3. Ceza Dairesi
3. Ceza Dairesi 2022/37317 E. , 2023/981 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Bursa 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.12.2021 tarihli ve 2017/75 Esas, 2021/407 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 16.06.2022 tarihli ve 2022/526 Esas, 2022/1266 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümde hüküm fıkrasındaki sanıklar hakkındaki temel cezaya ilişkin "3713 sayılı yasanın 5. maddesi uyarınca" ibarelerinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine;"3713 sayılı yasanın 5/1 maddesi uyarınca" ibarelerinin hüküm fıkrasına eklenmesi suretiyle düzeltilmesine ve "5237 sayılı TCK'nın 58/9 uncu maddesi gereğince sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve hükmün infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına," eklenerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükmünün istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 10.10.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle, ByLock server kayıtlarının hatalı olduğu ve CGNAT ve HTS kayıtlarının uyumsuz ve hatalı olduğu, atılı suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı, terör örgütü üyeliği için gerekli olan süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunmadığı, gerekçe gösterilmeden alt hadden uzaklaşılarak ceza verildiği ancak dosya kapsamında alt hadden uzaklaştırılmasını gerektiren bir delilin olmadığı, verilen mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, etkin pişmanlık kapsamında beyanları alınan kişilerin tanık olarak dinlenip hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğuna, teşhis işlemlerinin hukuka aykırı olduğuna, lehe hükümlerin uygulanmasına ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın ByLock kullanıcısı olması, huzurda dinlenen tanıkların beyanlarına göre örgüte ait evlerde kaldığı, örgütsel toplantılara katıldığı, kod adı kullanarak örgüt içerisinde bölge üniversite mesullüğü, bölge talebe mesullüğü görevleri yürüttüğü, cezaevinde görevli memurlara sohbet imamlığı yaptığı ve yine kod adı kullanarak askeri okulda öğrenci konumunda bulunan A.V. isimli şahsın takibini gerçekleştirdiği anlaşılan sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile organik bağının bulunduğu, hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve süreklilik gösteren eylemlerle kendisine verilen görevleri yerine getirdiği, bu suretle atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kanaatine varılmıştır. Bu nedenlerle sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 314/2 nci maddesine göre temel ceza tayin edilirken, suçun işleniş biçimine, suç konusunun önem ve değerine, kod adı kullanmak dahil diğer gizlilik kurallarına riayet ederek bölge üniversite ve talebe mesullüğü, askeri öğrenciler ve cezaevi personelleri ile ilgilenerek örgüt içerisinde önemli ve çeşitli şekilde, etkin bir şekilde görevler yürütmüş olduğunun anlaşılmış olması nazara alınarak kastının ağırlığına, suçun işlenmesindeki özelliklere istinaden teşdiden cezalandırılmasına karar verilerek hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, ilk derece mahkemesince kurulan hükümde hüküm fıkrasındaki sanıklar hakkındaki temel cezaya ilişkin "3713 sayılı yasanın 5 inci maddesi uyarınca" ibarelerinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine;"3713 sayılı yasanın 5/1 inci maddesi uyarınca" ibarelerinin hüküm fıkrasına eklenmesi suretiyle düzeltilmesine ve "5237 sayılı TCK'nın 58/9 uncu maddesi gereğince sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve hükmün infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına," eklenerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ilk derece mahkemesi hükmünün istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 sayılı iptal Kararının TCK'nın 53 üncü maddesinin uygulanması yönünden infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
a)Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b)Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve müstakar kararlarında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağı kabul edilmiştir.
c)Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere, dosya kapsamına, sanığın adına kayıtlı ve kullanımında bulunan gsm hattında FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarınca haberleşme aracı olarak kullanılan ByLock yazılımının tespit edilmesi, kod adı kullanmak dahil diğer gizlilik kurallarına riayet ederek bölge üniversite ve talebe mesullüğü, askeri öğrenciler ve cezaevi personelleri ile ilgilenerek örgüt içerisinde önemli ve çeşitli şekilde, etkin bir şekilde görevler yürütmüş olduğunun anlaşılmış olması, operasyonlardan sonra da faaliyetlerine devam ettiğine ilişkin tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün nihai amacını gerçekleştirmek için stratejik öneme haiz mahrem yapılanması içerisinde yer alıp anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğuna, örgütsel konumu sebebiyle temel cezanın tayininde teşdit uygulanmasına dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
d)Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 16.06.2022 tarihli ve 2022/526 Esas, 2022/1266 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bursa 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.03.2023 tarihinde karar verildi.