10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2021/2951 E. , 2023/5043 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 29. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki maddi tazminat istemine dayanan itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin davalı şirkete ait iş yerinde çalışmakta iken 20.12.2002 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeni ile kalıcı maluliyetinin oluştuğunu , ilgili kaza nedeni ile davalı aleyhine açılan dava sonucunda davacının bakiye maddi tazminat alacağının 125.133.26 TL olduğunun tespit edildiğini, ilgili alacağın ve işlemiş faizlerinin tahsili amacıyla ...
27.İcra Müdürlüğü'nün 2018/7722 E sayılı dosyası üzerinden başlatılan ilamsız icra takibinin davalının haksız itirazı nedeni ile durduğunu beyanla, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini ve alacağın % 20 si oranında belirlenecek icra inkar tazminatının hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusu iş kazasının 30.12.2002 tarihinde meydana geldiğini, maddi tazminat miktarının ...
18.İş Mahkemesinin 26.05.2016 tarihli ilamı ile belirlendiğini ve ilgili ilama ilişkin Yargıtay 21. HD tarafından verilen onama kararının 04.06.2018 tarihli olduğunu, ilk derece mahkemesi kararının eda hükmü içermediğini, uyuşmazlık konusu icra takip tarihi olan 03.07.2018 tarihi itibari ile alacağın zaman aşımına uğradığını beyanla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur .
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle;
1-Davanın kısmen kabulü ile;
a Maddi tazminat olan 125.133,26 TL net asıl alacak için, 283.233,09 TL net faiz alacağı için, olmakla sonuç olarak davalının takibe yaptığı itirazın kısmen iptaline, net asıl alacak ve faiz miktarı olmak üzere toplam 408.366,35 TL için takibin devamına,
2.Davacının fazlaya dair taleplerinin reddine,
3.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünün yargılamayı gerektirmesi nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; icra inkar tazminat isteminin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf nedenlerine göre, taraflar arasında icra takibine konu iş kazasından kaynaklanan maddi tazminatın zaman aşımına uğrayıp uğramadığı noktasında uyuşmazlığın söz konusu olduğunu, iş kazalarından doğan tazminat davalarından olay tarihinde yürürlükte bulunan B.K.’nın 125 (TBK 146) maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, somut olayda, davacının davalıya bağlı olarak çalışmakta iken 30.12.2002 tarihinde iş kazası geçirdiği, ...
18.İş Mahkemesinin 2012/60 Esas , 2016/176 Karar sayılı dosyası üzerinden 24.02.2012 tarihinde ilgili iş kazasına dayanarak açılan davada 1.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep ettiği, ilgili davanın HMK'nun 107 nci maddesine dayalı olarak belirsiz alacak davası niteliğinde açıldığı ve bu davada maddi tazminat miktarının külli tespitinin de talep edildiği, ...
18.İş Mahkemesi tarafından ilgili dosya üzerinden yapılan yargılama sonucunda, 26.05.2016 tarihli ilam ile davacının maddi zararının 126.133,26 TL olduğunun tespitine, maddi tazminattan 1.000,00 TL’nin tahsiline hükmolunduğu, mahkemece verilen bu kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 04.06.2018 tarih ve 2016/13531 E-2018/5327 K sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, davacının ilgili tespit hükmüne istinaden ...
27.İcra Müdürlüğü’nün 2018/7722 sayılı dosyası üzerinden 03.07.2018 tarihinde uyuşmazlık konusu ilamsız icra takibi başlatıldığı, her ne kadar davalı tarafça ilamsız icra takibine ilişkin zaman aşımı itirazı ileri sürülmüş ise de; yukarıda da belirtildiği üzere ...
