8. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/8785
- Karar No
- 2023/544
- Karar Tarihi
- 08.02.2023
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Gayrimenkul Hukuku
- Karar Sonucu
- ONANMASINA
8. Hukuk Dairesi 2021/8785 E. , 2023/544 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde, sınırlarını bildirdiği Kılıçlı Köyünde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu açıklayarak, taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiş; davacının yargılamanın devamı sırasında vefat etmesi üzerine mirasçıları tarafından davaya devam olunmuştur. II. CEVAP
1.Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu açıklayarak Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde, davanın reddi ile dava konusu taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazın Kılıçlı mahallesi 1/1000 ölçekli imar plan sahası dışında kaldığını, taşınmazın bulunduğu yerde kadastro çalışmalarının tamamlandığını ve üzerinden 10 yıldan uzun bir süre geçtiğini, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını öne sürerek davanın reddini savunmuştur.
4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkili kuruma husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını öne sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.06.2012 tarihli ve 2008/119 Esas, 2012/377 Karar sayılı ilk kararı ile, "dava konu taşınmazın tapulama çalışmalarında kullanılmayan, ziraate elverişli olmayan yer olarak tescil harici bırakıldığı, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuyla taşınmazın % 18-28 eğimli olduğu, yerleşik Yargıtay içtihatlarında eğimi % 12 nin üzerinde olan taşınmazların orman toprağı özelliği gösteren yerler olarak kabul edildiği, yine taşınmazın etrafının orman ağaçlarıyla kaplı olduğu ve ziraat bilirkişi raporuyla da toprağının orman toprağı vasfında olduğunun tespit edildiği gerekçesi ile davanın reddine, taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tesciline" karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen ilk kararına karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay ( Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 20.06.2013 tarihli ve 2013/2590 Esas, 2013/6941 Karar sayılı ilamıyla; "yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmak için yeterli olmadığı, orman bilirkişileri tarafından dosyaya sunulan raporda çekişmeli taşınmazların kesinleşen orman tahdidi dışında kaldıkları, orman bütünlüğünü bozmayan orman sayılmayan yerlerden oldukları belirtildiği halde, ziraatçı bilirkişi raporunda çevresindeki ormanlık ve çalılık alanlarla bütünlük oluşturan, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan yerlerden oldukları açıklanarak çelişki oluşturulduğu, dava konusu taşınmazların güney ve doğusunda dere olduğundan, dere yatağı olup olmadıkları açısından jeolog bilirkişiden rapor alınmadığı, keşifte yerel bilirkişiler dinlenmediği, bölgede 1952 yılında yapılan orman kadastrosuna ait tutanaklar ve harita dosyaya getirtilerek taşınmazların orman tahdidine göre konumlarının tam olarak saptanmadığı açıklanarak; Mahkemece, öncelikle 1952 yılında kesinleşen orman kadastrosuna ait tüm tutanaklar ve haritası, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, dava tarihinden 15 veya 20 yıl önce çekilmiş hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan üretilmiş memleket haritası, topografik fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro haritaları ilgili yerlerden getirtildikten sonra önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek iki mühendis, bir ziraat mühendisi, bir jeoloji mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazların tahdit hattına göre konumlarının duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması, bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmesi, bu şekilde yapılacak araştırma sonucu taşınmazların kesinleşen Devlet Ormanlarının dışında kaldığının saptanması halinde, bu kez eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 15 veya 20 yıl önce çekilmiş hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan üretilmiş memleket haritası, topografik fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro haritaları ile komşu parsellere ilişkin kadastro tespit tutanak ve dayanakları çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi, toprak yapıları, bitki örtüsü ve çevrelerinin incelenmesi; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgelerin fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunun çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınması, fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftalarında zilyet ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığınin belirlenmesi, çekişmeli taşınmazların miktarı ve konumuna göre 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2 inci maddesi gereğince orman içi açıklığı niteliğinde olup olmadıklarının, taşınmazların dere yatağı olup olmadığı yönünden jeolog bilirkişiden, zilyetlikle kazanılacak kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadıkları yönünden ziraatçı bilirkişiden rapor alınması; komşu parsellerin tutanak ve dayanaklarının uygulanması; bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdiklerinin araştırılması; yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarının taşınmaz başında dinlenmesi; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiğinin sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; dava tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 inci maddesi uyarınca, davacı yanında, (murisler) yönünden de tapu ve ilgili kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanunun 03.07.2005 gün 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Kanunu ile değiştirilen 14/2 inci maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3.Yargıtayın yukarıda belirtilen ilamına karşı davalı Hazine vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
