Esas No
E. 2023/1294
Karar No
K. 2023/1486
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1294

KARAR NO: 2023/1486

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 25/05/2021

NUMARASI : 2012/83 Esas 2021/455 Karar

DAVANIN KONUSU : Alacak

DAVA TARİHİ: 20.01.2006
KARAR TARİHİ: 26.10.2023
KARAR YAZIM TARİHİ: 26.10.2023

İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.05.2021 tarih 2012/83 Esas 2021/455 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA :

Davacı vekili, davalıların müvekkili banka personeli olduğunu; davalıların kusuru ile, müvekkili bankanın Efes Şubesi tarafından kredilendirilmiş ve Genel Müdürlük Kredi Paz ve Kontrol Daire Başkanlığı Kredi İnceleme Kontrol Müdürlüğünün talimatıyla tasfiye sürecine sokulmuş bulunan ... grubundan ... A.Ş. ve ... A.Ş. firmalarının durumunun Bölge Başmüdürlüğünce de bilindiği halde, gerekli teminat sağlanmaksızın söz konusu firmanın iş hacminin ve mali yapısının büyük kısmının Efes Şubesinde kredi grup nakit sıkışıklığı içinde bulunduğu istihbarat raporlarında bildirilmiş olmasına rağmen, ... A.Ş. Firmasına İzmir Şubesi tarafından 570.000 DEM Döviz Kredisi teklifinde bulunulduğunu, istihbarat raporunun düzenlenmesinden önceki bir tarihte bölge başmüdürlüğünün yetkisinde kredinin onaylandığını, ekspertiz değeri 15.000,00 TL olan ve üzerinde "korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır" şerhi bulunan taşınmaza 42.000,00 TL ipotek tesis edildiğini,

... A.Ş.'nin kefaletiyle kredi kullandırılarak bu kredi ile dava dışı .... Şti.'nin donuklaşmış bulunan 86.500 DEM'lik döviz kredisinin tasfiye edildiğini,