18.İş Mahkemesinin 2012/60 Esas- 2016/176 Karar dosyası üzerinden açılan davanın 6100 sayılı Kanun’un 107/3 maddesine dayalı tespit niteliğinde belirsiz alacak davası olduğu, belirsiz alacak davası açılmasının sonuçlarından birinin de zamanaşımının kesilmesi olduğu, belirsiz alacak davasının açıldığı anda alacağın tamamı için zamanaşımının kesildiği, yargılama sırasındaki işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlayacağından yargılama sırasında alacağın zamanaşımına uğradığından söz edilemeyeceği, bu nedenle uyuşmazlık konusu alacağın, icra takip tarihi itibari ile zaman aşımına uğramadığı yönündeki mahkeme kabulünde isabetsizlik olmadığı, davacının istinaf itirazları yönünden ise uyuşmazlığın icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında olduğu, itirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla, borç miktarının Kanunda gösterilen orandan az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedildiği, ancak, hak tartışmalı ise icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği (Yargıtay HGK. 4.3.2009 gün 2009/ 9-57 E, 2009/ 110 K), icra inkar tazminatının, asıl alacak bakımından söz konusu olacağı, işlemiş faiz isteği yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmadığı, somut uyuşmazlıkta, zaman aşımı itirazı nedeni ile hak tartışmalı olduğundan icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesinde de hata bulunmadığı gerekçesiyle;
1.Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ...
Telekominikasyon A.Ş. vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplerle aynı doğrultuda kararının bozulması gerektiğini belirtmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplerle aynı doğrultuda kararının bozulması gerektiğini belirtmiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, maddi tazminat istemine dayanan itirazın iptaline istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 74 üncü ve 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi, 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 4 üncü maddeleri.
3.Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm ve davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2....
18.İş mahkemesinin 2012/60 Esas, 2016/176 Karar sayılı kesinleşen ilam dosyası ile, Türk Telekominikasyon A.Ş.’ye ait işyerinde işçi olarak çalışmakta olan davacı ...'in 30.12.2012 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucunda %25 oranında malul kaldığı belirlenmekle, 26.05.2016 tarihli kararı ile davacının maddi zararının 126.133,26 TL olduğunun tespitine, maddi tazminattan 1.000,00 TL’nin tahsiline, maddi tazminat ile ilgili fazlaya ilişkin dava hakkının saklı tutulmasına hükmolunmuştur.
3.Mahkemece verilen işbu karar Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 04.06.2018 tarih ve E.2016/13531, K.2018/5327 sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
4.Bahse konu dava 24.01.2012 tarihinde belirsiz alacak davası olarak açılmış ve bu davada maddi tazminat miktarının külli tespiti de talep edilmiştir.
5.Davacı tarafından Mahkeme kararına istinaden 03.07.2018 tarihinde ... 27. İcra Müdürlüğü’nün 2018/7722 sayılı dosyası ile 125.133,26 TL ile işlemiş faizden 283.411,40 TL olmak üzere toplam 408.544,66 TL’nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi açmıştır.
6.Davalı işveren tarafından 05.07.2018 tarihinde alacağın zamanaşımına uğradığı belirtilerek takibe itiraz edildiği anlaşılmıştır.
7.Davacı tarafından 13.07.2018 tarihinde itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebiyle iş bu davanın açıldığı belirlenmiştir.
8.01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı H.M.K. ile eda davası niteliğinde belirsiz alacak davası türü kabul edilmiştir. 107 nci maddeye göre “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.”
9.Bu davadaki temel amaç ise alacağın belirsiz olması nedeni ile zamanaşımının tüm alacak için dava tarihi itibari ile kesilmesidir. Kanunun ilgili maddesindeki gerekçeye göre “Hak arama durumunda olan kişi, talepte bulunacağı hukukî ilişkiyi, muhatabını ve bu ilişkiden dolayı talep edeceği miktarı asgarî olarak bilmesine ve tespit edebilmesine rağmen, alacağının tamamını tam olarak tespit edemeyebilir. Özellikle, zararın baştan belirlenemediği, ancak bir incelemeden sonra tam olarak tespiti mümkün olan tazminat taleplerinde böyle bir durumla karşılaşılabilmesi söz konusudur. Hukuk sistemimiz içinde, böyle bir durumla karşılaşan kişinin hak araması bakımından birçok güçlük söz konusudur. Öncelikle kendisinden aslında tam olarak bilmediği bir alacak için dava açması istenmekte, ayrıca, daha sonra kendi talebinden daha fazla bir miktar alacağının olduğu ortaya çıktığında da bunu davayı genişletme yasağı çerçevesinde ileri sürmesi mümkün olabilmekteydi. Böyle bir durumda, gerçekten bilinmeyen bir alacak için dava açmaya zorlamak gibi, hak aramanın özüyle izah edilemeyecek bir yol ve aslında tarafın kendi ihmali ya da kusuru olmadığı hâlde bir yasakla karşılaşması gibi de bir engel söz konusuydu. Oysa, hak arama özgürlüğü, böyle bir sınırlamayı ve gerçek dışı davranmaya zorlamayı değil, gerçekten hakkı ihlâl edilen veya ihlâl tehlikesi altında olan kişiyi, mümkün olduğunca geniş şekilde korumayı amaçlamalıdır. Son dönemde, gerek mukayeseli hukukta gerekse Türk hukukunda artık salt hukukî korumanın ötesine geçilerek "etkin hukukî koruma"nın gündeme gelmiş olması da bunu gerektirir. Kaldı ki, miktar ya da değeri belirsiz bir alacak için dava açılması gerektiğinde birtakım sınırlamalar getirmek, dava içinde yeni taleplere veya o davanın dışında yeni davalara yol açarak, usûl ekonomisine aykırı bir durum da meydana getirecektir. Ayrıca, miktarı veya değeri bilinmeyen bir alacak için klasik kısmî davanın da tam bir çözüm üretmediği gerçektir. Esasen tam veya kısmi olmasına bakılmaksızın her edâ davasının temelinde bir külli tespit unsuru vardır. Başka deyimle edâ hükmünde tertip olunan her durumun arkasında sorumluluk saptanmasını içeren bir zorunlu ön tespit kabulü mevcuttur”
10.Bu açıklamalar doğrultusunda, davaya konu iş kazasından kaynaklı tazminat davalarında davacının maddi tazminat alacağının tespiti, yargılama sürecinde taraflarca gösterilecek delillere göre belirlenip hesap edilecek olmasına göre davanın açıldığı tarih itibariyle davacının maddi tazminat alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyecek olması nedeniyle ve hukuki nitelendirmenin Hakime olduğu hususu da dikkate alınarak davayı 6100 sayılı H.M.K’nın 107 nci maddesine dayalı belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmesi ve buna göre de zamanaşımının dava tarihi itibariyle tüm alacak yönünden kesildiğinin kabul edilerek uyuşmazlık konusu alacağın, icra takip tarihi itibari ile zaman aşımına uğramadığı açıktır.
11.İtirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla, borç miktarının yasada gösterilen orandan az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilir. İcra inkâr tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Ancak, hak tartışmalı ise icra inkâr tazminatına hükmedilemez (Yargıtay HGK. 4.3.2009 gün 2009/ 9-57 E, 2009/ 110 K).
12.Borçlu belirli bir alacak için yapılan icra takibinde borcun bir kısmına itiraz etmek istediğinde, itiraz ettiği kısmı açıkça göstermek zorundadır. Borçlu buna uymaz ve borcun tamamına itiraz ederse, itirazın iptali davası sonucunda borçlu olduğu miktar bakımından icra inkâr tazminatı ödemekle yükümlüdür.
13.Alacağın likit olması şartıyla, itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi, kabul edilen kısım bakımından icra inkâr tazminatına hükmedilmelidir.
14.Bu açıklamalar ışığında somut olayda davacı ...
18.İş Mahkemesi’nin Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen 2012/60 Esas sayılı dosyasında tespit edilen maddi tazminat alacaklarının tahsili amacıyla icra takibi başlatmıştır. Söz konusu takibe davalı tarafından yapılan itirazda alacağın zamanaşımına uğradığı belirtilmiştir. İtiraz üzerine icra takibinin devamı amacıyla açılan bu davada davacı taraf icraya konu alacağın önceki yargılama esnasında bilirkişi ve mahkeme kararıyla tespit edildiğini bu nedenle likit hale geldiğini belirterek takibin haksız durdurulması nedeniyle icra–inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Gerçekten de ...
18.İş Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda tespit edilip hüküm altına alınan ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen dava konusu edilen maddi tazminat alacağının zamanaşımına uğramadığı, likit olduğu ve yargılamayı gerektiren bir durum olmamasına karşın davalı tarafça itiraz edilerek söz konusu icra takibinin durmasına yol açılması nedeniyle mahkemece somut olayda davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken reddine karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur.
15.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
16.O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin istinaf başvurulsunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgiliden alınmasına, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09/05/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.