10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2023/6929 E. , 2023/7665 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki hizmet ve sigorta primine esas kazanç tespiti davasında İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne dair kararına karşı süresi içinde taraf ve fer'i müdahil kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; verilen karara karşı taraf ve fer'i müdahil kurum vekillerinin temyiz isteminde bulunması üzerine verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf ve fer'i müdahil kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilin davalı işverene ait Sitelerde bulunan mobilya ve dekorasyon imalat atölyesinde mobilya ustası olarak 15.10.2007-19.10.2012 tarihine kadar kesintisiz çalıştığını, bu süre zarfında müvekkilin ısrarla talep etmesine rağmen davalı işverenin çeşitli bahaneler üreterek hizmet bildiriminde bulunmadığını ve sigortasını yatırmadığın, ücreti düzenli ödenmediği için 19.10.2012 tarihinde haklı nedenle iş akdini feshettiğini belirterek, 15.10.2007-15-10-2008 tarihleri arasında 1.100,00 TL , 15.10.2008-15.10.2009 tarihleri arasında 1.200,00 TL, 15.10.2009-15.10.2010 tarihleri arasında 1.300,00 TL, 15.10.2010-15.10.2011 tarihleri arasında 1.400,00 TL ve 15.11.2011-19.10.2012 tarihleri arasında 1.500,00 TL ücretle çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; derdestlik, yetki, husumet ve hak düşürücü süre gibi ilk itirazlarını sunduğunu ve zamanaşımı definde bulunduğunu, davacının talep ettiği dönemlere ilişkin 5 yıllık süre geçtiğini, davacının şirket nezdinde hizmet akdine tabi bir çalışmasının bulunmadığını, davalı şirketin mutfak dolapları imalatı yapan bir şirket olduğunu, davacının müvekkilin imal ettiği mutfak mobilyalarının montajını, taşeron olarak anlaşmak suretiyle yaptığını, müvekkil şirket ile davacı arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığını, davacının müvekkilin iş yerinde fiili çalışması olmadığı gibi her gün işe gidip gelmesi gibi bir durumunda söz konusu olmadığını, davacının davalı nezdinde çalıştığını iddia ettiği dönemlerde başka firmalarında montaj işini yaptığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 5 yıllık hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 28.11.2019 tarihli ve 2014/2030 E., 2019/447 K. sayılı kararı ile; davalı taraf her ne kadar davacının kendi nam ve hesabına çalıştığını belirtmiş ise de, işin davalıya ait iş yerinde yapılması, işin yapımında davalıya ait araç gereçlerin kullanılması, malzemenin davalı tarafından sağlanması, işin davalı şirketin ortakları ile birlikte yapılması ve ayrıca komşu işyeri tanıklarının birbirini doğrulayan beyanları ile özellikle komşu işyeri tanığı ...'un, davacının 6-7 yıl kadar düzenli olarak çalıştığını ve işyerinde imal edilen eşyaların boyama işini kendisinin yaptığını, işin davalı şirket adına gelip, ücretini de davalı şirket ortağından aldığına yönelik beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının hizmet aktiyle çalıştığı sonucuna varıldığı, öte yandan ücret talebine gelince, ücretle ilgili soyut beyanlar dışında, herhangi bir bilgi belge bulunmadığından davacının asgari ücretle çalıştığının kabul edildiği, ayrıca davacı davalı nezdinde 15.10.2007 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını belirtmiş ise de, işyerinin 30.10.2007 tarihinde kanun kapsamına alınmış olup, çalışmanın bu tarihten itibaren başladığı kabul edilip bu tarihten önceki dönem ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf ve fer'i müdahil kurum vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.
