4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile davalılardan ...'nin geçmişten gelen samimiyeti olduğunu, bu sebeple karşılıklı olarak hatır çeklerini birbirlerine verdiklerini, bu çeklerin ... Şubesi'ne ait 17.06.2016 keşide tarihli 10.000,00-TL, 21.06.2016 keşide tarihli 10.000,00-TL ve 13.07.2016 keşide tarihli 25.000,00-TL, ...bank ... Şubesine ait 12/10/2016 keşide tarihli 15.000,00-TL meblağlı (keşidecisi ... olan) bedelli çeklerin karşılığında ... ... Şubesine ait 05.08.2016 keşide tarihli 20.000,00-TL bedelli, 19.08.2016 keşide tarihli 20.000,00-TL bedelli ve 14.10.2016 keşide tarihli 15.000,00-TL bedelli çekleri keşide ederek müvekkiline verdiğini, belirtilen tarihlerde müvekkilinin davalıya ait çekleri ödediğini, davalıda bulunan takip konusu çeklerin bedelsiz kaldığını, aradan iki buçuk yıl geçtikten sonra davalı ...'nin diğer davalı ...'a temlik ettiğini, bu çeklerden ...bank- ... şubesine ait 12.10.2016 keşide tarihli 15.000,00-TL bedelli çekin ... 14. İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı dosyası ile takibe konulduğunu ve müvekkiline usulüne uygun olarak tebligat yapılmadan takibin kesinleştiğini, davalıların ...banka- ...
şubesine ait çekleri 14. İcra Müdürlüğünün ...
E. Sayılı dosyası ile takibe koyduğunu, müvekkilinin ...
Bankası- ... Şubesine ait çekleri alacağını tahsil etmek amacıyla davalılardan ... aleyhine ... 2. İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı dosyası ile takibe geçtiğini, karşılıklı alacakları bulunduğundan tarafların birbirlerinden herhangi bir alacaklarının kalmadığını takas nedeniyle çeklerin bedelsiz duruma geldiğini, müvekkilinin borcunun bulunmadığını, mağduriyetine sebebiyet verilmemesi açısından İhtiyati tedbir kararı verilmesini davalılara borçlu bulunmadıklarının tespitine ... 14. İcra Müdürlüğü'nün ... ve ...E. Sayılı takiplerinin iptaline müvekkili aleyhine %20 tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekaleti ücretin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle;
Davacı tarafın çekin diğer davalı ...'ye hatır çeki olarak verildiğinin iddia ettiğini, çeklerin bir ödeme aracı olduğunu, bir borcun ödenmesi amacıyla düzenlendiğinin karine olarak kabul edildiğini, davacı bu karinenin aksini iddia ettiğine göre bu iddiasının yazılı bir belge olan çekin hükümden düşürücü nitelikte bulunduğundan, iddiasını yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini, müvekkilinin iyi niyetli hamil olduğunu ve bedelsizlik def'inin müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, Eski T.T.K md. 599 karşılığı olan T.T.K md 687 hükmü dahi, kambiyo senetlerinde şahsi defilerin iyi niyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceği şeklinde olduğunu, bu durumda tek istisna hamilin kambiyo senedini iktisap ederken kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin yasa ve ticari hayatın gereği olan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini iyi niyetli olduğunu, haksız ve yersiz açılan davanın reddine, davacının %20 den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...'ye dava dilekçesinin tebliğ edildiği ancak davaya cevap vermediği anlaşılmıştır.
