. Tersine olarak vekalet ücreti ödemesi gerektiği yorumu ise rahatlıkla yapılabilir.

Hukuki sorun, birden çok dava açılan hallerde çıkmaktadır. Bir kimse hakkında ister ayrı ayrı iddianame düzenlensin, isterse tek bir iddianamede birden çok suç anlatılsın o kişi hakkında kaç suç işlendiği iddia ediliyorsa hukuken o kadar dava var demektir. Sanığa isnat edilen her bir suçtan ayrı hukuki işlemler yapılmakta her bir suç ayrı yargılama masrafına yol açmaktadır.

Nitekim hukuk muhakemesinde daha açık ve kesin olarak yargılama masrafları her dava yönünden hatta karşılıklı davada bile belirli ve adilane tespit edilmiştir.

Ceza yargılamasında savcının tavrına, olayı birleşik veya ayrı iddianamelerde anlatmasına hukuki sonuç bağlanamaz. Sırf bir metinde birden çok suçu anlattı ve bazılarından mahkum oldu veya düştü diyerek beraat ettiği suçlardan vekalet ücreti vermemek mantıksız ve tutarsızdır. 5271 sayılı CMK birlikte görülen davalarda vekalet ücretinin nasıl verileceğini ayrıntılı düzenlememiştir. Kanun, birden çok suçtan hakkında kamu davası açılan sanığın beraat ettiği suçlarda vekalet ücreti alıp almayacağı konusunda açık hüküm getirmemiş suskun kalmıştır. Kanunun açıkça düzenlemediği bir konuda sanığa dolaylı mali külfet yüklenemez. Yine kanunun düzenlemeleri bir bütün olarak ele alındığında da, beraat ettiği suçlarda sanığa vekalet ücreti ödenmesini engelleyen, ima eden veya yorumla bu sonucu çıkarmaya elverişli hiçbir hüküm yoktur.

Ceza davası açılıp bir kısım suçlardan beraat eden sanık lehine vekalet ücreti ödemesi halinde ise bir çok hukuki fayda doğacaktır. İlk olarak kanunun suskun kaldığı bir husus eşitlik ve adalet ilkeleri ile kişi hak ve özgürlüklerinin korunması esaslarına göre içtihaden sanık lehine yorumla doldurulacaktır. İlerde beraat etmesi mümkün davaların açılması bir nebzede olsa önlenecek, savcılara dava açarken çeki düzen verecektir. Savcılara mahkum olmayacak suçtan dava açılmaması gerektiği aksi takdirde vekalet ücreti ödenerek hazinenin fuzuli masrafa sokulacağı hatırlatılacaktır. Vekaletli avukatla savunma teşvik edilecektir. Gereksiz yere suçlanan sanığa en azından vekalet ücreti ödenecektir.

Bir başka açıdan ise hazineye ciddi bir yük gelmeyecektir. Kişi hakkında açılan kamu davalarının bazısından beraat ve bazısından mahkum olacağı ve vekalet ücretleri her bir dava için verilip mahsup edildiğinde beraat kararı sayısından mahkumiyet kararı verilmesi daha çok verilmesi beklendiği için daima hazine kazançlı çıkacaktır. Devlet hazinesini koruma endişesi bu nedenle gereksizdir.

Nihayet, onama kararında geçen “vekalet hizmetinin bölünmezliği” kavramı ve gerekçesi hakiki ve hukuki değildir. Vekalet hizmetinin bölünmezliği ifadesi hukuki terminolojiye aykırı olup böyle bir ilke konulamaz. Vekalet hizmeti, her bir suç için davada ayrı verilmektedir. Sanık dilerse bir avukatla dilerse her bir suç için farklı avukatları vasıtasıyla savunma yapabilir. Vekalet hizmeti verilmesinin vekalet ücretiyle ilgisi mantıken kurulamaz. Her ceza davası bir isnadı barındırdığı ve sanığın işlediği bir kötülüğü ifade ettiği için vekalet hizmetinin bölünememe mantığı izaha muhtaçtır. Bu kavramın hukuki, ilmi veya mantıki izahı yapılamaz. Hakkında açılan suçların ikisinden düşme ve diğerlerinden beraat kararı verilen sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken CMK’nun 324/1, 326/1-2, 327/1-2 fıkralarının ruhuna aykırı olarak vekalet ücreti vermeyen mahkeme kararını düzeltmeden onayan sayın çoğunluk düşüncesine katılmıyoruz.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.