Esas No
E. 2022/10146
Karar No
K. 2023/4236
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İş Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

10. Hukuk Dairesi

E. 2022/10146 K. 2023/4236 T.
Karar Sonucu BOZULMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/10146, K. 2023/4236, T. 13.04.2023
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/10146
Karar No
2023/4236
Karar Tarihi
13.04.2023
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
İş Hukuku
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

10. Hukuk Dairesi         2022/10146 E.  ,  2023/4236 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI: 2018/221 E., 2021/571 K.
KARAR: Kısmen Kabul

Davalı ... vekilleri

Taraflar arasındaki asıl/birleşen rücuan tazminat davalarında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne; birleşen davanın davalı ... yönünden kabulüne, davalı ... yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı kurum ile davalılardan ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili, kazalı Şahin Çoban' ın 17.09.2010 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası neticesinde vefatı nedeniyle hak sahiplerine 87.143,24 TL tutarında peşin sermaye değerli gelir bağlandığını, istihrahatli kaldığı süreler için 4.325,17 TL geçici iş göremezlik ödeneği ödendiği, 10.716,82 TL hastane masrafı sarf edildiği ve böylece toplamda 102.185,23 TL müvekkil kurumun zarar ettiği, kaza nedeniyle yapılan tahkikat sonucu düzenlenen kontrol memuru raporuna göre iş güvenliği tedbirlerindeki noksanlık nedeniyle iş veren kusurlu bulunduğunu, bu nedenle müvekkil kurumundan işverenin sorumlu olduğunu belirterek dava dilekçesi ve ıslah toplamı olarak 74.792,39 TL' nin davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı şirket vekili, açılan rücu davasının haksız olduğunu, çalışan Şahin Çoban'ın harç makinesi ile hazırladığı harcı el arabası ile götürüp harç makinesine boşaltması gerekirken harç makinesine kafasını sokarak intihar etmeye kalkıştığını, bir süre devam eden tedavinin ardından da vefat ettiğini, müvekkili iş yerinin kusuru bulunmadığını belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 25.03.2015 tarihli ve 2012/278 E., 2015/406 K. sayılı kararı ile (asıl davada) olayın, 17.09.2010 tarihinde saat 18:30 sıralarında harç makinesinde vasıfsız işçi olarak çalışan kazalının baş bir işçinin görevli olduğu kilit taşı makinesine gitmesi sonucu, bu makineye harç dökerken başını da içeriye kaçırması sonucunda kazalanması ve hastanede vefat etmesi şeklinde gerçekleştiği, uzman heyetten alınan hükme esas kusur raporunda davalı işverenin %80 oranında, kazalının ise %20 oranında kusuru bulunduğunun tespit edildiği, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, alınan kusur ve hesap raporları 5510 sayılı Kanun'un 21 ve 23 üncü madde hükümleri, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin konuya ilişkin içtihatları birlikte değerlendirilerek (iç tavan ve dış tavan karşılaştırması yapılarak dış tavanı aşmayacak şekilde) davalının kusuruna isabet eden miktar belirlenerek davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A

. Bozma Kararı

1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 19.02.2018 tarih ve E.2016/327, K.2018/1160 sayılı kararında;

1.Eldeki davaya konu olayda, davalı şirket tarafından ölen işçi için verilmiş işe giriş bildirgesinin bulunup bulunmadığı ve 23 üncü maddenin şartlarının oluşup oluşmadığının irdelenmediği, 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesine göre uygulama yapıldığı, Mahkemece, işverenin kusursuz sorumluluk halini düzenleyen 5510 sayılı Kanun'un 23 üncü madde şartlarının varlığı irdelenerek, yukarıda belirtilen ilkeler de dikkate alınarak varılacak sonuca göre hüküm kurulması,