4.Yargıtay (20). Hukuk Dairesinin 17.02.2014 tarihli ve 2013/8447 Esas, 2014/1930 Karar sayılı kararıyla, karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozma ilamına Uyularak Verilen Karar
Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin 11.06.2015 tarihli ve 2014/92 Esas, 2015/291 Karar sayılı ikinci kararı ile, " toplanan deliller, yapılan keşif, alınan bilirkişi raporları, Yargıtay bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazın harita mühendisi bilirkişi C.B. tarafından düzenlenen 11.03.2015 tarihli krokili raporunda A ve B harfi ile gösterilen kısımların orman niteliğinde olup özel mülkiyete konu olamayacağı, zilyetlik yolu ile edinilemeyeceği, C harfi ile gösterilen kısmın ise orman ile bir ilgisinin bulunmadığı, bu kısım üzerinde davacı lehine zilyetlikle kazanma koşulların gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, dava konusu Adana ili Sarıçam ilçesi Kılıçlı Köyünde bulunan dosya arasına mevcut harita mühendisi bilirkişi C.B. tarafından düzenlenen 11.03.2015 tarihli krokili raporda A harfi ile gösterilen yüzölçümü 5117,85 m² olan, B harfi ile gösterilen yüzölçümü 6474,56 m² olan kısımların orman niteliği ile davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı raporda C harfi ile gösterilen yüzölçümü 2924,71 m² olan kısmın parsel numarası verilmek sureti davacı adına tapuda kayıt ve tesciline" karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen ikinci kararına karşı davacı vekili, davalı ... İdaresi vekili, davalı Hazine vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 12.10.2017 tarihli ve 2016/3095 Esas, 2017/7695 Karar sayılı ilamıyla; " yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığı, orman bilirkişisinin çekişmeli taşınmazın 1952 tarihli hava fotoğrafında kısmen çalılık, kısmen de açık alan olarak, 1992 tarihli hava fotoğrafında ise açık alan olarak göründüğünü belirttiği, rapora ekli 1956 tarihli memleket haritasında (C) bölümünün yeşil, (B) bölümünün büyük çoğunluğu yeşil, az bir kısmı açık, (A) bölümünün ise kısmen yeşil, kısmen açık alanda görünmekte iken rapora ekli 1952 tarihli hava fotoğrafında (C) bölümünün koyu, (B) ve (A) bölümlerinin ise çoğunlukla açık olarak göründüğünün, 1992 tarihli hava fotoğrafında ise taşınmazların tamamının açık olduğunun anlaşıldığı, yine ziraat ve jeoloji bilirkişilerinin müşterek raporlarında, 1975 tarihli hava fotoğrafında (A) ve (C) alanının bir bölümü hariç taşınmazın diğer alanlarının işlenmekte olduğunu, (C) bölümünde eğimin %12'den düşük olduğu, (A) ve (B) bölümlerinin bir kısmında eğimin %12'den fazla olduğu, bir kısmında ise %12'den düşük olduğunu belirttikleri halde raporun değerlendirme kısmında (A) ve (B) bölümlerinde eğimin %12'den fazla olması sebebiyle orman sayılan yerlerden olduklarını, orman bilirkişinin ise taşınmazların ortalama eğimlerinin %15 - 20 arasında olduğunu belirttiği, eski tarihli memleket haritası ve dayanağı hava fotoğrafları üzerinde yapılan gösterimin birbirini doğrulamadığını, mahkemece bu hususun araştırılmadığı gibi taşınmazın (A), (B) ve (C) bölümlerinin eğimleri yönünden raporlar arası çelişkiler olup bu çelişkilerin giderilmediği, (A) ve (B) bölümleri yönünden eğimi %12'den düşük olan kısımlarının imar-ihya ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadıklarının değerlendirilmediği açıklanarak; Mahkemece, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi, bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, daha önce incelendiği bildirilen 1956 - 1976-1995 tarihli memleket haritaları ve 1952-1992 tarihli hava fotoğrafları dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğünün, taşınmazın hangi kesiminde eğimin ne kadar olduğu klizimetre aleti ile ve memleket haritasındaki münhanilerden yararlanılarak kesin olarak belirlenmesi, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1/J maddesine göre yüksek eğimli çalılık karakterdeki yerlerin orman sayılacağı düşünülmesi, taşınmazın eğimi düşük kesimleri bakımından, öncesinin ne olduğunun, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğünün, kimden kime geçtiğinin ve ekonomik amacına uygun olup olmadığının, maddî olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak sorulup saptanması, ziraat uzmanı bilirkişiden zilyetlikle kazanılacak yerlerden olup olmadığı, üzerindeki ağaçların sayısı, yaşı, taşınmazdaki dağılımı, baskın ağaç türünün ne olduğu konusunda bilimsel verilere dayalı, açıklayıcı krokili rapor alınması, bundan sonra toplanacak deliller çerçevesinde karar verilmesi" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesinin ikinci kararı da bozulmuştur.
3.Yargıtayın yukarıda belirtilen ilamına karşı davalı Hazine vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
4.Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 10.04.2018 tarihli ve 2018/1520 Esas, 2018/2803 Karar sayılı kararıyla karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.
D. İlk Derece Mahkemesince Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen son kararı ile, "bozma ilamı doğrultusunda yapılan keşif neticesinde alınan usul ve esasa uygun hüküm vermeye elverişli orman bilirkişisi raporundan, 1957 tarihli memleket haritasında dava konusu taşınmazın C harfi ile gösterilen kısmının tamamının ormanlık alanı ifade eden yeşil alanda, B harfi ile gösterilen kısmının b1 olarak gösterilen kısmının yeşil alanda, b2 olarak gösterilen kısmının açıklık alanda, A harfi ile gösterilen kısmın a1 olarak gösterilen kısmının yeşil alanda, a2 olarak gösterilen kısmının açıklık alanda kaldığı, 1976 tarihli memleket haritasında A ve B harfi ile gösterilen kısımların açıklık alanda, C harfi ile gösterilen kısmın yeşil alanda kaldığı, 2001 tarihli memleket haritasında tamamının Z-4 rumuzu ile gösterilen ziraat alanına isabet ettiği, 1952 ve 1992 tarihli hava fotoğraflarında açıklık alanda kaldığı, ancak fen bilirkişisi raporunda eğimin tam olarak anlaşılabilmesi için bozmadan önceki raporlarda yer alan resimlerden farklı olarak taşınmazın en alt ucuna inilerek çekilen ve raporda da yer verilen fotoğraflarda da görülen (C harfi ile gösterilen) kısmın eğiminin % 25, B harfi ile gösterilen kısmın eğiminin % 22 ve A harfi ile gösterilen kısmın eğiminin % 19 oranında olduğu, anılan eğimlerin orman bilirkişisi tarafından klizimetre aleti ile yapılan ölçümler ile tespit edildiği, en eski tarihli memleket haritası ve taşınmazın eğimi dikkate alındığında; taşınmazın geçmişinin eğimli çalılık, makilik, ormanlık alanda kaldığı, usul ve esasa uygun hüküm vermeye elverişle ziraat bilirkişisi raporundan dava konusu taşınmazın tamamının VI. sınıf kıraç arazı yapısında olduğu, arazinin eğimi dikkate alındığında bilimsel olarak tarıma uygun olmayan alanda kaldığı gerekçesi ile davanın reddi ile davalı Hazine vekilinin tescil talebi dikkate alınarak dava konusu taşınmazın Hazine adına orman vasfı ile tesciline" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen son kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece Yargıtay bozma ilamında belirtilen hususlar doğrultusunda araştırma yapılmadan ve bu hususlar aydınlatılmadan, çelişkiler giderilmeden karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
1.Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
2.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmaz üzerinde zilyetlikle kazanım koşullarının davacılar lehine oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanun'un 14, 17 ve 19 uncu maddeleri,
3.Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 135,50 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.