9. Ceza Dairesi
9. Ceza Dairesi 2023/6938 E. , 2023/5002 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildi.
Sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren REDDİNE karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.12.2022 tarihli ve 2021/424 Esas, 2022/410 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve aynı Kanun'un 43 ile 62 nci maddeleri uyarınca 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 24.02.2023 tarihli ve 2023/219 Esas, 2023/357 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafileri, katılan mağdure vekili ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 27.04.2023 tarihli ve 9-2023/42034 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafilerinin Temyiz İstemi
Özetle; mağdurenin gerçek dışı beyanlarına itibar edilerek mahkumiyet hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğuna, mağdurenin beyanlarının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, kabul anlamına gelmemekle birlikte olayda hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine zira yalan söylediği açıkça anlaşılan mağdurenin yaşı konusunda da hem sanığı aldatmış olduğuna hem de şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması gerektiğine, olayın sübut bulmadığına, eksik araştırmayla karar verildiğine, delillerin yanlış yorumlanmasıyla sanık hakkında ceza tatbik edildiğine, mağdurenin kovuşturma aşamasında beyanları alınmadığından çelişkilerin giderilmesi açısından yeniden beyanlarının alınması gerektiğine, adli raporlarda mağdureye ait fiili livata bulguları olduğuna ancak sanık hakkında vajinal yoldan cinsel ilişki iddiasında bulunduğuna bu durumun mağdurenin başka kişilerle doğal olmayan yoldan ilişki yaşadığının ispatı olduğuna ve mağdurenin vajinal yoldan yaşadığı ilişkiyi de sanığın üzerine yıkmaya çalıştığına, ailesinin baskısıyla böyle iddialarda bulunulduğuna, mağdurenin fiziki yaşının tespitinin yapılmadığına, 10 uncu sınıfa giden kişilerin yaşlarının on beş - on altı olduğuna bu durumun da sanığı yanılttığına, sosyolog raporuna göre de mağdurenin beyanlarının sorunlu olduğunun tespit edildiğine ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Özetle;
mağdure beyanlarının istikrarlı olduğuna, alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesi gerektiğine, kararın bu yönüyle hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
C. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Özetle;
mağdure beyanlarının istikrarlı olduğuna, alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesi gerektiğine, olayda takdiri indirimin uygulanması ile katılan Bakanlık lehine vekalet ücreti verilmemesi sebepleriyle de kararın hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesinin '' Sanık savunmasında mağdure ile 4 ay önce tanıştığını, mağdurenin 10 uncu sınıfa gittiğini ve yaşının 16 olduğunu kendisine söylediğini, mağdure ile cinsel ilişkiye girmediğini, tanıştıktan sonra 2-3 kez buluştuklarını, buluşmalarında cinsel herhangi bir davranışlarının olmadığını, kendisini neden bu şekilde şikayet ettiğini bilmediğini beyan ederek suçlamayı kabul etmemiştir. Sanık mağdurenin yaşını bilmediğini beyan etmekle birlikte, mağdure beyanında sanığın ilişkilerinin başlangıcında yaşını sanığın bilmediğini ancak cinsel ilişkiye girmeden önceki tarihlerde 14 yaşında olduğunu sanığa söylediğini, cinsel ilişkiye girdikleri sırada yaşının 14 olduğunu sanığın bildiğini beyan etmiştir.
Bu noktada sanığın savunmasına mı yoksa mağdurun beyanına mı itibar edilmesi gerektiği önem taşımaktadır. Öncelikle mağdure fiil tarihinde 14 yaşında olduğunu sanığın bildiğini beyan etmiş, ayrıca sanık ile 2 kez rızası dahilinde cinsel ilişkiye girdiğini beyan etmiştir.
