Esas No
E. 2023/2579
Karar No
K. 2023/4266
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

8. Hukuk Dairesi         2023/2579 E.  ,  2023/4266 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/1146 E., 2023/76 K.
KARAR: İstinaf başvurusunun esastan reddine

İLK DERECE MAHKEMESİ : Gümüşhane Kadastro Mahkemesi

SAYISI: 2018/8 E., 2022/94 K.,

Taraflar arasında ... (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin temyiz edilmeksizin kesinleşen 2008/52 Esas, 2009/127 Karar sayılı dosyasıyla görülen kadastro tespitine itiraz davasında, davaya konu taşınmazın tespit maliki olan murisi ... ' ın vefat etmiş olması nedeniyle kendisi dışındaki mirasçıların davaya dahil edildiklerini, ancak kendisinin davada taraf olarak yer almadığını ileri süren ... mirasçısı ... tarafından açılan yargılamanın iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın usûlden reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının, yargılamanın iadesini isteyen / davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, yargılamanın iadesini isteyen / davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

1.Kadastro sırasında, Gümüşhane ili ... ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 180 ada 23 parsel sayılı 4.142,22 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle senetsizden, yığma ev ve tarla vasfıyla, ... ... adına tespit edilmiştir.

2.Tespite itiraz eden davacı ... dava dilekçesinde; Gümüşhane ili ... ilçesi ... Köyü 180 ada 23 parselin, babası ... ...'a ait olduğunu, müstakilen tespit malikine ait olmadığını ileri sürerek, tespitin iptali ile ... ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesini talep etmiş etmiş ve ... (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 2008/52 Esas, 2009/127 Karar sayılı dosyasıyla yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne ve kadastro tespitinin iptali ile dava konusu taşınmazın 1-3' er paylarla ... ..., ... ... ve ... ... adına tesciline karar verilmiş ve bu karar, taraflarca süresinde temyiz edilmediğinden bahisle 06.10.2009 tarihinde kesinleştirilmiştir.

3.Yargılamanın yenilenmesini talep eden / davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan yargılamanın iadesini talep edenin / davacının, ... (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 11.06.2009 tarih ve 2008/52 Esas, 2009/127 Karar sayılı dosyasında davalı olan tespit maliki ... ...'ın mirasçısı olduğunu ancak müvekkili davaya dahil edilmeden yargılama yapılarak karar verildiğini, ayrıca gerekçeli kararın da ölü tespit malikine / davalıya tebliğe çıkarıldığını ve aynı konutta oturan Süleyman ...'a tebliğ edildiğini, müvekkilinin savunma hakkını kullanamadığını, ellerinde bulunan sözleşme ve senetleri delil olarak sunamadıklarını, bu belgelere göre ... ...'ın bu taşınmazda hakkının olmadığını ileri sürerek, yargılamanın yenilenmesi suretiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 375 ve devamı maddeleri uyarınca söz konusu kararın kaldırılmasını istemiştir.

II. CEVAP

Davalılar / aleyhlerine yargılamanın iadesi istenenler davaya cevap vermemişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Her ne kadar yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunan davacı (iade-i muhakeme isteyen davalı) vekili ... Kadastro Mahkemesinin 11.06.2009 tarih ve 2008/52 Esas, 2009/127 Karar sayılı dosyasında usulsüz tebligatlar sebebiyle yokluklarında yargılamanın yapıldığını ve yine usulsüz tebligatlar neticesinde karar verilerek kararın kesinleştiğini, ayrıca dava konusu taşınmaza ait müvekkilinde satış senetlerinin bulunduğunu ve dosyaya ibraz edemediklerini belirterek usulsüz tebliğ nedeniyle yargılamanın iadesini talep etmiş ise de, usulsüz tebliğin yargılamanın iadesi sebepleri içerisinde yer almadığı, yargılamanın iadesi sebeplerinin 6100 sayılı Kanun'un 375 inci maddesinde tek tek sayıldığı, usulsüz tebliğin yargılamanın iadesi sebebi olmadığı, usulsüz tebliğ yapılmasının ilgili kişiye temyiz hakkı sağlayacağı, usulsüz tebliğ yapılmış olması halinde ilgilisi yönünden kararın kesinleşmemiş olacağı, kesinleşme yapılmış olsa da bunun şeklen var olup, temyize engel teşkil etmeyeceği, netice itibariyle yargılamanın iadesi koşullarının bulunmadığının anlaşıldığı" gerekçeleriyle, talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı, yargılamanın iadesini talep eden / davacı ...

vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Yargılamanın yenilenmesini talep eden / davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar iade-i muhakeme talepli davalarının yargılaması sırasında 6100 sayılı Kanun'un 374 üncü maddesinin hangi bendine dayanıldığının açıklanması için taraflarına süre verilmiş ise de, 6100 sayılı Kanun'un 379 uncu maddesinin ikinci bendinde yargılamanın iadesi koşullarının birinin eksik olması halinde hakimin davayı esasa girmeden reddetmesi gerektiğinin belirtildiğini, oysa bu davanın 2018 yılında açılmış, gelinen aşamada davanın esasına girilmiş olduğunu, bu durumun kendileri lehine usulî müktesep hak doğurduğunu, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince esasa girmek suretiyle verilmiş olan usulden red kararının usulî müktesep hak nezdinde usul ve Kanuna aykırılık teşkil ettiğini, kaldı ki, dava dilekçesinin incelenmesinden de açıkça görüleceği üzere, iade-i muhakeme şartları kapsamında dava konusu taşınmaza ait olduğunu iddia ettikleri ve taşınmazın müvekkilinin murisi tarafından satın alındığına ilişkin satış senedi bulunduğunu ve öncelikle yargılamanın iadesi şartı olarak bu hususun ileri sürüldüğünü, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince davanın esasına girilerek yargılama yapılması gerekirken talebin reddine karar verilmesinin usûl ve Kanuna aykırı olduğunu açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Dosyadaki tüm belgelere, istinafa konu kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle 6100 sayılı Kanun'un 375 inci maddesinde sayılan yargılamanın iadesi sebeplerinin somut olayda gerçekleşmediğinin anlaşılmasına, davalı vekilinin öne sürdüğü hususun yargılamanın iadesi sebebi olmayıp şartlarının varlığı halinde istinaf ve temyiz başvurusunun konusunu teşkil etmesine göre, mahkemece yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı, yargılamanın yenilenmesini talep eden / davacı ...

vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri Davacı ...

vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369/1, 370, 371 ve 375 inci maddeleri,

3.Değerlendirme

1.6100 sayılı Kanun'un "Yargılamanın İadesi Sebepleri" başlıklı 375 inci maddesinde; "(1) Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir:

a)Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.

b)Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması.

c)Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması.

ç)Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması.

d)Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması.

e)İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması.

f)Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması.

g)Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması.

ğ)Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması.

h)Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması.

ı)Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması.

i)Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. (2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir." hükmüne yer verilmiştir.

Somut olayda, "yargılamanın iadesi" şeklinde talepte bulunan tespit maliki ... ... mirasçısı ... vekili, müvekkilinin davaya dahil edilmeden yargılama yapıldığını ve hükmün ölü tespit malikine tebliğe çıkartılarak kesinleştirildiğini iddia etmiştir.

Nitekim; yargılamanın iadesine konu dava dosyası incelendiğinde, davacı ... tarafından, tespit maliki davalı ... ... aleyhine 29.05.2008 tarihinde açılan davada İlk Derece Mahkemesince, davalı ... ...' ın ölü olması nedeniyle veraset ilamı çıkartılarak mirasçılarının tespit edilmesi gerekirken, bu gereğe riayet edilmeksizin, dosya arasına getirtilen nüfus kayıt örneğinden tespit edilen mirasçılardan davalı ... ...'ın kızı olan ve yargılamanın yenilenmesini talep eden ...'ın davaya dahil edilmesi için çıkarılan dava dilekçesi ekli tebligat muhataba tebliğ edilemediği ve neticeten adı geçen mirasçının davada yer alması sağlanmadan hüküm kurulduğu ve gerekçeli kararın da, ölü tespit maliki adına tebliğe çıkartılıp aynı konutta oturduğundan bahisle Süleyman ... imzasına tebliğ edildiği ve akabinde bu geçersiz tebligata dayanılarak, hükmün temyiz edilmediğinden bahisle kesinleştirildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda anlatılanlara ve tespit maliki ...'ın mirasçısı ...'ın iddialarının ileri sürülüş biçimine göre, istemin, kesinleşmeyen kararın bozulmasına ilişkin olduğunun ve bu nedenle talebinin "yargılamanın iadesi" değil; "temyiz" istemi olarak değerlendirilmesi gerektiğinin kabulü zorunludur.

Bu durum karşısında; İlk Derece Mahkemesince, yargılamanın yenilenmesi dilekçesinin, temyiz dilekçesi olarak kabulü ile dava esasının kapatılmasına ve dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay'a gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, yargılamanın yenilenmesi istemi hakkında karar verilmesi doğru olmadığı gibi, hükmün istinafı üzerine istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi de doğru olmamıştır.

Açıklanan nedenlerle; Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 25.01.2023 tarihli ve 2022/1146 Esas, 2023/76 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına ve Gümüşhane Kadastro Mahkemesinin 30.03.2022 tarihli ve 2018/8 Esas, 2022/94 Karar sayılı yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair kararının bozulup ortadan kaldırılmasına karar verilerek, ... (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 11.06.2009 tarihli ve 2008/52 Esas, 2009/127 Karar sayılı dosyasının temyiz incelenmesine geçilmiştir.

2.İlk Derece (... (Kapatılan) Kadastro) Mahkemesince, esasa girilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, davalı tespit maliki ... ...'ın ölü olduğunun anlaşılmasına rağmen, adı geçen davalının tüm mirasçılarının usulüne uygun şekilde davaya katılımları sağlanmadan, savunma ve delilleri sorulmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Oysa ki, taraf teşkilinin sağlanması dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmedikçe davanın esasına girilerek hüküm kurulması hukuken mümkün bulunmamaktadır.

3.Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, ölü olduğu anlaşılan davalı ... ...'ın davaya dahil edilmemiş tüm mirasçılarına usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilerek davada taraf olmalarının sağlanması, savunmaları alınıp bildirmeleri halinde, delilleri toplandıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan, yazılı şekilde esasa ilişkin karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu sebeple ... (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 11.06.2009 tarih ve 2008/52 Esas, 2009/127 Karar sayılı hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR

Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece (Gümüşhane Kadastro) Mahkemesinin 30.03.2022 tarih ve 2018/8 Esas, 2022/94 Karar sayılı yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece (... (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 11.06.2009 tarih ve 2008/52 Esas, 2009/127 Karar sayılı kararının BOZULMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6100 sayılı Kanun
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog