7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2022/1075 E. , 2023/2243 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Keskin Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki önalım hakkından kaynaklanan tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının Kırıkkale ili, .... ilçesi, ..... Köyü'nde bulunan 115 ada 4 parsel ile .... ada 7 parsel sayılı taşınmaz paydaşlarından olduğunu, söz konusu taşınmazlardaki payın 24.11.2017 tarihinde davalı tarafından satın alındığını, payların satış bedelinin önalım hakkını engellemek amacıyla yüksek gösterildiğini belirterek önalım hakkı nedeniyle taşınmazların dava konusu paylarının tapusunun iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazlardaki ... .... mirasçılarına ait payların 29.11.2017 tarihinde davalı tarafından satın alındığını, tapudaki bedelin gerçek olduğunu, taşınmazların yaklaşık 30 yıl önce fiili taksim yoluyla paylaşıldığını, herkesin kendi payına düşen kısmı ekip biçtiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile fiili taksim kanıtlandığından davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, davacıya ve davalıya pay satışı yapan önceki maliklerin araziyi metrekaresi az-verimli, metrekaresi çok-verimsiz olarak dört parçaya böldüklerini ve kendi aralarında dönüşümlü olarak kullana geldiklerini, aralarında sınır anlaşmazlığı yüzünden kavgalar çıktığını, kadastro uygulaması sırasında dönüşümlü kullanımın dikkate alınmadığını, davacının üç bölünmüş hisseyi birleştirdiğini, davalıya pay satanların da iki bölünmüş hisseyi birleştirdiğini, fiili paylaşımın önceki maliklerin tam rızasına dayanmadığını, miktar ve verimlilik yönünden husumetle devam ettiğini, kaldı ki tapudaki pay ile fiili kullanılan alanın da miktar olarak uyuşmadığını, belirli bir kısmın paydaşlara ayrı ayrı özgülenmediğini ve sürekli olarak o paydaşça kullanılmadığını, fiili taksimin şartlarının gerçekleşmediğini, TMK’nuna göre resmi olmayan şekilde yapılan paylaşmanın kabul edilemeyeceğini, taraflarınca arttırım ıslahında bulunulmamasına rağmen harç ve vekalet ücretinin de afaki hesaplandığını, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2013/10524-12294 sayılı kararına göre davacı tarafından ispatlanamayan bedelde muvazaa iddiası sonucu dava dilekçesinde gösterilen satış değeri üzerinden davacı yararına, tapudaki satış değeri ve iddia olunan bedel arasındaki fark üzerinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine ve yargılama giderlerinin de bu oranlar dahilinde taraflar arasında bölüştürülmesine karar verilmesi gerektiğini, 6537 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 5403 sayılı Kanun'a eklenen 8/İ maddesinin uygulama imkanı üzerinde durulmadığını, 2 hektar altındaki arazinin 3. kişiye satılması halinde önalım hakkının varlığı ve MK’nun 2 nci maddesine aykırı olmadığı üzerinde durulmadığını, dava konusu parsellerin 2 hektarın altında olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile maktu harç alınması gerekirken nispi harç alınmış olması nedeniyle sınırlı olarak davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2.Bölge Adliye Mahkemesi, "keşif sırasında dinlenen tanıklar taşınmazların ... ve... tarafından paylaşılarak ekildiğini, Arap’ın Süleyman’a onun da davacıya sattığını, ... mirasçılarının da davalıya sattığını söylemişlerdir. Harita mühendisi bilirkişi, taşınmazların krokideki gibi ikiye bölünerek kullanıldığını, fiili taksim bulunduğunu bildirmiş, ziraatçı bilirkişi, taşınmazların her ikisinin de çok eskiden kalan üzerinde çok yıllık bitkilerin olduğu sınır (tunç) ile taksim edildiğini, bu durumun uzun zamandan beri taşınmazların bölünmüş olduğunu gösterdiğini belirtmiş, ek raporda da davacı ve davalının kullandığı alanlar gösterilmiştir. Bu durumda, taşınmazların evvelden beri fiili taksim edilerek kullanıldığı" gerekçeleri belirtilerek fiili taksimin kanıtlanması nedeniyle önalım hakkının kullanılmasının dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceğinden bahisle davanın reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, önalım hakkının kullanılmasını engellemek amacıyla satış değerlerinin gerçek değerinin çok üzerinde gösterildiğini, taşınmaz maliklerinin her birinin iktisap tarihlerinin birbirinden farklı olması nedeniyle fiili taksimin somut olayda gerçekleşmesi mümkün olmamasına karşın fiili taksimin gerçekleştiği yönündeki kabulün hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, önalım hakkından kaynaklanan tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2.Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi şöyledir: "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.
3.Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
3.Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Dava konusu taşınmazda fiili taksimin varlığının kabulü için satış tarihinde davacının ve davalıya pay satan satıcının taşınmazda eylemli olarak kullandığı yerin bulunması gerekmektedir. Somut olayda; tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporları ve davacı tanıklarının beyanları ile dahi ispatlandığı üzere dava konusu taşınmazda fiili taksim mevcut olup davacının önalım hakkını kullanması dürüstlük ilkesine aykırıdır.
İlk derece mahkemesinin ve bölge adliye mahkemesinin bu yöndeki gerekçeleri ve kararları yerindedir.
3.Sonuç olarak; temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.