11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2021/6317 E. , 2023/1255 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki şirketin feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin azınlık hissedarı olduğunu, şirket yönetim kurulu ve denetim kuruluna gönderilen ihtarname ile şirket kayıtlarının yasalara uygun tutulmadığını, şirketin kötü yönetildiğini, şirketin diğer grup şirketleri ile ilişkilerinin tamamen sistemi boşaltmak üzere kurulduğunu buna ilişkin hukuki önlem alınması ve dava açılması talep olunmuşsa da davalı vekili tarafından istemlerin reddedildiğini, şirket ve ortakları arasındaki uyum ve ahengin sona erdiğini, grup şirketlerin yönetim kurulu başkanı olan İbrahim İper'in şirketleri kendi çiftliği gibi yürütmesi, grup şirketlerini sürekli zarara uğratması, olumsuz yatırımları nedeniyle şirkete zarar vermesi ve müvekkili tarafından çekilen azınlık ihtarnamelerine hiçbir olumlu yanıt verilmemiş olması nedeniyle davalı şirketle ilgili fesih ve tasfiye davası açıldığını, işbu dosyada yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde ekonomik verilere ancak sahip olabildiğini, bunun üzerine açtığı davadan feragat ettiğini ve şirket ortaklığından ayrılmaya zorunlu olarak karar verdiğini, müvekkilinin yaklaşık bir yıldır şirketle olan fiili durumunu kopardığını, müvekkilinin grup şirketlerinden Tetaş hisselerini bile yine grup şirketi ortakları ve onların akrabalarına devretmesi üzerine şirketlerin oy çokluğuna sahip hissedarı İbrahim İper'in talimatı ile davaya dönüştürüldüğünü, taraflar arasındaki uyum, güven ve birlikte çalışma duygusu ve güveninin kaybolduğu ileri sürülerek, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci madde hükmü gereğince şirketin haklı sebeplerle feshine, olmadığı taktirde yine yasa gereğince müvekkilinin payına denk düşen bedelin ödenmesine yada başka bir yönde çözüm üretilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın yerinde olmadığını, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/191 E. sayılı dosyasında asılsız ve tutarsız bir yığın itham ile müvekkili şirket aleyhinde tasfiye davası açıldığını, mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi sonucu verilen bilirkişi heyet raporuna göre açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunun ortaya konulduğunu, davacının haklı neden olarak ortaya koyduğu ve somut delillerini ibraz ettiği hiçbir durumun bulunmadığını, bu nedenle haksız açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı şirketin borca batık olmadığı, şirketin ticari defter kayıtlarının ve belgelerinin usule ve kanuna uygun tutulduğu, şirketin yönetim kurulu başkanı ile bazı hissedarların aralarında kanuna aykırı para ilişkisinin gerçekleşmediği, ortaklar arasındaki güven unsurunun kaybolmasında davacı tarafın kusurunun daha fazla olduğu, dolayısıyla haklı sebep şartının gerçekleşmediği, buna bağlı olarak şirketin fesih ve tasfiyesi olmadığı taktirde davacının ayrılma payı bedeli karşılığında şirketten çıkması ya da vesair çözüm bulunmasına ilişkin davanın hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, özetle; şirketin feshi ve tasfiyesi için, dava konusu şirkette, şirketin kötü yönetilmesinin, yeterli kazancın sürekli elde edilememesinin, azınlığın bilgi alma hakkının kısıtlanmasının, kâr dağıtımının uzun süre yapılamamasının, şirket aktifleri ve karının çoğunluğa ve onun işletmelerine aktarılmasının, pay sahipleri arasındaki husumetler ve güven sarsıcı eylemlerin fiilen ve resmen gerçekleştiğinin sabit olmasına ve bu durumların oluşmasında müvekkilinin hakkaniyet ve hukuk düzeni açısından kusursuz olmasına ayrıca 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesine göre gerekli kararların verilmesi için talepte bulunanın daha az kusurlu olmasının gerektiğine dair bir hükmün bulunmamasına rağmen mahkemece yanlış gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulü istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ortaklar arasındaki uyumsuzluk bir fesih sebebi olarak kabul edilebilirse de, ortaya çıkan uyumsuzlukta davacının diğer ortaklardan daha az kusurlu olarak kabulüne yarar somut deliller dosyada bulunmadığından davacının kendisinden kaynaklanmayan bir sebeple fesih tasfiye koşullarının oluştuğunu ispatlayamadığına, haklı sebeple fesih koşulu ispatlanamadığından 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesinde ön görülen şirketin feshi veya duruma uygun düşen başka bir çözüm yolunun uygulanması koşullarının gerçekleşmediğine göre kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece, bilirkişi raporları dikkate alınmadan karar verildiğini, raporların hükme esas alınmamasının gerekçelendirilmediğini, adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, kararın gerekçeli olması gerektiğini, istinaf kararının da eksik ve usule aykırı olduğunu, ortaklar arasında kusur tespiti yapılmasının hatalı olduğunu, ayrıca davacının kusuru bulunmadığını, taraflar arasındaki davaların davacı lehine sonuçlandığını, söz konusu kararların yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerektiğini, kararların bu davayı etkileyeceğini belirterek kararın bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, şirketin tasfiye şartlarının ve davacının şirketten çıkma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.