Esas No
E. 2023/6447
Karar No
K. 2023/6929
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2023/6447 E.  ,  2023/6929 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/997 E., 2023/101 K.
KARAR: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Tokat 1. İş Mahkemesi

SAYISI: 2021/405 E., 2022/164 K.

Taraflar arasındaki kesilen yetim aylığının yeniden bağlanması, ödenmeyen aylıkların yasal faizleriyle ödenmesi ve Kuruma yersiz aylık borcu olmadığının tespiti istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı, ...'na yetim aylığı bağlanması için yapmış olduğu başvuru sonucunda, kurum tarafından davacıya 82.941,58 TL yersiz ödeme yapıldığının tespit edildiği ve bu borcun davacının maaşından kesileceğinin tebliğ edildiğini, yersiz ödeme yapıldığı iddiası gerçeği yansıtmadığını, Davacının, babası ..., 1970 - 1975 yılları arasında Samsun Azot Sanayi isimli işyerinde Yüksek Ziraat Mühendisi olarak çalıştığını, ... 1975 yılında vefat ettiğini, davacının, SGK Başkanlığı'na 31.01.2018 yılında kendisine yetim aylığı bağlanması için başvuruda bulunduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 2018 yılı mart ayında 30.000,00-TL toplu ödeme yapıldığını, daha sonra davacının Ziraat Bankasında bulunan hesabına her ay yetim aylığı ödemesi yapıldığını, davacının 2020 yılının Haziran ayına kadar bu yetim aylığını aldığını, 2020 yılı Haziran ayında davacının bir şirkete ortak olması nedeniyle davacının 2020 yılı Haziran ayında Bağ-Kur kaydı yapıldığını ve kurum tarafından bağlanan yetim aylığının kesildiğini, davacının Bağ-Kur kaydı daha sonra şirket ortaklığından ayrılması nedeni ile 31.12.2020 tarihinde iptal edildiğini, davacının Haziran 2020 tarihinden 31.12.2020 tarihinde kadar yetim aylığı almadığını, kendisine tekrar yetim aylığı bağlanması için 01.03.2021 tarihinde SGK Başkanlığı'na başvurduğunda, ... tarafından davacıya ihya talebinde bulunması halinde davacı adına aylık bağlanabileceğini bildirdiğini, davacının, davalı Kurum tarafından verilen tüm talimatları ve tüm işlemleri eksiksiz yaptığı halde 04.06.2021 tarih ve 24.371.044. 3 sayılı yazı ile davalı Kurumun 02.06.2021 tarih ve 126201 sayılı işlem ile davacı adına sehven aylık bağlandığının tespit edildiği ve 01.06.2016- 30.06.2021 tarihleri arasında bağlanan aylık tutarı olan 82.941,58 TL’nin iade edilmesi aksi halde 27.09.2008 tarih ve 27010 sayılı Resmi Gazetede yürürlüğe giren Fazla veya Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin Yönetmeliğin 10 uncu maddesine göre isteneceğinin bildirildiğini, davalı Kurum'un davacıya tebliğ ettiği 82.941,58- TL borcun tam olarak neden kaynaklandığı, yetim maaşın tümünün kısmi halinin mi sehven bağlandığı, borcun hangi aylara ve yıllara ait olduğu, borcun ne kadarının anapara ne kadarının faiz ve ferîleri kapsadığının anlaşılamadığını, davacının ödemiş olduğu 3.350,75-TL'nin çıkartılan borçtan düşürüldüğü hakkında bir bilginin borç tebliğ kağıdında bulunmadığını, yine davacının, Haziran 2020 tarihinden 31.12.2020 tarihinde kadar yetim aylığı almadığı halde bu ayların 82.941,58-TL içinde dahil olup olmadığı yine davacıya yazılı bildirilmediğini, davalı idare tarafından yapılan hatalı işlemin kurum işlemi ile tekrar düzeltilmesi amacı ile Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü nezdinde başvuru yapıldığını belirterek ...'nın 04.06.2021 tarih 16760878/24.371.044.3 sayılı kurum işleminin iptaline, davacı adına çıkartılmış olan haksız ve yersiz borcun tümünün, faiz ve ferilerinin iptaline ve kesilen emekli maaşının tekrar bağlanması, ödenmeyen maaşların toplu olarak yasal faizi ile ödenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Kurum vekili, davacının babasının 5434 sayılı Kanun'a tabi geçen 4 yıl 10 ay hizmeti toptan ödeme yapılarak tasfiye edildiğinden, tarafına yetim aylığı bağlanabilmesi için bu hizmetlerin ihya edilmesi gerekirken, söz konusu hizmetler ihya edilmeden sehven yetim aylığının bağlandığını diğer taraftan, ...'nin 06.06.2020 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanun'un 4/1-(b) bendine tabi çalışmaya başladığının anlaşılması üzerine yetim aylıklarının 01.07.2020 tarihinden itibaren kesildiğini, daha sonra, ...'nin Kurum kayıtlarına 26.01.2021 tarihinde geçen bila tarihli dilekçe ile 5510 sayılı Kanun'un 4/1-(b) bendine tabi görevinden ayrıldığından bahisle tarafına yeniden yetim aylığı bağlanması talebinde bulunması üzerine, yapılan inceleme sonrasında tarafına yazılan 01.03.2021 tarihli yazı ile; babası ...'ın hizmetlerine karşılık toptan ödeme yapıldığının anlaşıldığının, tarafına aylık bağlanabilmesi için toptan ödeme yapılan hizmetlere karşılık ihya talebinde bulunması gerektiğinin bildirildiğini, Bunun üzerine, ...'nin babasının hizmetlerinin ihya edilmesi talebiyle yapmış olduğu kurum kayıtlarına 03.05.2021 tarihinde geçen bila tarihli başvurusu üzerine, Kurumun Kamu Görevlileri Tescil ve Hizmet Daire Başkanlığınca tarafına hitaben yazılan 03.05.2021 tarihli yazı ile; babasının 01.12.1970-30.09.1975 tarihleri arasında 5434 sayılı Kanuna tabi geçen ve kesenek iadesi yapılmak suretiyle tasfiye olduğu anlaşılan 4 yıl 10 ay hizmetinin, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 4 üncü maddesine göre ihya edilerek tarafına yetim aylığı bağlanabilmesi için belirlenen 3.350,75 TL'nin 15.06.2021 tarihine kadar kurum hesabına yatırılarak bankadan alınacak dekontun bir nüshasının gönderilmesi gerektiğinin bildirildiğini, bilahare, ...'nin Kurum kayıtlarına 21.05.2021 tarihinde geçen bila tarihli dilekçesi ekinde yer alan belgelerden, yukarıda belirtilen ihya tutarının 07.05.2021 tarihinde Kurum hesabına yatırıldığının anlaşılması üzerine, 02.06.2021 tarihli işlem ile ...'ye ihya tutarını yatırdığı 07.05.2021 tarihini takip eden aybaşı olan 01.06.2021 tarihinden itibaren yetim aylığının yeniden bağlandığı, ayrıca daha önce 01.06.2016 tarihinden itibaren sehven yetim aylığı bağlandığı tespit edildiğinden 01.06.2016-30.06.2020 tarihleri arasında yersiz olarak ödenen tutarların tarafına borç çıkartıldığını, Kurum Kamu Görevlileri Ödemeler Daire Başkanlığının 04.06.2021 tarihli yazısı ile de tarafına bilgi verildiğini, buna göre, babasının toptan ödeme yapılarak tasfiye edilen hizmetlerinin ihya edildiği 07.05.2021 tarihini takip eden aybaşı olan 01.06.2021 tarihinden önce yetim aylığı bağlanması mümkün olmadığından, bu tarihten önce 01.06.2016 tarihinden itibaren sehven yetim aylığı bağlandığı tespit edildiğinden 01.06.2016-30.06.2020 tarihleri arasında yersiz olarak ödenen tutarların tarafına borç çıkartılması hususunda Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir yanlışlık bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Bu hatalı işlemin davacı için kazanılmış hak oluşturmayacağı, Kanunun bu gibi durumlarda geri ödemenin nasıl yapılacağını düzenlemiş olması, yer verilen yargı içtihatları, yukarıda yapılan izahat ve yasal mevzuat çerçevesinde davanın reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. " gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili, İlk Derece Mahkemesi Kararının usul ve Kanun'a aykırı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, davacının yasal hakkı olan yetim maaşının yersiz bağlandığı iddiası kabul edilemeyeceğini, kurumun kendi kusuru nedeniyle alınmayan ihya bedeli varsa kurum sadece bu bedeli alabileceğini, bu ödemeninde yapıldığını bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiği gerekçeleri ile yasal süre içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "...Davacıya daha önce 01.06.2016 tarihinden itibaren kurumun hatası nedeniyle sehven yetim aylığı bağlandığı tespit edilmiş olduğundan 01.06.2016-30.06.2020 tarihleri arasında yersiz olarak ödenen tutarların (82.941,58-TL), davacı adına borç olarak tahakkuk ettirilmesi ve 5510 sayılı Kanun'un 96/1-b maddesi uyarınca davacıdan istenmesine ilişkin kurum işleminde bir hatanın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir..." gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili istinaf gerekçelerini tekrarla temyiz başvurusunda bulunmuştur.

