17. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1215 Esas
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 07/08/2023
NUMARASI: 2023/512 Esas
TALEP
İhtiyati Tedbir
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davalı şirkete yapılan ticari satıma istinaden 31/07/2016 vade tarihli 38.340,00 EURO bedelli, 31/08/2016 vade tarihli 38.220,00 EURO bedelli, 30/06/2016 vade tarihli 23.305,00 EURO bedelli, 31/07/2016 vade tarihli 38.340,00 EURO bedelli faturalar müvekkili şirket tarafından düzenlenip davalıya gönderildiğini, faturalara karşı davalı tarafından herhangi bir itirazda da bulunulmadığını, davacının alacak miktarının kesinleştiğini, Kocaeli ... Noterliği'nin ... yevmiye numarası ile davalıya 27/07/2020 tarihinde borcun ödenmesi için son kez ihtarname keşide edildiğini, süre verildiğini, ilgili sürede ödenmemesi halinde temerrüte düşeceğine dair ihtarname tebliğ edildiğini, ihtara cevap vermediğini ve ödemede de bulunulmadığını, akabinde Gebze İcra Dairesi'ne ... numaralı iflas takibi açıldığını ve borlu süresi içerisinde iflas takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalı tarafından iflas takibine haksız ve mesnetsiz şekilde itiraz edildiğini, bu nedenle davalının malvarlığı üzerinde 3. Kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için muhafaza tedbirlerinin alınmasını ve davalının mallarının defterinin tutulmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; İtirazın kaldırılması ve iflas talepli işbu davada, alacağın miktarının, alacağın muaccel olup olmadığının henüz yaklaşık olarak ispat edilemediği gibi alacaklıların menfaati için muhafaza tedbirlerine hükmedilmesinde zaruriyet bulunduğu hususu da henüz tespit edilemediğinden İİK. 159. maddesi kapsamında tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; alacak miktarı ve alacağın muaccel olduğunun arabuluculuk anlaşma belgesi ve kesinleşmiş icra edilebilirlik şerhi ile ispat edildiğini, alacağın yaklaşık olarak ispatı değil, kesin olarak ispatı söz konusu olduğunu, Arabuluculuk anlaşma tutanağının göre ilam niteliğinde belge olduğunu, kesinleşen arabuluculuk tutanağı sebebiyle alacağın muaccel olduğu açıkça ve mahkeme kararına dayanarak ispat edildiğini, HMK m.389 uyarınca iflası talep edilen şirketin malvarlığına ihtiyati tedbir konulmaması halinde davacı müvekkilinin ve diğer alacaklıların alacağını tahsilin çok zor hatta imkansız hale geleceğini, alacaklıların menfaati için muhafaza tedbirlerine hükmedilmesinde hukuki yarar ve zaruret bulunduğunu, davalı tarafından iflas takibine itiraz edilmişse de bu itiraz arabuluculuk anlaşma belgesi ile kaldırılmış ve icra edilebilirlik şerhi kararının kesinleşmesi suretiyle iflas davasının açılması öncesinde iflası istenen şirketin takibe itirazının ortadan kalktığını, bu nedenle İİK m.159 uyarınca alacaklı talepte bulunduğundan ve arabuluculuk ile iflası talep edilen borçlu şirketin itirazı ortadan kaldırıldığından muhafaza tedbirlerine hükmedilmesinin yasa gereği olduğunu belirterek, yerel mahkeme tarafından verilen ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının kaldırılmasını ve ihtiyati tedbire karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava;
İİK'nun 156/3. fıkrası gereğince açılmış olan iflas yoluyla başlatılan takibe yapılan itirazın kaldırılması ile iflas istemine ilişkindir.Davacı vekilince, derdest dosya kapsamında talep edilen ihtiyati tedbirin reddine ilişkin Mahkemenin ara kararının istinaf edildiği anlaşılmıştır. 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 181. maddesinde usul düzenlenmiş olup maddede 159, 160, 164, 165 ve 166. maddelerin bu fasıl hükmüne göre vukua gelen iflaslara da tatbik olacağı belirtilmiştir. Aynı yasanın "muhafaza tedbirleri" başlıklı 159. maddesi ise "İflas talebi halinde mahkeme ilk önce alacaklıların menfaati için zaruri gördüğü bütün muhafaza tedbirlerini emredebilir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemişse alacaklının talebi üzerine mahkeme mutlaka bu tedbirlere karar vermeye mecburdur. Bu emirler iflas dairesince yerine getirilir. Mahkeme defter tutmadan gayri bir muhafaza tedbiri isteyen alacaklıdan ileride haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayabilecekleri zararları karşılamak üzere HMK 96.maddesinde yazılı bir teminat alınmasını isteyebilir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş veya alacak bir ilama bağlı ise teminat aranmaz. Devlet veya Adli Yardıma nail kimselerde teminat göstermek mecburiyetinde değildir..." şeklinde düzenlenmiştir. Yasal düzenlemede, mahkeme tarafından alacaklıların menfaati için zaruri görülen bütün muhafaza tedbirlerinin alınabileceği belirtilmiştir. Düzenleme ile mahkemeye takdir hakkı tanınmıştır. Ancak, borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesi halinde alacaklının talebi üzerine mahkemenin bu tedbirlere karar vermeye mecbur olduğu ifade edilmiştir. Diğer önemli bir husus ise İİK'nun 159. maddesinde, yasa koyucu tarafından alacaklıların menfaati için zaruri görülen bütün muhafaza tedbirlerine emredilebileceği düzenlenmiş olup bu menfaatin tüm alacaklılar bakımından gözetilmesi gerektiği dikkate alındığında sadece davacı alacaklı ile sınırlı tutulmamıştır.
İİK'nun 159. maddesinde belirtildiği üzere muhafaza tedbirleri bütün alacaklıların menfaatine olan muhafaza tedbirleridir. Bu nedenle ve doğal olarak bu tedbirlerin iflas davasını açan alacaklının alacak miktarı ile orantılı olması da şart değildir. İcra ve İflas Kanununun 159. maddesi "muhafaza tedbirleri" üst başlığı altında düzenlenmiş olup Mahkemelerin verdiği muhafaza tedbirleri ile borçlunun malvarlığının dağılmasına engel olunarak geçici hukuki koruma sağlanır. Hukuk Muhakemeleri Kanununda, tedbiri alan organ bakımından ayrım yapmaksızın muhafaza tedbirleri geçici hukuki koruma niteliğinde kabul edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Diğer geçici hukuki korumalar" başlığı altında düzenlenen 406. maddesinde, Mahkemece, gerekli hallerde, mal veya haklarla ilgili defter tutulmasına ya da mühürleme yapılmasına karar verilebileceği, ihtiyati haciz, muhafaza tedbirleri ve geçici hukuki korumalara ilişkin diğer kanunlarda yer alan özel hükümlerin saklı olduğu ifade edilmiştir. Mahkemenin hükmettiği muhafaza tedbirleri İcra ve İflas Kanununun çeşitli hükümlerinde düzenlenmiştir. Yasa koyucu tarafından, iflas davası, kişinin tüm malvarlığını ve geniş bir alacaklı kitlesini ilgilendirdiğinden İİK 159. maddesi ile Mahkemeye, alacaklıların yararı için zorunlu göreceği bütün muhafaza tedbirlerini alabilme olanağı tanımıştır. Bu tedbirler, borçlunun mallarının defterinin tutulması, borçlunun mallarını devretmemesi için muhafaza altına alınması, taşınmazların tapu kaydına tedbir şerhi verilmesi gibi tedbirlerdir.
İİK'nun 159. maddesinde, iflas talebi üzerine Mahkemenin, alacaklıların menfaati için zaruri olan tedbirleri alacağı hükme bağlanmıştır. Alacaklıların bir kısmının zararına olsa bile tedbirler genellikle alacaklıların menfaatine ise verilmelidir. Belirtilen yasal düzenleme uyarınca, alacaklının iflas talebini alan Mahkeme, İlk önce alacaklıların menfaati için gerekli gördüğü muhafaza tedbirlerini emredebilir. Muhafaza tedbirlerinin neler olduğu kanunda sayılmış değildir. Bunun için alacaklının bir talepte bulunması şart değildir. Muhafaza tedbirlerine karar vermek zorunluluğu,
İİK'nun 159/1-2. cümlesi gereğince, borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesi durumunda söz konusu olmaktadır. Buna göre ise somut yargılamada, davacı tarafından borçlunun itirazının kaldırılması da talep edildiğinden, muhafaza tedbiri alınmasına lüzum olup olmadığını takdir yetkisi Mahkemeye ait olup dosya kapsamı ve mevcut delil durumu ile yasal düzenleme dikkate alındığında Mahkemece tesis edilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, hukuka aykırı bir yönünün bulunmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen ara kararın sonucu itibariyle doğru olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1.İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/512 Esas ve 07/08/2023 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-İstinaf harçları peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b-1 ve 362/1-f maddeleri gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.19/10/2023