10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2023/5100 E. , 2023/5314 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kurum işleminin iptali ile 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indirimininden faydalandırılma hakkı ile davalı Kuruma ödenen primlerin iadesi istemi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya karşı direnme ile davanın reddine dair karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili; alınan ihaleli işler nedeniyle, davalı Kurumca 5510 sayılı Kanun'un 81(I) maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılması gerekirken faydalandırılmadığını oysa kendisinin faydalandırılması gerektiğini belirterek, haksız ve yersiz ödenen prim tutarlarının davalı Kurumdan yasal faizi ile tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gereğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.09.2020 tarihli ve 2020/146 Esas, 2020/155 Karar sayılı kararı ile "Davacının davasının 5510 sayılı Kanun'un 81/1-ı maddesine dayalı %5 hazine yardımı kaynaklı olduğu anlaşılmakla dava edilen dönem dikkate alınarak davacının hazine yardımından yararlanamayacağı anlaşıldığından davanın esastan reddine dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi bozmaya konu olan kararı ile; "...Kanun'un ilk halinde teşvik kapsamında yer almayan hususlar "Bu fıkra hükümleri Kamu idareleri işyerleri ile bu Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz." düzenlemesi ile açıklanmış iken 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun'un 38 inci maddesi ile yapılan değişiklik sonrasında "Bu bent hükümleri; 21.04.2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa, 04.01.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz." biçiminde düzenlenerek ihale konusu işler teşvik kapsamından çıkartılmıştır. Böylece ihale konusu işlerin teşvik kapsamında olduğu süre 01.10.2008-01.03.2011 tarihleri arasındaki süre ile sınırlı kalmıştır. Bu nedenle davacının teşvikten yararlanma hakkı olmadığı, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Daire bozma kararında; "...Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nca Kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir Yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, Ek 17 nci maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılma, fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından ek 17 nci maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.1 denilerek inceleme yapılmak üzere karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bozmaya karşı ilk Derece Mahkemesinin 22.09.2021 gün ve 2021/225 Esas, 2021/263 Karar sayılı kararı ile "...5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinde teşvikten yararlanılma hakkı bulunanlar için daha önce yararlanmamış olanlara istisnaen belirli süreler içerisinde başvurulması koşulu ile kısmen ya da tamamen yararlanma imkanı getirilmiştir. Dolayısıyla 7103 sayılı Kanun teşvikten yararlanma hakkı bulunanlara yönelik düzenleme içermektedir. Teşvikten yararlanma hakkı bulunmayanlara ilişkin yeni bir hak getirilmemiştir. eldeki dosyada kamu kurumundan ihale alan davacı 2012 yılı için teşvikten yararlanma talebinde bulunmaktadır. 6111 sayılı Kanun değişikliği ile 01.03.2011 sonrası kamu kurumlarından ihale alan şirketler teşvikten yararlanamamaktadır. Dolayısıyla 7103 sayılı Kanun'un davacı için uygulanma imkanı yoktur. Hal böyle olunca önceki kararda da açıklandığı üzere ve aynı gerekçe ile verilmiş pek çok karar Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay dan geçmekle içtihat haline geldiğinden aksi sonucu doğuracak nitelikte 7103 sayılı yasanın değerlendirilmesi önceki kanunda da aynı şekilde yapılmasına rağmen teşvikten yararlanamayacak davacı hakkında açılan davanın reddine dair mahkememiz kararı yasaya, hukuka ve Yargıtay kararlarına uygun olduğundan eski kararda direnilmesi gerekmiştir.
Kaldı ki Yargıtay aşamasında dosya incelenirken ek 17 nci maddenin 1 inci fıkrası 22.04.2021 tarihli resmi gazetede yayımlanan 7316 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi ile değiştirilmiş ve "Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmayan ay/dönemler için geriye yönelik prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılamaz, yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimler başka bir prim teşviki, destek ve indirim ile değiştirilemez." şeklinde düzenleme ile daha önce yararlanabileceği halde yararlanmayanlar için geçmişe yönelik teşviklerden yararlanamayacakları da belirtilmiştir. Sonuç itibariyle her halükarda mahkememizin önceki kararı doğrudur. Denilerek, Mahkememizce verilen 16.09.2020 tarih 2020/146 esas 2020/155 karar sayılı hükümde direnilmesine, davacının davasının 5510 sayılı Kanun'un 81/1-ı maddesine dayalı %5 hazine yardımı kaynaklı olduğu anlaşılmakla dava edilen dönem dikkate alınarak davacının hazine yardımından yararlanamayacağı anlaşıldığından davanın esastan reddine dair karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili dilekçesinde özetle; açılan ceza dosyasının Yargıtay'da olduğunu, eksik inceleme neticesinde karar verildiğini belirtilerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci ve 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesidir.
3.Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 373 üncü maddesinin beşinci fıkraları uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgilisinden alınmasına,
12.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.