2.Aynı olaya ilişkin ceza dosyasında, dava dışı ... ile ... hakkında Gaziosmanpaşa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin E.2014/51 sayılı dosyası üzerinden dava açıldığı ancak davanın neticesine ilişkin bir bilgi ve belgenin dosya kapsamında mevcut olmadığı anlaşılmakla belirtilen hususun araştırılması, ... beton parke imalatı yapılan iş yerinde görevi, harcı betonun karıştırıldığı kovaya boşaltmak olan kazalının harç dökerken başını içeri kaçırmasıyla yaralanması ve birkaç ay sonrasında kaza nedeniyle ölümü şeklinde gerçekleşen iş kazasında sorumlu bulunan ... ile ...'in yargılandığı davada sanıklar hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının bulunup bulunmadığını tespit etmek gerektiğinden Mahkemece ceza dosyasının celbi ile yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile mahkum olanlara da bir miktar kusur verilmesi gerektiği gözetilerek, işçi sağlığı ve iş güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden; kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alınarak, oluşması halinde çelişki de giderilerek hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması,

3.Rücu davalarında faiz başlangıcı, gelirler yönünden gelir bağlama kararının Kurumun yetkili organınca onaylandığı tarih, geçici iş göremezlik ödeneği yönünden ödeme tarihi, tedavi giderleri için sarf tarihi olup Mahkemece geçici iş göremezlik ödeneklerine ilişkin olarak ödeme tarihlerinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği,

4.) Kabule göre de, dosya kapsamında geçici iş göremezlik ödeneği olarak ödenen toplam 4.153,47 TL'nin kusur karşılığına hükmedilmesi gerekirken, fazlasına hükmedilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Dairenin bozma ilamından sonra davacı kurum, davalı ... ve ...'ın da olayın meydana gelmesinde kusuru olduğundan bahisle ... 19. İş Mahkemesinin E.2021/84 sayılı dava dosyasında adı geçen davalılar aleyhine 08.03.2021 tarihinde dava açmış, söz konusu dava dosyasının aradaki hukuki ve fiili irtibat nedeniyle eldeki dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 28.12.2021 tarih ve E. 2018/221, K.2021/571 sayılı kararı ile Yargıtay’ın bozma ilamı doğrultusunda düzenlenen kusur raporunda, davalı işveren Kandemir İnşaat Mak.Taş.San. ve Tic.Ltd.Şti.nin %76, davalı ...’in %2, davalı ...’ın %2 ve müteveffa sigortalı işçi Şahin Çoban’ın %20 oranında kusurlu bulundukları tespit edildiğine göre; bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerleri nedeniyle oluşan toplam rücu alacağının davalı işveren ve işveren vekilinin 5510 sayılı Kanun'un 21/1 inci maddesine göre sorumlu bulunduğu toplam (76+2=) %78 kusuruna, davalı 3 üncü kişinin 21/4 üncü madde uyarınca sorumlu bulunduğu %2 kusurunun yarısı (1/2’si) ve davalı işveren ve işveren vekilinin 23 üncü maddesi gereğince sorumlu bulunduğu kazalı sigortalının %50 kusuru ilave edilerek belirlenen [76+2+(2x1/2)+(20x1/2)=] %89 kusur ve sorumluluk durumuna göre hesaplanması gerektiği belirtilerek esas davanın kabulü, birleşen davanın davalı ... yönünden kabulü, davalı ... yönünden kısmen kabulü ile; 77.557,48 TL 'nin 24.11.2011 onay tarihinden, 647,54 TLTL 'nin 16.11.2011 ödeme tarihinden, 1.015,27 TL 'nin 01.02.2011 ödeme tarihinden, 2.075,31 TL 'nin 01.06.2011 ödeme tarihinden, 9.645,14 TL'nin 30.06.2011 sarf tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (davalı ...' ın sorumluluğunun bağlanan gelirler yönünden 34.857,30 TL ile, iş göremezlik ödeneği yönünden 3.322,77 TL ile tedavi masrafları yönünden 8.573,46 TL ile sınırlandırılmak üzere), davalı ... yönünden fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılardan ...

