10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2023/544 E. , 2023/3671 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4447 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik hükümlerinden faydalandırılma istemi nedeniyle Kuruma verilen belgelerin işleme alınması gerektiğinin tespiti, davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece İlk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair, karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı kurumun, davacının 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu Maddedeki prim teşvikinden yararlanma talebini 21.06.2016 tarih ve ... sayılı yazısı ile reddettiğini belirterek davacı şirketin sayılı başvurusunun reddine dair işlemin iptaline ve davalı kuruma yapılan başvurunun hukuka uygunluğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında 2015/10 sayılı genelge gereğince işlem yapıldığını ve bu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, 11.04.2017 tarihli ve 2016/1198 Esas, 2017/139 Karar sayılı kararı ile Davanın kabulü ile, davacının 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi hükmünden yararlanmak için yaptığı başvurunun geçerli olduğunun tespiti ile talebi reddeden 21.06.2016 tarihli kurum işleminin iptaline, dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin 11.04.2017 tarihli ve 2016/1198 Esas, 2017/139 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili yerel mahkeme kararıın usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu belirterek kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin, bozmaya konu olan kararı ile "...incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 inci bendi uyarınca esastan reddine" dair karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin bozmaya konu kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 15.10.2019 tarihli ve 2017/4843Esas, 2019/7440 Karar sayılı bozma kararında; "...27.03.2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 17 nci madde ile: “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.
Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye İş Kurumu'nun görüşleri alınarak Kurumca belirlenir.”
Mahkemece, yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Ek m. 17 hükmüne göre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davaların konusuz kalacağı ancak bu konuda karar verme yetkisinin ilk derece mahkemesi'ne ait olduğu, davacı avukatının temyiz talebinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinden anılan yasa maddesi kapsamına göre bir karar verilmesi gerekir." denilerek karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin, 11.02.2021 tarihli ve 2020/14 Esas, 2021/28 Karar Sayılı kararı ile; "...Mahkememizce bozma ilamına uyulmuştur. Davacının kuruma başvurduğu sabittir. Kurum tarafından talebinin karşılanmaması üzerine eldeki davayı açmıştır.
Mahkememizce ilk kabul kararındaki gerekçelerle dava kabul edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İstinaf istemi reddedilmiş, ancak temyiz üzerine yukarıda açıklanan gerekçelerle yargılama aşamasında yürürlüğe giren 7103 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Ek 17 nci madde kapsamında inceleme yapılmak üzere mahkememiz kararı bozulmuştur. 5510 sayılı Kanun'un Ek 17/4 maddesi hükmü Anayasa ya aykırılığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine götürülmüş ve Anayasa Mahkemesinin 19.02.2020 tarih, 2018/139-2020/12 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Gerek Anayasa Mahkemesinin iptal kararı, gerekse mahkememizce verilen ilk karar da yazılan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. Dairemizin 2 nci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin 11.02.2021 tarihli ve 2020/14 Esas, 2021/28 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 02.11.2021 tarihli ve 2021/5577 Esas, 2021/13363 Karar sayılı bozma ile "...Eldeki davada, mahkemece davacının başvurusunun geçerli olduğunun tespiti ile 21.06.2016 tarihli talebi reddeden işlemin iptaline dair yazılı şekilde karar verilmiş ise de, ek 17 nci madde hükümlerinin tümüyle irdelenip değerlendirme yapılarak karar verilmediği anlaşılmakta olduğundan, Ek 17 nci maddenin yürürlüğe girmesi ile birlikte 5510 sayılı Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlere ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun ile birlikte anılan ilgili kanunların teşvik veya destek hükümlerinde yer alan yararlanma şartlarının mahkemelerce irdelenmesi gerekmekle birlikte, değiştirme veya oluşabilecek fark prim tutarlarının iadesi istemleri hakkında yapılacak değerlendirmede; aynı maddenin ikinci ve üçüncü fıkrasındaki hükümlerin de uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Diğer taraftan Ek 17 nci maddenin 4 üncü Fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.
Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
O halde mahkemece, Ek 17 nci maddenin gelmesi ve 4 üncü fıkrasındaki hükmün iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanakların irdelenmesi ile beraber, teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve faydalandırılma sonrasında fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından, ek 17 nci maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, davalı Kurumun da bu madde kapsamında resen veya başvuru üzerine işlem yapıp yapmadığı hususu ile teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir." denilmiş ve karar 2. kez bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince 2 nci Bozmaya Karşı Direnilerek Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin: 12.05.2022 tarihli ve 2022/8 Esas, 2022/106 K. sayılı kararı ile " ...Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 02.11.2021 tarihli 2021/5577 - 13363 sayılı bozma kararına karşı davanın 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesin yapılan değişiklik nedeniyle yapılan başvurunun işleme alınması talebinin reddine ilişkin kurum işlemin iptaline ilişkin olduğu, davacının kuruma yaptığı başvuruda yersiz ve yanlış alınan işveren hissesine ait sigorta primlerinin kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren iadesini de talep ettiği, ancak dava dilekçesinde davasını başvurunun işleme alınmasına özgülediği, başvurunun işleme alınmasından sonra ödeme yapılıp yapılmamasının ayrı bir davanın konusu olduğu anlaşıldığından direnilmesine, davanın kabulü ile, davacının 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi hükmünden yararlanmak için yaptığı başvurunun geçerli olduğunun tespiti ile 21.06.2016 tarihli talebi reddeden kurum işleminin iptaline," dair karar verilmiştir.
E. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca Verilen Karar
1.İlk Derece Mahkemesinin 12.05.2022 tarihli ve 2022/8 Esas, 2022/106 K. sayılı kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Hukuk Genel Kurulunun 22.11.2022 tarihli ve 2022/10-1050 Esas, 2022/1573 Karar sayılı kararı ile "....Somut olayda Özel Dairece 5510 sayılı Kanun'un Ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının 05.05.2020 tarihli ve 31118 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 19.02.2020 tarihli ve 2018/139 E., 2020/12 K. sayılı kararı ile iptal edilmesi nedeniyle oluşan yeni durumun dikkate alınması ve davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal dayanaklar ile dava konusu istem yönünden tüm yasal şartların varlığı incelenip sonucuna göre işin esası hakkında karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmasından sonra İlk Derece Mahkemesi tarafından eldeki davanın davacının başvurusunun işleme alınması gerektiğinin tespiti istemine ilişkin olduğu, 7103 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun’a eklenen Ek 17 nci madde hükmünün ise başvurunun işleme alınmasından sonra Kurumun yapacağı değerlendirmeye ilişkin olduğu bu durumda davacının talebi işleme alınmadan Ek 17 nci madde kapsamında inceleme yapılması olanaklı olmadığı vurgulanmak suretiyle direnme kararı verilmiştir. Görüldüğü üzere İlk Derece Mahkemesince bozma kararı kapsamında irdeleme yapılarak bozmanın gereği eylemli olarak yerine getirilmek suretiyle yeni bir karar verilmiştir. Bu durumda ortada Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenmesi gereken direnme kararı değil bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni hüküm bulunmaktadır. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında; İlk Derece Mahkemesince bozma kararını karşılar yönde gerekçe yazıldığı bu nedenle ön sorun bulunmadığı ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. Hâl böyle olunca yeni hükme yönelik temyiz itirazları Özel Dairece incelenmelidir. "denilerek dosya dairemize gönderilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı SGK vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı SGK vekili temyiz dilekçesinde;
verilen kararın hatalı olduğunu esasen talebin reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu madde hükümlerinden faydalandırılmaya ilişkin olarak verilen belgelerin Kurumca işleme alınması ile aksi yöndeki kurum işleminin iptalinin gerekip gerekmediğine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)331 inci maddesi ile birlikte, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi hükümleridir.
3.Değerlendirme 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve fazla ödenen tutarın iadesi istemi ile açılmış eldeki davada, yargılama devam ederken, 01.04.2018 tarihi itibari ile 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş ve dairemizce anılan ek 17 nci madde hükümlerinin dikkate alınması gereğine işaret edilerek ilgili kararın bozulmasına karar verilmiş olduğu anlaşılmakta olup, mahkemece verilen yeni hükümde de bozma kapsamında bir değerlendirme yapılmadığı, anlaşılmakta olduğundan, davacının istemi hakkında ek 17 nci madde hükümlerinin tümüyle irdelenip, aynı maddenin 4 üncü fıkrasındaki hükmün iptali ile oluşan yeni durum dikkate alınarak, davanın yasal dayanağı bakımından, herhangi bir belirleme yapılmaksızın karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, mahkemece davacının istemi hakkında, öncelikle 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci madde kapsamında, davalı Kuruma başvurusunun olup olmadığı veyahut Kurumca resen davacının istemi hakkında bir işlem yapılıp yapılmadığı hususlarının araştırılması ile belgelerin işleme alınması halinde, davanın konusuz kalıp kalmadığı hususu ile işleme alınmaması veyahut davacının başvurusunun bulunmaması halinde ise davacının istemi ve yasal faiz istemi bakımından da bir değerlendirme yapılması ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. .