... A.Ş.'nin kullandırılan krediyi geri ödememesi sonucu hesap kat edilerek alacağın muaccel hale getirildiğini, ilamsız icra takibi başlatıldığını, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığını, ipotekli taşınmazın satılarak paraya çevrildiğini, karşılanmayan kısım için dosyadan aciz vesikası alındığını iddia ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 9.410,76 TL ana para + 157.152,63 TL hesap kat tarihinden dava tarihine kadar ana paraya işlemiş reeskont faizi olmak üzere toplam 166.563,39 TL banka zararının davalılardan müştereken ve müteselsilen reeskont faizi oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili, davanın zamanaşımı süresi içinde açılmamış olması nedeniyle reddinin gerektiğini, müvekkilinin görev süresi içinde mevzuatın kendisine yüklediği görevleri zamanında ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili, müvekkilleri ile davacı banka arasındaki ilişkinin hizmet ilişkisi olarak değerlendirildiğinde BK'nun 60. maddesi uyarınca 1 ve 10 yıllık zaman aşımı sürelerinin geçerli olacağını, davaya konu şirkete açılan kredilerin tamamının 1997 yılı içinde kullandırıldığını ve dava zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, davacı bankanın dava açabilmesi için genel kurul kararı gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu kredinin dava dışı ... A.Ş.'ye 09.07.1997 tarihinde kullandırıldığı, görülmekte olan davanın ise 20.01.2006 tarihinde açıldığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/2594 Esas, 2021/3485 Karar sayılı 21.04.2021 tarihli ilamında da değinildiği üzere olay tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 309/son maddesinde, tazminat isteme hakkının davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren 5 yıl içinde zamanaşımına uğrayacağının hüküm altına alındığı, kredi kullanım işlemi ve dava tarihi arasında 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davalı ... dışındaki diğer davalıların zamanaşımı defi ileri sürdükleri, bu davalılar yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği; her ne kadar davacı tarafça 9.410,76 TL ana para, 157.152,63 TL hesap kat tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 166.563,39 TL banka zararı oluştuğu bildirilmiş ise de, dava konusu kredinin ipotekli olarak teminatını oluşturan veya şahsi teminat dolayısıyla takipte üzerine haciz konulup satışı talep edilen çok sayıda taşınmazın tasfiyesinin gerçekleştirilmeden davanın açıldığı, dosyaya sunulan 3 bankacılık uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen 07.08.2019 tarihli bilirkişi raporunda kullandırılan krediyi temin amacıyla şirket ortaklarının müteselsil kefil olarak kredi teminatına dahil edildikleri, ayrıca taşınmaz ipoteği ile de kredinin teminat altına alındığı, kredi alacağının dava dışı varlık yönetim şirketine temlikinden önce halen satışı yapılmayan teminatların bulunduğu, takiplere devam edilmiş olması halinde ana para riskinin sona erebileceği, ayrıca krediye ilişkin tahsilatlarla riskin büyük kısmının tasfiye edildiği belirtilerek davalılara izafe edilebilecek bir kusur bulunmadığı yönünde tespit yapıldığı, İzmir 4. İcra Dairesi'nin 1999/3516 Esas sayılı takip dosyasına sunulduğu anlaşılan kıymet takdiri raporuna göre dava konusu krediye ilişkin alacak takibinde 5 adet taşınmazın kıymet takdirinin yapıldığı; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi ... Ada ... parsel sayılı taşınmazın kefile ait hissesinin 37.840,00 TL bedelli olduğu, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi ... Ada ... parsel sayılı taşınmazın borçlu ve kefile ait kısmının 138.750,00TL bedelli olduğu, ... ili, ...lbahçe ilçesi, ... Köyü ... parsel sayılı taşınmazın kefil ...'a ait olduğu ve 458.180,00 TL bedelli olduğu, ... ili, ... ilçesi, ... Köyü ... parsel sayılı taşınmazın kefil ...'a ait olduğu ve 108.940,00 TL bedelli olduğu, .. İli, ... ilçesi, ... Mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazda bulunan taşınmazın 8/2400 hissesinin kefil ...'a ait olduğu ve 6.595,00 TL bedelli olduğuna ilişkin bilirkişi raporu sunulduğu; dava konusu kredinin kullandırıldığı tarih itibariyle gerek taşınmaz rehni gerekse şahsi kefalet yoluyla alınan teminatların krediye konu borcun tahsiline imkan sağlayabilecek ölçüde olduğu, kullandırılan kredi miktarı ile yapılan takip öncesi ve takip sonrası tahsilat miktarları, dava tarihi itibariyle halen paraya çevrilmemiş taşınmaz değerleri birlikte gözetildiğinde davalıların kullandırılan kredinin teminat altına alınması için gerekli dikkat ve özeni gösterdikleri, atfı kabil bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili ve davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF NEDENLERİ :