ve ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili, işverenlerin %100 oranında kusurlu olduğunu, davalı ... 3 üncü kişi kabul edilmiş ise de bu davalının da işveren vekili olduğunu, bu nedenle diğer davalılara gibi teselsül hükümleri gereği tüm zarardan sorumlu olduğunu, işçinin çalışması kuruma hiç bildirilmediğinden dolayı işverenlerin %100 kusurlu olduğunu, kusur oranındaki yanlış değerlendirme nedeniyle davalı kurumun rücu alacağının da eksik hesaplandığını, davalı işverenlerin gerek kaza öncesi gerekse kaza sonrası gerekli iş güvenliği önlemlerini almadığını, işverenlerin sigortalıyı dikkatsiz ve özensiz çalıştırmış olup tüm kusurun işverende olduğunu, gerekli işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerini alma yükümlülüğünün davalılarda olduğunu beyanla davanın kabulünü ve kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı ... ve ... vekili, ...

44.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/326 esas sayılı dosyanın temyiz incelemesi neticesinde beraat kararı verilmesine rağmen iş kazasında sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, müvekkillerden Mevlüt'ün ceza dosyasında beyanlarına göre; "Ben iddianamede bahsi geçen Kandemir İnş. Makina Taş Gıda Elek. San. Tic. Ltd. Şti' nin büyük ortağı ve temsile yetkilisiyim. Müteveffanın ölüm olayında benim şirketimin herhangi bir kusuru bulunmamaktadır. Müteveffa benim şirketimde çalışan bir şahıstı ancak kilit taşı makinasıyla herhangi bir ilgisi ve görevi bulunmamaktadır. Müteveffanın kafasını koyduğu yer normal şartlar altında herhangi bir kimsenin işin işleyişle ilgili girmesine gerek olmayan bir yerdir. Tam girdiği yerde makina çalışırken müdahale etmeyin şeklinde uyarı levhası vardır. Suçlamaları kabul etmiyorum, ayrıca ... Bunalımda olduğunu ve intihar edeceğini belirtmişti. Bu nedenle bu ölüm olayı bir iş kazası değil tahminime göre bir intihardır. Bu hususunda nazara alınmasını talep ederim." Oktay'ın ise ise ceza dosyasındaki beyanında; "Müteveffanın çalıştığı yer ile benim sorumlu bulunduğum yer arasında 10-15 metre kadar mesafe bulunmaktadır. ... Kazalının görevli olmadığı yere neden gittiğini anlayamadığını ve yaptığının bir intihar girişimi olabileceğini ... Olayda bir kusurum yoktur, beraatimi isterim, ayrıca bu olayla ilgili jandarmadaki savunmamı da aynen tekrar ederim, sık sık bana intihar edeceğini belirtmekteydi" dediğini, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen davalar, rücuan tazminat istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk

Rücu davaları, kusur sorumluluğuna dayanmakta olup, iş kazasında kusuru olanlar davacı Kurumun rücu alacağından kusurları karşılığında sorumludur. Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller taktir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, bu davalardaki kusur raporları ile çelişki oluşturmayacak şekilde kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması gereklidir. Kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığını ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının, olay tarihinde yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi, 4857 sayılı Kanunun 77 nci maddesi, İşçi sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü hükümleri çerçevesinde değerlendirilerek belirlenmesi gerekir.

Diğer taraftan, 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21 inci maddesi 1 inci fıkrası ile “iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir.” düzenlemesi getirilmiştir.

