11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2021/7512 E. , 2023/3017 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın dava şartı (kesin hüküm) yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın dava şartı (hukuki yarar) yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkilince takibe itiraz edilmesi üzerine davalı tarafından açılan itirazın iptali davasının kısmen kabulüne karar verildiğini ve kararın Yargıtay'ca onanmak suretiyle kesinleştiğini, ancak müvekkilinin takip tarihi itibariyle davalıya borçlu olmadığını, yargılama sürecinde alınan ve hükme esas alınan tüm bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, müvekkilinin takip tarihi itibariyle borçlu olduğu kabul edilse dahi takip sürecinde yapılan ancak davalı firma tarafından icra dosyasına bildirilmeyen tahsilatlar sebebiyle borcun halihazırda tasfiye edildiğini ileri sürerek müvekkilinin takip tarihi itibariyle davalıya borçlu olmadığının, takip tarihi itibariyle borçlu olduğunun kabulü halinde ise borcun tasfiye edildiğinin ve sona erdiğinin tespitine ve müvekkilinin haksız icra takibi sebebiyle uğradığı zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, itfa itirazı bakımından İcra Hukuk Mahkemelerin görevli olduğunu ve davacının müvekkili tarafından yapılan tahsilatların takip dosyasına bildirilmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının davacısının iş bu davanın davalısı, davalısının ise iş bu davanın davacısı olduğu, davanın konusunun davalı banka tarafından davacı aleyhine genel kredi sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali olduğu, huzurdaki dava ile sözü edilen itirazın iptali davasının taraflarının ve konusunun aynı olduğu, davacının iş bu davada ileri sürdüğü hususlarının tamamının daha önce görülen itirazın iptali davasında değerlendirildiği ve verilen kararın kesinleştiği, itirazın iptali davasında verilen ve kesinleşen hükmün iş bu dava bakımından kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kesin hüküm sebebiyle dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin, iş bu davada ileri sürülen hususların tamamının önceki itirazın iptali davasında değerlendirildiğine ilişkin tespitinin doğru olmadığını, davalı bankanın Çamdibi Şubesi tarafından müvekkiline verilen ve dava dilekçesi ekinde sunulan hesap dökümünün yeni delil niteliğinde olduğunu, sözü edilen delil önceki davada değerlendirilmediği gibi yargılamanın yenilenmesi sebebi teşkil edebilecek bir delil niteliğinde olduğunu, davalının bu delile ilişkin herhangi bir itirazı bulunmadığını, önceki davada, takipten sonra yapılan ancak davalı banka tarafından takip dosyasına intikal ettirilmeyen tahsilatlarla ilgili herhangi bir değerlendirme bulunmadığını, davalı banka tarafından müvekkili şirket yetkilisine gönderilen 22.03.2013 tarih tarihli yazıyla160.000,00 TL' nin defaten ve nakten yatırılması halinde menkuller ve gayrimenkuller üzerindeki takyidatların kaldırılacağının bildirildiğini, bu yazı üzerine müvekkilinin davalı bankaya 100.000,00 TL ödeme yaptığını, kalan borcun ise takip dosyasının diğer borçluları tarafından ödendiğini, davalı bankanın buna rağmen müvekkilini ibra etmediğini, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince, davanın kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş ise de; bir hükmün kesin hüküm oluşturması için davanın taraflarının ve dava sebeplerinin aynı olması gerektiği, somut olayda, ilk açılan davanın itirazın iptali davası olup, ikinci açılan davanın menfi tespit davası olduğu, her iki dava dosyasında tarafların sıfatlarının ve dava sebeplerinin birbirinden farklı olduğu, bu nedenle bu davalardan biri hakkında verilen hükmün, diğer dava bakımından kesin hükmün teşkil etmeyeceği, önceki itirazın iptali davasında ve huzurdaki davada tarafların sıfatı farklı olsa da kesinleşen itirazın iptali davasının dayanağının da iş bu davada ileri sürülen genel kredi sözleşmesi olduğu, davacının iş bu davada ileri sürdüğü hususların tamamının önceki itirazın iptali davasında değerlendirildiği ve verilen kararın temyizde onanmak suretiyle kesinleştiği, iş bu menfi tespit davasında talep edilen hususların, itirazın iptali davasında hükme bağlanıp kesinleşmesi sebebiyle davacının iş bu menfi tespit davasını açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının iş bu menfi tespit davasını açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ve aynı Kanun'un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Davacı yanca, takip tarihinden sonra yapılan ödemelerin icra dosyasına aktarılmadığı iddia edilmiş ise de takip sonrasında yapılmış bir ödeme varsa bu ödemelerin İcra Müdürlüğünce infaz aşamasında nazara alınacak olmasına göre davacı vekilinin belirtilen hususa ilişkin temyiz itirazı yerinde görülmemiştir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.