10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2023/1892 E. , 2023/2845 K.
"İçtihat Metni"
...
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
...
İLK DERECE MAHKEMESİ : Afyonkarahisar 1. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA
Davacı vekili; ...'a yönelik 20.11.2015 tarih ve ... numaralı ...’a yönelik 20.11.2015 tarih ve ... numaralı haciz bildirisi tebliğ edildiğini, davacının haciz bildirisine 7 gün içerisinde itiraz etmediğinden bu kere aynı takiplere ilişkin davacı adına düzenlenen 51 adet ödeme emrinin davacıya tebliğ edildiğini, belirterek; amme borçlusu ... ile ...'a haciz ihbarnamesinin tebliği tarihi olan 20.11.2015 tarihi itibariyle borçlu olmadığının tespiti ile davalı Kurum tarafından müvekkile gönderilen 51 adet ödeme emrinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işvereni ... Şekerleme San. Tic. Ltd. Şti. adına tescilli ...,... iş yeri sicil sayılı dosyalarda işlem gören işyerlerinin Müdürlüğümüze olan ve 6183 sayılı Kanun hükümleri gereğince tahsili gereken borçlarına ilişkin olarak icra takiplerinin başlatıldığını, takip konusu borçlara ilişkin olarak, borçlu ... Şekerleme San. Tic. Ltd. Şti.'nin sorumlu yetkilisi ve yöneticisi olan ...'ın söz konusu takipler devam etmekte iken, 29.07.2013 tarihinden itibaren davacı ...'a ait ... sicil sayılı iş yerinde çalıştığının tespit edilmesi üzerine davacı işveren ...'a 6183 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi uyarınca 20.11.2015 tarih ve 5881010 numaralı haciz bildirisinin gönderildiğini, söz konusu haciz bildirisinin 25.11.2015 tarihinde davacı işveren ...'a usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini, davacı işveren tarafından borçlu çalışanlar hakkında herhangi bir işlem yapılmayınca, bu kere aynı takiplere ilişkin ödeme emirlerinin davacı işveren ... adına düzenlendiğini ve usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ; " Davacı ... kendisine gönderilen haciz bildirimine istinaden 28.12.2015 tarihinde yanında çalışan ...'ın maaşından 335 TL, ...'ın maaşından 335 TL keserek SGK'ya geçmiş dönem icra tahsilatı açıklaması ile ödemede bulunmuş, başkaca herhangi bir ödemede bulunmamıştır.Ancak dosya içerisinde bulunan işe giriş ve işten ayrılış bildirgelerine göre, amme borçlusu ... ve ...'ın 29.07.2013- 18.08.2019 tarihleri arasında SGK'da davacı ...'a ait ... sicil sayılı işyerinde hizmet akdi ile çalıştıkları tespit edilmiştir. Davacı 3. şahsın yaklaşık 6 yıl süreyle yanında hizmet akdi ile çalışan kurum borçlusu ... ve ...'e maaş ödeme gibi bir borcu olduğu.gerekçeleriyle "; davanın reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
İstinaf kanun yoluna başvuran davacı, dosyada yapılan incelemeler ve aldırılan 05.05.2019 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda müvekkilinin dava dışı kurum borçlularına borcunun bulunmadığının ispatlandığı, müvekkili tarafından süresinde haciz ihbarnamesine cevap verilmedikten sonra yasal müddeti içerisinde eldeki davayı açtığı, kurum borçluları ...,...'e herhangi bir borcunun bulunmadığı, bu nedenle de bu şahısların kurum borcundan sorumlu tutulamayacağı, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçeleriyle, yerel mahkemece verilen kararın kaldırılarak, müvekkilinin davalı kuruma borçlu olmadığının tespiti ile davalı kurum tarafından müvekkiline gönderilen 51 adet ödeme emrinin iptaline karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile , davacının, 29.07.2013- 18.08.2019 tarihleri arasında hizmet akdi ile yanında çalışan kurum borçluları ... ve ...'ın ödenen maaşlarından kesinti yapılarak Kurum hesabına yatırması gerekirken bunun yapılmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b.1 hükmü gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık,menfi tespit istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri.
2.6183/ 79 uncu madde, “Haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahıs, borçlu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haczin tebliğinden önce borcu ödediğini veya malın tüketildiğini ya da kusuru olmaksızın telef olduğunu vb. bir iddiada ise durumu, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren yedi (7) gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak bildirmek zorundadır. Üçüncü şahsın süresinde itiraz etmemesi halinde, mal elinde ve borç zimmetinde sayılı ve hakkında bu kanun hükümleri uygulanır”. şeklinde düzenlenmiştir.
Herhangi bir nedenle itiraz süresinin geçirilmesi üçüncü şahıs, haciz bildiriminin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bidiriminin tebliğ edildiği tarih itibariyle amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorundadır.
3.Değerlendirme Eldeki davada, uyuşmazlık konusu haciz bildirisinin iptaline dair menfi tespit istemine ilişkin olmakla, yukarıda belirtilen mevzuat kapsamında, dava konusu uyuşmazlıkta İş mahkemesi yerine, genel mahkemeler görevli olmasına karşın, davanın iş mahkemesinde görülmesi hatalı bulunmuştur. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üyeler ... ve ...'ın farklı bozma gerekçesine karşı sonuç itibariyle oybirliğiyle,
21.03.2023 gününde karar verildi. (M) (M) ... KARŞI OY GEREKÇESİ
1.Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, “dava dışı kişinin kuruma prim borcundan dolayı, üçüncü kişi konumunda olan davacıya kesinleşen haciz üzerine tebliğ edilen ödeme emirlerinin iptaline ve borçlu olmadığına ilişkin uyuşmazlıkta iş mahkemesinin mi genel mahkemelerin mi görevli olduğu” noktasında toplanmaktadır.
2.İş Mahkemesince yapılan yargılama sonunda “haciz bildirimi davacıya/üçüncü şahsa 25.11.2015 tarihinde tebliğ edildiği, eldeki menfi tespit davasının 18.11.2016 tarihinde ( görevsiz mahkemede) bir yıllık sürede açıldığı, dosya içerisinde bulunan işe giriş ve işten ayrılış bildirgelerine göre, kurum borçlusu ... ve ..."ın 29.07.2013- 18.08.2019 tarihleri arasında SGK'da davacı ...'a ait 1053121 sicil sayılı işyerinde hizmet akdi ile çalıştıklarının tespit edildiği, davacı 3. şahsın yaklaşık 6 yıl süreyle yanında hizmet akdi ile çalışan kurum borçlusu Kadir ve Cengiz'e maaş ödeme gibi bir borcu olduğu, maaşlarında kesinti yapılmasına dair kurum işlemini yerine getirmediği, kurum ödeme emri tebliğinin yerinde olduğu” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
3.Kararın temyiz edilmesi üzerine çoğunluk görüşü ile “6183 sayılı Kanun’un 79/4 üncü maddesinde haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahsın herhangi bir nedenle yedi günlük itiraz süresini geçirmesi halinde haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açabileceğinin belirtildiği, dava konusu uyuşmazlığın da haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahsın borçlu olmadığının tespitine ilişkin olup uyuşmazlığın çözümünde 5510 sayılı Kanun’un uygulama alanı bulunmadığı, bu nedenle eldeki davayı çözümlemekle görevli mahkemenin genel mahkeme olduğu ve görev konusu kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği,
HMK’nın 331/2 nci maddesi de uygulanarak, görevsizlik kararı verilmesi gerektiği” gerekçesiyle yerel mahkemenin kararı bozulmuştur.
4.5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 101 inci maddesi uyarınca “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür”.
Aynı Kanun'un 88/16 ncı maddesi uyarınca “Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanunun 51 inci, 102 nci ve 106 ncı maddeleri hariç, diğer maddeleri uygulanır. Kurum, 6183 sayılı Kanunun uygulanmasında Maliye Bakanlığı ile diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır.
Keza aynı maddenin 19. Fıkrası uyarınca da “Kurumun prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanunun uygulamasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde Kurumun alacaklı biriminin bulunduğu yer iş mahkemesi yetkilidir. Yetkili iş mahkemesine başvurulması alacakların takip ve tahsilini durdurmaz.
5.Diğer taraftan dava tarihinde yürürlükte olan 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1/B maddesine göre “İşçi Sigortaları Kurumu ile sigortalılar veya yerine kaim olan hak sahipleri arasındaki uyuşmazlıklardan doğan itiraz ve davalar iş mahkemesinde görülür". Yargılama sırasında yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/b maddesi uyarınca ise "İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara iş mahkemesinde bakılacağı belirtilmiştir.
6.Çoğunluğun dayandığı ve yerel mahkemenin gerekçesine esas aldığı 6183 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ise; “Amme borçlusunun bu Kanun’un 27, 28, 29 ve 30’uncu maddelerinde yazılı tasarruf ve muamelelerinin iptali için umumi mahkemelerde dava açılacağı ve bu davalara diğer işlere takdimen umumi hükümlere göre bakılacağı” kurala bağlanmıştır.
7.6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun 1953 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 6183 sayılı Kanunda genel olarak uyuşmazlıklar kişiler açtığında idari yargının görev alanına girmektedir. Ancak kurumlar tarafından açılan davalarda genel mahkemeler deyimi, aslında adli yargı yerindeki mahkemeleri ifade etmektedir. Zira o tarihte uzman mahkemeler bulunmamaktadır. Bu hali ile bu kanun genel kanundur.
8.Gerek 5510 sayılı SSGSS Kanunu, gerekse 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ise özel kanunlar olup, 6183 sayılı Kanundan sonra yürürlüğe girmişler ve özel düzenlemelere yer vermişlerdir.
9.Yukarda belirtilen görev ile ilgili düzenlemelerde açıkça kurumun taraf olduğu ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan ve açıkça primin 6183 sayılı Kanun uyarınca tahsili üzerine bu kanunun da uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda iş mahkemesinin görevli olacağı belirtilmiştir. Burada Kurumun taraf olması ve uyuşmazlığın 5510 sayılı Kanundan doğması yeterlidir. Karşı tarafın sigortalı veya üçüncü kişi olmasının önemi bulunmamaktadır.
10.Somut uyuşmazlıkta kurum 5510 sayılı Kanundan kaynaklanan prim alacağının tahsili için, anılan kanunun 88 inci maddesi uyarınca 6183 sayılı kanun hükümleri uyarınca prim borçlusu takip başlatılmış ve kurum borçlularının maaşında kesinti yapılmasını istemiş, kesinti yapılmaması üzerine ise davacıya kesinleşen haciz nedeni ile ödeme emri tebliğ etmiştir. Dava tarihi itibari ile İş Mahkemesinin görevli olduğu açıktır. Zira 88 inci maddenin 16 ncı fıkrasında “kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanunun 51 inci, 102 nci ve 106 ncı maddeleri hariç, diğer maddeleri uygulanacağı” belirtilirken, açıkça 26 ve devamı tasarrufun iptali ile ilgili hükümler hariç bırakılmamıştır. Aynı maddenin 19. Fıkrası ise açıklandığı gibi “Kurumun prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanunun uygulamasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde Kurumun alacaklı biriminin bulunduğu yer iş mahkemesini yetkili kılmıştır. Bu açık düzenleme karşısında, 6183 sayılı Kanun’un 24. Maddesindeki “6183 sayılı Kanun’un 79/4 üncü maddesinde haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahsın herhangi bir nedenle yedi günlük itiraz süresini geçirmesi halinde haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açabilir” kuralının uygulanması olanaklı değildir. Zira 5510 sayılı Kanun'u özel Kanun olduğu gibi 6183 sayılı Kanundan sonra yürürlüğe girmiş ve yetkili yer yanında görevli mahkemeyi de açıkça düzenlemiştir.
11.Yerel mahkemenin kararının bu gerekçe ile de bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan Sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılınmamıştır.