11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2022/666 E. , 2023/4351 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki şirket genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirketin %5 payına sahip hissedarı ve yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğunu, davalı şirketin kanuna ve şirket esas sözleşmesine aykırı yönetim kurulu toplantısı düzenlediğini, ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 414 üncü maddesinde belirtilen şekil şartlarına aykırılık teşkil eden 24.03.2015 tarihli 2014 yılı olağan genel kurulunu yaparak, kanuna ve şirket ana sözleşmesine aykırı kararlar aldığını, müvekkili ...'in, adresinin bilinmesine rağmen, olağan genel kurul toplantısının yapılacağının kendisine iadeli taahhütlü mektupla bildirilmediğini, müvekkilinin 2014 yılı olağan genel kurul toplantısına katılamadığını, 26.02.2015 tarihli şirket yönetim kurulu toplantısına da çağrılmadığını, müvekkilinin haricen ulaştığı bilgilere göre, yönetim kurulu toplantısında 2014 yılına ait olağan genel kurul yapılmasına ilişkin 2015/03 sayılı karar alındığını, bu kararın 8772 sayı ve 05.03.2015 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığının tespit edildiğini, ancak bu karar yönetim kurulu toplanma ve usulüne, toplantı ve karar nisaplarına aykırılık teşkil ettiğinden yok hükmünde olduğunu, 24.03.2014 tarihli genel kurulda alınan bütün kararların, 6102 sayılı Kanun'un 445 inci maddesi gereğince iptaline, genel kurulda alınan kararların 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesi kapsamına girmesi halinde butlan ile sakat olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sermaye taahhüdü borcunu yerine getirmediğini, kendi edimlerini yerini getirmemişken, dava yoluyla şirketin genel kurulunun iptalini istemek üzere dava açma hakkı olmadığını, haberi olduğu halde kasıtlı olarak olağan genel kurula katılmadığını, kötü niyetle bu davayı açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuyla davalı şirketin genel kurulun yapılması kararının alındığı yönetim kurulu toplantıya çağrısının usulüne uygun olmadığı, genel kurulu toplantıya çağırma yetkisinin 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesi uyarınca yönetim kurulunun devredilmez yetkilerinden olduğu, toplantı kararının yönetim kurulunda 5 kişi olmasına, toplantının bu 5 kişiden 3'ünün katılımı ve en az ikisinin olumlu oyu ile karara bağlanması gerekirken, buna uyulmadığı, toplantıya çağrının usulüne uygun olmadığı, yine sicilde tescili yapılan usulsüz alınan yönetim kurulu kararına istinaden davacının genel kurula çağrısının da usulüne uygun yapılmadığı, bu toplantının 6102 sayılı Kanun'un 416 ncı maddesi uyarınca tüm ortakların katılımı ile yapılmış, çağrısız bir toplantı olmaması nedeniyle, davalı tarafın, davacının toplantıdan haberinin olduğu savunmasına, davacının toplantıya katılmamış olması nedeniyle itibar edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne davalı Türkish Express Sigorta Aracılık Hizmetleri A.Ş.'nin 24.03.2015 tarihli genel kurulunda alınan tüm kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının sermaye koyma borcunu yerine getirmediğini, pay sahibi olmadığını, dolayısıyla dava açma hakkının da bulunmadığını, genel kurul toplantısının çağrı usulüne uyulmadan yapılabilmesinin ancak, toplantıya tüm ortakların veya temsilcilerinin katılması ve bu nisabın toplantı sonuna kadar korunması halinde mümkün olduğunu, tıpkı 25.02.2015 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı gibi, 25.03.2015 tarihli genel kurul toplantısının da, pay sahiplerinin katılımı ile çağrısız usulle yapıldığını, çağrısız usulle yapılan ve bizzat kendisinin de katıldığı 25.02.2015 tarihli toplantıya itirazı olmayan davacının, 25.03.2015 tarihli genel kurula itirazının kötü niyetli olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin genel kurulun yapılması kararının alındığı yönetim kurulu toplantıya çağrısının usulüne uygun olmadığı, tescili yapılan usulsüz alınan yönetim kurulu kararına istinaden davacının genel kurula çağrısı da usulüne uygun yapılmadığından İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne yönelik verilen kararın isabetli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı şirketin 24.03.2014 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 201 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 390, 416, 445 ve 447 nci maddeleri.
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.