Esas No
E. 2023/10433
Karar No
K. 2023/8952
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2023/10433 E.  ,  2023/8952 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin ... Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nde 2006 yılı ocak ayından 2012 Şubat ayına kadar doktora yaptığını, yine davacı müvekkilinin 2011 Mart ayında memur kadrosuna geçirilmiş; 2011 Mart-2012 Şubat arasında çalışmaları SGK'ya bildirildiği, belirtilen süreler içerisinde davalı Kurumun müvekkilini mesai saatlerinde düzenli olarak çalıştırdığı, bu tarihler arasında müvekkilinin hasta kontrolleri yapmış ve davalının emir talimatları doğrultusunda diş hekimliği görevini yerine getirdiği, müvekkilinin davalıya ait işyerinde 2006 yılı -2011 Mart ayları arasında 5510 sayılı Kanun'un 4/a sigortalısı olarak geçen hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle;Her ne kadar dava dilekçesinde 2006 Ocak ayı ile 2011 Mart ayı arasında 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca çalışma yapmış olduğu iddia edilmişse de davacı yanın doktora öğrencisi olduğu sabit olup, işbu iddialarının taraflarınca kabulü mümkün olmadığını, davacı, müvekkil ... Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nün Endodonti Anabilim Dalı bölümü 05726105 numaralı doktora öğrencisi olup, 06.02.2006- 24.02.2012 tarihleri arasında öğrenci statüsünde olduğunu, davacı 02.03.2011 tarihinde kısa süreli olarak araştırma görevlisi kadrosuna atandığı ve 24.02.2012 tarihinde kadro ile ilişiği kesildiğini, davacı araştırma görevlisi kadrosuna atanmadan (06.02.2006-02.03.2011 tarihleri arasında) sadece doktora öğrencisi statüsünde bulunduğunu, nitekim davacının öğrenci olduğu hususunun 16.01.2007 tarihli başvurusu ve farklı zamanlarda Sağlık Bilimleri Enstitüsüne yapmış olduğu belge talebi başvurularında kendi el yazısı ile de davacı tarafından birçok kez dile getirildiğini, yani davacı vekil eden idarenin bünyesinde 2006-2011 Mart ayı arasında yalnızca öğrenci statüsüne sahip ve çalışmamış olduğunu, dava dilekçesinde yer alan, vekil eden bünyesinde çalışmış olduğuna yönelik iddiaların reddi gerektiği, bu nedenle davanın reddini talep etmiştir.

Fer'i müdahil kurum vekili, 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi 9 uncu fıkra uyarınca "Aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlavabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır." hükmü bulunduğu, kanunda belirtilen beş yıllık süre hak düşürücü süre olup bu yönüyle davanın reddi gerektiği, Kurumca yapılan işlemlerde bir hata bulunmayıp yersiz açılan davanın reddi gerektiğini bu nedenle davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dosya kapsamı, toplanan deliller, tanık beyanları ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde Davacıya ait geçici mezuniyet belgesine göre, 06.02.2006 - 24.02.2012 tarihleri arasında ... Üniversitesi bünyesinde doktora eğitimi aldığı, davacıya ait Hizmet belgesi incelendiğinde, 02.03.2011 tarihinde açıktan atama yoluyla ... Üniversitesi bünyesinde Araştırma Görevlisi kadrosuna atandığı,

Doktora Öğrencisi olduğu 06.02.2006-02.03.2011 dönemine ilişkin hizmetlerinin tespiti istemi ile huzurdaki davanın açıldığı, davacı tanıklarının beyanında da davacının anılan tarihlerde doktora öğrencisi olduğunu, doktora öğrencilerinin çalışma koşulları, izin günleri ve mesai saatleri yönünden araştırma görevlisinden farklı çalışma düzenlerinin olmadığının ifade edildiği, 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde; "Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından; a) Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar, .... sigortalı sayılırlar." hükmü yer almaktadır.

