Esas No
E. 2022/3632
Karar No
K. 2023/6120
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İş Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2022/3632 E.  ,  2023/6120 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/2240 E., 2021/3533 K.
HÜKÜM/KARAR: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Batı 2. İş Mahkemesi

SAYISI: 2018/662 E., 2021/217 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı işyerinde 09.05.2006-19.04.2018 tarihleri arasında çalıştığını, 17.12.2010 tarihinde davalı şirket çalışanı ... Midilli sevk ve idaresindeki... plaka sayılı aracın karıştığı kazada davacının yaralandığını, tedavi ve ameliyatlarının Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Hastanesinde yapıldığını, dava konusu kaza nedeniyle vücudunda 2 adet platin, toplam 8 adet vida ve 2 adet bağlantı vidası olan müvekkilinin manevi çöküntü yaşadığını, sürekli iş göremezlik derecesinin SGK tarafından %34 olarak belirlendiğini ve kendisine sürekli iş göremezlik geliri bağlandığını, dava konusu kaza nedeniyle Allianz Sigorta A.Ş. aleyhine ... Anadolu 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/879 Esas sayılı dosyasında sigorta limitleri dahilinde olmak üzere belirsiz alacak davası açıldığını, davanın derdest olduğunu, dosyada tanzim edilen 18.04.2018 tarihli bilirkişi raporu ile davacı için tazminat miktarının 308.816,75 TL olarak belirlendiğini, poliçe limitinin 175.000,00 TL olması nedeniyle alacak miktarının limite göre artırıldığını ve sigorta şirketine tebliğ edildiğini, anılan dosyada dava dışı sürücüye karşı SGK tarafından açılan rücu davasına ilişkin Eskişehir 1. İş Mahkemesinin 2018/48 Esas sayılı dosyasının sonucunun beklenmesine karar verildiğini, davalı şirket tarafından davacıya herhangi bir şekilde iş kazası nedeniyle ödeme yapılmadığı gibi işten ayrılması için baskı yapıldığını ve sonunda da işten çıkarıldığını, ... Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/879 Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılama sigorta limiti dışında kalan kısım için ve anlatılanlar doğrultusunda fazla ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL maddi tazminat ve 150.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş yargılamanın devamında talep artırımında bulunmamıştır.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, talep edilen manevi tazminat harcının yatırılmamış olduğundan davanın usulden reddini talep ettiklerini, olayda müvekkili şirket çalışanı ... Midilli’nin tam ve asli kusurlu olduğunu, kazada müvekkilinin kusuru olmadığını, Eskişehir 1. İş Mahkemesinin 2015/934 E. sayılı rücu davasında asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verildiğini, karara karşı istinaf yoluna başvurmaları üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 2017/1983 E, 2017/2037 K sayılı ilamı ile müvekkili şirket lehine kaldırma kararı verilerek dosyanın yerel Mahkemeye gönderildiğini, yargılamanın Eskişehir 1. İş Mahkemesinin 2018/48 E sayılı dosyasında devam ettiğini, sonucunun beklenmesini talep ettiklerini, kazada müvekkili şirketin kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, 3. kişinin ağır kusuru nedeniyle illiyet bağı kesilmiş olduğundan davacının tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, davacının tedavilerinin tamamlandığını ve 19.04.2018 tarihine kadar müvekkili şirkette çalıştığını, savunarak davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kusur bilirkişi heyeti raporu, maluliyet ilgili SGK Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi'nin sağlık kurulu kararı, Müfettiş Raporu, olayın oluş şekline göre, davacının davalı işverenin çalışanı ... Midilli'nin sevk ve idaresinde bulunan... plakalı araç ile trafik kazası geçirmesi sonucunda ciddi şekilde yaralandığı, çeşitli ameliyatlar geçirdiği, davacının %34 oranında sürekli işgöremezliği ile gerçekleşen kazanın 5510 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi uyarınca iş kazası olduğu, kazadan dolayı davacının %34 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği, davalı işverenin çalışanı ... Midilli'nin %100 oranında kusurlu olduğu hususu kusur raporu, tanık ifadeleri, olayın oluş şekli ve tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu, davacının %34 oranında meslekte kazanma gücü oranı ve kusur oranına göre, davacının 17.12.2010 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle, aktuerya uzmanınca belirlenen karşılanmamış gerçek zararının 491,875,55 TL olduğu ve bu bedensel zararı Borçlar Kanunu'nun 54 ve 55 maddeleri uyarınca davalıdan isteyebileceği, bu sebeple taleple bağlı kalınarak 10.000,00 TL maddi tazminatın 17.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, manevi tazminat talebi yönünden ise; tarafların sosyal ve içtimai durumları, kusur oranları, davacının yaşı, davacının sürekli iş göremezlik derecesi nazara alınarak takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 17.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, manevi tazminat yönünden ise fazla istemin reddine karar veriliştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının %34 maluliyetinin bulunduğunu, vücuduna 2 adet platin, 2 adet bağlantı vidası ve 8 adet vida takıldığını, uzun süre tedavi gördüğünü, halen psikiyatri ve psikolog tedavisi görmeye devam ettiğini, hüküm altına alınan manevi tazminatın yetersiz olduğu şeklinde istinaf talebinde bulunulmuştur.