B. İstinaf Sebepleri:
Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkil şirket ile davacı arasında işçi işveren ilişkisi değil, iş sahibi - işi alan ilişkisi mevcut olduğunu, tanık beyanında da müvekkil şirket arasında hizmet akdine dayalı bir çalışma bulunmadığını belirterek, kararın istinaf incelemesi ile kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Feri müdahil kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece eksik inceleme ve araştırma yapıldığını belirterek, kararın istinaf incelemesi ile kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinaf ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin davalı şirkette çalışmasının 15.10.2007 – 19.10.2012 tarihleri arasında olduğunu, çalışma süreleri açısından taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlığın bulunmadığını, bilirkişi raporundaki hesaplamaların mahkemece yok sayıldığını, ücretle ilgili soyut beyanlar dışında, herhangi bir bilgi belge bulunmadığından denilerek davacı müvekkilinin asgari ücretle çalıştığına yönelik karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın istinaf incelemesi ile kaldırılmasını, talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini ve davalı taraf ve feri müdahil kurumun istinaf başvurularının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 18.11.2021 tarih ve E.2020/634, K.2021/1802 sayılı kararı ile dosya kapsamı incelendiğinde; davalı şirketin kanun kapsamına alındığı tarih ile şirketin faal olduğu dönemler gözetilerek hizmetin varlığının kabul edildiği, bordro ve kamu tanıklarının çalışmayı doğruladıkları nazara alındığında çalışmasının tespit edilmesine dair mahkeme kararında isabetsizlik olmadığı, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf ve fer'i müdahil kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 28.04.2022 tarih ve E.2022/1641, K.2022/6636 sayılı kararında; "1.... mahkemece, hizmet tespiti talebi yönünden yapılan araştırmanın hüküm kurmaya yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Yapılması gereken iş; davacının vergi kaydının araştırılarak kendi adına bağımsız çalışması olup olmadığı ve ...
6.İcra Müdürlüğü'nün 2013/19358 sayılı icra dosyasında bulunan bononun davacı ile ilgisi belirlendikten sonra uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesinden ibarettir...
2.Eldeki davada, ücretlerin banka kanalıyla ödendiği iddiası karşısında, banka kayıtları celbedilerek prime esas kazanç tespiti talebi yönünden karar verilmesi gerekirken, yukarıda öngörülen yönteme uygun inceleme ve araştırma yapılmaksızın davacının asgari ücret üzerinden çalıştığının tespitine karar verilmesi isabetsizdir. Diğer taraftan, davacının işçilik alacağı davası bulunması halinde ise buna ilişkin davanın neticelenip kesinleşmesi ve işverence sigortalıya ödemenin yapılması halinde sadece hizmetin gerçekleştiği son ayın prime esas kazancına dahil edilebileceği gözetilerek karar verilmesi gerekirken usul ve yasaya aykırı olup bozma nedeni..." olduğu gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile vergi kaydı incelendiğinde, davacının 01.01.2009 - 31.12.2009 tarihleri arasında kendisine ait gayrimenkulün alınıp satılması faaliyetinde bulunduğu, davacı vekilinin 22.12.2022 tarihli celsede Gelir İdaresi Başkanlığının mükellefiyet kayıtlarının resen oluşturulduğunu, 2009 yılında davacının taşınmaz sattığını, banka kredi başvurusunda talep edilen miktarın tapuya bildirilen satış bedelinden daha yüksek olduğu için Vergi Dairesininde yüksek bedel üzerinden bir mükellefiyet kaydı oluşturduğunu, yapılan kaydın ticaret veya iş ile alakalı olmadığını beyan etmesi karşısında davacının kendi adına bağımsız çalışmasının olmadığı yönünde kanaat oluştuğu, ... 6. İcra müdürlüğünün 2013/19358 Esas sayılı icra dosyasında ise Anılan bononun, senedin davacıya yönelik olarak davalı işveren Şirket sahibi ... tarafından davacının emri havalesine değil, dava dışı ...'