10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2023/1576 E. , 2023/3795 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ve feri müdahil Kurum vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;1990 ile 2005 tarihleri arasında davalı ... Bakanlığı Beyşehir Orman Ağaçlandırma işletme şefiliğinde işçi sıfatı ile çalıştığını, işyerinde denetleme yapılacağı için 1993, 1994, 1999 ve 2000 yılları arasında sigorta yapıldığını, 1993 yılı 13 gün, 1994 yılı için 14 gün, 1999 yılı için 192 gün, 2000 yılı için 113 gün olarak eksik yatırıldığını, emeklilik işlemleri sırasında sürenin dolmadığının bildirildiğini, Orman İşletme şefliğine müracaatta bulunduğunda herhangi bir bilgi verilmediğini beyan ederek sigorta başlangıç tarihinin 1990 tarihi olarak tespitine, 1990-2005 yılları arasında her yıl 1 Mart 30 Kasım döneminde hizmet akdine tabi olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı adına herhangi bir işe giriş bildirgesinin bulunmadığını, 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, müvekkili idarede hizmet akdinin bulunmadığını, bu nedenle tanık delilini de kabul etmediklerini, kurumun resmi kurum olması nedeni ile sigortasız işçi çalıştırmanın mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Fer'i müdahil ... vekili cevap dilekçesinde özetle; iili çalışma olgusunun araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI ... 24306 sicil numaralı iş yerinin 1994-2000 tarihine kadar dönem bordrolarının gönderilmesi istenilmiştir. SGK'nın fer'i müdahil olarak davada yer alması için dava dilekçesi SGK'ya tebliğ edilmiş, kaldırma kararından önce dosyamızda tanık olarak dinlenen kişilerin hizmet cetvelleri SGK'dan getirtilmiş, 24306 sicil numaralı iş yerine ait dönem bordoları SGK'dan getirtilmiştir. 24306 sicil numaralı iş yerinde bordro tanığı olan ve davacının çalıştığını iddia ettiği dönemlerde uzun süreli çalışması bulanan 8 tanık Mahkememizce resen tespit edilmiştir. Bu tanıkların T.C. kimlik numaraları SGK'dan getirtilmesine yönelik ara karar kurulmuştur. Ara karar kurulmasından 2 gün sonra davacı asil dilekçe vererek Mahkemece resen seçilen tanıklarla kendisinin aynı vardiya ve aynı iş yerinde çalışmadığını, kendisinin çalışmasına şahitlik edecek aynı iş yerinde çalışan 3 tanık ismini bildirmiştir. Mahkememiz 19.09.2019 tarihli celsede davacı asilin bildirdiği tanıkların çalışmasının 1993-1994 yıllarında geçtiği, oysa davacının 1990-2005 yılları arasında çalıştığı iddiası ile hizmet tespiti talebinde bulunduğu, bu sebeple SGK'dan gelen listedeki 24306 nolu iş yeri olan Tarım ve Orman Bakanlığı 8. Bölge Müdürlüğü'nün 1990-2005 yılları arasında sigortalı çalışanlarını gösterir liste içerisinde 5 tanık bildirmek üzere davacı vekiline süre verilmiştir. Davacı vekili bir sonraki celsede SGK'dan gelen listede görünen bordro çalışanlarının sadece davacı gibi Beyşehir'de çalışanlar olmadığını, Tarım ve Orman Bakanlığı 8. Bölge Müdürlüğü'nün yetki alanındaki tüm ilçelerdeki çalışanların gösterildiği liste olduğunu, 1990-2005 yılları arasında 24306 sayılı iş yerinde sadece Beyşehir'de çalışanları gösterir listenin gönderilmesini talep etmiştir. Mahkememiz hem davacı asilin dinlenilmesini istediği 3 tanığın hizmet döküm cetvellerinin SGK'dan getirtilmesine karar verilmiş hem de 1990-2005 tarihleri arasında Beyşehir Orman İşletme Şefliği'nde çalışanların listesinin gönderilmesine karar vermiştir. Davacı vekilince gelen listeden 4 tanık isminin bildirildiğini, tanıklara davetiye tebliğ edilebilmesi için SGK'dan T.C. numaralarının istenildiği, T.C. numaraları geldikten sonra 4 tanığa davetiye/talimat yazılmıştır. Tanıklardan ..., ...,.... ve ...'nun beyanları ve kaldırma kararından önce beyanda bulunan diğer tanıkların beyanları bilirkişi tarafından bir bütün halinde değerlendirilerek, davacının 2000 yılından sonra çalışmasının olmadığını, davacının 1990-2000 yılları arasında davalı ... İşletme Müdürlüğü'nde her yıl ilk bahar/yaz aylarında 90 gün, son baharda 30 gün olmak üzere her sene 150 gün çalıştığının tespit