Esas No
E. 2022/13806
Karar No
K. 2023/301
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

10. Hukuk Dairesi         2022/13806 E.  ,  2023/301 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/1191 E., 2022/2045 K.

vekili Avukat ...

DAVA TARİHİ: 09.09.2020
KARAR: Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 27. İş Mahkemesi

SAYISI: 2020/214 E., 2021/111 K.

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 366 ncı maddesine göre, temyiz kanun yolu bakımından kıyas yoluyla uygulanan 6100 sayılı Kanun'un 347 ve 348 inci maddeleri uyarınca; temyiz dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, karşı tarafın temyiz dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde vereceği temyize cevap dilekçesi ile katılma yolu ile temyiz yoluna başvurabilir. Katılma yolu ile temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacının temyiz dilekçesi davalı Kurum vekiline 27.11.2022 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekilinin katılma yolu ile temyiz dilekçesinin ise kanuni süre geçirildikten sonra 05.01.2023 tarihinde verildiği anlaşılmış olup açıklanan sebeplerle davalı Kurum vekilin temyiz isteminin, 6100 sayılı Kanun'un 347, 348, 366 ve 352 nci maddeleri uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacı vekilinin kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden gerekli şartları sağladığından temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri borçlanabileceğinin tespiti ile bu sigortalılık süresi dikkate alınarak doğum borçlanması yapabileceğinin tespitine ve emeklilik hakkı kazandığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacının Türkiye sigortalılık başlangıç tarihi 25.01.2013 tarihidir. Türkiye ile İran arasında henüz imzalanmış Sosyal Güvenlik Sözleşmesi bulunmadığı gibi, davacının İran rant sigortasına tabi bir çalışması da bulunmamaktadır. Bu durumda 18.08.1985-27.09.1987 tarihleri arasında yurtdışında ev kadını olarak geçen süreleri borçlanacak ise de 18.08.1985 tarihinin Türkiye sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, konu ile ilgili yasal mevzuat ve alınan bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde; 3201 sayılı Kanun'un 5/2 nci fıkrasında “Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile fiili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın baslangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür.” hükmü gereğince, Türkiye’de ilk sigortalılığının başladığı 25.01.2013 tarihinden önceki borçlanılan süreler kadar sigortalılık başlangıcının geriye götürülmesi ve davacının 25.01.2013 sigortalılık başlangıç tarihinden önceki 18.08.1985-27.09.1987 tarihleri arası 759 günlük süreyi borçlanacağı 25.01.2013 tarihinden 759 gün kadar geriye gidildiğinde 16.12.2010 tarihine ulaşılacağı, ayrıca davacının borçlanmak istediği doğum ise 16.12.2010 tarihinden önce 05.02.1992 tarihinde gerçekleşmiş olduğundan, doğum tarihinde sigortalı olmayan davacının doğum borçlanması hakkının bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı" belirtilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, davacının yurt dışında 18.08.1985-27.09.1987 tarihleri arasında geçen ev kadınlığı sürelerini 09.09.2020 dava tarihindeki yürürlükte olan prime esas kazanç miktarları üzerinden 3201 sayılı Kanun'a göre borçlanma hakkı olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili, Türkiye-İran arasındaki Sosyal Güvenlik Anlaşması dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken Mahkeme tarafından hatalı ile değerlendirme ile sigortalılık başlangıç süresinin 18.08.1985 tarihinin Türkiye sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmeyip 25.01.2013 tarihinden 759 gün kadar geriye gidildiğinde 16.12.2010 tarihine ulaşılacağı şeklinde karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalarının tümüyle kabulünün gerektiğini beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, Kurum işlemlerinde bir hata bulunmadığını beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1.1.Somut olayda, T.C.Dışişleri Bakanlığı Personel Daire Başkanlığının 13.08.2018 tarihli yazısından, gerekse T.C.Tahran Büyükelçiliğinin 05.11.2018 tarihli yazısından davacının 18.08.1985-27.09.1987 tarihleri arasında yurt dışında (İran'da) ikamet ettiği, Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 6 ve 9 uncu maddesinde borçlanma talebine eklenecek belgeler arasında Beyan ve Taahhüt Belgesinin sayılmadığı, davacı vekilinin 10.02.2020 tarihli vekaletnamesinde Sosyal Güvenlik Kurumu ile ilgili işlemleri takip yetkisinin verildiği, buna göre davacı vekilinin borçlanma talebinde bulunduğu 08.04.2020 tarihinde davacı adına 3201 sayılı Kanun'a göre borçlanma talebinde bulunmaya yetkili olduğu anlaşıldığından davacının 18.08.1985-27.09.1987 tarihleri arasında yurt dışında geçen ev kadınlığı sürelerini borçlanabileceği ortadadır.

1.2. Bununla birlikte, 5510 sayılı Kanun'un 41 inci maddesinde düzenlenen doğum borçlanması bakımından yapacağı borçlanma süresinden önce sigortalı olması gerekmektedir. Her ne kadar Türkiye ile İran arasında sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmış ve bu sözleşme 24.03.2021 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş ise de sözleşmede sigortalılık başlangıcına ilişkin olarak bir hüküm bulunmadığı gibi davacının borçlandığı ev kadınlığı süresinden dolayı 3201 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi kapsamında değerlendirme yapılarak davacının Türkiye'de çalışmaya başladığı tarihten borçlanma süresi kadar geriye gidilmesi ve sigortalılık başlangıç tarihinin buna göre belirlenmesi gerektiğinden 05.02.1992 tarihinde yaptığı doğumdan önce sigortalı olmadığı için doğum borçlanması yapabilmesi mümkün değildir.