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında bağlanıp kesilen yetim aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması, ödenmeyen aylıkların yasal faizleriyle ödenmesi ve kuruma yersiz aylık borcu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile,

2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 1 inci maddesine göre mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. Anılan Kanun'un 114/1-b maddesi gereğince yargı yolunun caiz olması dava şartı olup, 115 inci maddesine göre mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. 5510 sayılı Kanun'un 101 inci maddesine göre, “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür.” 5434 sayılı Kanun'un sağlık yardımlarına ilişkin hükümleri 5510 sayılı Kanun'un 106/8 inci maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 4 üncü maddesinde, bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı taktirde; iştirakçi iken bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bu Kanunun 4/1-c maddesi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4/1-c maddesine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı belirtilmiştir.

Statü hukukuna tabi olanlarla ilgili uyuşmazlıkların çözümünde görevli mahkemenin (yargı yolunun) 5510 sayılı Kanunun 101 ve Geçici 4 üncü maddesindeki düzenlemeler birlikte değerlendirilerek belirlenmesi gerekir. 5510 sayılı Kanun'un 101 inci maddesinde yer alan “…bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar İş Mahkemelerinde görülür.” bölümünün iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E: 2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla (RG. 25.01.2012, Sayı:28184) iptal istemini reddetmekle birlikte, söz konusu kararı somut olaydaki uyuşmazlığa ışık tutacak şekilde “…5754 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelce olduğu gibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar ve bunların emeklileri bakımından da aynı Kanun hükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlileri olarak çalışmaya başlayanlar ise 5510 sayılı Kanun'un 4/1-c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacak ve haklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılı Kanun’un öngördüğü kural ve esaslar uygulanacak; ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754 sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte, artık yapılan, tesis edilen işlem ve muameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlik kurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır. 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçisi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesis edeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlem niteliğini korumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda da evvelce olduğu gibi idari yargı görevli olmaya devam edecektir. Bu bakımdan 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğünden sonra, prim esasına dayalı yani sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş ve işlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla, yargılamanın bütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanun hükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde iş mahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa’ya aykırılık görülmemiştir. Ancak, yukarıda açıklandığı üzere 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce statüde bulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili sosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idari işlem ve idari eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idari yargının görevinin devam edeceği açıktır…” gerekçesine dayandırmıştır. 5510 sayılı Kanun'un 101 ve geçici 4 üncü maddeleri ile Anayasa Mahkemesi kararının birlikte değerlendirilmesinden, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar ile bunların emeklileri ve hak sahipleri yönünden, daha önce olduğu üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edileceği; ancak, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanların ise 5510 sayılı Kanunun 4/1-c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacağı ve haklarında 5510 sayılı Kanun'un öngördüğü kural ve esaslar uygulanıp uyuşmazlığın da adli yargı yerinde (iş mahkemesinde) çözümleneceği anlaşılmaktadır. Kaldı ki; T.C. Anayasası’nın 158 inci maddesindeki “…diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır” hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesi kararının bu uyuşmazlığın çözümünde esas alınacağı tartışmasızdır.

Bu durumda, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idari eylem” niteliğini korumaya devam edeceğinden bunların iptali için açılan davaların çözüm yerinin İdari yargı yeri olduğu açıktır.

Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 05.12.2012 gün 2012/251E, 263K sayılı; 24.12.2012 gün 2012/536E, 433K sayılı kararları da bu yöndedir.

3.Değerlendirme

İnceleme konusu davada, Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü iştirakçisi baba ...' ın 07.09.1975 tarihinde vefat ettiği, davacıya hak sahibi kızı olarak 01.06.2016 tarihinde yetim aylığı bağlandığı, devamla davalı Kurum tarafından tasfiye edilen 01.12.1970-30.09.1975 tarihleri arasındaki hizmetler nedeniyle aylığın sehven bağlandığının tespit edildiği ve 01.06.2016-30.06.2021 tarihleri arasında ödenen 8.2941,58TL'nin yersiz aylık borcu olarak çıkarıldığı, davacının yeniden aylık bağlanması talepli 03.05.2021 tarihli dilekçesine tasfiye edilen hizmetlere ait primlerin ödenmesi ile ihyası sonucu ancak aylığın bağlanabileceğinin bildirilmesi üzerine eldeki davanın açılarak aylığın kesildiği tarihten bağlanması ve yersiz aylık borcunun olmadığının tespitinin talep edildiği, Mahkemesince davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Somut olayda; 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçi olan baba üzerinden bağlanan hak sahibi davacı kıza bağlanıp kesilen yetim aylığının yeniden kesildiği tarihten itibaren bağlanması talep edildiğinden, 5510 sayılı Kanun'un geçici 4 üncü maddesinde değişiklik getiren 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce mevcut statüsünde bulunduğu göz önünde bulundurularak ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114/1-b maddesine göre dava şartı olan "yargı yolunun caiz olmaması" nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve Kanun'a aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.06.2023 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Sigorta Hukuku 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçisi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesis edeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlem niteliğini korumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda da evvelce olduğu gibi idari yargı görevli olmaya devam edecektir. Bu bakımdan 5510 sayılı Kanunu 5510 sayılı Kanun 5434 sayılı Kanuna tabi geçen ve kesenek iadesi yapılmak suretiyle tasfiye olduğu anlaşılan 4 yıl 10 ay hizmetinin, 5510 sayılı Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar ve bunların emeklileri bakımından da aynı Kanun hükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlileri olarak çalışmaya başlayanlar ise 5510 sayılı Kanunu 5434 sayılı Kanun 5434 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edileceği; ancak, 5510 sayılı Kanunu 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunu 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce mevcut statüsünde bulunduğu göz önünde bulundurularak ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılı Kanun’un öngördüğü kural ve esaslar uygulanacak; ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754 sayılı Kanunu 169 sayılı kararıyla (RG. 25.01.2012, Sayı:28184) iptal istemini reddetmekle birlikte, söz konusu kararı somut olaydaki uyuşmazlığa ışık tutacak şekilde “…5754 sayılı Kanunu 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçi olan baba üzerinden bağlanan hak sahibi davacı kıza bağlanıp kesilen yetim aylığının yeniden kesildiği tarihten itibaren bağlanması talep edildiğinden, 5510 sayılı Kanunu
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.