9. Ceza Dairesi
9. Ceza Dairesi 2023/914 E. , 2023/2731 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.10.2018 tarihli ve 2017/434 Esas, 2018/558 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 18 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 25.12.2018 tarihli ve 2018/3475 Esas, 2018/2207 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan re'sen de istinafa tabi hükme yönelik katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi kararının katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 03.02.2020 tarihli ve 2019/2875 Esas, 2020/706 Karar sayılı kararı ile "Mağdurenin aşamalardaki çelişkili beyanları, savunma, tanık ifadeleri ile doktor raporu nazara alındığında; sanığın on sekiz yaşını doldurmadan önce mağdureye karşı organ sokma olmadan istismarda bulunduğu, on sekiz yaşını doldurduktan sonra da zor kullanarak anal yoldan cinsel ilişkiye girdiği kabul edilmiş ise de tüm dosya içeriğine göre eylemin organ sokma şeklinde gerçekleştiğine dair mahkumiyete yeter delil bulunmayıp mevcut haliyle organ sokmaksızın kalçaya sürtünme şeklinde gerçekleşen son eylemi cinsel saldırı ve buna göre de mağdureye yönelik tüm eylemlerin fikri içtima kuralınca ağır olan zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması" nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4.İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.07.2020 tarihli ve 2020/166 Esas, 2020/180 Karar sayılı kararı ile önceki kararda direnilmesine ve sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 18 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilerek dava dosyası, 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca doğrudan temyiz merciine gönderilmiştir.
5.İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.07.2020 tarihli ve 2020/166 Esas, 2020/180 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 26.04.2021 tarihli ve 2020/8065 Esas, 2021/3170 Karar sayılı kararı ile bozma kararı usul ve kanuna uygun görülerek direnme ilamında belirtilen gerekçeler yerinde görülmediğinden reddiyle direnme kararıyla ilgili hüküm kurulmak üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulunca incelenmesi için Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiştir.
6.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.05.2022 tarihli ve 2021/14-170 Esas, 2022/338 Karar sayılı kararı ile İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesi hükmündeki direnme gerekçesinin isabetli olmadığına, direnme kararına konu mahkumiyet hükmünün, sanığa atılı nitelikli cinsel saldırı suçunun sabit olmadığının ve sanığın eylemlerinin bir bütün halinde zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına, dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmesine karar verilmiştir.
7.İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.11.2022 tarihli ve 2022/882 Esas, 2022/659 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilerek dava dosyası, 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca doğrudan temyiz merciine gönderilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği
Sanığın anal yoldan ilişkiye girmek için birçok defa deneme yapmasına rağmen başaramadığına, bu durumda çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuna teşebbüsün düşünülebileceğine, sanığın üvey baba olması ve eylemlerini zincirleme şekilde birden fazla kez gerçekleştirmesi nedeniyle temel cezanın ve zincirleme suç artırım oranının alt sınırdan belirlenmesinin, ayrıca takdiri indirim hükmünün uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna, lehe vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Mağdurenin psikolojisinin bozuk olduğu dönemde sanığa cinsel suç iftirası atmak maksadıyla öğretmeniyle görüştüğüne, öz babasını özlemesi nedeniyle üvey babası olan sanığa bu şekilde iftira attığına, mağdurenin soyut beyanı dışında mahkumiyete yeter delil bulunmadığına, istismar iddiasına rağmen mağdurenin annesinin açtığı boşanma davasının reddedilmesini talep ederek evliliği sürdürmek istediğine, bir annenin bu şekilde bir tutum sergilemesinin isnadın iftira boyutunda olduğunu gösterdiğine, mağdurenin annesinin kendisine ev aldırmak için mağdureyi kullanarak sanığa iftira attırdığına, mağdurenin iddiasından döndüğüne, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece "...Sanık ... ********in, 1998 doğumlu olan ve sınır mental retardasyon teşhisi bulunan mağdur ... (******) *****’nın üvey babası olduğu, mağdurun öz annesi ...... ******** ile 2011 yılında evlendikleri, mağdurun bu tarih itibarıyla sanık ile aynı evde yaşamaya başladığı, 'Öpeyim mi?', 'Odaya geçelim.', 'Seni sikerim.' şeklinde sözler söyleyerek sanığın ilk 3 sene boyunca mağdura sözlü olarak tacizde bulunduğu, son 3 senedir de annesi ve kardeşi evde olmadığı zamanlarda veya geceleri uyuduklarında sanığın, mağdurun göğüslerini ve iç çamaşırının içerisinden cinsel organını ellediği, yatağına gelerek yanında yattığı, kıyafetlerini çıkarmadan üzerine çıkarak cinsel organını mağdurun cinsel organına sürttüğü, mağduru dudaklarından öpmeye çalıştığı, sanığın tüm kıyafetlerini çıkartıp evde dolaştığı ve cinsel organını mağdura öptürmeye çalıştığı, bu durumun haftada bir devam ettiği, son olarak 20 gün önce sanıkla evde yalnızken sanığın mağdurun arkasından yaklaşması üzerine mağdurun odasına girip kapıyı kilitlediği ve annesi gelene kadar odada kaldığı, sanığın istediğini yaptırmak için mağduru kardeşini dövmekle tehdit ettiği, mağdura 'Senin raporun var, söylesen de sana kimse inanmaz.' dediği ve mağdurun izin vermediği zamanlarda mağdura da tokat attığı.." kabul edilerek sanığın zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1.5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılı kesin hukuka aykırılık halleri ve katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen direnme kararının bozulması üzerine yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmış olup suçun sübutuna yönelik temyiz istemleri reddedilmiştir.
2.Mahkemece 5237 sayılı Kanun'un Cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında temel cezanın "...suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, neticenin ağırlığı, sanığın kusurunun ağırlığı ile güttüğü amaç ve saiki..." nazara alınarak alt sınırdan belirlenmesi, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca yapılan artırımın aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir şekilde alt sınırdan tayin edilmesi, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında sayılan nedenlerden olan ve dosya kapsamıyla örtüşen "Sanığın yargılama sürecindeki tutum ve davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri..." şeklindeki gerekçelerle takdiri indirim hükmünün uygulanması suretiyle kurulan hükümde, bu yönüyle hukuka aykırılık görülmemiştir.
3.Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.11.2022 tarihli ve 2022/882 Esas, 2022/659 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.05.2023 tarihinde karar verildi.