3. Ceza Dairesi
3. Ceza Dairesi 2013/8047 E. , 2013/18775 K.
"İçtihat Metni"
Kasten yaralama suçundan sanıklar ... ve ...'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2, 29, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1.500,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi gereğince sanıklar hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair ...
1.Sulh Ceza Mahkemesinin 06/03/2012 tarihli ve 2010/804 esas, 2012/192 sayılı kararına yönelik sanıklar vekillerinin itirazının kabulü ile hükümlerin açıklanarak esasa ilişkin bir karar verilmek üzere dosyanın ...
1.Sulh Ceza Mahkemesine gönderilmesine dair mercii ...
3.Asliye Ceza Mahkemesinin 28/03/2012 tarihli ve 2012/68 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı'nın 17.01.2013 tarih ve 2012/802-4372 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 18.02.2013 tarih ve 2013/32718 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi. Mezkur ihbarnamede;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz yasa yoluna başvurulması hâlinde, itiraz merciinin, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesinin koşullarının olup olmadığını, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında hukuka aykırılık bulunup bulunmadığını inceleyebileceği, mercii tarafından suçun sübutu, nitelendirilmesi gibi esasa ilişkin değerlendirme yapılamayacağı, açıklanmayan mahkûmiyet hükmü içeriğindeki hukuka aykırılıkların denetlenemeyeceği, bu gibi hukuka aykırılıkların ancak davanın düşmesi kararı verildiğinde veya hükmün açıklanması ya da yeni bir hüküm kurulması halinde temyiz yasa yolu ile incelenebileceği cihetle, sanıklar ile müştekilerin uzlaşmaya tâbi konut dokunulmazlığını ihlâl ve kasten yaralama suçlarında uzlaşmayı kabul etmediklerinden haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceğinden bahisle yazılı şekilde itirazın kabulüne karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı. Gereği görüşülüp düşünüldü: 5271 sayılı CMK'nin 231.maddesinde düzenlenen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararlarına karşı itiraz kanun yolu öngörülmüştür. Burada itiraz merciinin inceleme sınırlarının belirlenmesine yönelik olarak Ceza Genel Kurulu'nun 03.02.2010 tarih ve 13-12 sayılı kararında "itiraz merciince, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar, 231. maddenin 6. fıkrasında yer alan suça ve sanığa ilişkin objektif uygulama koşullarının var olup olmadığı ile sınırlı olarak yapılması gerektiği" kabul edilmişti; ancak Ceza Genel Kurulunun 22.01.2013 tarih ve 2013/15 sayılı kararı ile itiraz mercii hem maddi olay hem de hukuki yönden inceleme yapabilecektir. Bu nedenle kanun yararına bozma istemine itibar edilmemiştir. Ancak bozma istemine konu itiraz merciinin kararının içeriğinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları yönünden katılan ve müşteki sanıkların uzlaşmayı kabul etmemeleri karşısında 5271 sayılı CMK'nin 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği” gerekçesi doğru değildir. Şöyle ki ; 5271 sayılı CYY'nin 231. maddesi 06.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Yasanın 23. maddesi ile değiştirilmiş ve yetişkinler için hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin düzenlemeler eklenmiştir. Bunun yanında 5560 sayılı Yasanın 25. maddesi ile de 5271 sayılı CYY'nin mahkemece yapılan uzlaşmayı düzenleyen 254. maddesinin 2. fıkrasının değiştirilmesi düşünülmüş, ancak sunulan ilk teklif metni Adalet Komisyonunca değiştirilerek 254. maddenin 2. fıkrası mevcut haliyle yasalaşmıştır.
CYY'nin 231. maddesini değiştiren 5560 sayılı Yasanın 23. maddesinin buna ilişkin gerekçe bölümü ise, 254. maddenin değişikliği için Adalet Komisyonuna sunulan ve sonradan kabul görmeyen metne göre yazılmıştır. Diğer bir anlatımla, anılan Yasanın 231. maddesinin 5. fıkrasındaki “Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır” düzenlemesinin gerekçesi, aynı Yasanın 254. maddesinin yasalaşmayan metnine göre açıklanmıştır. CYY'nin 254. maddesinin 2. fıkrasının, değişiklik için Komisyona sunulan ancak yasalaşmayan 2. fıkrasının tasarıdaki ilk hali; “Uzlaşma gerçekleşmediği taktirde, mahkeme, mağdur veya suçtan zarar görenin uzlaşmayı kabul etmemesi halinde, 231 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, uzlaşmayı kabul eden sanık hakkında kovuşturma konusu suçla ilgili olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir. Mağdur veya suçtan zarar görenin uzlaşmayı kabul etmesine rağmen sanığın kabul etmemesi halinde, 231 inci maddedeki şartlar gerçekleşmiş olsa bile, sanık hakkında kavuşturma konusu suçla ilgili olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez” şeklinde iken, yasalaşan ve yürürlükte olan kısım; “Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def'aten (bir defada) yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde; sanık hakkında, 231 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Geri bırakma süresince zamanaşımı işlemez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkeme tarafından, 231 inci maddenin onbirinci fıkrasındaki şartlar aranmaksızın, hüküm açıklanır” biçiminde düzenlenmiştir. CYY'nin 254. maddesinin 2. fıkrasının 5560 sayılı Yasayla değişik 2. fıkrasının Komisyon gerekçesi; “İkinci fıkrada, uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, edimin yerine getiriliş şekline göre verilebilecek kararlar öngörülmektedir. Sanığın edimini defaaten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verilecektir. Buna karşılık edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arz etmesi halinde; sanık hakkında 231. maddedeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerekmektedir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmesi halinde, mahkeme tarafından, 231. maddenin onuncu fıkrasındaki şartlar aranmaksızın, hüküm açıklanır” şeklinde iken, aynı Yasanın 231. maddesinin 5. fıkrasının gerekçesi ise; “Beşinci fıkrada, uzlaşmaya ilişkin hükümler saklı tutulmaktadır. Böylece, yargılama konusu fiil 255. madde uyarınca uzlaşmaya tabi ise, öncelikle uzlaşma yoluyla uyuşmazlığın sona erdirilmesi denenecektir. Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini defaten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arz etmesi halinde; sanık hakkında, şartları aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Uzlaşma gerçekleşmediği takdirde ise, mahkeme; mağdur veya suçtan zarar görenin uzlaşmayı kabul etmemesi halinde, şartları aranmaksızın, uzlaşmayı kabul eden sanık hakkında kovuşturma konusu suçla ilgili olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir. Mağdur veya suçtan zarar görenin uzlaşmayı kabul etmesine rağmen sanığın kabul etmemesi halinde, 231. maddedeki şartlar gerçekleşmiş olsa bile, sanık hakkında kovuşturma konusu suçla ilgili olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez” biçiminde açıklanmıştır.
Görüldüğü üzere, CYY'nin 231. maddesinin 5. fıkrasının gerekçesi aynı Yasanın 254. maddesinin 2. fıkrasının yasalaşmayan metnine paralel olacak şekilde oluşturulmuş olduğundan, 254. maddenin yürürlükteki metni ile 231. maddenin 5. fıkrasının gerekçesi arasında çelişki doğmuş olup, belirtilen gerekçe yasa maddelerinin yorumlanmasında göz önüne alınmamalıdır. Nitekim öğretide de bu gerekçenin dikkate alınmaması ve 231. maddenin metninde yer alan “uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır” ibaresinden, mahkemece suçun uzlaşmaya tabi bir suç olması halinde öncelikle uzlaştırma işlemi yapılmasının anlaşılması gerektiği baskın görüş olarak ileri sürülmektedir.
Uzlaşma ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması ayrı kurumlar olup, birbirinden farklı uygulama koşulları bulunduğundan, öncelikle sanık lehine düzenleme olduğunda kuşku bulunmayan uzlaştırma işlemi yapılmalı, uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanma olanağı olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Diğer bir anlatımla, sanığın uzlaşmayı kabul etmemesi ve bu nedenle uzlaştırmanın sonuçsuz kalması durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasının olanaklı olmadığı sonucuna varılmamalı, yargılama sonucunda koşullarının varlığı halinde CYY’nin 231/5. maddesinin uygulanmasının olanaklı olduğu kabul edilmelidir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 27.03.2012 ... ve 413-121 sayılı kararı ile de aynı sonuca ulaşılmıştır.
Açıklanan bu nedenlerle Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce farklı gerekçeyle yerinde görülerek ...
3.Asliye Ceza Mahkemesinin 28.03.2012 tarih ve 2012/68 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4.maddesinin (a) bendi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.