10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2023/6625 E. , 2023/7111 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 6. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... vergi kimlik numarasıyla 27.04.1989 tarihinde Süleyman Nazif Vergi Dairesine bağlı olarak çay ocakları, kıraathaneler, kahvehaneler, kafeler vs. faaliyeti türündeki iş yerinde tescili yapılıp 31.12.1996 tarihine kadarki sürede de faaliyetine devam ettiğini, iş bu vergi tescil işleminin hemen akabinde ilgili vergi dairesince davalı kuruma kaydı yapılması hususunda bildirimde bulunulduğunu, vergi dairesinin yapmış olduğu bildirimin davalı Kurumca ifa edilmemesi yada müvekkilinin prim borçlarının ödememesi nedeniyle gereğinin yapılmadığını, silinen sigorta sürelerinin vergi tescilinin yapıldığı tarih ile terk tarihleri baz alınarak hesaplanacak primler ihya ederek ödenmesi hususunda yapmış oldukları müracaata cevap verilmediğini, davacının bu aşamada 20 yıllık süreden bu yana işçi statüsünde çalışmakta olduğunu, geçmişe yönelik primlerinin hesaplanarak ödenmesi durumunda emekliye hak kazanacağını, işletmeciliğine resmi olarak 27.04.1989 tarihinde başladığını gösterir Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odasında kaydının bulunmasına rağmen çalışma sürelerine dair Bağ-Kur'da olması gereken kayıtların bulunmadığını tesadüfen öğrendiğini, davacının bu güne kadar üzerine düşen sorumluluklarını eksiksiz yerine getirdiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacının 27.04.1989-31.12.1996 tarihleri arasında Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanun ile Bağ-Kur sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunmasının yeterli görüldüğünü, 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe 4956 sayılı Kanun ile Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartının getirildiğini, ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunmasının yeterli görüldüğünü, 5510 sayılı Kanun'un geçici 8 inci maddesi uyarınca bu kanunun 4/1-b bendinin 4 numaralı alt bendi hariç diğer alt bentlerine göre sigortalılık niteliği taşıdığı halde bu kanun yürürlük tarihine kadar kayıt ve tescillerini yaptırmayanların sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin bu kanun yükümlülük tarihi itibari ile başladığını, davacının sigortalılık başlangıcının vergi kayıt tarihi olarak tescilinin mümkün olmaması sebebiyle davanın reddi gerektiğini, davacının geçmiş dönem hizmetinin zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı olarak kabulü için tanzim edilen Bağ-Kur giriş bildirgesi ile kuruma başvuru yapmış olması gerektiğini, davacının geçmiş çalışmasının zorunlu Bağ-Kur sigortalılığından saydırılması için 2001-2003 yılları arasında davacının kuruma başvurduğuna dair belgeye rastlanmadığını, davacının talep ettiği süreçlere ilişkin hizmetin Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul edilmesi için 4956 sayılı Kanun'a eklenen geçici 18 inci maddesinde öngörülen sürede kuruma başvurmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacının 24.04.1989 tarihinde Diyarbakır Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odasına kayıt yaptırdığı, mezkûr tarihten itibaren hizmetinin tespitine karar verilmesi ve bu sürenin Bağ-Kur sigortalılığından saydırılması talebinde bulunan davacının kuruma kayıt ve tescilinin hiç yapılmadığı, 4956 sayılı Kanun ile 1479 sayılı Kanun'a eklenen geçici 18 inci maddesinde öngörülen süre ile 5510 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinde öngörülen şekil ve sürelerde kuruma başvurmadığı ve yasal süresi içerisinde primlerini yatırmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, davacının vergi tescil işleminin ardından Vergi Dairesince Kuruma bildirimde bulunulduğunu, ancak Kurum tarafından gerekli işlemlerin yapılmadığını, 27.04.1989 - 31.12.1996 tarihleri arasında vergi kaydının bulunduğunu, vergi kaydına istinaden sigortalılığının tespitine karar verilmesi gerektiğini, kararın usul ve yasaya olduğunu belirterek kaldırılması istemiyle istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacının 1479 sayılı Kanun’un geçici 18 inci maddesinin yürürlüğe girdiği 02.08.2003 tarihine kadar aynı Kanun kapsamında tescilinin bulunmadığı, anılan Kanun’un geçici 18 inci maddesi kapsamında belirlenen altı aylık sürenin sonu olan 05.02.2004 tarihine kadar vergide kayıtlı olduğu dönemin prim borçlarını ödemek için Sosyal Güvenlik Kurumuna yazılı olarak başvurusunun olmadığı ve tüm dava dosyası kapsamı dikkate alınmak sureti ile 27.04.1989 - 31.12.1996 tarihleri arasında kalan dava konusu dönemde zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi mümkün anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesi ile birebir aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 27.04.1989-31.12.1996 döneminde 1479 sayılı Kanun'a tabi Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti talebine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 1479 sayılı Kanun'un 24, 25 ve geçici 10 uncu maddeleridir.
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.