Davacı vekili, davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden zamanaşımı nedeniyle verilen red kararının hatalı olduğunu, olay tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 309/son maddesinde iki farklı zamanaşımı süresinin düzenlediğini, kredinin verildiği tarihte yürürlükte bulunan bu düzenlemeye göre 5 yıllık sürenin zarara yol açan eylemin tamamlandığı günden itibaren, 2 yıllık sürenin ise zararın ortaya çıkıp öğrenilmesi ve zarar sorumlularının öğrenilmesi ile başlayacağını, müvekkili bankanın dava açmaya yetkili organının Yönetim Kurulu olduğunu, dava zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi olarak 09.07.1997 tarihli kredi kullandırımına dair Yönetim Kurulu kararının esas alınmasının hatalı olduğunu, zira banka zararının gerçekleşip gerçekleşmediğinin ve gerçekleşti ise tutarının ne olduğunun kredi kullandırılırken bilinmesinin mümkün olmadığını, müvekkili bankanın bir kamu tüzel kişisi olduğunu, zarar görenin tüzel kişi olması durumunda zamanaşımının, tüzel kişinin dava açmaya emir vermeye yetkili organının, başka bir deyişle, o makamı işgal eden kişi ya da kurulun durum hakkında bilgilenmesi ile başlayacağını (Yargıtay HGK 2006/7-764 Esas 2006/772 Karar, 2004/4-764 Esas, 2005/75 Karar, 2006/4-518 Esas, 2006/526 Karar sayılı ilamları ); dava zamanaşımı süresinin tespitinde esas alınması gereken tarihin müvekkili banka Yönetim Kurulu’nun dava açılmasına dair karar tarihi olan 06.12.2005 olduğunu, davanın açıldığı 20.01.2006 tarihinde dava zamanaşımı süresinin dolmamış olduğunu; davalı ... hakkında verilen davanın esastan reddine dair hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçelerinin gözetilmediğini, bankacı-hesap uzmanı bilirkişilerin HMK'nın 266.-287. maddeleri uyarınca bilirkişilik kurumundan talep edilen görevi aşarak hakim yerine hukuka aykırı tespitte bulunduklarını, davalıların görevlerini ihmali suretiyle oluşan banka zararının temlik nedeniyle ortadan kalkmadığını, temlik konusu alacakların tahsil kabiliyetinin bulunmaması sebebiyle alacak değerlerinin çok altında bir bedel ile devredilmek zorunda kalındığını, hesaplanacak banka zararından temlik değerinin düşürülmesinin adil bir sonuç sağlayabileceğini, bu talebin kabul edilmemesi halinde, kredi kullandırımlarını sağlayan davalıların yargılama giderleri ve dava vekalet ücretinden sorumlu tutulmaları ve karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiğini, alacak temliki sözleşmesinin akdedilmesi ile dava konusu ettikleri banka alacaklarının yapılan indirim sonrasında tahsil edilmesi ile bankanın eski personeli hakkında açtıkları davanın konusuz kaldığını, bu nedenle davanın konusuz kaldığına dair hüküm kurulmasını, yargılama giderleri ile dava vekalet ücretinin davanın ikame edildiği tarih itibariyle tespit ve takdir edilerek dava açılmasına neden olan davalı taraflara yüklenmesini talep ettiklerini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili, davanın banka personeline karşı açılan mali sorumluk davası olduğunu, ilk derece mahkemesince nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bu yönden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davacı bankanın görevlileri olan davalılar tarafından bankacılık genel kurallarına aykırı olarak yeterli teminat alınmaksızın dava dışı şirkete kullandırılan kredinin geri ödenmemesi nedeniyle davacı bankanın zarara uğratıldığı iddiasıyla açılan sorumluluk davası olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davalılar ..., ..., ..., ... ve ...'e karşı açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.

Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.

Davalı ...'nün davacı bankanın Emekli Bölge Başmüdürü, davalı ...'ın Ege Bölge Başmüdürlüğü'nde Bölge Müdürü, davalı ...'in Aydın/Bulvar Şube Müdürü, davalı ...'ün İzmir/Çamdibi Şubesi 2. Müdürü, davalı ...'nun Ege Belge Başmüdürlüğünde Kıdemli Şef, davalı ...'in Gündoğdu Caddesi Şubesi Müdür Yardımcısı, davalı ...'ın İzmir Şube Müdürü olduğu anlaşılmıştır.

Davacı tarafça, davalıların tasfiye sürecinde olan ... şirketlerinden ... A.Ş. ve ... A.Ş. firmalarının nakit sıkışıklığı içinde bulunduğu istihbarat raporlarında bildirilmiş olmasına rağmen aynı gruptaki dava dışı ... A.Ş.'ye gerekli teminat sağlanmaksızın 570.000 DEM döviz kredisi kullandırdıkları, kredi taksitlerinin ödenmemesi üzerine, ilamsız icra takibi başlatıldığı, ayrıca ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığı, ipotekli taşınmazın satılarak paraya çevrildiği, karşılanmayan kısım için dosyadan aciz vesikası alındığı iddiasıyla, ana para ve işlemiş faiz olmak üzere toplam 166.563,39 TL banka zararının davalılardan tahsili talep edilmiştir. ... Bankası Teftiş Kurulu Başkanlığı'nca hazırlanan 08.01.1999 tarihli soruşturma raporunda, kredilerin onaylandığı dönemde, davalı ...'nün Bölge Başmüdürü olarak, Bölge Müdürü ...'ın krediler servisinin müdürü olarak görev yaptığı ve söz konusu kredilerin ilgililer tarafından onaylandığı, bu işlemleri nedeniyle davalılar ... ve ...'ın Personel Yönetmeliğinin 119/s maddesinde yer alan "Kanun, yönetmelik, genelge, genel emirlere aykırı veya basiretsiz veya tedbirsiz davranışlardan ötürü bankayı zarara uğratmak ya da plasman donmasına neden olmak” hükmü gereğince kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla cezalandırılması gerektiği, İzmir Şube Müdürü davalı ...'ın ilgilinin mevzuata aykırı bu işlemlerden dolayı, Banka Personel Yönetmeliği'nin 118. maddesinin "j" fıkrasında yer alan “Kanun, tüzük, yönetmelik. genelge, genel emir ve kararlarla belirtilmiş kurallara aykırı işleni yapmak" hükmü uyarınca aylıktan kesme cezasının uygulanıması gerektiği, Aydın/Bulvar Şube Müdürü davalı ...'in ... A.Ş. firmasına açılan kredilerle ilgili olarak döviz kredisini onaylayarak, bahsi geçen krediyi tasfiye ettiği, Çamdibi Şubesi 2. Müdürü davalı ...'ün İzmir Şubesi'nde görev yaptığı dönemlerde ... A.Ş. firmasına döviz kredisi onayında imzasının bulunması nedeniyle, Ege Bölge Başmüdürlüğü Kıd. Şefi davalı ... ve Gündoğdu Caddesi Şubesi Müdür Yardımcısı davalı ...'in kredi onayında bulunmaları nedeniyle sorumluluklarının bulunduğu yönünde görüş bildirildiği, bu rapor doğrultusunda 14.01.1999 tarihli ... Bankası Disiplin Kurulu Kararı ile davalılar hakkında oy birliği ile disiplin cezalarına karar verildiği anlaşılmıştır.

İlk derece mahkemesince iki hukukçu ve bir bankacıdan oluşan heyetten alınan 25.09.2007 tarihli bilirkişi raporunda ve bankacı-hukukçu bilirkişiden alınan 07.10.2011 tarihli bilirkişi raporunda, davalıların banka mevzuatının genel hükümlere yaptığı atıf (4389 sayılı eski Bankalar Kanunu'nun 1. maddesinin 2. bendi, 5411 sayılı yeni Bankacılık Kanunu'nun 2. maddesinin son fikrası) dahilinde bankalara da uygulanması mümkün olan TKK m. 342 hükmü anlamında şirket muamelelerinin icrası safhasına taalluk eden kısmı konusunda yetkili müdür sıfatına sahip oldukları, bu çerçevede anılan hükmün yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin hükümlere yaptığı atıftan dolayı, işbu dava hakkında geçerli olan zamanaşımı sürelerinin TTK 340 md. atfıyla bu konuda geçerli olan TTK 309 md. hükmü çerçevesinde belirlenmesi gerektiği, TTK m. 309 hükmüne göre, sorumlulara karşı tazminat talep hakkının, davacının zararı ve sorumlu olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde zararı doğuran filin vukuu tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı, dava konusu olayda, dava dışı kredi borçlusu firma ve kefiller hakkında İzmir 4. İcra Müdürlüğü'nün 1999/3516 sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi henüz derdest olduğu için, davacı banka açısından zarara vakıf olunmasından söz etmenin henüz mümkün olmadığı, bu bakımdan TTK m. 309 hükmündeki 2 yıllık zamanaşımı süresinin henüz başlamadığı, diğer taraftan TTK m. 309'daki 5 yıllık zamanaşımı süresi her halde zararı doğuran fiilin meydana geldiği (vukuu) tarihinden itibaren başladığı için, bu sürenin davacı bankanın zarara uğramasına neden olan kredilerin kullandırıldığı 1997 yılından başlaması gerektiği, TTK m. 309'daki 5 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle geçirilmiş olduğu görüşü bildirilmiştir.

Dava, davacının eski yönetim kurulu üyeleri ve yöneticileri hakkında açılan sorumluluk davası olup, olay tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 309/son maddesinde, tazminat isteme hakkının davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren 5 yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı hüküm altına alınmıştır. Somut olayda usulsüz kredi işlemine onay veren yönetim kurulu kararının 09.07.1997 tarihinde alındığı, kredinin 11.07.1997 tarihinde kullandırıldığı, işbu davanın ise 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra 20.01.2006 tarihinde açılması nedeniyle, zamanaşımı definde bulunan davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.

Davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir. (Yargıtay 11. HD 08.04.2021 tarihli 2019/2594 E. 2021/3485 K. sayılı ilamı)

Davanın esasına yönelik olarak 09.12.2014 tarihli bilirkişi raporunda, usulsüz kredi kullandırıldığı iddia olunan ... A.Ş. firması ile kefillerine ait tüm menkul ve gayrimenkul mallarının satış işlemleri bitirilmeden banka zararının oluşup oluşmadığının tespitinin mümkün olmadığı, satışı talep edilen ve alıcı çıkmaması nedeniyle düşen satışlar nedeniyle davacı banka tarafından yeniden satış talep edilmesi gerektiği bildirilmiştir.