Aynı Kanun'un 23 üncü maddesinde ise "Sigortalı çalıştırmaya başlandığının süresi içinde sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirilmemesi halinde, bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık halleri sonucu ilgililerin gelir ve ödenekleri Kurumca ödenir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, Kurumca yapılan ve ileride yapılması gerekli bulunan her türlü masrafların tutarı ile gelir bağlanırsa bu gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri tutarı, 21 inci maddenin birinci fıkrasında yazılı sorumluluk halleri aranmaksızın, işverene ayrıca ödettirilir." hükmü yer almaktadır. 5510 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinde sigortalıların hangi tarihte bildirilmesi ve tescil edilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Buna göre; Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı olanların Kuruma bildirim yükümlülüğü işverene ait olup; 7 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalılık başlangıç tarihinden önce, sigortalının işe giriş bildirgesi ile bildirilmesi gerekir. 5510 sayılı Kanun'un “Süresinde Bildirilmeyen Sigortalılıktan Doğan Sorumluluk” başlıklı 23 üncü maddesinin 1 ve 2 nci fıkralarındaki düzenlemeye göre; işverenin rücu alacağından sorumluluğu için, çalıştırılan sigortalının işe giriş bildirgesinin süresi içinde Kuruma verilmemiş olması ve zararlandırıcı sigorta olayının da işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesinden veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten sonra meydana gelmemiş olması gerekir. Başka bir deyişle; sigortalının bildirimi kanunda belirtilen sürelerden sonra yapılsa bile, zararlandırıcı sigorta olayı işe giriş bildirgesinin verildiği veya çalışmanın Kurumca tespit edildiği tarihten sonra meydana gelmiş ise; işverenin anılan düzenleme kapsamında sorumluluğu yoluna gidilemez.

Sözü edilen madde ile; işverenin kaçak işçi çalıştırmasının önlemesi amaçlanmış olup, maddenin düzenleniş şeklinden de açıkça anlaşılacağı üzere, 23 üncü maddeye göre işverenin sorumluluğu kusursuz sorumluluk ilkesine dayanır. Zararlandırıcı sigorta olayında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet sigortalının işe girişi süresinde Kuruma bildirilmemiş ise, Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarının tamamından sorumlu tutulması gerekir.

Öte yandan; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51 inci maddesindeki; “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” ve 52 nci maddesindeki “zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.” hükümleri gözetilerek, zarar gören (sigortalının) müterafik kusuru da dikkate alınarak söz konusu maddeler kapsamında Hâkim tarafından takdir edilecek uygun bir indirimin yapılması gereği de göz önünde bulundurulmalıdır.

3.Değerlendirme

1.Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.

Dava, 17.09.2010 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası neticesinde vefat eden kazalının hak sahiplerine bağlanan gelir ile yapılan tedavi masrafları ve geçici iş göremezlik ödeneğinden oluşan kurum zararının tahsili istemine ilişkin olup olaya ilişkin ... 44. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/326 Esas sayılı dosyasında ... hakkında verilen adli para cezasının düzeltilerek onama kararı ile kesinleştiği ancak ... hakkında verilen adli para cezası yönünden yapılan temyiz incelemesinde her ne kadar mahkemece, sanık hakkında, kullandığı makine ile ilgili alınabilecek tedbirleri ikinci dereceden almak ve tedbirlerin alınması konusunda işverini uyarma zorunluluğuna aykırı hareketi nedeniyle tali kusurlu olduğu kabul edilerek mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de, tüm dosya kapsamından, sanık ...’ın işyerinde, vasıfsız işçi konumunda çalışması, tedbir alma ve uyarıda bulunma hususlarında görev ve yetkisinin bulunmaması ile olayın oluşuna göre de sanık ...’ın alabileceği tedbir ve önlemin bulunmadığı gerekçesiyle, sanık ... hakkında beraat hükmü yerine, mahkumiyet hükmü kurulması yönünden kararın bozulduğu anlaşılmakla; Mahkemece ceza dosyası getirtilmek suretiyle davalı ... hakkında beraat kararı verilip verilmediği tespit edilerek ceza mahkemesinde belirlenen maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağı ancak kusurun bağlayıcı olmadığı gözönünde bulundurularak somut olayda sanık ... hakkındaki beraat kararı kusura dayalı olarak verilmiş ise bu durum hukuk hakimini bağlamayacağından bu husus gözetilerek ve dosya kapsamına göre Oktay'a verilen kusurun kime ait olduğu konusunda ek rapor alınarak kusur oranları belirlenip 5510 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi kapsamında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmektedir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,

13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog