10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2023/6286 E. , 2023/7173 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Afyonkarahisar 2. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali, davalı Kuruma borçlu olmadığının tespiti, ölüm aylığının kesildiği tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte tahsili ile yeniden bağlanması istemine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının kurumdan 3410 223670 tahsis numarası ile aylık almakta iken 31.12.2007 tarihinde ...
2.Aile Mahkemesi'nin 2007/509 E. 2007/622 K. sayılı ilamı ile boşandığı eski eşi ... ile birlikte 17.02.2017 tarihinden itibaren ... Merkez Afyonkarahisar adresinde birlikte yaşamaya başladığını, davalı kurumun 26.10.2008-25.04.2017 tarihleri arasında ödenen aylıklar nedeniyle davacı aleyhine 74.814,23 TL yersiz ödeme yapıldığından bahisle borç tahakkuk ettirildiğini, davacı eski eşi ...'den boşandıktan altı ay sonra ... isimli şahısla ikinci evliliğini yaptığını, ikinci evliliğinin eşinin vefat etmesi ile sona erdiğini, davacı ve davalının boşandığı eşi, sona eren evliliklerinden iki kız çocuklarının bulunması ve davacının boşandığı eşi ...'in kanser tedavisi görmesi nedeniyle aileyi bir arada tutmak gayesiyle yeniden evlenmesi kararı aldığını, ... tarafından kiralanan evde 17.02.2017 tarihinden bu yana ikamet ettiklerini, yakın zamanda evleneceklerini, davacının davalı kurumun iddia ettiği gibi 26.10.2008'den bu yana değil, sadece nüfusa beyan tarihi olan 17.02.2017 tarihinden bu yana eski eşi ile bir arada yaşadığını belirterek kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının kurumdan 3410223670 tahsis numarası ile aylık almakta iken 31.12.2007 tarihinde ...
2.Aile Mahkemesi'nin 2007/509 E, 2007/622 K sayılı ilamı ile boşandığı eski eşi ... ile birlikte yaşama başladığının tespit edildiğini, kurumca 74.814,23 TL yersiz ödeme yapıldığının tespit edildiğini, davacı ile ilgili olarak gerçekleştirilen kurum işlemleri usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacı ve eski eşi ...' in 31.10.2013 (davacının eski eşi ... ' in adresini taşıma tarihi) tarihinden itibaren.... /Afyonkarahisar, Kanlıca............, Merkez/ Afyonkarahisar adreslerinde birlikte yaşadıkları anlaşılmıştır. Davacıya 31.10.2013 tarihinden önce birlikte yaşadığı ispat edilemediği" gerekçesi ile davacının davasının kısmen kabulü, kısmen reddi ile; davalı kurum tarafından 60991618.HTİ.3/0223670 sayılı işlemin 26.10.2008-25.04.2017 tarihleri arasında davacı aleyhine yersiz ödeme altında yapılan 35.078,10 TL yönünden işlemin iptaline, sair taleplerin reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekilinin istinaf dilekçesi ile; davacının eski eşi ... ile 2014-2016 yılları arasında aynı apartmanlarda farklı dairelerde ikamet bilgisi bulunduğunu, davacının eski eşinin hasta olması ve müşterek çocukların babalarına bakması nedeniyle yakın hanelerde ikamet ettiklerini, davacının eski eşinin 2014 yılı TTNET aboneliğinden hataen davacının ikamet ettiği daireyi adres olarak bildirdiğini, davacının eski eşin birlikte yaşadığının kesin ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispat edilmediğini, mahkeme kararının usul ve esasa aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; davacının 3100223670 tahsis numaralı ...’in hak sahibi olarak 3410223670 tahsis numarası ile 01.11.2009 tarihi itibariyle aylık almaya başladığını, fakat söz konusu aylığın Ağustos 2017 itibariyle durdurulduğunun tespit edildiğini, 5510 sayılı Kanun'un “Gelir ve aylık bağlanmayacak haller” başlıklı 56 ncı maddesinin 2 nci fıkrası; “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” şeklinde düzenlendiğini, İl Müdürlüğünce 5510 sayılı Kunun'un 56 ncı maddesi uyarınca, Kurum müteveffa sigortalısı ...’ten dolayı hak sahibi olan kızı davacı ... Bilek’in boşandıktan sonra boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşamaya devam ettiğini, fiilen hiçbir zaman ayrılmadıkları ve ayrı yaşamadıkları tespit edildiğini, davacı ile ilgili olarak gerçekleştirilen Müdürlüğün işlemleri usul ve yasaya uygun olduğunu, Kurum işlemlerinin iptalini gerektiren bir durum söz konusu olmadığından bahisle mahkeme kararının ortadan kaldırılarak haksız, yersiz ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dosya kapsamına toplanan tüm belge ve bilgiler, özellikle davacının kurum denetimine verdiği beyanı, davacının eski eşi ... imzalı TTNET Aboneli Satış Sözleşmelerinde adres kayıt sisteminde eski eşinin yani davacının adresi olarak kayıtlı daireyi kendi adresi olarak beyanı, 01.11.2015 tarihli 26.dönem Milletvekili Genel Seçiminde davacı ve eski eşinin adreslerinin aynı olması, 06.03.2017 tarih ve 2017/SK-22 sayılı Denetmen raporundaki apartman sakinlerinden, Kapıcı ... Hanım, Apartman Yöneticisi Polis Memuru ... ve eşinin ve ...'in konuyla ilgili detaylı ve somut beyanları, davacı ve eski eşinin sosyal, ekonomik ve sağlık durumları birlikte değerlendirildiğinde, davacı ve eski eşinin 31.10.2013 tarihinden itibaren birlikte yaşadıkları anlaşılmaktadır. Bu hali ile mahkeme kararı dosya kapsamına uygun düşmektedir." gerekçesine dayalı olarak istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf gerekçeleri ile kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı Kurum vekili istinaf gerekçeleri ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığına ilişkin tespit içeren sosyal güvenlik denetmen raporunun aksinin toplanan delillerle ortaya konulup konulmadığı noktasında toplanmaktadır.
2.İlgili Hukuk
1.Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne yapılan 2009/86 Esas numaralı başvurunun, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir.
2.5510 sayılı Kanun'unun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.
3.Anılan 56 ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
4.Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanunun 96'ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56'ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.
5.Aynı yasanın 59 uncu maddesinin başlığı kurumun denetleme ve kontrol yetkisi olup maddeye göre; "bu kanunun uygulanmasına yönelik işlemlerin denetimi, kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eli ile yürütülür ...", maddenin 2 nci fıkrasında "kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarına görevleri sırasında tespit ettikleri kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir..." şeklinde düzenlenmiştir.
6.Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20., 5510 sayılı Kanun'un 59 uncu, 100 üncü, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 28 inci, 45 inci, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 3 üncü, 45 – 53 üncü, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32 nci, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6 ncı, 24 – 33 üncü, 189 uncu, 190 ıncı, 191 inci, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6 ncı, 19 uncu, 20 inci, maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
3.Değerlendirme
1.İncelenen dava dosyasında; davacının ilk eşi ...'den 29.01.2008 tarihinde boşandığı, boşanma sonrası 02.03.2009-11.06.2009 tarihleri arasında ... isimli kişi ile evli kaldığı, daha sonra ilk eşi ... ile 15.08.2017 tarihinde tekrar evlendiği, Kurumun 06.03.2017 tarihli raporunda davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edildiğinin belirtilmesi üzerine aylığının kesildiği ve ödenen aylıkların da borç tahakkuk ettirilerek davacıdan istendiği, mahkemece nüfus müdürlüğü kayıtlarının, seçmen kayıtlarının, elektrik ve su aboneliği kayıtlarının, medula kayıtlarının getirtildiği dinlenen tanık anlatımları ile de davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmakla verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
2.Mahkemece yapılması gereken iş, Kurum denetmeni tarafından 06.03.2017 tarihli denetmen raporu ekinde tutulan tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olacağı gözetilerek, denetmen raporunun yerel denetimde 2007/2-2008/8 inci aylarda oturdukları tespit edilen ...... Şehzadeler ... adresinde beyanına başvurulan ..., ... ve eşi, ...'in ifadelerine başvurulmalı, 2008/8-2012/12.aylarda oturdukları beyan adelen ....... aynı sokağın 3 numarasında oturan İbrahem beyin kimlik bilgilerinin tespiti yapılarak ifadesine başvurulmalı, 2012/12-2015/5 inci aylarda ....... de oturan kişinin tespiti yapılarak ifadesine başvurulmalı yine 2015/5-2017/2 aylarda oturdukları tespit edilen ..... adresinde ifadesine başvurulan Kapıcı ... Hanım, No: 2 de ikamet eden apartman yöneticisinin eşinin, No: 1 de ikamet eden ...'in, apartman yöneticisi Polis memuru ...'nın ifadelerine başvurulmalı, getirtilen seçmen kayıtlarındaki 30.03.2014 tarihli seçimde oy kullanılan adreslerin aynı adres ve fakat farklı daire numaralı dairelerde tarafların oturdukları, 01.11.2015 tarihli seçimde tarafların aynı adres olan Kanlıca Mah. 248 Sk. 25/2 Afyonkarahisar adresinde ikamet ettiklerinin görüldüğü anlaşılmakla bu adreslerde gerekli araştırma yapılmalı, birlikte yaşama olgusu yukarıda açıklanan düzenlemeler ışığında da araştırılarak elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle,
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan V. ..., Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla,21.06.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ
1.Somut uyuşmazlıkta, davacı kadın ilk eşinden 29.01.2008 tarihinde boşanmış ve 02.03.2009 tarihinde ise başka bir kişi ile evlenmiştir. Davacı kadına 11.06.2009 tarihinde ikinci eşinden boşandıktan sonra ölen babasından dolayı bağlanan yetim aylığı 2017 yılında ilk eşi ile evlenmesi üzerine yapılan denetim sonrası ilk eşi ile birlikte yaşadığı gerekçesi ile 2008-2011 yılları için 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi uyarınca ödenen aylıkların yersiz ödendiği gerekçesi ile borç çıkarılmıştır.
2.Dairemizin 07.10.2021 tarih ve 2021/7072 Esas, 2021/11762 Karar sayılı ilamında yazılan karşı oy gerekçelerimde belirttiğim gibi davacı boşandığında 506 sayılı Kanun yürürlüktedir. 5510 sayılı Kanun'un 5754 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik Geçici 1 inci maddesi uyarınca kesilmede 506 sayılı Kanun uygulanmalıdır. Anılan kanunda ise boşanılan eş ile birlikte yaşama olgusu bir kesilme nedeni olarak düzenlenmemiştir. 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinden önce gerçekleşen boşanma olgusuna uygulanması olanağı, önceye etki yasağı nedeni ile olanaklı değildir.
3.Çoğunluğun önceye etki yasağı ilkesine aykırı olarak, lafzi yorum ve sigortalı aleyhine yorumu benimseyerek, sonradan gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak salt birlikte yaşama ve boşanan eşin desteğini alma koşulunu yeterli kabul etmesi, Kanunun ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçelerine aykırıdır. Kaldı ki davacı birlikte yaşadığı iddia edilen eşi ile boşandıktan sonra başka bir kişi ile evlenmiştir. Burada davacının salt aylık almak için boşandığından, dolayısı ile aylık bağlanması için bu hakkını kötüye kullandığından söz edilemez.
4.Açıklanan bu gerekçelerle mahkeme kararının bu gerekçe ile onanması gerekirken, davalı temyizi nedeni ile bozulması görüşüne katılınmamıştır.