Bu kapsamda, 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre sigortalı sayılabilmek için her şeyden önce hizmet akdi ve işverenin bulunması gerekecektir. 2547 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde Doktora; "Lisansa dayalı en az altı veya yüksek lisans veya eczacılık veya fen fakültesi mezunlarınca Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı tarafından düzenlenen esaslara göre bir laboratuvar dalında kazanılan uzmanlığa dayalı en az dört yarı yıllık programı kapsayan ve orijinal bir araştırmanın sonuçlarını ortaya koymayı amaçlıyan bir yükseköğretimdir" şeklinde tanımlanmıştır. 2547 sayılı Kanun'un 50 inci maddesinde ise; "a. Lisans düzeyinde öğrenim gördükten sonra, yükseköğretim kurumlarında yüksek lisans, veteriner hekimlikte uzmanlık, doktora ya da tıpta uzmanlık öğrenimi yapmak isteyenler, yükseköğretim kurumlarınca usulüne göre açılacak sınavla ve Üniversitelerarası Kurulca tespit edilecek esaslara göre seçilirler.......... d) Lisans üstü öğretim yapan öğrenciler, kendilerine tahsis edilebilecek burslardan yararlanabilecekleri gibi, her defasında bir yıl için olmak üzere araştırma görevlisi kadrosuna da atanabilirler" hükmü yer almaktadır. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, lisans eğitimini tamamlayan öğrencilerin, meslekleri ile ilgili ileri seviyede eğitim almalarına olanak sağlayan doktora programlarının, hukuki statü olarak öğrencilik statüsü sağladığı anlaşılmaktadır. 2547 sayılı Kanun'un 50/d maddesi ise, bu öğrencilerin araştırma görevlisi kadrosuna atanmasına cevaz vermekle birlikte, doktora yapan bütün öğrencilerin araştırma görevlilerine tanınan haklardan faydalanacağının söylenmesine imkan bulunmayacaktır. Öte yandan, 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre sigortalı sayılacak kişilerin hizmet akdi ile bir işverene hizmet sunmasının gerekmesi karşısında, davalı üniversitede öğrenci olan davacının bu aşamada aldığı klinik eğitimin bir uzantısı olarak hastanede çalışmasının, 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesinde tanımlanan teknik anlamda hizmet ilişkisi doğurmayacağının da kabulü gerekir. Öte yandan, 5510 sayılı Kanun'un 41 inci maddesinde; "Bu Kanuna göre sigortalı sayılanların; ........ d) Sigortalı olmaksızın doktora öğrenimi veya tıpta uzmanlık için yurt içinde veya yurt dışında geçirdikleri normal doktora veya uzmanlık öğrenim süreleri, .............. kendilerinin veya hak sahiplerinin yazılı talepte bulunmaları ve talep tarihinde 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt ve üst sınırları arasında olmak üzere, kendilerince belirlenecek günlük kazancın % 32'si üzerinden hesaplanacak primlerini borcun tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödemeleri şartı ile borçlandırılarak, borçlandırılan süreleri sigortalılıklarına sayılır" hükmü yer almakta olup, Tüm bu yasal düzenlemeler dikkate alındığında davacının 06.02.2006-02.03.2011 döneminde doktora öğrencisi olduğu ve 02.03.2011 tarihinde araştırma görevlisi kadrosuna atandığı, 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre sigortalı sayılacak kişilerin hizmet akdi ile bir işverene hizmet sunmasının gerekmesi karşısında davalı üniversiteden öğrenci olan davacının bu aşamada aldığı klinik eğitimin bir uzantısı olarak hastanede çalışmasının 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesinde düzenlendiği üzere taraflar arasında bir hizmet ilişkisini doğurmayacağı gibi yine 5510 sayılı Kanun'un 41 inci maddesinde doktora sürecinin borçlanılmak suretiyle sigortalılık süresine eklenebilme imkanının da tanındığı dikkate alındığında davacının dava açmakta haklı olmadığı kanaatine varıldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili, müvekkilinin çalışmasının doktora öğrencisinin çalışma koşullarını aştığını, tam zamanlı diş hekimi gibi çalıştırıldığını, hasta bakıp randevu verdiğini, lehe tanık beyanlarının değerlendirilmediğini beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının 06.02.2006 ile 24.02.2012 arasında AÜ Diş Hekimliği Fakültesinde doktora öğrencisi olduğu, 02.03.2011 tarihinde araştırma görevlisi kadrosu ile açıktan atanmak suretiyle 4/1-c sigortalısı olduğu, 06.02.2006 ile 02.03.2011 tarihleri arasındaki doktora öğrencisi olarak yaptığı çalışmaların amacının uzmanlık sağlamaya yönelik olduğu ve taraflar arasında hizmet akdi ilişkisi bulunmadığından davanın reddine dair mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci, 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri.

3.Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.