Bu kapsamda, mevcut sigortalılık süresine göre de yaşlılık aylığı koşullarının oluşmadığı anlaşılmaktadır.

1.3. Yukarıda açıklanan nedenlerle, mahkeme kararının vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla istinaf kapsam ve nedenlerine göre davacı vekilinin ve davalı Kurum vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir" gerekçesine dayalı olarak;

2."Davacı vekilinin ve davalı Kurum vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine," karar verilmiştir. V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili sunmuş oldukları temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde yer alan itirazlarını yinelemek suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, yurt dışı borçlanmasına konu sürenin davacının hizmetine eklenirken hangi hizmet dönemine mal edileceği ve ilgili dönem hizmet süreleri dikkate alındığında da doğum borçlanması hakkının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

2.İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci maddeleri.

2.02.06.2021 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin, konuya ilişkin 2 nci maddesinde anlaşmanın her iki ülke için uygulanacağı mevzuat belirtilmiştir.

3.Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkındaki 3201 sayılı Kanun'un “Amaç ve kapsam” başlığını taşıyan 1’inci maddesinde; 18 yaşını doldurmuş Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen sürelerin, Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirileceğini hüküm altına almıştır.

4.3201 sayılı Kanun'un, 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi ile değişik “Süre tespiti ve sigortalılığın başlangıcı” başlıklı 5 inci maddesi ise “Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır. Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür. Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir. Yurt dışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir.

Sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülkelerdeki hizmetlerini, bu Kanuna göre borçlananların, sözleşme yapılan ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alınmaz. Ancak, uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinde Türk sigortasına girişinden önce âkit ülke sigortasına girdiği tarihin Türk sigortasına girdiği tarih olarak kabul edileceğine ilişkin özel hüküm bulunan ülkelerdeki sigortalılık sürelerini borçlananların âkit ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilir.

Türkiye’deki sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki sürelerin borçlandırılması hâlinde bu süreler 5510 sayılı Kanun'un 41 inci maddesinde yer alan hükümler esas alınarak Türkiye’deki sigortalılık başlangıç tarihinden, Türkiye’de sigortalılık yok ise borçlanma tutarının tamamen ödendiği tarihten geriye götürülen sürelere ait ilgili aylara mal edilir” hükmünü içermekte olup; Kanun'un anılan açık hükmü karşısında, 3201 sayılı Kanun'un 5 inci madde hükmü uyarınca, sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılık başlangıç tarihinin borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülerek belirlenmesi gerekecektir.

5.Davanın diğer yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi ile, "Kanunları gereği verilen ücretsiz doğum ya da analık izni süreleri ile 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamındaki sigortalı kadının, üç defaya mahsus olmak üzere doğum tarihinden sonra iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla borçlanılacak sürelerde uzun vadeli sigorta kolları açısından sigortalı sayılmaması ve çocuğunun yaşaması şartlarıyla talepte bulunulan süreleri, kendilerinin veya hak sahiplerinin yazılı talepte bulunmaları ve talep tarihinde 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt ve üst sınırları arasında olmak üzere, kendilerince belirlenecek günlük kazancın % 32'si üzerinden hesaplanacak primlerini borcun tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödemeleri şartı ile borçlandırılarak, borçlandırılan süreleri sigortalılıklarına sayılır. Bir ay içinde ödenmeyen borçlanmalar için ise yeni başvuru şartı aranır. Primi ödenmeyen borçlanma süreleri hizmetten sayılmaz. Borçlanma sürelerinin ne şekilde belgeleneceğini belirlemeye Kurum yetkilidir.

Bu Kanuna göre tespit edilen sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler için borçlandırılma halinde, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlandırılan gün sayısı kadar geriye götürülür. Sigortalılık borçlanması ile aylık bağlanmasına hak kazanılması durumunda, ilgililere borcun ödendiği tarihi takip eden ay başından itibaren aylık bağlanır. Borçlanılan süreler, uzun vadeli sigorta ve genel sağlık sigortası bakımından;

a)Birinci fıkranın (a), (b), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentleri gereği borçlananlar, borçlandığı tarihteki 4 üncü maddenin birinci fıkrasının ilgili bendine göre,

b)Birinci fıkranın (c) ve (ı) bentleri gereği borçlananlar, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendine göre sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.

Bu Kanunun yürürlük tarihinden sonraki sürelere ait borçlanmalarda; borçlanılan prime esas gün sayısı borçlanılan ilgili aylara mal edilir. Seçilen prime esas kazanç, borcun ödendiği tarihteki prime esas asgarî kazanca oranlanarak, söz konusu oran ilgili ayın prime esas asgarî kazancı ile çarpılır. Bulunan tutar, ilgili ayın prime esas kazancı kabul edilir. Ancak hesaplanan prime esas kazanç hiçbir suretle o ayın prime esas azamî kazancını geçemez" düzenlemesine yer verilmiştir.

3.Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken 3201 sayılı Kanun'un 5 inci maddesine ve hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilini temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle,

1.Davalı Kurum Temyizi Yönünden Davalı Kurum vekilinin katılma yolu ile temyiz dilekçesinin süreden REDDİNE,

2.Davacı Temyizi Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgilisinden alınmasına,

12.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi ...

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog