10. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3013
- Karar No
- 2023/2835
- Karar Tarihi
- 21.03.2023
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Sigorta Hukuku
- Karar Sonucu
- ONANMASINA
10. Hukuk Dairesi 2023/3013 E. , 2023/2835 K.
"İçtihat Metni"
...
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
...
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, 01.09.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespiti ile hak edilen aylıkların yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair, karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin Türk Hava Kuvvetleri'nde muvazzaf subay (pilot) olarak görev yaptığını, 28.10.2010 tarihinde istifa ederek görevden ayrıldığını, yıpranma payı olarak 4 yıl 3 ay 15 gün fiili hizmet zammının mevcut olduğunu, 4/a kapsamında özel hava yolu şirketinde çalıştığını, 4/c ve 4/a çalışmalarının birleştirilmesini talep ettiğini, yaşlılık aylığı için tahsis talebinin şartları yerine getirmediği gerekçesiyle kurum tarafından reddedildiğini, 4 yıl 3 ay 15 günlük fiili hizmet zammının davacının doğum tarihini ve hizmet başlangıç tarihini geriye çekmesi gerekirken işlemin kurum tarafından yanlış yapıldığını belirterek 23.02.2015 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazanacağının ve başvuru tarihi olan 04.09.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığının faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, 30.12.2019 tarihli duruşmadaki beyanında her ne kadar dava dilekçesinde 04.09.2018 tarihli başvurudan itibaren aylık bağlanılması talep edilmiş ise de 01.11.2018 tarihinden itibaren aylık bağlanılmasını istediklerini bildirmiştir. II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının istifa ettiği tarihe kadar 4/c kapsamında bu tarihten sonra 4/a kapsamında sigortalı olduğunu hizmetlerinin birleştirilmesi halinde fiili hizmet zammının eklenmesinin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, 30.12.2019 tarihli ve 2018/298 Esas, 2019/362 Karar sayılı kararı ile "...Davanın kabulü ile davacının 4 yıl 3 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin sigorta başlangıç tarihinden ve geriye çekilmesi ve yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin, davacının 01.10.2018 tarihli tahsis talebinin geçerli olduğunun, bu tarihi takip eden ay başı olan 01.11.2018 dan itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının ve 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi gereğince yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık yasal sürenin sonundan itibaren aylıkların yasal faiziyle ödenmesi gerektiğinin tespitine, karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili, mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin istenildiği şekilde uygulanabilmesinin mümkün olmadığını buna göre davanın reddi yerine kabulüne dair verilen kararın kaldırılması ile davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin, 31.12.2020 tarihli ve 2020/716 Esas, 2020/2210 Karar sayılı kararı ile ".., davacının 15.09.1989 - 14.09.1993 ile 15.09.1993 - 14.11.2010 tarihleri arası 4/c sigortalısı olduğu, 4 yıl 3 ay 15 gün fiili hizmet zammının bulunduğu, 01.02.2011 - 30.08.2018 tarihleri arasında 2.729 gün 4/a sigortalısı olduğu, davacının 01.10.2018 tarihli tahsis talebinin 50 yaş şartını yerine getirmediğinden reddedildiği, davacının fiili hizmet zammı başlangıç tarihinden geriye çekildiğinde sigortalılık başlangıç tarihinin 01.06.1985 tarihi olduğu, tahsis şartlarının 25 yıl sigortalılık süresi, 49 yaş ve 5300 prim günü olduğu, davacının fiili hizmet zammı yaştan indirildiğinde 10.06.1971 doğumlu olan davacının tahsis şartlarını taşıdığı ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamasının da aynı doğrultuda olduğu (misal olarak bkz. Yargıtay 10. H.D.'nin 2016/16226 E-2017/4593 K sayılı kararı ve Yargıtay 21. H.D.'nin 2016/3041 E - 2017/5052 K sayılı kararı) anlaşıldığından, ilk derece mahkemesinin kararı usul ve yasaya uygun bulunarak davalı kurumun istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin 31.12.2020 tarihli ve 2020/716 Esas, 2020/2210 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı ... vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin, 30.12.2021 tarihli ve 2021/3702 Esas, 2021/17103 Karar sayılı kararında "...2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un 4’üncü maddesindeki; “kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.” hükmü uyarınca çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet süreleri de yaşlılık aylığı bağlanmasına esas olmak üzere birleştirilmekte ve sigortalının yaşlılık aylığı bağlanması için tabi olduğu yaş, prim gün sayısı ve sigortalılık süresi tespit edilmektedir.
Yukarıda sayılan düzenlemeler birlikte irdelendiğinde; Mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanunda yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanundaki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir." denilerek karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Dosya içerisindeki tüm bilgi ve belgeler, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 30.12.2021 tarih, 2021/3702 Esas, 2021/17103 Karar sayılı bozma ilamı, aldırılmış olan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Yargılay bozma ilamında belirtildiği gibi dava konusu sigorta başlangıç tarihinin 15.10.1989 olduğu ve davacının 01.10.2018 tarihi itibariyle tahsis müracaatı yaptığı tespit edilmiştir.
Davacı yaşlılık aylığı bağlanması için 01.10.2018 tarihi itibariyle 506 sayılı Kanun'un geçici 81 inci maddesi gereğince 3/B/h "25 yıl, 51 yaş, 5450 gün olması şartıyla tahsis müracaatında bulunacağı yasanın amir hükmü olduğu” bulunmaktadır.
Mahkememizce celp edilen davacıya ait tahsis dosyasının incelenmesinde;
T. C.Emekli Sandığında geçen çalışma sürelerinin, 15.09.1989-14.09.1993 arası 4 yıl, 0 ay, 0 gün,
15.09.1993-14.11.2010 arası 17 yıl, 2 ay, 0 gün, fiili Hizmet Zammı 4 yıl, 3 ay, 15 gün toplam gün olarak filli hizmet zammı toplamı dahil 25 yıl, 5 ay, 15 gün hizmeti olduğu bildirilmiştir.
Davacının sigortalı işe giriş tarihi 15.10.1989 olduğundan yasanın aradığı 25 yılı 15.10.2014 tarihinde doldurmuş durumdadır. Yaş bakımından ise 10.06.1971 tarihinden itibaren 4 yıl, 3 ay, 15 gün indirilmesi sonucu değerlendirildiğinde 23.02.2018 tarihinde yaş bakımından süresini doldurmuş bulunmaktadır. Hizmet süresi bakımından ise toplam gün sayısı (2729 SSK 4/a, 9165 Emekli Sandığı 4/b toplam=11894 gün) bulunduğundan bu koşulda gerçekleşmiş bulunmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenler doğrultusunda, yargıtay bozma ilamı dikkate alınarak davacının talebinin sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilmesinin mümkün olmadığı dikkate alınarak hazırlanan 20.05.2022 havale tarihli raporu hükme esas bulunarak; davacının 4 yıl 3 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin; yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin, davacının 01.10.2018 tarihli tahsis talebinin geçerli olduğunun, bu tarihi takip eden ay başı olan 01.11.2018 dan itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının ve 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi gereğince yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık yasal sürenin sonundan itibaren aylıkların yasal faiziyle ödenmesi gerektiğinin tespitine dair karar verilmesi gerekmiş; açılan davanın kabulü ile; davacının 4 yıl 3 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin; yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin, davacının 01.10.2018 tarihli tahsis talebinin geçerli olduğunun, bu tarihi takip eden ay başı olan 01.11.2018 dan itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının ve 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi gereğince yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık yasal sürenin sonundan itibaren aylıkların yasal faiziyle ödenmesi gerektiğinin tespitine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı ...
vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde;
davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu ve davanın tümden reddi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği ve tahsis şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususundadır.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 1 inci maddesi ile 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddeleri hükümleridir.
3.Değerlendirme
Mahkemece, bozma sonrası yapılan yargılama ve davacı hakkında tahsis şartlarının belirlenmesine dair uygulama yerinde ise de, davacının talebinde 01.09.2018 tarihinden itibaren tahsis yapılmasını ve buna göre faiz isteminde bulunduğu, mahkemece 01.10.2018 tarihinden itibaren tahsis yapılmasına ilişkin karar verildiği, davacının istemi ve mahkemece verilen hükmün niteliğine göre kısmen kabule dair karar verilmesi ve buna göre yargılama gideri ile vekalet ücretinin tayin edilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Diğer taraftan, aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinin “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” hükmü uyarınca, Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren (örneğin 01.01.2019 tarihine göre 01.04.2019 tarihinden) faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında, mahkemece bu durumun dikkate alınmaması ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1.Davalı kurum vekilinin temyiz itirazının aşağıdaki bent kapsamında kabulü ile, temyiz olunan ilk derece Mahkemesi kararının tamamen silinmesi ile yerine; "1-Davanın kısmen kabulü ile; davacıya 01.10.2018 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlanması ve hak edilen aylıkların 01.01.2019 tarihi başlangıç kabul edilerek, her bir aylık için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalı Kurumdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine,
2.Davalı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
3.Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL başvuru harcı ile 35,90 TL peşin harç olmak üzere toplam 71,80 TL harcın hazineye irat kaydına,
4.Davacı vekille temsil edildiğinden AAÜT gereğince 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kısmen kabule göre davalı ... vekille temsil edildiğinden AAÜT gereğince 9.200,00.-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Kuruma verilmesine
5.Davacı tarafından sarf edilen 1.014,15.TL yargılama giderinin kısmen kabule göre takdiren 950,00 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6.Taraflarca mahkeme veznesine yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,” hükmünün yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...