Mahkemece üç bankacı bilirkişiden oluşan heyetten alınan 07.08.2019 tarihli bilirkişi raporunda ise, dava dışı .... A.Ş.'nin 20.01.2006 dava tarihi itibariyle 9.410,79 TL anapara ve 175.415,56 TL toplam faiz borcunun bulunduğu; 24.12.2018 tarihinde alacaklı ... Bankası A.Ş. tarafından ... Şirketine anapara TL karşılığı 634.320.54 TL (105.209,82 Euro) üzerinden hesaplanan iskonto değeri (%02) ile 1.316,91 TL bedel karşılığı temlik edilerek satıldığı, bedelinin tahsil edildiği; davalıların riski minimuma indirmek adına dava dışı ... A.Ş.'ne kullandırılan kredi için gerekli teminatları tesis ettikleri, düzenlenen genel kredi sözleşmesine müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla ortakların kefalet imzalarının alındığı, ayrıca ... Şirketine temlik öncesinde satışı yapılmayan teminatların bulunduğu, teminatların satışı sonrasında buradan gelebilecek muhtemel gelirlerle anapara riskini kapatabileceği, alacak satışı ile bu teminatların da ... Şirketine devredildiği, kredilerin geri ödenmesi ile ilgili yapılan tahsilatlarla riskin büyük miktardaki kısmının tasfiye edilmiş olduğu, davalı yanlara izafe edilebilecek bir kusur bulunmadığı, bu nedenle davalılar aleyhine açılmış olan mali mesuliyet davasında mali sorumluluğa ilişkin olarak hukuka aykırı fiil ile zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı tespit edilmiştir.

Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, zamanaşımı definde bulunmayan davalı (müteveffa) ...'ün kast ve ağır kusurunun bulunmadığının anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şekline ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, ispat külfeti üzerinde bulunan davacı banka tarafından davalı ....'ün dava konusu kredi ile ilgili olarak davacı bankayı zarara uğrattığının usulüne uygun şekilde kanıtlanamamasına, dayanılan rücu koşullarının yasal şartlarının oluşmamasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacının istinaf itirazları yerinde değildir.

Mahkemece davalılar ..., ..., ..., ... ve ...'in zamanaşımı defi yönünden yapılan değerlendirme işin esasına yönelik bir değerlendirme olup, doğrudan dava şartı yokluğu nedeniyle usulden verilmiş bir ret kararı niteliğinde değildir. Bu durumda mahkemece verilen karar esastan verilmiş bir ret kararı niteliğinde olduğundan, ilk derece mahkemesince yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirmiş davalılar yararına hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nispi vekâlet ücreti verilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay HGK 17.01.2018 tarih 2017/3013 E. 2018/47 K. sayılı ilamı) Davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerindedir.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle, talebin ve istinaf sebeplerinin niteliğine göre duruşma açılmasına gerek görülmeyerek, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekilinin dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına göre Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine; davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, bu kısım dışında yasa gereği hükmün diğer kısımları aynen tekrar edilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.Davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25.05.2021 tarih 2012/83 Esas 2021/455 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

3.Davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ye karşı açılan davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE,

Davalı ...'e karşı açılan davanın REDDİNE,

Davacı banka harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Karar tarihinde yürürlükte bulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... yararına takdir edilen 26.650,14 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp iş bu davalılara verilmesine, Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Taraflarca yatırılan gider ve delil avanslarından arda kalan miktarların kararın kesinleşmesine müteakiben yatıran taraflara ayrı ayrı İADESİNE,

4.İstinaf yoluna başvuran davalılar ..., ..., ..., ... ve ...'in ödediği istinaf harcının istek halinde kendilerine iadesine,

5.İstinaf yoluna başvuran davacı harçtan muaf olduğundan istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına,

6.İstinaf başvurusu nedeniyle davalılar ..., ..., ..., ... ve ... tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılar ..., ..., ..., ... ve ...'e verilmesine,

7.Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.26.10.2023

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog