Esas No
E. 2022/2106
Karar No
K. 2023/3040
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

7. Hukuk Dairesi         2022/2106 E.  ,  2023/3040 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2019/2217 E., 2022/253 K.
KARAR: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Kemalpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2017/205 E., 2019/215 K.

Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu 6084 ve 2365 parsel sayılı taşınmazların murislerinden intikal ettiğini, davalının yıllardan beri dükkanı kiraya vererek kira parasını aldığını, evi ikamet olarak kullandığını, zeytinliğin ürününü satarak parasını aldığını, davacıların bu yerlerden faydalanmasına izin vermediğini, uyarılara rağmen davalının müdahalesine devam ettiğini belirterek, müvekkillerinin hisseleri oranında davalının müdahalesinin men'ine, geriye dönük 5 yıllık ecrimisil bedelinin tespiti ile davalıdan alınarak müvekkillerine verilmesine karar verilmesini talep etmiş, 14.11.2018 tarihli celsede el atmanın önlenmesi talebinden feragat etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; tarafların kardeş olduklarını, müvekkilinin doğduğundan beri dava konusu edilen evde ikamet ettiğini, muris ile müvekkilinin yıllarca aynı evde ikamet ettiklerini, müvekkilinin murisin vasisi olduğunu, açılan davanın haksız olduğunu, murisin 2016 yılında vefat ettiğini ve vefatından yaklaşık 20 ay boyunca zeytinlikten mahsul çıkmadığını, davanın açıldığı yıl itibariyle de henüz hasat zamanının gelmediğini, davacıların murislerine bakmadığını, murisin tüm ihtiyaçlarının müvekkili tarafından sağlandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''Davacıya müdahalenin men-i talebi ile ilgili harç yatırması için kesin süre verildiği, ancak davacıların gereken harcı yatırmadığı, 14/11/2018 tarihli celsede bu taleplerinden vazgeçtiklerini beyan etmiş olup davalı vekili vazgeçmeye karşı 14/12/2018 tarihli dilekçesi ile vazgeçmeye muvafakat ettiğini beyan etse de harçların yatırılması gerektiğini ve ayrıca harçları yatırmak için kendisine süre verilmesini talep ettiği, HMK 123 uyarınca hüküm kesinleşinceye dava ancak davalının açık rızası ile geri alınabilleceği, davalı vekili harçları yatırmak için süre talep ettiğinden bu beyanı vazgeçmeye muvafakat olarak kabul edilemediği ve harçların yatırılması için harçlar kanunu uyarınca davalıya da bu hak tanındığı, davalı tarafından harçlar yatırıldıktan sonra ise davacıların müdahalenin men-i taleplerinden feragat ettiklerinden bu talep bakımından davanın feragat nedeni ile reddine karar verildiği, davacı yanın iddiasını ispat açısından herhangi bir delil sunmadığı, dinlenen davalı tanıkların beyanlarına göre davalının murise baktığı, aynı taşınmazda kaldığı vefatından sonra da davalının taşınmazın bir odasında kalmaya devam ettiği, taşınmaz üzerinde bulunan dükkandan ve zeytin bahçesinden gelir elde etmediği murisin ölümünden önce veya sonra davacıların taşınmazlardan yararlanmasına engel olmadığı anlaşıldığından ecri misil taleplerinin reddine karar verildiği'' gerekçesiyle davacının müdahelenin men'ine ilişkin talebinin feragat nedeni ile reddine ve davacının ecrimisil talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; feragat beyanlarından sonra davalının herhangi bir harç yatıramayacağının uygulamada feragat yerine davadan vazgeçme terimininde kullanıldığını, 14/11/2018 tarihli celsede feragat talep edildiği halde davalının harç yatırma talebinin kabul edilmesinin hatalı olduğunu, ecrimisil talebi açısından muris ...'dan intikal eden hisseler açısından bir değerlendirmede bulunmadığını, tüm hisselerin muris Yaşar Yaşır'dan intikal etmiş varsayımı ile hüküm tesis ettiğini, taşınmaz üzerinde bulunan dükkandan ve zeytin bahçesinden gelir elde edilmediği şeklindeki değerlendirmenin de hatalı olduğunu, davalının davacıların taşınmazlardan yararlanmasına engel olmadığı ve kötü niyetli olmadığı değerlendirmesinin de hatalı bir değerlendirme olduğunu belirterek, davalı lehine hükmedilen 19.475,22 TL nispi vekalet ücretinin kaldırılmasına, davadan feragat nedeniyle karşı tarafa vekalet ücretinin maktu olarak takdirine, ecrimisil taleplerinin kabulüne, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; ecrimisil talepleri yönünden taraflarına vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken hükmedilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılarak ecrimisil yönünden de vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''davacının ilk talebinin vazgeçmeye ilişkin olduğu davalının vazgeçmeye ilişkin kabul beyanının bulunmadığı, bu kapsamda davalı tarafça harç yatırılmak suretiyle müdahalenin menine ilişkin dava değerinin belirgin hale getirildiği ve bu rakam üzerinden hesaplanan nispi vekalet ücretinin yerinde olduğu, davacı taraf ecrimisil taleplerinin reddedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararı istinaf etmiş ise de, davalı ile annesinin aynı taşınmazda kaldığı, kötü niyetli olmadığı ecrimisil talep edilen yerlerden gelir elde etmediği ve davacıların yararlanmasına engel olmadığı yönündeki tespit kapsamında gerekçenin yerinde olmadığı, davalı taraf reddedilen ecrimisil talebi yönünden ayrıca vekalet ücreti talep etmiş ise de, mahkemenin müdahalenin meni ve ecrimisil talebinin bir bütün olarak değerlendirip sonuca göre vekalet ücreti belirlemesinde herhangi bir hatanın bulunmadığı'' gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk

1.6100 sayılı HMK’nın 307, 309, 323 ve 330 uncu maddeleri, 11.04.1940 tarihli ve 70 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.05.1992 tarihli ve 1992/2-250/364 sayılı kararı, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 32 nci maddesi.

2.6100 sayılı HMK’nın 307 nci maddesinde feragatin, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın “Feragat ve kabulün şekli” başlıklı 309 uncu maddesi hükmüne göre de feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Davadan feragat, davacının açmış olduğu davadaki talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.

Yukarıda belirtildiği üzere feragatin kati bir hükmün hukuki neticelerini hasıl edeceği hükme bağlanmıştır. Yine belirtmek gerekir ki feragatin geçerliliği karşı tarafın muvafakatine bağlı değildir. Etkisini onu yapanın tek yönlü irade beyanı ile doğurur. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamaları da bu doğrultudadır. (11.4.1940 tarihli ve 70 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.5.1992 tarihli ve 1992/2-250/364 sayılı kararı)

3.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323 üncü maddesinin (ğ) bendindeki düzenlemeye göre vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderleri kapsamındadır. Yine aynı Kanun'un 330 uncu maddesine göre de kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13 üncü maddesine göre; (1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.

4.492 sayılı Harçlar Kanunu'nun "harcı ödenmeyen işlemler" başlıklı 32 nci maddesi "yargı işlemlerinden alınacak harclar ödenmedikçe mütaakıp işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmiyen harcları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır" düzenlemesini içermektedir.

3.Değerlendirme

1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

3.Somut olayda; davacı vekili tarafından dava dilekçesi ile dava değeri 1.000,00 TL gösterilerek dava açıldığı ve 17.09.2018 tarihinde dava değerini toplam 12.383,56 TL'ye çıkarttıklarını belirterek bu değer üzerinden harcın tamamlandığı, mahkemece el atmanın önlenmesi yönünden harç yatırılması için süre verilmesi üzerine davacı vekilinin, 14.11.2018 tarihli duruşmada müdahalenin men'ine ilişkin harcı yatırmadıklarını bu taleplerinden vazgeçtiklerini beyan ettiği, davalı vekili vazgeçmeye karşı 14/12/2018 tarihli dilekçesi ile vazgeçmeye muvafakat ettiğini ancak harçların yatırılması gerektiğini, ayrıca harçları yatırmak için kendisine süre verilmesini talep etttiği, 30.01.2019 tarihli celsede harcın tamamlanması için davalı vekiline süre verildiği, davacı vekilinin 31.01.2019 tarihli dilekçe ile vazgeçme beyanının feragat olduğunu, müdahalenin men'i davasından feragat ettiklerini ve davalının harç yatıramayacağını, devam edilecek bir işlem bulunmadığını beyan ettiği, davalının harcı 08.05.2019 tarihinde yatırdığı anlaşılmaktadır.

4.Mahkemece davacıya vazgeçmeden kastının feragat mi, geri alma mı olduğu sorulmadan ve davacı vekilinin feragat olduğuna dair beyanları dikkate alınmadan el atmanın önlenmesi talebinden vazgeçildiğine dair beyanın geri olma olarak değerlendirilmesi hatalı olduğu gibi el atmanın önlenmesi davasından feragat edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 32 nci maddesinin uygulanması da mümkün değildir. Mahkemece yanılgıya düşülerek davam eden bir işlem varmış gibi feragat edilen dava hakkında davacının yatırmadığı harcın davalıya yatırtılmak suretiyle davalı lehine kendi yatırdığı harç üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

5.Bu durumda, davacının el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talepleri yönünden dava açılışı ve ıslahla birlikte harcını ödediği toplam 12.383,56 TL üzerinden davalı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre nispi avukatlık ücreti takdir edilmesi gerekmektedir. Ne var ki reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 1.486,02 TL nispi vekalet ücreti karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'de belirlenen maktu vekalet ücretinin altında kaldığından davalı lehine 2.725,00 TL maktu vekalet ücretine karar verilmesi gerekmektedir.

6.Yukarıda açıklanan nedenlerle yazılı şekilde karar verilmesi hükmün bozulmasını gerektirmiş ise de bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

3, 4, 5 ve 6 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının 6. bendinde yer alan "19.425,22 TL nispi" ibaresinin silinerek yerine "2.725,00 TL maktu" ibaresinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.