edildiği görülmüştür. Bu günler içerisinden davacının bir kısım hizmetlerinin bildirildiği, bildirilmeyen hizmetlerin tespit edildiği görülmüştür. Bilirkişi raporu Mahkememizce denetime ve hüküm kurmaya elverişli görülmüştür. Davacının hizmet cetvelinde 2000 yılı 2. dönemini kapsayan Mayıs-Ağustos döneminde 70 gün hizmetinin olduğu, 2000 yılı 3. dönemini kapsayan Eylül-Aralık döneminde 47 gün hizmetinin olduğu SGK kayıtlarından anlaşılmıştır. Bilirkişi tespiti gözetildiğinde davacının Nisan-Haziran arası 90 gün çalışmasının olduğu, SGK bildirimi değerlendirildiğinde davacının Temmuz-Ağustos aylarında tam, Haziran ayında 10 gün olmak üzere 70 gün sigortalı göründüğü, davacının 2000 yılında Nisan-Haziran arasındaki 80 günlük çalışmasının görünmediği, yine davacının Ekim - Kasım arasındaki çalışmasının 10 günün görünmediği tespit edilerek netice itibariyle davacının 1990, 1991, 1992, 1995, 1996, 1997, 1998 yıllarında 150'şer gün 1993 yılında 137 gün, 1994 yılında 136 gün, 2000 yılında 90 gün çalışmasının SGK'ya bildiriminin yapılmadığı kabul edilerek bu süreler yönünden davacının asgari ücretle çalıştığına yönelik davasının kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, "1-Davanın kısmen kabulü ile, Davacı ...'ın (47572489758) davalı ... Bakanlığı Beyşehir Orman İşletme Ağaçlandırma Şefliği'ne bağlı olarak; -1990 yılında 150 gün (1 Nisan - 30 Haziran arası 90 gün, 1 Ekim - 30 Kasım arası 60 gün), -1991 yılında 150 gün (1 Nisan - 30 Haziran arası 90 gün, 1 Ekim - 30 Kasım arası 60 gün), -1992 yılında 150 gün (1 Nisan - 30 Haziran arası 90 gün, 1 Ekim - 30 Kasım arası 60 gün), -1993 yılında 137 gün (1 Nisan - 30 Haziran arası 77 gün, 1 Ekim - 30 Kasım arası 60 gün), -1994 yılında 136 gün (1 Nisan - 30 Haziran arası 76 gün, 1 Ekim - 30 Kasım arası 60 gün), -1995 yılında 150 gün (1 Nisan - 30 Haziran arası 90 gün, 1 Ekim - 30 Kasım arası 60 gün), -1996 yılında 150 gün (1 Nisan - 30 Haziran arası 90 gün, 1 Ekim - 30 Kasım arası 60 gün), -1997 yılında 150 gün (1 Nisan - 30 Haziran arası 90 gün, 1 Ekim - 30 Kasım arası 60 gün), -1998 yılında 150 gün (1 Nisan - 30 Haziran arası 90 gün, 1 Ekim - 30 Kasım arası 60 gün), -2000 yılında 90 gün (1 Nisan - 30 Haziran arası 80 gün, 1 Ekim - 30 Kasım arası 10 gün) süre ile asgari ücret karşılığında çalıştığının ve 01.04.1990 tarihinin sigorta başlangıç tarihi olduğunun tespitine," karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri:
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1990-2005 arasında her yıl Mart-Kasım ayları arasında çalıştığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiğini, tanık beyanlarının yeterli olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
3.Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yapılan yargılama ile dosya kapsamına göre, davacı adına davalıya ait 24306 sicil numaralı işyerinden, davacının 29.03.1993 tarihinde işe başladığına ilişkin işe giriş bildirgesinin 22.04.1993 tarihinde, 01.05.1994 tarihinde işe başladığına ilişkin işe giriş bildirgesinin 27.05.1994 tarihinde, 03.06.1999 tarihinde işe başladığına ilişkin işe giriş bildirgesinin 14.06.1999 tarihinde, 03.07.2000 tarihinde işe başladığına ilişkin işe giriş bildirgesinin 03.07.2000 tarihinde Kuruma verildiği, davacının bu iş yerinden 1993 yılında 13 gün, 1994 yılında 14 gün, 1999 yılında 192 gün, 2000 yılında 117 gün sigortalı çalışmalarının Kuruma bildirildiği, bordro tanıkları ile Orman Muhafaza Memuru olarak çalıştığı anlaşılan tanıkların beyanlarına göre davacının çalışmalarının 1990 yılında başlayıp 2000 yılında son bulduğu ve sezonluk olarak ağaç dikim ve çapa işlerinde çalıştığı, çalışılan ayların da yapılan işlerine niteliğine göre belirlendiği, davacının mahkemece kabul edilen dönemde davalı iş yerinde çalıştığı kanaatine varıldığından kurulan hükme ilişkin mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin, davalı vekilinin ve feri müdahil Kurum vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili;istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.
2.Fer'i müdahil Kurum vekili;istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir. C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; hizmet tespitine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
2.Öte yandan 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
3.Değerlendirme
1.İnceleme konusu eldeki davada, davacı 1990-2005 yılları arasında her yıl 1 mart 30 kasım döneminde hizmet akdine tabi olarak çalıştığının tespitini istemiş; mahkemece davanın kısmen kabulü ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, hüküm eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalıdır.
2.Somut olayda, davanın 25.07.2016 tarihinde açıldığı, davacı adına davalı işyerinden ilk işe giriş bildirgesinin 29.03.1993 tarihinde verildiği, 29.03.1993 öncesi işveren tarafından herhangi bir bildirimde bulunulmadığı gözetildiğinde, kabul kararı verilen 29.03.1993 öncesi dönemin hak düşürücü süreye uğradığı belirgin olup, anılan dönem yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
3.Tespitine karar verilen ve hak düşürücü süreye uğramayan diğer dönemler açısından da ağaç dikim sezonlarının ilgili Kurumdan sorularak sezon dönemlerinin araştırılarak varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir.
4.O halde, davalı ve feri müdahil Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle,
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ..., Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oyçokluğuyla,
06.04.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ
1.Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık hizmet tespit davasında 1990-2005 yılları arasında işyerinde mevsimlik çalışması olduğunu iddia eden ve bu niteliği ile de blok çalışma kabul edilen, ancak 29.03.1993 tarihinden sonra çalışmaları kuruma aralıklı bildirilen davacının 2016 dava tarihine göre 29.03.1993 tarihi öncesi hizmetinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
2.Somut uyuşmazlıkta davacının çalışması 29.03.1993 tarihinden sonra aralıklı olsa da kuruma bildirilmiştir. Davacı 1990-2005 yılları arasında mevsimlik olarak davalıya ait işyerinde çalıştığını iddia etmiştir. Mahkemece davacının 1990-2000 yılları her yıl 150 gün hizmet akti ile çalıştığının tespitine verilmiş kararın istinaf edilmesi üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
3.Kararın davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine çoğunluk tarafından dava tarihine göre blok çalışmada kayıt öncesi öncesinin hak düşürücü süreye uğradığı kabul edilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
4.Çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi, mevsimlik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonu esas alınması gerekir(Y. HGK. 01.07.2019 tarih ve 2016/21-1238 E, 2019/834 K). Belirtmek gerekir ki hak düşürücü süre, bildirimsiz kalan çalışmalar yönünden öngörülmüştür. Belgelerden birisinin dahi Kuruma verilmiş olması veya Kurumca, fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti hâlinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir. Sigortalının kayda dayanan çalışması bildirilmiş veya kurumca saptanan çalışması var ise bu bildirilen veya saptanan hizmeti ile blok çalışmanın da hak düşürücü süreye uğramadığı kabul edilmelidir.
5.Dairemizin 2021/10293 E, 2022/1056 Karar sayılı karşı oy gerekçelerinde ayrıntılı olarak açıklandığı gibi blok çalışmalarda kuruma bildirilen süre var ise sonraki çalışma için hak düşürücü süreye uğramaz kabulü önceki çalışma içinde kabul edilmeli ve hak düşürücü süre uygulanmamalıdır. Davacının 1990 yılı ile sonrası kayda giren 29.03.1993 tarihini takip eden çalışmaları blok çalışmaya dayanmaktadır. Bu blok çalışma içinde kuruma intikal eden süreler olduğuna göre hak düşürücü süre önceleri içinde geçerli olmayacaktır. Blok çalışmanın bölünmezliği söz konusudur. Bu nedenle çoğunluğun hak düşürücü süre yönündeki bozma gerekçesine katılınmamıştır.