Aramaya Dön

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2021/757
Karar No
K. 2021/757
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/757 Esas - 2022/683

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.

ANKARA

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2021/757 Esas
KARAR NO: 2022/683

HAKİM...

DAVACI: ....

DAVALI ....

DAVA: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 07/04/2016
KARAR TARİHİ: 20/09/2022

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 19/10/2022

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili, taraflar arasında işvereni davalı, taşeronu davacı olan elektrik tesis yapım işine dair sözleşme yapıldığını, 17.09.2011 tarihinde 100000 Tl lik teminat senedinin davalı işverene verildiğini, sözleşmeye konu işin tamamlanıp, teslim edildiğini ve davacının 18.796 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, ancak bu sırada davalının işin kamu işi olmasını ve kesin kabulün yapılması gerektiğini bahane ederek teminat senedini iade etmediğini, ancak davalı tarafından, sözleşme sırasında 3. kişilere zarar verildiğine dair iddianın gerçek dışı olduğunu, yapılan kesintinin de haksız olduğunu, bu sırada davacının ekonomik sıkıntıda olmasını da kullanılarak taraflar arasında bir protokol imzalandığını ancak protokol hükümlerinin gabin sebebiyle hükümsüz olduğunu, dayanak senedin de bu sırada davalı tarafından takibe konu yapıldığını, iddia ederek takibe dayanak senetten dolayı borçlu olunmadığının tespitini, takibin iptalini ve davalının kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, taraflar arasında asliye hukuk ve icra mahkemelerinde görülen davaların sonuçlanıp kesinleştiğini, davacının taleplerini kabul etmediklerini, davanın borçtan kurtulma davası olduğunu ve süresinde açılmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, taraflar arasında yapıldığı iddia edilen eser sözleşmesinin ilgili maddesi uyarınca davacı tarafından davalıya verilen teminat senedinin davacıya iadesi koşullarının oluşup oluşmadığı, taraflar arasında 28.12.2011 tarihinde yapılan protokolun gabin sebebiyle hükümsüz olup olmadığı ve bunlardan hareketle davacının davalıya borçlu olup olmadığının tespiti ile dayanak senede dayalı olarak yapılan takibin iptali koşullarının oluşup oluşmadığı konularına ilişkindir.

Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ve hükme yönelik davacı velilince istinaf yoluna başvurulmuştur. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin 2021/825 Esas, 2021/1113 K. Sayılı ilamı ile "....Davanın taraflarından davacı gerçek kişi olup, Mahkemece davacının tacir olup olmadığına ilişkin bir araştırma yapılmamıştır.

Mahkemece ticaret mahkemesinin basit usul hükümleri doğrultusunda yargılama yaptığını gözeterek, ikinci kez takipsiz bırakılan davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, asliye hukuk mahkemesinin görevli olması durumunda; yazılı yargılama usulünün uygulanması gerektiği ve bu taktirde dosyanın ikinci kez takipsiz bırakılması durumunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin mümkün olmadığı hususu dikkate alındığında, görevli mahkemenin doğru olarak belirlenebilmesi için tarafların yukarıdaki açıklamalar kapsamında tacir olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Bu durumda mahkemece, 6102 sayılı TTK'nın 11/2. maddesi uyarınca çıkarılan en son tarihli Bakanlar kurulu kararı da araştırıldıktan sonra, davacının tacir sıfatının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi bu tespitin sonucuna göre asliye ticaret mahkemesinin görevli olup olmadığı belirlenerek hüküm kurulması gerekirken, görevli mahkemenin tespiti için gerekli araştırma yapılmadan, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.

Anılan kaldırma kararlarının gereklerinin yerine getirilmesi için ticaret sicil müdürlüğüne, esnaf odasına ve vergi dairesine müzekkereler yazılmış ve ayrıca UYAP kayıtları da incelenmiştir. Buna göre; davacının ticaret sicil kaydının bulunmadığı, 2012 yılına kadar esnaf kaydının bulunduğu, Vergi dairesinden gelen müzekkere cevabına göre de davacının 2012 yılından bu yana mükellefiyet kaydının bulunmadığı tespit edilmiştir.

Bu doğrultuda; Ticaret sicil müdürlüğünden, esnaf odasından ve vergi dairesinden gelen bilgilere göre davacının dava tarihi itibariyle tacir olmadığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK m. 5/1. fıkra hükmünde yapılan düzenleme uyarınca, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Ticaret mahkemeleri ayrı bir yargı kolu oluşturmayıp, asliye hukuk mahkemelerine göre ihtisas mahkemeleridir. Bu nedenle kanun koyucu yapılan düzenleme ile ticari işlerle ilgili bütün davaları değil sadece uzmanlık gerektiren ve kanunda açıkça gösterilen hususlardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda ticaret mahkemesinin görevli olacağını kabul etmiştir. Ticari davalar; mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletme ile ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplanmaktadır. Doktrindeki yerleşik uygulama bu yöndedir.

A- Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.

TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.

B- Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK 4/1. maddesinde yapılan düzenlemeye göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. 6102 sayılı m.

TTK 19/2 fıkrası uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. C- Taraflardan sadece birinin ticari işletmesi ile ilgili olması durumunda ticari dava kabul edilen davalar kanunda açıkça düzenlenmiştir. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.

Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.

Somut olayda davacı taraf, eser sözleşmesinden kaynaklı olarak verilen teminat senetlerinin iadesi ile yapılan protokolün gabin sebebiyle hükümsüzlüğünü talep etmektedir ve taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. O halde, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve asliye ticaret mahkemesi'nin görevli olması için uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olması ve her iki tarafın da tacir olması zorunludur. Davacı bakımından yapılan araştırmada davacının tacir olmadığı anlaşılmış, davacı tacir olmadığından görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olmadığı sonucuna varılmıştır. Mahkemelerin görevi ancak kanunla belirlenir (HMK m.1). Göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden sayıldığından yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından re’sen nazara alınması gerekir (HMK 20,114,115).

Dosya içerisinde toplanan tüm deliller, tarafların iddia ve savunmaları, ve diğer belgelerin incelenmesinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın, satım sözleşmesinden kaynaklandığı, davacının 6102 sayılı TTK 12 maddesi kapsamında kalan tacir olmadığı ve eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar da mutlak ticari dava sayılmadığından açılan bu davada Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle (HMK 114/1-c, 115/2) davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davaya bakmaya Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle HMK 114/1-c ve 115/2 maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu sebebi ile usulden reddine,

2.Kararın kesinleşmesinden itibaren tarafların 2 hafta içerisinde müracaatı halinde dosyanın görevli Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,

3.HMK 331/2 maddesi gereğince yargılama giderlerine görevli mahkemece karar verilmesine,

4.Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. md.gereğince bir karar verilmesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.20/09/2022 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog