Esas No
E. 2022/88
Karar No
K. 2023/1611
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO: 2022/88 Esas

KARAR NO: 2023/1611 Karar

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ: 10/11/2021

NUMARASI: 2021/185 E. - 2021/200 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 03/11/2023

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya ait ... başvuru numaralı marka başvurusunun, müvekkili şirketin markalarına dayanılarak yapılan itiraz sonucu TPE tarafından markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğu gerekçesi ile reddine karar verildiğini, anılan markanın müvekkilinin itirazı üzerine reddedilmiş olmasına karşın, müvekkili şirket markalarına tescili talep edilen marka örneğinden de çok daha fazla benzer şekilde kullanılmaya devam edildiğini, bu nedenle Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde 2018/227 D.iş dosyası üzerinden delil tespiti talep edildiğini, bilirkişi raporunda davalı tarafa ait kulanım ve müvekkili markasına benzerliğinin açıkça görüldüğünü, davalının markayı çeşitli platformlardaki kullanımının devam ettiğini, davalı tarafa ait, müvekkili şirketin tanınmış markası olan "..." markası ile iltibas yaratır nitelikteki markalı ürünlerin müvekkilinin tescilli ve tanınmış markalarından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğini ve kötü niyetli olduğunu, davalı tarafın markasının tertip tarzı ve kullanım şekli itibari ile müvekkil markalarına benzemesine neden olan olgunun kelimenin anlamı olmadığını, bir markayı oluşturan kelimenin anlamının önceki markadan çok farklı da olsa, kelimeler fonetik ve görsel olarak benziyor ise sonraki markanın tescilinin mümkün olmadığını belirterek, açıklanan nedenlerle, müvekkili şirket adına tescilli "..." markalarına kelime, genel görünüm, estetik, grafik, renk, kompozisyon, boyut, biçim ve tertip tarzı bakımından ayırt edilemeyecek, iltibasa neden olacak nitelikteki marka ile üretim ve satış yapmak, tecavüz teşkil eden markayı taşıyan ürünlerini kataloglarında, web sitesinde, instagram, facebook gibi sosyal medya hesaplarında vs..yayınlamak/yayınlatmak suretiyle gerçekleştirdiği tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden davalı fiillerinin tespiti ile tecavüz ve haksız rekabetin durdurulması ve men'ine, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın ve 2.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline hükmedilmesine, markadan doğan haklara tecavüz suretiyle üretilen, satılan veya ithal edilen ürünlere ve üretimde kullanılan araçlara Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dahil, bulundukları her yerde el konulmasına, dergilerde, kataloglarda, web sitesinde, instagram, facebook vs..mevcut tüm yayınların durdurulmasına/toplatılmasına, hükmün ilanına, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin TPMK nezdinde tescilli birden fazla markasının mevcut olduğunu, bu markalardan bir tanesinin de 8 yıldır kullanmış olduğu ... başvuru numarasıyla " ..." markası olduğunu, müvekkilinin 30 yıldan fazladır tekstil alanında hem üretim yaptığını, hem de fiilen ürettiği markaları satışa arz ettiğini, yerinde inceleme esnasında, müvekkilinin tescilli markasına ait ürünlerin görüldüğünü, ancak uyuşmazlık konusu markanın bulunduğu bir ürüne rastlanmadığını, müvekkilinin kütü niyetli olmadığını, uyuşmazlık konusu olan markayı satışa arz etmemesi nedeniyle tamamen iyi niyetli olduğunu, "..." markasının görselinde "..." veya "..." kelimesinin yer almadığını, müvekkilimizin kullanmış olduğu markanın " ..." olduğunu, "..." markasının sade bir "..." yazısından ibaret olduğunu, tüketicinin, görselin sağında solunda herhangi bir ekleme olmadığını bildiğini, marka hakkına tecavüzden söz edilebilmesi için davalının ürün ambalajında ve etiketlerinde kullandığı görselin, ürünün tüketiciler tarafından davacı markası ile iltibasa neden olacak şekilde düzenlenmiş olması gerektiğini, "..." sözcüğü müvekkilin doğmuş olduğu Malatya'da ve o yörelerde kullanılan Kürtçe bir sözcük olduğunu, "..." kelimesinin açılımı yapıldığında "...=isim veya içinde-arasında" anlamına geldiğini, "..." kelimesinin önüne "..." harfi getirildiğinde, "İSMİ-İÇİNDE-ARASINDA" gibi anlaşıldığını, görsel, işitsel ve anlamsal farklılıkların bariz olduğunu, "..." harfi ile ... kelimesi arasında marka görselinde herhangi bir bağlantı yapılmadan kullanıldığını, pano tarzına yerleştiriliş biçimi, tekstil alanında faaliyet gösteren herhangi bir mağaza gibi genel bir formatta olduğunu, renk benzerliği noktasında, kot pantolonu üzerine üretim yapan bir firmanın ... renk kullanması kadar doğal bir husus olmaması gerektiğini, davacı taraf vekilleri tarafından benzerlik iddiasına ilişkin ekledikleri fotoğrafların, Facebook, İnstagram üzerinde paylaşılan sosyal medyada kullanılan fotoğrafların delil olarak kullanılması hukuka aykırı olacağını, açıklanan nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

MAHKEME KARARI: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 10/11/2021 tarihli 2021/185 E. - 2021/200 K. sayılı kararıyla; "... Somut olayın değerlendirmesinde; davacının "..." esas unsurlu seri markalarının olduğu ve "..." markasının TPMK'nun ... sayılı tescili ile tanınmış marka olarak kabul edildiği, davalının fiili markasal kullanımlarında "..." kelimesindeki "..." harfinin sol taraftaki bacağının üst sola doğru uzatılarak ve altına "..." kelimesi getirilerek davacı markasına yaklaşıldığı, giysi (kot) emtiasında olan söz konusu kullanımlar yönünden sınıfsal benzerliğin mevcut olduğu ve bu emtialar bakımından özel bir bilgi ve dikkat seviyesi olmayan ortalama tüketici nezdinde de tanınmış olan davacı markası ile karıştırma riskinin gerçekleştiği, marka tecavüzünün yasal koşullarının oluştuğu kanaatine varılmıştır.

Davacı vekili davalıya ait ciro bilgilerinin bulunmaması dolayısıyla tazminat hesabı yapılamayan dosyada TBK 50-51.maddeleri uyarınca maddi tazminatın mahkememizce taktir edilmesini talep etmiş; dava dilekçesinde talep edilen 1.000,00 TL'nin netice-i taleple bağlılık gereği tamamına hükmedilmesi gerekmiştir. Yine davacı tarafın talep ettiği 2000 TL manevi tazminatın tamamına davalı tarafın kusurunun davacının zararının derecesi nazara alınarak hükmedilmiş ve Davacının davasının kabulü ile: Davalının davacıya ait "..." esas unsurlu markalardan doğan haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, durdurulmasına, men'ine, tecavüz oluşturan, davalı yana ait "..." ibaresine havi ürünlere ve münhasıran bu ürünlerin üretiminde kullanılan araçlara, bu ürünlerin yer aldığı kataloglara el konulmasına, sosyal medya hesaplarının yayından kaldırılmış olduğu anlaşıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 1.000,00 TL maddi, 2.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Hüküm özetinin masrafı davalı yanca karşılanmak suretiyle ulusal çapta yayın yapan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına" karar verilmiştir.

İSTİNAF BAŞVURUSU:

Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; müvekkilinin sekiz yıldır kullanmış olduğu ... tescil numaralı "..." markasının davacının "..." markaları ile benzer olmadığını, müvekkilinin tescilli markasını kullandığını, iş yerinde yapılan incelemede davacının markasının kullanıldığı bir ürün bulunamadığını, tespit tutanağına rağmen Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Türk Patent Kurumu'nun 2017 tarihli kullanım kılavuzunda belirtildiği gibi, markada ayırt edici olmayan veya tanımlayıcı olan kelime unsurlarının çıkartılması, yapılan büyük-küçük harf değişiklikleri, yazı sitilindeki değişiklikler, markanın renginde yapılan değişiklikler ve markada yer alan unsurların ebadında yapılan değişikliklerin kural olarak markanın ayırt edici karakterini değiştirmediğinin kabul edildiğini, müvekkilinin markasından "..." ekini çıkartmasının birlikte kullanıldığı ibarelerin niteliğini ve ortalama tüketicinin algısını etkilemeyeceğini, müvekkilinin markasının "..." olarak kullanılmasının uygun olduğunu, Davacının markasının "..." olmasının, müvekkilinin markasında yer alan ve İngilizce "..." anlamına gelen "..." ibaresi ile karıştırılacağı anlamına gelmediğini, "..." ibaresini içeren pek çok markanın tescilli olduğunu belirterek, ilk derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden yapılacak yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER

Davacıya ait marka tescil kayıtları incelendiğinde; ilki ... tarihinde tescil edilen ... tescil numaralı "... ve 25. Sınıflarda "Blujin kumaş, pantolon ceket, etek, tulum, bluz" emtiası için tescil edilen marka olmak üzere "..." esas unsurlu pek çok markasının giysi ve aksesuar ürünlerini de kapsayacak şekilde tescilli olduğu, ayrıca davacının markasının ... başvuru numarası ile de tanınmış marka olarak tescil edildiği tespit edilmiştir. Davalının marka tescil kaydı incelendiğinde; ... tescil numaralı " ..." markasının 25 ve 35. Sınıflarda tescilli olduğu, ... başvuru tarihli, ... tescil başvuru numaralı "..." markasının 25 ve 35. Sınıflar için tecsil başvurusu yapıldığı, başvurunun reddedildiği tespit edilmiştir.

İlk derece mahkemesince değişik iş dosyasında alınan 24/07/2020 tarihli raporunda; "davalının ilgili ibareyi içeren marka tescil başvurusunun reddedilmiş olduğu ve halihazırda tescilli markasının olmadığı, davalının tescilsiz fiili kullanımının ve kullanım şeklinin markasal kullanım olduğu ve SMK'nın 7. ve 29.maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu, davalının, davacının markası ile karıştırılmaya yol açacak bir kullanım sergilediği, bu sebeple karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanım yönünden TTK M.55/1-A-4 kapsamında haksız rekabet oluşacağı" hususlarını rapor ettiği görülmüştür.

İlk derece mahkemesince bilirkişi heyetinden alınan 16/09/2021 tarihli raporunda; "davacı tarafın "..." ibareli markaları yönünden 1991 yılından beri seri marka tescilleri, çok sayıda yurtdışı marka tescili, yurtiçi ve yurtdışı mağaza sayısı, yerli ve yabancı reklam, promosyon çalışmaları, TPMK nezdinde ... başvuru no ile "..." ibaresini tanınmış marka olarak tescili değerlendirildiğinde, tanınmış marka sınırlarını da aşarak dünyaca tanınmış marka seviyesine ulaştığı, davacı ve davalının her ikisinin de aynı sektörde yer aldıkları ve davalının kullanımlarının kot, cüzdan gibi ürünlerde kullanmakla davacının ilgili markalarının tescilli olduğu konu kot ürünlerinin davacının marka tescil kapsamındaki 18. ve 25. sınıflara giren mallar olduğu, davalının davacının marka tescil kapsamındaki 18. ve 25. sınıflara giren mallara ilk bakışta "..." olarak değil "..." olarak dikkat çekici olması, davacının 18/25. sınıflarda tescilli "..." ibareli, ... "...", ... "..." seri markaları, ... başvuru no ile "..." ibaresini tanınmış markasıyla birlikte bütünsel açıdan hitap edilen ortalama tüketici nezdinde görsel olarak karıştırılmaya yol açacağı, SMK mad. 7/2-b ve c bakımından ihlal olduğu, davalı tarafın ... başvuru numaralı "..." ibareli şekilli markası yerine aynı sektörde bulunduğu tanınmış marka sahibi davacının markaları ile karıştırılmaya yol açacak şekilde yaklaştıran kullanımlarının dürüstlük kuralına aykırı olduğu, SMK 151.Madde 2-b Yöntemine göre hesaplama yapabilmek için davalı şirketin Dava Konusu Ürünlerin Toplam Satış Cirosunun bilinmesine ve bu ciro üzerinden araştırma bilgilerine göre % 15 Kar ettiği kanaatiyle; davalı şirketin dava konusu ürünlerin satış ciroları toplamı X % 15 = Ortalama Kar formulüyle tazminat hesabı yapılabileceğinden huzurdaki dava dosyasında davalı şirketin dava konusu ürünlerin satış ciroları toplamına ait bilgi bulunmadığından tazminat hesaplamasının yapılamamış olduğu, manevi tazminatın Mahkemenin takdirinde olduğu" yönünde görüş bildirmişlerdir.

G E R E K Ç E:Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat davasıdır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar karşı davalı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi,

HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacının "..." esas unsurlu markalarının 1991 yılından bu yana giysi ve aksesuarlar da dahil olmak üzere pek çok mal ve hizmet için tescilli olduğu, giyim ve aksesuarlar için tanınmış marka olduğu taraflar arasında ihtilaf konusu değildir. Sınai Mülkiyet Kanununun 29. maddesinde, SMK'nun 7/2-b maddesi uyarınca tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal ve hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin marka sahibinin izni olmaksızın kullanılması, marka hakkına tecavüz olarak tanımlanmıştır. Yine Sınai Mülkiyet Kanununun 149. maddesinde marka hakkına tecavüz edilen marka sahibinin fiili tecavüzün olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün durdurulmasını, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir.Davalının giysi ve aksesuar ürünlerindeki marka kullanımlarının davacının "..." esas unsurlu markaları ile iltibas yarattığı iddiasıyla dava açılmış, gerek davadan önce yapılan delil tespiti sırasında, gerekse yargılama sırasında internet üzerinde de yapılan incelemelerde; davalının ürünleri üzerinde "..." ibarelerini marka olarak kullandığı, bu kullanımlarında "..." ibaresinin daha küçük harflerle yazıldığı, "..." ibaresinin ön plana çıktığı, bazı kullanımlarda "..." kelimesinin başında yer alan ".." harfinin üst kenarından sola doğru bir çıkıntı yapılarak "..." harfine benzetildiği, ilk bakışta "..." şeklinde algılanabilecek şekilde kullanıldığı, markaların hitap ettikleri ortalama tüketici kesimi tarafından markaların karıştırılabileceği, davalının tanınmış marka olan davacı markasının tanınmışlığından haksız olarak yararlanabileceği, davalının marka kullanımının kendi adına tescilli ... numaralı "..." markasından çok farklı olduğu, bu farklılığın 2017 yılı Marka Kullanım Kılavuzunda tanımlanan küçük değişiklikler kapsamında olmadığı, bu durumun davacının marka haklarına tecavüz teşkil ettiği, bu nedenle davacının maddi ve manevi tazminat ile hükmün ilanını da talep edebileceği, ilk derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 204,93 TL nispi harçtan, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 145,63 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak;Davalı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 03/11/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.