7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2022/329 E. , 2023/1859 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ...Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki önalım hakkına dayalı tapu iptal tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine, ek karar ile verilen tavzih kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, tavzih kararının kaldırılmasına, davalının 26.11.2020 tarihli hükmün tavzihine ilişkin talebinin reddine, karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ...Mahallesi, ... Mevki 117 ada 23 parsel sayılı taşınmazın müşterek hissedarı olduğunu, söz konusu taşınmazın 1/3 oranındaki hissesinin dava dışı....tarafından 11.02.2019 tarihinde davalı ...'a 220.000,00 TL bedelle satıldığını, bu bedelin muvazalı bir bedel olduğunu, taşınmazın gerçek satış bedelinin 100.000,00 TL olduğunu, taşınmazın zeminde fiilen bölünmüş olması nedeniyle satılan alanın aynı zamanda sınırdaş komşusu olduğunu, taşınmazın satılan kısmının yaklaşık 42.666 m2 olduğunu ve bu arazide su kuyusunun olmadığını belirterek dava konusu taşınmazın gerçek satış bedeli olan 100.000,00 TL üzerinden müvekkiline yasal önalım hakkı tanınarak, davalı üzerindeki taşınmaz kaydının iptali ile müvekkil adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın ...'e 220.000,00 TL bedelle satıldığını, taşınmazın 1985 yılından beri bütün hissedarları tarafından fiili taksim edilerek kullanıldığını, taşınmazın kıraç arazi olmadığını, dava konusu araziye yakın olan başka bir arazide su kuyusu bulunduğunu, müvekkilinin yer altı su boru hattı döşeterek kuyunun suyunu taşınmaza ulaşmasını sağladığını, davacı tarafın hukuka aykırı şekilde dava konusu tarlayı değerinin çok altında almayı amaçladığını, komşu araziyi satın alan...'in kardeşi...'e kardeşi olması sebebiyle değerinin altında satmış olabileceğini, ...'in kardeşine sattığı arazinin satış bedelinin davaya konu arazinin satış bedelinden düşük olmasının tarafları ile bir ilgisinin bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın, paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaşın belirli bir kısmını kullandığı, dolayısıyla paydaşın kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa sattığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Kararda, davacının dava konusu 23 parsel sayılı taşınmaza sınırdaş olan bir tarımsal arazisinin olmadığı, önalım hakkının kullanılmasına sebebiyet verilen satış sözleşmesinin konusu taşınmazın tamamının satışına ilişkin olmayıp sadece taşınmazdaki 1/3 payın satışına ilişkin olması sebebiyle aynı taşınmazda sınırdaşlıktan söz edilemeyeceği için davacının 5403 sayılı Kanun hükümlerine göre bir önalım hakkına sahip olduğundan söz edilemeyeceği açıklanmıştır.
2.Mahkeme, vekalet ücretini maktu hesaplamış, davalının talebi üzerine 26.12.2020 tarihinde tavzihle nispi vekalet ücretine karar vermiştir. IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; önalım hakkı bedelinin yatırılmadan hüküm kurulmuş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükmedilen vekalet ücretinin tavzihle düzeltilmesinin mümkün olmadığını, taşınmazın 1/3'lük kısmının dava dışı Fahrettin tarafından davalıya satıldığını, bu suretle taşınmaza dışardan yabancı bir ortak sokularak 5403 sayılı yasanın amacına muhalif bir devir gerçekleştiğini, devredilen alanın sağ ve sol tarafının müvekkili tarafından kullanıldığını, satışı gerçekleştirilen alanın müvekkilinin kullandığı bölümlerin tam ortasında kaldığını, tarımsal bütünlük yönünden bilirkişi raporunda da açıkça belirtildiği üzere müvekkilinin 17/36 oranında olması ve davalının kullandığı alanın zemindeki pozisyonu itibariyle davacının kullandığı alan ile ekonomik bütünlük arz ettiğini, satışın yapıldığı 11.02.2019 tarihinde satıcı Fahrettin Keleş'in hesabına gerçek satış bedeli olan 100.000,00 TL aktarıldığını, müvekkili tarafından dava açılacağı haberini duyar duymaz davalı tarafın 12.02.2019 tarihinde de 120.000,00 TL yatırmak suretiyle muvazaalı olan bedele gerçekmiş izlenimi vermeye çalıştığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile esas kararla maktu hesaplanan ve hüküm altına alınan vekalet ücretinin tavzih kararıyla davacının aleyhine olacak şekilde nispi hesaplanmasının hatalı olduğu gerekçesiyle, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından davacı vekilinin ek karar ile verilen tavzih kararının kaldırılmasına yönelik istinaf talebinin kabulüne, tavzih kararının kaldırılmasına; İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin esas karara yönelik istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
2.Davalı vekili; İlk Derece Mahkemesince vekalet ücreti hususunda kısmi maddi hata ile sehven 3.400,00 TL yazıldığını davacının davada belirlediği harca esas değer 100.000,00 TL üzerinden hesap edilirse vekalet ücretinin 13.450,00 TL olduğunu, maddi hatanın düzeltilmemesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davanın reddi kararın eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 732, 733, 734 üncü maddeleri.
3.Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine , Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.