ın emri havalesine keşide edilmesi, Lehdar ve ilk ciranta olan dava dışı ...” ın emri havalesine keşide edilen bononun, bu kişi tarafından davacıya ciro edilmesinin ve davacının da ciranta olarak icra takip alacaklısı ...ciro etmesinin davacı ile ... ve ...arasında bir alacak-borçlu ya da ticari ilişki bulunduğu, bunlar arasındaki anılan ilişkilerin uyşmazlık dönemi dışında 2013 yılında söz konusu olan ilişkiler olmasına istinaden davadaki uyuşmazlıkla bir ilgilendirmenin mümkün olmadığı, bonoda belirtilen 1.500,00 TL alacağın, ödeme tutarının, 15.11.2011-19.10.2012 tarihleri arasında çalıştığını iddia ettiği aylık ücret olan 1.500,00 TL ücret tutarı ile aynı olmasının, bono bedelinin aylık ücret tutarı ile ilişkili olduğu izlenimini vermesi, bono tanzim tarihi olan 13.01.2013 tarihi ile bono bedelinin ödeme tarihi olan 30.06.2013 tarihinin davacının tespitini talep ettiği 15.10.2007-19.10.2012 tarihleri arası uyuşmazlık dönemi dışında olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davcı ile davalı şirket sahibi ve yöneticisi ... arasında anılan bono yönünden bir ticari ya da üst işveren-alt işveren ilişkisi olduğu kabulüne imkan bulunmadığı kanısına varıldığı, davacı vekilinin el yazısı ile doldurmuş olduğu ve ibraz ettiği defter incelendiğinde A5 boyutlu kareli defterin haftalık olarak günü güne davacı tarafından el ürünü olarak tükenmez kalemle tutulduğu, davacının 15.12.2008-23.10.2012 tarihleri arası dönemde düzgün ve her Cumartesi günü peşi sıra olmak üzere kesintisiz olarak alması gereken ve aldığı haftalık ücretleri yazdığı, Defterde haftalık ücretin 15.12.2008- 01.05.2010 tarihleri arası dönemde 250,00 TL, 02.05.2010-20.10.2012 tarihleri arasında ise 300,00 TL olarak kaydedildiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının, davalı iş yerinde 30.10.2007-15.10.2012 tarihleri arasındaki dönemde; 30.10.2007-01.10.2011 tarihleri arasında asgari ücret ile 01.10.2011-15.10.2012 tarihleri arasında ise asgari ücretin 1,68 katı aylık brüt ücret ile çalıştığının tespiti yönünde kanaat oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf ve fer'i müdahil kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, hizmet tespiti talebi yönünden tanık beyanları doğrultusunda davanın kabulü gerektiğini, prime esas kazanç tespiti talebi yönünden dosyada bulunan defter, tanık beyanları ve emsal ücret doğrultusunda davanın kabulü gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, tanık beyanlarında davacının götürü usulü çalıştığını, davacının kendi nam ve hesabına çalıştığını, şirket çalışanı olmadığını, bononun ticari ilişki nedeniyle verildiğini, imzasız defter nüshasının geçerli belge sayılamayacağını beyanla davanın reddini ve kararın bozulmasını talep etmiştir.
Fer'i müdahil kurum vekili, kararın eksik araştırma ile verildiğini beyanla davanın reddini ve kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, hizmet ve prime esas kazanç tespiti istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanunun 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
Bu tür davalarda mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.
2.Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
3.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
3.Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Davacı, davalı işverene ait Sitelerde bulunan mobilya ve dekorasyon imalat atölyesinde mobilya ustası olarak 15.10.2007-19.10.2012 tarihine kadar kesintisiz çalıştığını, 15.10.2007-15-10-2008 tarihleri arasında 1.100,00 TL , 15.10.2008-15-10-2009 tarihleri arasında 1.200,00 TL, 15.10.2009-15-10-2010 tarihleri arasında 1.300,00 TL, 15.10.2010-15-10-2011 tarihleri arasında 1.400,00 TL ve 15.11.2011-19-10-2012 tarihleri arasında 1.500,00 TL ücretle çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiş olup Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davacının davalı iş yerinde 30.10.2007-15.10.2012 tarihleri arasındaki dönemde; 30.10.2007-01.10.2011 tarihleri arasında asgari ücret ile 01.10.2011-15.10.2012 tarihleri arasında ise asgari ücretin 1,68 katı aylık brüt ücret ile çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş olup hizmet tespiti yönünden verilen karar yerinde ise de prime esas kazanç tespiti yönünden yapılan değerlendirme sonucu verilen karar hatalıdır.
Dosyada bulunan not defterinin gerçek olduğu işveren tarafından kabul edilmemiş ve Mahkemece herhangi bir imza içermediği, belge niteliğinde olmadığı, davacının aldığını iddia ettiği ücretlerin davacı tanığı tarafından dahi doğrulanmadığı dikkate alınmaksızın 01.10.2011-15.10.2012 dönemi yönünden prime esas kazanç yönünden asgari ücretin 1,68 katı olduğuna karar verilmesi hatalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine,
06.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.