10. Ceza Dairesi
10. Ceza Dairesi 2023/5726 E. , 2023/6346 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 31.12.2012 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. İzmir (Kapatılan) 20.
Sulh Ceza Mahkemesinin, 12.12.2013 tarihli ve 2013/36 Esas, 2013/937 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Kararın 31.01.2014 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir.
C. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, İzmir 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.04.2015 tarihli ve 2015/502 Esas, 2015/511 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 62 nci, 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılması ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.
D. Kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 12.05.2022 tarihli 2020/9059 Esas, 2022/6157 Karar sayılı kararı ile, "Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1.İddianame ve İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 25/09/2012 tarih ve 2010/10214 DS sayılı yazısı içeriğine göre, sanık hakkında İzmir (Kapatılan) 15. Sulh Ceza Mahkemesinin 18/02/2010 tarih ve 2009/631 esas, 2010/176 karar sayılı ilamı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedildiği, söz konusu ilamın infazına yönelik İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce sevk edildiği ...Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 29/05/2012 tarihli raporunda yapılan tahlil neticesinde uyuşturucu madde kullandığının tespit edilmesi nedeniyle suç duyurusunda bulunulması üzerine dava açıldığının anlaşılması karşısında; hükümden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanunun 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi sanık lehine hükümler içermekte olup, öncelikle; 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrası ve aynı Kanunun 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı bu suç tarihinden önce açılmış başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup kesin bir şekilde belirlendikten sonra;
a)Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ise, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle,
CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” karar verilmesi, b) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise, bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanığın, yükümlülüklerini ihlal ettiğinin sabit görülmesi halinde hakkında, 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 3. fıkrası uyarınca, yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla, 5560 sayılı Yasa ile değişik TCK'nın 191. maddesi çerçevesinde bir karar verilmesi, Gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,2) Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan TCK’nın 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile başlığıyla birlikte yeniden düzenlenmiş olan 5271 sayılı CMK'nın "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan "01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; " mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında,
TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun "Basit Yargılama Usulü" yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,3) Hükümden sonra 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı hükmü ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesinde yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunduğu" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
E. Bozmaya uyularak, İzmir 41.
Asliye Ceza Mahkemesinin 10.10.2022 tarihli ve 2022/548 Esas, 2022/898 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci ve 53 üncü maddeleri ile basit yargılama usulü uygulandığından 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi kapsamında 7 ay 15 gün hapis cezası ile hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
F. Karara sanık tarafından itiraz edilmesi üzerine, dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, İzmir 41.
Asliye Ceza Mahkemesinin 08.12.2022 tarihli ve 2022/856 Esas, 2022/1141 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
G. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle;
usul ve yasaya uygun hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri özetle; olayla ilgili ifadesinin dosyada mevcut olduğuna, suçlamaya itiraz ettiğine, mağdur olduğuna ve kararı temyiz ettiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR (İlk
Derece Mahkemesinin Kabulüne Göre)
Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan infaz edilmekte olan başka bir tedavi denetimlik serbestlik kararı olup olmadığı hususunda İzmir Denetimlik Serbestlik Müdürlüğüne, soruşturma yürütülüp yürütülmediği, şayet soruşturma yürütüldüyse dava açılıp açılmadığı hususunda ise İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazıldığı, yazı cevabında sanık hakkında denetimli serbestlik dosyalarının bulunduğu, ancak bu denetimli serbestlik dosyalarının ihlal durumunda olduğu anlaşılmakla, bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanığın, yükümlülüklerini ihlal ettiğinin sabit görülmesi halinde hakkında, 6545 sayılı Kanun'un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7 inci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla, 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği, sanık hakkında daha önce denetimli serbestlik tedbirlerine tabi tutulmasına karar verildiği, sanığın 03.09.2014 tarihinde tahlil sonucunda uyuşturucu madde kullandığının tespit edildiği, bu şekliyle denetim yükümlülüklerini ihlal ettiği gerekçesi ile atılı suçtan mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
Bozmaya uyulduğu halde, iddianame ve İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 25.09.2012 tarih ve 2010/10214 DS sayılı yazısı içeriğine göre, sanık hakkında İzmir (Kapatılan) 15. Sulh Ceza Mahkemesinin 18.02.2010 tarih ve 2009/631 Esas, 2010/176 Karar sayılı ilamı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedildiği, söz konusu ilamın infazına yönelik İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce sevk edildiği ...Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 29.05.2012 tarihli raporunda yapılan tahlil neticesinde uyuşturucu madde kullandığının tespit edilmesi nedeniyle suç duyurusunda bulunulması üzerine incelemeye konu bu davanın açıldığı, ancak UYAP sisteminde yapılan incelemede, 29.05.2012 tarihli tahlil sonucunun ayrıca ihlal olarak İzmir (Kapatılan) 15. Sulh Ceza Mahkemesinin 2009/631 Esas sayılı dosyasına da bildirilmesi üzerine yürütülen yargılama sonucunda İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2021 tarihli 2020/259 Esas, 2021/358 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verildiği, bu kararın kesinleşip kesinleşmediğinin UYAP sistemindeki kayıtlardan anlaşılamadığı, anılan dosyanın Mahkemece getirtilip incelenmediği görülmekle,
Önceki suçtan dolayı verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının infazı sırasında işlendiği açık olan 29.05.2012 tarihli bu suç nedeniyle, İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2021 tarihli 2020/259 Esas sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması halinde, 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, "sanık hakkında denetimli serbestlik dosyalarının bulunduğu, ancak bu denetimli serbestlik dosyalarının ihlal durumunda olduğu" şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik araştırma ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir 41. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.12.2022 tarihli ve 2022/856 Esas, 2022/1141 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.07.2023 tarihinde karar verildi.