2.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafından, olayın meydana gelmesinde %100 kusurun araç sürücüsü olan ... Midilli ye ait olduğunu, olayda kendi kusurları bulunmadığından illiyet bağının ortadan kalktığını, bu sebeple davacının zararlarından sorumlu tutulamayacaklarını hüküm altına alınan manevi tazminatın fahiş olduğunu, ... Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/879 E sayılı dosyasında davacının maddi zararının 308.816,75 TL olarak tespit edilmiş iken mevcut davada bu tutarın 491.875,55 TL olarak tespitinin hatalı olduğu şeklinde istinaf talebinde bulunulmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı yanında işçi olarak çalışırken 17.12.2010 tarihinde davalı işverene ait araç ile yine sürücü ... Midilli'nin sevk ve idaresinde ... plakalı aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu trafik iş kazasının meydana geldiği, bu olay sebebi ile davacının maluliyetinin hem Kocatepe Sosyal Güvenlik Merkezi, hem Yüksek Sağlık Kurulu, hem de Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi tarafından %34 olarak tespit edildiği, Eskişehir 1. İş Mahkemesinde SGK tarafından işverene karşı açılan rücuen tazminat dosyasında %100 kusurun sürücü ...'a verildiği, yine SGK soruşturma raporunda da %100 kusurlu ... olarak tespit edildiği, ayrıca mahkemece aldırılan kusur bilirkişi raporunda da %100 kusurun ...'a verildiği, ...'un davalı işverenin işçisi olduğundan meydana gelen zarardan işveren adam çalıştıran olarak sorumlu olduğunu, davacının uğradığı maddi zarar ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/879 E sayılı dosyasında 308.816,75 TL olarak tespit edilmiş ise de bu dosya da davalının aracın zorunlu mesuliyet sigortasını yapan sigorta şirketi olması ve poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu tutulması dikkate alındığında dava konusu dosyada yeniden hesaplama tarihi itibari ile bilinen dönem esas alınarak davacının maddi zararının hesaplanmasında bir hata bulunmadığı, olay tarihi, malüliyet oranı, tarafların kusur oranları, sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında davacı lehine 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinde bir hata bulunmadığı anlaşılarak, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak tarafların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1) b)1. maddesi gereğince esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; d avaya konu iş kazası nedeniyle müvekkilinin belinde 8 adet vida ve 2 adet bağlantı vidası olduğunu, müvekkilinin maluliyet oranı dikkate alındığında manevi tazminatın az olduğunu beyanla kararın manevi tazminat hükmünün azlığı yönünden bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sürücü ... Midilli’nin %100 kusuru nedeniyle illiyet bağının kesildiğini, müvekkilinin gerekli özen ve gözetim ödevini yerine getirdiğinden sorumlu tutulamayacağını, kusur raporlarında müvekkiline kusur verilmediğini, sürücünün ağır kusurunun mevcut olduğunu, manevi tazminatın reddi gerektiğini, manevi tazminatın reddi gerektiğini, Ticaret Mahkemesi dosyasında hükmedilen tazminat var ise bu miktar mahsup edildikten sonra sorumluluğuna gidilmesi açısından o dosyanın bekletici mesele yapılmasını, dava dilekçesinde Ticaret Mahkemesinde isteyebileceği miktarın 308.816,75 TL olduğu tespit edildiği dava dilekçesinde belirtilmişken 491.875,55 TL maddi tazminat alacağın tespitinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun temyiz incelemesi yönünden 369, 370 ve 371 inci maddeleri, davaların yığılması kapsamında 110 uncu maddesi, iş kazasının gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun tazminatın tespitiyle ilgili 332, 41,42,43,44, 46 ve 47 nci maddeleri, müteselsil sorumluluk hakkında 50, 51, 141,142,143,144 ve 145 inci maddeleri ile 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 7 nci maddesi kapsamında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55 ve 420 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi, manevi tazminat hakkında 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.

3.Değerlendirme A) Davalının manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

3.Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince davacı lehine 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin 30.12.2021 tarihli kararıyla taraf istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın, maddi tazminat hükmünden ayrı olarak Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile geçerli 78.630 TL'lik kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarını reddine karar vermek gerekmiştir. B) Davacı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Davacı vekilinin temyiz başvurusu üzerine incelenen manevi tazminat kararı, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelerle, Dairemizin bu hususta kabul etiği ilkelere uygun olarak belirlenmiş olmasına göre usul ve kanuna uygun olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilince ileri sürülen temyiz nedenlerinin reddiyle manevi tazminat hükmün onanmasına karar verilmiştir.

C) Davalının maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, iş kazasının gerçekleşmesinde davacıların desteği sigortalının kusursuz olup davalının %100 oranındaki kusurdan müteselsilen sorumlu oldukları ancak davalı ile dava harici şoför arasındaki kusur oran ve aidiyetinin kendileri arasında açılması mümkün rücu davasında tartışılarak sonuca ulaştırılabilmesinin mümkün olması nedeniyle bu hususun bozma sebebi yapılmasına gerek olmadığı dikkate alınarak, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen kaza tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunun 50 ve 51 inci maddesi ( 6098 sayılı TBK'nun 61 inci maddesi) uyarınca ve aynı Kanunun 142 (6098 sayılı TBK.’nun 163.) maddesi hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı bir dava ile de talep edebilir. Ancak, aynı Kanunun 141 inci ( TBK 163) maddesi gereğince teselsül, ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun, bu kuraldan yararlanma hakkı sadece zarara uğrayanın, daha geniş bir deyim ile alacaklınındır.

3.Öte yandan, 818 sayılı Borçlar Kanunun 144 üncü maddesi (6098 sayılı TBK'nun 165 inci maddesi) hükmüne göre, Kanun veya sözleşme ile aksi belirlenmedikçe, borçlulardan biri kendi davranışıyla diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz. 145 inci maddesi (6098 sayılı TBK'nun 166 ncı maddesi) hükmüne göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde, diğerleri bu oranda borçtan kurtulurlar. Ancak, müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusudur.

4.Ödemeye ilişkin davanın yasal dayanağı ile ilgili 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55 inci maddesinde, “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.”hükmüne yer verilmiştir.

5.Aynı Kanunun 420 inci maddesine göre “Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir. İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur.   İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, destekten yoksun kalanlar ile işçinin diğer yakınlarının isteyebilecekleri dâhil, hizmet sözleşmesinden doğan bütün tazminat alacaklarına da uygulanır.” düzenlemesi yer almaktadır.

6.Bu düzenlemelere göre işçi ve hak sahibine yapılacak ödemenin hakkın gerçek tutarını karşılaması gerekmektedir, ödemeden artan yani karşılanmayan bakiye alacak kısmı için ise davacıların tazminat hakkı devam etmektedir.

7.Ödemenin tazminat alacağını karşılayıp karşılamadığı noktasında ise Yargıtay uygulamasının geliştirdiği "denkleştirme metodunun" kullanılması hakkaniyetli çözüme ulaşılması noktasında önem arz etmekte, ödemelere faiz işletilmek suretiyle tazminat alacağından mahsup yeterli görülmemektedir. Bu metoda göee ödemenin yapıldığı tarihteki verilere göre, davacıların hak ettikleri tazminat alacaklerı ile ödenen miktar birbirine oranlanarak tespit edilecek denkleştirme oranı mevcut hesap raporundaki verilere uygulanarak tazminat alacağının ne kadarının karşılandığı belirlenip, karşılanmayan kısım yönünden ise tazminata hükmetmek gerekmektir.

8.Somut olayda, davacılar tarafından aynı iş kazası sebebiyle karayolları motorlu araçlar zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan dava harici Allianz Sigorta A.Ş.'ne karşı açılan, ... Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/879 Esas-2023/379 Karar sayılı dava dosyasında sigorta şirketinin poliçe limiti olan 175.000,00 TL ile sınırlı olarak sorumluluğuna karar verildiği, iş bu dava dosyasında verilen kararın gerekçesinde davacının 491.875,55 TL olarak tespit edilen tazminat alacağı içerisinde mütesesil borçlu olan sigorta şirketinin sorumlu olduğu miktar dikkate alarak karşılanmayan tazminat alacağı belirlenip buna göre taleple bağlı karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin hüküm kurulması hatalı olmuştur.

9.Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş; hükme esas alınan 04.01.2021 tarihli hesap raporunda belirlenen maddi tazminat alacağı kapsamında dava harici sigorta şirketinin sorumlu olduğu miktar gözetilerek, bu miktarın ödenmiş olduğunun tespiti halinde tazminat alacağından tenzil edilerek bakiyesi yönünden tazminat alacağını tespit edip şimdi olduğu gibi taleple bağlı hüküm kurmak, sigorta şirketince ödemenin yapılmadığının tespiti halinde ise iş bu Ticaret Mahkemesi kararıyla temyize konu karar arasında tahsilde tekerür yaratmamak açısından ilgi kurarak şimdi olduğu gibi taleple bağlı hüküm kurmaktan ibarettir.

10.Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

11.O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararının ortadan kaldırarak, İlk Derece Mahkemesinin maddi tazminata ilişkin verdiği hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle

1.Davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz istemlerinin miktardan REDDİNE,

2.Davacı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının reddi ile 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararın ONANMASINA,

3.a) Davalı vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

b)İlk Derece Mahkemesi kararının maddi tazminat hükmüne yönelik kararının BOZULMASINA,

4.Aşağıda dökümü yapılan temyiz karar harçlarının davacıdan tahsiline,

5.Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,

6.Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.