DELİLLER
Taraf ticari defter ve kayıtları, ... 14. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı icra dosyası, ... 14. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı icra dosyası, ... 2. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı icra dosyası, Bilirkişi raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
14/12/2020 tarihli Bilirkişi Heyet Raporuna göre özetle; "Emre yazılı çeklerin alacağın temliki yoluyla da devredilebileceğinin kabul cirolarında alacağın temliki hükmünde olduğu (TTK m, 793/1), dava konusu çeklerin ibrazından sonra davalı ... tarafından diğer davalı ...'a devredildiği, dolayısıyla dava konusu çeklerden doğan alacakların alacağın temliki yoluyla devredildiğinin söylenebileceği, davalılar arasında alacağın temlikinin söz konusu olduğunun kabulü halinde, borçlunun (keşidecinin) emrine çek düzenlenene (lehtara) karşı olan kişisel def'ileri, alacağı devralana karşı da ileri sürebileceği, ancak Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatlarına göre, hatır defiinin yazılı delille ispatlanmasının lazım geldiğini, somut davada davacının davalı ile arasındaki hatır anlaşmasını yazılı delille ispatlanması gerektiği, ayrıca davacı vekili, müvekkili ...'ün keşide ettiği dava konusu çeklere karşılık davalı ...'den (05.08.2016 keşide tarihli 20,000,00TL bedelli, 19.08.2016 keşide tarihli 20.000.00TL bedelli ve 14.10.2016 keşide tarihli 15.000,00TL bedelli) çekler aldığını, bu çeklerden doğan alacaklarının tahsili için ... aleyhine ...
2.İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını ve tarafların karşılıklı alacaklarının takas yoluyla sona erdiğini iddia etmekte olduğunu, bu hususta nihai takdir ve değerlenme hakkının Sayın Mahkemenizde olduğu" hususlarında görüş bildirilmiştir. 21/04/2021 tarihli Bilirkişi Heyet Ek Raporuna göre özetle; "Bilirkişi kök raporundaki görüşlerimizi koruduğumuzu 28/02/2019 tarihli dava dilekçesinde davacı ... ile davalı ...'nin karşılıklı hatır çeki verdikleri yönündeki iddia ve beyanı dışında takip konusu çeklerin hatır çeki olduğuna ilişkin bilgi ve belge bulunmadığı, davacının 28/02/2019 tarihli dava dilekçesindeki davalı ... ile karşılıklı olarak hatır çeki verdikleri beyanı dikkate alındığında; davalı ... tarafından keşide edilen ve davacı ...'ün lehtar olduğu ve onun tarafından ...
2.İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyası ile takibe konu olan 05/05/2016 keşide tarihli 20.000,00TL tutarlı, 19/08/2016 keşide tarihli 20.000TL tutarlı ve 14/10/2016 keşide tarihli 15.000TL tutarlı çeklerin hatır çeki olarak kabulü hususunda takdir hakkının Sayın Mahkemenizde olduğu; davacının lehtar olarak aldığı ve takibe koyduğu söz konusu çeklerin hatır çeki olduğunun kabulü halinde karşılıklı çek vererek takas yoluyla çek bedellerinin ödendiği yönündeki defiin davalı ...'a karşı ileri sürülemeyeceğinin söylenebileceği" hususlarında görüş bildirilmiştir.
Mahkememiz 12/03/2019 tarih, 2019/106 Esas ve 2019/216 Karar sayılı ile; "6325 Sayılı Kanunun 18/A-2 maddesindeki "Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi nedeni ile dava şartı yokluğu sebebi ile reddine," karar verildiği, verilen kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 15/10/2019 tarih, 2019/2159 Esas ve 2019/2114 Karar sayılı kararı ile; "...çekler nedeniyle menfi tespit davası olup konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talebine ilişkin değildir. Dolayısıyla eldeki dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan değildir. Mahkemece açıklanan bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu," gerekçesiyle kaldırıldığı ve Mahkememiz 2019/759 esasına kaydının yapıldığı görüldü.
Mahkememiz 25/10/2021 tarih, 2019/579 Esas ve 2021/722 Karar sayılı ile; "Davacının davasının reddine," karar verildiği, verilen kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 07/12/2022 tarih, 2022/730 Esas ve 2022/2037 Karar sayılı kararı ile; "Davacı taraf hatır çeki iddiasını yazılı deliller ile ispatlayamamış olup, bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde değildir. Ne var ki davacı vekilinin dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayandığı gözetilerek hatır çeki iddiası yönünden davacı tarafa yemin teklif hakkının hatırlatılmaması doğru değildir. Ayrıca davacı taraf iş bu davasının yargılaması sırasında takas mahsup talebinde bulunmuş olup, mahkemece bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmadığı," gerekçesiyle kaldırıldığı ve Mahkememiz işbu esasına kaydının yapıldığı görüldü.
GEREKÇE
Davacı tarafından açılan dava, kambiyo senedinden kaynaklanan İİK 72.maddesine dayalı menfi tespit davasıdır.
Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak, takip alacaklısı davalıya aittir. (TMK mad. 6, HMK mad.
190.Ancak davacı hukuki ilişkinin maddi hukuk bakımından hiç doğmadığını değil de sona erdiğini (ödeme yapıldığını) veya yerine getirilmesinden kaçınabileceğini (zamanaşımına uğradığını, ödeme yapıldığı, teminat ya da hatır olarak verildiği veya başkaca bir hukuki ilişkiye dayandırma) ileri sürüyorsa, bu iddiasını borçlu davacı ispat edecektir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, ...
14.İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasına konu 17.06.2016 düzenleme tarihli, 17.06.2016 vade tarihli ve 10.000,00 TL bedelli çek, 21.06.2016 düzenleme tarihli, 21.06.2016 vade tarihli ve 10.000,00 TL bedelli çek, 13.07.2016 düzenleme tarihli, 13.07.2016 vade tarihli ve 25.000,00 TL bedelli çek ile ...
14.İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasına konu 12.10.2016 düzenleme tarihli, 12.10.2016 vade tarihli ve 15.000,00 TL bedelli çekten dolayı davacının borçlu olup olmadığı, takibe konu çeklerin hatır çeki olarak verilip verilmediği ve çeklerin takas ya da mahsup kapsamında kalıp kalmadığı hususlarındadır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 201. maddesi ile senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz. Huzurdaki davaya konu senedin sahte olduğu ve davacı tarafından imzalanmadığı iddiasında bulunduğu anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun 646. maddesi; "1. Kıymetli evrakın borçlusu, ancak senedin teslimi karşılığında ödeme ile yükümlüdür.
2.Hile veya ağır kusuru bulunmadıkça borçlu, vade geldiğinde, senedin niteliğine göre alacaklı olduğu anlaşılan kişiye ödemede bulunmakla borcundan kurtulur." hükmüne havidir. ...
14.İcra Dairesi'nin... Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde, davalılardan ... alacaklı sıfatı ile davacı borçlu ... aleyhine yaptığı icra takibinin olduğu ve itiraz edilmeksizin takibin kesinleştiği, ...
14.İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde, dava dışı ... alacaklı sıfatı ile davacı borçlu ... ve dava dışı ...aleyhine yaptığı icra takibinin olduğu ve itiraz edilmeksizin takibin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı yan açılan davada çeklerde bulunan imzalara itirazının olmadığı ve çeklerde herhangi bir tahrifat olduğu yönünde itirazının bulunmadığı, takibe konu çeklerin hatır çeki olarak davalı ...'ye verildiği, bunun karşılığında da dava dışı ...'den ...Bankası-... Şubesine ait 05.08.2016 keşide tarihli 20.000,00 TL bedelli, 19.08.2016 keşide tarihli 20.000,00 TL bedelli ve 14.10.2016 keşide tarihli 15.000,00 TL bedelli çeklerin alındığını, davacı hakkında icra takibine geçildiğinde davacı tarafından da davalı ...'ye aleyhinde teminat olarak alınan çekler için ...
2.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiği, esasında borçlarının birbirleri arasında verilen çekler nedeniyle takas nedeniyle bedelsiz kaldığını iddia ettiği görülmektedir.
Davacı yan, çeklerin hatır çeki olarak verildiğini ispat etmesi gerekmekte ise de, gerek çeklerin verildiği davalı ...'nin dava dosyamızda ya da icra dosyasında hiçbir savunma ve itirazının olmayışı gerekse de davacı yanın çeklerin hatır çeki olarak verildiğini belgeleyecek bir delil olmadığı görülmekle davacının bu iddiası Mahkememizce kabul edilmemiştir.
