Esas No
E. 2023/8724
Karar No
K. 2023/7762
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Uyuşturucu

10. Ceza Dairesi         2023/8724 E.  ,  2023/7762 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2022/262 E., 2023/39 K.
SUÇLAR: 1. Uyuşturucu madde ticareti yapma

2.Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma

HÜKÜMLER: 1. Düşme (03.04.2022 tarihli suç yönünden),

2.Mahkûmiyet (06.04.2010 tarihli suç yönünden, değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hüküm açıklanmak suretiyle)

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

Sanık hakkında bozma üzerine 06.04.2010 tarihli suça ilişkin kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin, hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A. Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.04.2010 tarihli ve 2010/4338 Esas, 2010/7908 Soruşturma sayılı iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Denizli 2.

Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.09.2010 tarihli ve 2010/166 Esas, 2010/304 Karar sayılı kararı ile sanığın değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verilmiştir.

C. Denizli 2.

Ağır Ceza Mahkemesi kararının,

Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 20.02.2018 tarihli ve 2017/3567 Esas, 2018/1015 Karar sayılı kararı ile; "Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği belirlendikten sonra;

a)Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse, bu suç nedeniyle tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, hükümden sonra 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanun'un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca, 191 inci madde hükümleri çerçevesinde "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına",

b)Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle,

CMK'nın 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” Karar verilmesinde zorunluluk bulunması," Nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.

D. Denizli 2.

Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.10.2018 tarihli ve 2018/176 Esas, 2018/234 Karar sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Karar 12.10.2018 tarihinde kesinleşmiştir.

E. Sanığın denetim süresi içinde 03.04.2022 tarihinde işlediği "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunun, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali niteliğinde olduğu belirtilerek birleştirme talebiyle Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.12.2022 tarihli ve 2022/15485 Esas, 2022/12560 Soruşturma sayılı iddianamesi ile dava açıldığı, Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.12.2022 tarihli ve 2022/254 Esas, 2022/265 Karar sayılı kararı ile Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/262 Esas sayılı dosyası ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunması sebebiyle her iki dosyanın birleştirilmesine, yargılamaya Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/262 Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

F. Denizli 2.

Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.02.2023 tarihli ve 2022/262 Esas, 2023/39 Karar sayılı kararı ile;

1.06.04.2010 tarihli suç yönünden; hüküm açıklanmak suretiyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2.03.04.2022 tarihli suç yönünden ise; bu eylemin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali niteliğinde olduğu gerekçesiyle 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşme kararı verilmiştir.

G. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca "Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, sair temyiz itirazları yerinde görülmediğinden REDDİ, ancak;

1.Sanığın 02/04/2022 tarihli eyleminin, yakalanan uyuşturucu maddelerin çeşidi ve satışa hazırlanmış miktarı göz önünde bulundurularak, uyuşturucu maddeyi satışa arz etme suçu olarak kabul edilmesi gerekirken, kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçu olarak kabulü ile yanlış nitelendirme sonucu düşme kararı verilmesi,

2.04/10/2018 tarihli eylem yönünden; Sanık hakkında "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan mahkûmiyet hükmü kurulup 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değişik TCK'nın 191/8. ve CMK'nın 231/5.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının ertelenmesi kararı verilmiş, daha sonra 02/04/2022 tarihinde ve yanlış vasıflandırılan işlediği suç nedeniyle CMK'nın 231/11.maddesi uyarınca geri alma kararı verilmişse de bu durumda, uyuşturucu madde kullanma suçları için özel bir düzenleme olması nedeniyle; Sanığın erteleme süresi zarfında;

a)Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,

b)Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,

c)Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, Hâllerinde hakkındaki hükmün açıklanabileceği gözetilmeden, denetim süresi içerisinde işlediği "yalan tanıklık" suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği gerekçesiyle, şartları oluşmadan hükmün açıklanması," Nedeniyle hükmün bozulması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;

1.Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiğine,

2.Seçenek yaptırımların uygulanması gerektiğine, İlişkindir.

B. Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle;

1.06.04.2010 tarihli suç nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği 04.10.2018 tarihinde zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu, mahkûmiyet hükmünün bu nedenle hatalı olduğu, bu dava yönünden zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiğine,

2.06.04.2010 tarihli suç yönünden hukuka uygun olarak verilmiş bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunmadığından birleşen dosya itibarıyla sanığın yeni bir suç işlediğinin kabulü ile cezalandırımasına karar verilmesi gerektiğine, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR

İstihbari çalışmalar neticesinde 06.04.2010 tarihinde sanığın evinde yapılan aramada eroin içeren madde, 1 adet MDMA içeren tablet ile üzerinde eroin kalıntısı bulunan çay kaşığı ve jelatin parçalarının ele geçirildiği, sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE

06.04.2010 Tarihli Suç Yönünden

Sanık hakkında, 02.04.2022 tarihinde ele geçen uyuşturucu maddeler nedeniyle uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan ayrıca yargılama yapıldığı, ihbar niteliğinde kabul edilen iddianamenin ise, denetim süresi içinde, 03.04.2022 tarihli idrar analizinde uyuşturucu madde tespit edilmesine ilişkin olduğu, dosya kapsamı itibarıyla "yalan tanıklık" suçundan kesinleşen mahkûmiyet hükmüne dair bir ihbarın yapılmadığı belirlenmekle, Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.

1.5237 sayılı Kanun'un Dava zamanaşımı başlıklı 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili bölümüne göre; "Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası; ..., ..., (e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl, Geçmesiyle düşer."

2.5237 sayılı Kanun'un Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi başlıklı 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendine göre; ''sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi, halinde dava zamanaşımı kesilir.'', Aynı maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları uyarınca, ''Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar. Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar..." şeklinde düzenlemeye haizdir.

3.İncelemeye konu suçun, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi kapsamında bulunduğu ve 8 yıllık olağan, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı sürelerine tabi olduğu belirlenmiştir.

4.Bu açıklamalar ışığında dava zamanaşımı incelendiğinde; zamanaşımını kesen sebep olan mahkûmiyet kararının verildiği, 16.09.2010 tarihi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği 04.10.2018 tarihi arasında 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi ve üçüncü fıkrasında öngörülen 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olması nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde karar verildiği belirlenmiştir.

V. KARAR

A. 03.04.2022 Tarihli Suç Yönünden Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesinden önce veya sonra, 03.04.2022 tarihli suç yönünden sanık hakkında "temyiz incelemesi" yapılmadığı, 5235 sayılı Kanun'un 25 inci ve geçici 2 nci maddeleri uyarınca kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin, 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan karar uyarınca tüm yurtta 20.07.2016 tarihinde göreve başlaması, İlk Derece Mahkemesi hükmünün de 21.02.2023 tarihinde verilmesi karşısında, anılan hüküm 5271 sayılı Kanun'un 272 nci ve devamı maddeleri uyarınca istinaf kanun yoluna tabi olduğundan, gerekli kararın yetkili ve görevli Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince verilmesi için, dosyanın incelenmeksizin İADESİNE,

B. 06.04.2010 Tarihli Suç Yönünden

Gerekçenin bölümünde açıklanan nedenlerle Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.02.2023 tarihli ve 2022/262 Esas, 2023/39 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafii ile Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak katılan davanın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.09.2023 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog