Esas No
E. 2022/11128
Karar No
K. 2023/4821
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Uyuşturucu

10. Ceza Dairesi         2022/11128 E.  ,  2023/4821 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

2- İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2014/1547 E., 2015/231 K. - 2020/146 E., 2020/210 K.
SUÇ: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma

İNCELEME KONUSU

KARARLAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Mahkûmiyet

İstanbul 74. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.02.2015 tarihli ve 2014/1547 Esas, 2015/231 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, karar 12.03.2015 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştirilmiştir.

İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.03.2020 tarihli ve 2020/146 Esas, 2020/210 Karar sayılı kararı ile; hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 01.07.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 30.05.2022 tarihli ve 2021/3785 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2022 tarihli ve KYB-2022/85933 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2022 tarihli ve KYB-2022/85933 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "1- İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/03/2020 tarihli ve 2020/146 Esas, 2020/210 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede,

Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İstanbul 74. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.02.2015 tarihli kararın tebliğinin, "adresinin kapalı olması" açıklamasıyla yetinilerek muhtarın imzasına 04/03/2015 tarihinde tebliğ edildiği ve 2 nolu haber kağıdının kapısına yapıştırıldığı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina" başlıklı 21 inci maddesinin birinci fıkrasında; "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memuruna imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır" hükmünün yer aldığı,

Madde metninin, iki hâli birlikte düzenlediği, bunlardan ilkinin "adreste bulunmama", diğerinin ise "tebellüğden imtina" olduğu, muhatabın, tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi hâlinde ancak, maddede sayılanlardan, örneğin muhtara imza karşılığı tebliğ edilip, 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebileceği,

Bu itibarla; tebliğ tarihinde yürürlükte olan Tebligat Yönetmeliğinin 30 uncu maddesinde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle, imzadan çekinmeleri halinde, bu husus da belirtilerek, muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra geleceği "tevsik edilmeden", Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre yapılan tebligat işleminin geçersiz olduğu, Bu açıklamalar ışığında, somut olayda, sanığın yokluğunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İstanbul 74. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.02.2015 tarihli kararının 12.03.2015 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmakta ise de, anılan kararın tebliğ işleminin yukarıda açıklanan gerekçe dikkate alındığında geçersiz olması karşısında; esasen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde,

2.İstanbul 74. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.02.2015 tarihli ve 2014/1547 Esas, 2015/231 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede,

Sanık ... hakkında 03.11.2009 tarihli kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçundan İstanbul 20. Sulh Ceza Mahkemesinin 21.06.2012 tarihli ve 2012/939 Esas,2012/1335 Karar sayılı kararı ile 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına, karar verildiği, kararın 07.02.2013 tarihinde kesinleştirilerek infaza gönderildiği,

İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 17.09.2014 tarihli yazısı ile; sanığın yükümlülüklerini yerine getirdiği, tedbirin infaz edildiği, kaydın infazen kapatıldığının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına bildirildiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca sehven, sanığın denetim planını ihlal ettiği gerekçesiyle mahkemeye ihbarda bulunulması üzerine İstanbul 74. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.02.2015 tarihli ve 2014/1547 Esas, 2015/231 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 12.03.2015 tarihinde kesinleştirilmesinden sonra sanığın denetim süresi içerisinde işlediği uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan cezalandırıldığının ihbar edilmesi üzerine de, İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.03.2020 tarihli ve 2020/146 Esas, 2020/210 Karar sayılı kararı ile; hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

Sanık hakkında İstanbul 20. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 21.06.2012 tarihli ve 2012/939 Esas, 2012/1335 Karar sayılı denetimli serbestlik tedbirinin infaz edildiği, sanığın yükümlülüklerine uygun davrandığının İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 17.09.2014 tarihli yazısı ile bildirildiği anlaşıldığından, tedbire uyan sanık hakkında 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesinin beşinci fıkrasındaki "tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verilir" hükmü gereğince davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sehven tedbire uymadığı kabul edilerek cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

A. Şüpheli hakkında, 03.11.2009 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Fatih Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, 11.03.2010 tarihli ve 2009/24724 Soruşturma, 2010/2354 Esas, 2010/1373 sayılı iddianame ile Fatih 1. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
B. Fatih 1.

Sulh Ceza Mahkemesinin 26.04.2011 tarihli ve 2010/332 Esas, 2011/898 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 27.05.2011 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleşmesinden sonra karara karşı Adalet Bakanlığının istemi üzerine kanun yararına bozma yoluna gidildiği, Dairemizin 20.02.2012 tarihli ve 2012/1811 Esas, 2012/1264 Karar sayılı ilamı ile kararın kanun yararına bozulmasına karar verildiği,

C. Kararın kanun yararına bozulmasından sonra İstanbul 20.

Sulh Ceza Mahkemesinin 21.06.2012 tarihli ve 2012/939 Esas, 2012/1335 Karar sayılı kararı ile, 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 07.02.2013 tarihinde kesinleştirilerek infaza gönderildiği,

D. İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 17.09.2014 tarihli yazısı ile;

sanığın yükümlülüklerini yerine getirdiği, tedbirin infaz edildiği, kaydın infazen kapatıldığının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesine rağmen, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca denetim planını ihlal ettiği gerekçesiyle mahkemeye ihbarda bulunulduğu,

E. Dosyanın devredildiği İstanbul 74.

Asliye Ceza Mahkemesinin 03.02.2015 tarihli ve 2014/1547 Esas, 2015/231 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 12.03.2015 tarihinde kesinleştirildiği,

F. Sanığın denetim süresi içerisinde işlediği kasıtlı suçtan cezalandırıldığının ihbar edilmesi üzerine, İstanbul 33.

Asliye Ceza Mahkemesinin 19.03.2020 tarihli ve 2020/146 Esas, 2020/210 Karar sayılı kararı ile; hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 01.07.2020 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır.

G. İstanbul 74.

Asliye Ceza Mahkemesinin 03.02.2015 tarihli ve 2014/1547 Esas, 2015/231 Karar sayılı kararının incelenmesinde:

Sanık hakkında İstanbul 20. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 21.06.2012 tarihli ve 2012/939 Esas, 2012/1335 Karar sayılı kararı ile verilen denetimli serbestlik tedbirinin infaz edildiği, sanığın yükümlülüklerine uygun davrandığının İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 17.09.2014 tarihli yazısı ile bildirildiği anlaşıldığından, tedbire uyan sanık hakkında 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasındaki "tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verilir" hükmü gereğince "davanın düşmesine" karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sehven tedbire uymadığı kabul edilerek cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.03.2020 tarihli ve 2020/146 Esas, 2020/210 Karar sayılı kararının incelenmesinde: Yukarıda açıklanan nedenle, İstanbul 74.Asliye Ceza Mahkemesinin 03.02.2015 tarihli ve 2014/1547 Esas, 2015/231 Karar sayılı kararının kanun yararına bozulmasına karar verilmesi karşısında, İstanbul 74. Asliye Ceza Mahkemesince "düşme" kararı verileceğinden ortada açıklanacak bir hükmün varlığından söz edilemeyeceği anlaşıldığından, İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesince "karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi gerektiği, bu nedenle hükmün açıklanmasına ve sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.

III. KARAR

1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2.İstanbul 74. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.02.2015 tarihli ve 2014/1547 Esas, 2015/231 Karar sayılı kararı ile İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.03.2020 tarihli ve 2020/146 Esas, 2020/210 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

29.05.2023 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.