Hukukumuzda takas, birbirine karşı bir miktar para veya aynı cins alacağa sahip kişilerden birinin karşı tarafın kabulüne ihtiyaç duymaksızın tek taraflı beyanı ile bu alacakları az olanı tutarında sona erdiren yenilik doğurucu bir hukukî işlemdir. Böylece takas ifa masraf ve külfetine katlanmadan, her iki tarafı da borcunu ifa ve alacağını tahsil etmiş durumuna getirir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 139. Maddesinde; “İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir” şeklinde kanun maddesi aynen korunmuştur.
Öte yandan Türk Hukuk Lûgatında takas için “İki kişi karşılıklı olarak bir miktar ya da özdeş (aynı cinsten) diğer edimleri birbirlerine borçlu iseler her iki taraf muaccel (istenebilir) olan borçlarından ya da alacaklarından vazgeçerek sözleşmeyi sona erdirebilirler” ( Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s.
1052.denilerek Kanun maddesi ile aynı doğrultuda tanımlama yapılmıştır.
Yapılan bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere takasın söz konusu olabilmesi için iki tarafın karşılıklı olarak birbirinden alacaklı (birbirinden borçlu olması) gerekir. Alacak ve borç karşılıklı değilse veya iki kişi arasındaki borç ilişkisinin, dışında kalan kişilerden olan alacaklar ya da borçlar takasa konu olamaz. Takas bildiriminde bulunan kimse karşı tarafa borçlu bulunmalı, aynı zamanda karşı taraftan alacaklı olmalıdır. Ayrıca takas için, yalnız borçlularda değil, borçlarda da karşılıklılık bulunmalıdır. Ancak aynı nitelikteki cins (nevi) veya özdeş edimlerin takası mümkündür.
Özdeşliğin,
TBK’nın 143. maddesindeki “Borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirdiği anda” mevcut olması gerekir. Karşılıklı alacaklardaki özdeşlik, cins ve nitelik bakımından aranır. Yoksa miktar bakımından bir özdeşlik söz konusu değildir. Çünkü,
TBK’nın 143. maddesinin birinci fıkrasında da belirtildiği gibi, takasla, her iki borç, takas edilebilecekleri anda, daha az olan borç tutarınca sona erer. Aynen ifa borcu, sonradan tazminat borcuna dönüşmüşse, diğer tarafın borcu da para borcu ise, özdeşlik gerçekleşmiş olduğundan takas yapılabilir. Özdeşlik koşulu, alacakların kaynağının da aynı olmasını gerektirmez. Bu bakımdan sözleşmeden doğan bir alacağın, karşı tarafın haksız fiilden doğan tazminat alacağı ile takası mümkündür (Uygur, Turgut: 6098 sayılı Borçlar Kanunu Şerhi, C. 1,3. Baskı, Temmuz 2013, s. 920-925). Başka bir ifadeyle alacakların aynı cinsten olması, borçlanılan edimlerin ifada birbirlerinin yerine geçebilecek nitelikte olması anlamına gelmektedir.
Takas için aranan üçüncü koşul kural olarak her iki borcun muaccel (ifasının istenebilir) olmasıdır. Dördüncü koşul ise, tarafların alacak ve borçlarının geçerli ve ifa edilebilir olması gerekmektedir. Taraflardan birinin alacağı muaccel olduğu hâlde, karşı tarafa olan borcu için bir vadeden yararlanıyorsa, bu alacak talep edildiğinde diğer taraf henüz muaccel olmayan kendi alacağını takas olarak ileri süremez (Uygur, s. 925).
Yenilik doğuran bir hak olan takasın, davadan önce ve dava sırasında alacak sahiplerinden her biri tarafından ileri sürüleceği gibi, bu yola gitmeksizin taraflar alacaklarını ayrıca dava konusu edebilirler. Diğer bir anlatımla takas talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesi zorunlu olmayıp, savunma olarak da ileri sürülmesi olanaklıdır. İlke olarak, takas def'î de diğer def'îler gibi süresinde verilen cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir.
Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Aksi hâlde takastan kurtulmak isteyen borçlu hemen bir ihtilaf çıkartarak amacına ulaşabilir. Öte yandan ihtilaflı alacağın takas edilebilir olduğunu söylemekle de takasın ortaya konulması ile ihtilafın alacaklı lehine hâlledilmiş olduğu anlamı çıkmamalıdır. Sonuçta hâkim anlaşmazlığı çözerek sonucuna göre takas def’î talebini red veya kabul edecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2021 tarihli, 2019/(22)9-267 E., 2021/1463 K. sayılı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.04.2022 tarihli, 2017/(23)6-873 E., 2022/605 K. sayılı kararları).
Davacı yan dava konusu çekler ile davalı ... tarafından kendisine hatır çeki olarak verilen ... Bankası-... Şubesine ait 05.08.2016 keşide tarihli 20.000,00 TL bedelli, 19.08.2016 keşide tarihli 20.000,00 TL bedelli ve 14.10.2016 keşide tarihli 15.000,00 TL bedelli çekler için davalı ...'ye aleyhinde başlattığı ...
2.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine geçilmiştir. Davalı ... tarafından ne icra takibine ne de huzurdaki davada bunu doğrular şekilde beyanı olmadığı gibi itiraz ya da cevap dilekçesinin de olmadığı görülmektedir. Nitekim davalı ... da bu iddiayı kabul etmemektedir.
Dava konusu çeklerin incelenmesinden çeklerin sonradan davalı ... tarafından ciro edilmek suretiyle davalı ...'a verildiği görülmektedir. Kural olarak temlik edilen alacaklar kapsamında davacı tarafından takas talebi davalılara karşı öne sürebilir ise de yukarıda bahsedilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.04.2022 tarihli, 2017/(23)6-873 E., 2022/605 K. sayılı kararında bahsedildiği haliyle öncelikle, takasın söz konusu olabilmesi için iki tarafın karşılıklı olarak birbirinden alacaklı (birbirinden borçlu olması) gerekir. Alacak ve borç karşılıklı değilse veya iki kişi arasındaki borç ilişkisinin, dışında kalan kişilerden olan alacaklar ya da borçlar takasa konu olamaz. Takas bildiriminde bulunan kimse karşı tarafa borçlu bulunmalı, aynı zamanda karşı taraftan alacaklı olmalıdır. Ayrıca takas için, yalnız borçlularda değil, borçlarda da karşılıklılık bulunmalıdır. Ancak aynı nitelikteki cins (nevi) veya özdeş edimlerin takası mümkündür. Ancak ...
14.İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasının davalılardan ... alacaklı sıfatı ile davacı borçlu ... aleyhine yaptığı, ...
14.İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasının dava dışı ... alacaklı sıfatı ile davacı borçlu ... ve dava dışı ...aleyhine yaptığı, ...
2.İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasının davacı ...'ün alacaklı sıfatı ile davalı ... aleyhine yaptığı görülmekle taraflar arasındaki alacak ve borçların karşılıklı olmadığından davacının şartları oluşmayan takas talebi de Mahkememizce reddedilmiştir.
Davacı yana istinaf kararında belirtildiği üzere; davacı vekiline yemin deliline dayanılacak ise, yalnızca "dava konusu çekin hatır çeki olduğu" yönündeki iddianın ispatı ile sınırlı olmak üzere yemin metnini hazırlaması ve mahkememize sunması için 2 haftalık kesin süre verilmiş ise de davacı yan 31/05/2023 tarihli Mahkememiz duruşmasında yemin deliline dayanmadığını beyan etmekle davacının şartları oluşmayan talebi ile davasının reddi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçe ile davalı alacaklı davacının kötüniyetli olduğu İİK 72. Maddesi gereğince ispatlayamadığından ve şartları oluşmadığından davalı yanın kötüniyet tazminat talebi reddedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Açıklanan yasal gerektici nedenlere göre;
1.Davanın REDDİNE,
2.Davalının kötüniyet tazminat talebinin ispatlanamadığından ve şartları oluşmadığından REDDİNE,
3.Harçlar Kanununca alınması gerekli 269,85 TL ilam harcının peşin yatırılan 936,54 TL harçtan mahsubu ile bakiye 666,69 TL harcın davacıya iadesine,
4.Davalı ... duruşmalarda kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6.Davacı tarafından yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/09/2023 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)