Bazen cinsel saldırı/cinsel istismar suçlarında mağdurun ailesinin veya yakın çevresinin kınama ve tepkisinden korunmak maksadıyla gerçekte rızaen ilişkiye girdiği halde, cinsel ilişkiye rıza göstermediği yönünde beyanda bulunarak sanığın ceza alması uğruna olayı farklı anlatmaları sözkonusu olabilmektedir. Nitekim Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 31.05.2012 T., 2544/6218 sayılı kararında da bu ihtimale 'mağdurenin samimiyeti kuşkulu, tutarsız ve kendisini ailesinden korumaya yönelik olarak planladığı mizansen niteliğinde görülen anlatımları dışında sanıkların eylemlerinin zorla olduğuna dair, kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı gözetilerek sanığın beraatına karar verilmesi gerekir' şeklindeki bozma kararı ile değinilmiştir. Davaya konu olayda ise mağdurenin ailesinden gelebilecek tepkiyi göze alarak(ki ablası ve annesi tarafından darp edilerek hırpalandığını beyan etmiştir) sanık ile sevgili olduklarını beyan ettiği görülmüş ve sanığın tecavüzüne uğradığını değil, sanık ile cinsel ilişkiye girdiklerini beyan ettiği alınan beyanlardan anlaşılmıştır. Hal böyle iken ailesinin ve yakın çevresinin tepkisini üzerine alabilen mağdurun, '14 yaşından küçük olduğunu cinsel ilişki tarihinden önce sanığa söylediği' yönündeki beyanını da itibar edilebilir nitelikte samimi görülmüştür. Kaldı ki mağdur öngörüşme tutanağında sanığın yaşını doğru olarak bildiğini beyan etmiştir.
Mağdure ile sanığın 4 aydır birlikte olmaları dikkate alındığında mağdure nasıl ki sanığın yaşını biliyor ise, sanığın da mağdurenin yaşını bilmesi gerektiği kabul edilmiş, nihayetinde sanık ile mağdure arasında cinsel ilişki gerçekleştiği tarih itibariyle sanığın mağdurenin yaşının 15’den küçük olduğunu bildiği kabul edilmiştir. Eylemle ilgili TCK 103 maddesinde 15 yaşından küçük çocuklara karşı işlenen her türlü cinsel davranışın cinsel istismar suçunu oluşturduğu düzenlenmiş olup, mağdurenin cinsel istismara maruz kaldığı yönündeki adli rapor ile desteklenen ve mahkememizce de görülen samimi beyanı dikkate alındığında sanık ile ifade tarihinden önceki bir ay içerisinde iki kez cinsel ilişkiye girdikleri sabit görülmüş olup, 14 yaşında olması nedeniyle rızası hukuken geçerli sayılmayan mağdureye karşı yaşını bilerek vücuduna cinsel organını sokmak suretiyle eylemlerini gerçekleştiren sanığın eyleminin zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunun yasal unsurlarını oluşturduğu anlaşıldığından sübut bulan zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istirmarı suçundan cezalandırılmasına, sanığın fiilden sonraki ve yargılama sırasındaki tutum ve davranışları ile cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak cezasında TCK 62/1 maddesi uyarınca indirim yapılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm vermek gerekmiştir. '' şeklindeki gerekçe ile hüküm kurduğu anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafileri, katılan mağdure vekili ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf talepleri esastan reddedilmiştir.
IV. GEREKÇE 5271 sayılı
Kanun'un 217 nci maddesinin birinci fıkrasında “Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir” ve aynı Kanun'un 210 uncu maddesinin birinci fıkrasında ise "Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez" hükümlerine yer verilmiş olup, bu kapsamda Mahkemece aynı zamanda olayın tek tanığı konumunda bulunan mağdurenin duruşmaya getirilerek iddiaya konu hususlarla ilgili dinlenip, beyanlarının alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması karşısında söz konusu karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Anılan nedenle de onama isteyen Tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafileri, katılan Bakanlık vekili ile katılan mağdure vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 24.02.2023 tarihli ve 2023/219 Esas, 2023/357 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.09.2023 tarihinde karar verildi.