3. Ceza Dairesi
3. Ceza Dairesi 2012/5719 E. , 2012/12045 K.
"İçtihat Metni"
Basit Tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ölçüde,duyu organlarının sürekli zayıflamasına sebep olacak şekilde yaralamaya sebep olmak ve mütecaviz sarhoşluk suçlarından sanık ...'ın,765 sayılı Türk Ceza Kanununun 456/2 ve 59/2. maddeleri gereğinec 1 yıl 8 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına,dava zamanaşımı süresi dolduğundan mütecaviz sarhoşluk suçu yönünden davanın düşürülmesine dair Bodrum 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 10.06.2008 tarihli ve 2003/1296 esas,2008/257 sayılı kararının Yargıtay 3.Ceza Dairesinin 30.09.2009 tarihli ve 2008/18944 esas,2009/16072 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmesini müteakip,sanık müdafiinin talebi üzerine onama kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itirazın reddine ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.02.2010 tarihli ve 2009/3-244 esas,2010/36 sayılı kararını takiben infaz aşamasında,sanık müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin Bodrum 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 30.09.2010 tarihli ve 2003/1296 esas,2008/257 sayılı kararına yönelik itirazın reddine dair Muğla 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 08.11.2010 tarihli ve 2010/1430 değişik iş sayılı kararından sonra,yeniden sanık müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebi üzerine karar verilmesine yer olmadığına ilişkin Bodrum 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 06.06.2011 tarihli ve 2003/1296 esas,2008/257 sayılı ek kararına yönelik itiraz üzerine yeniden karar verilmesine yer olmadığına dair Muğla 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 23.06.2011 tarihli ve 2011/681 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı'nın 08.12.2011 tarih ve 2011/15823-62749 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 31.01.2012 tarih ve 2011/404772 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi. Mezkur ihbarnamede;
Her ne kadar daha önce Bodrum 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 30.09.2010 tarihli ek kararı ile yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verildiğinden bahisle yeniden yapılan bu yöndeki talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de,sanık vekilince 06.06.2011 tarihli dilekçe ile yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin farklı delillere dayandığı dikkate alındığında,talebin esasına ilişkin değerlendirme yapmaksızın yazılı şekilde karar verildiğinin gözetilmemesinde;
Dosya kapsamına göre; adı geçen sanık hakkında mahkumiyetine ilişkin verilen kararın kesinleşmesini mütakip, katılan Fatih ...’nın, her ne kadar dosya kapsamında bulunan Adli Tıp Kurumunun 14.02.2007 tarihli raporunda duyu ve organlarında sürekli zayıflamaya neden olacak şekilde yaralandığından bahsedilmiş ise de; duyu yada organlarında sürekli bir zayıflamanın söz konusu olmadığını, bu durumun yeniden Adli Tıp Kurumuna sevk edilmesi halinde anlaşılabileceğini, bu sebeple adı geçen sanıktan şikayetçi olmadığım beyan ettiği bir dilekçeyi ibraz etmiş olması,yine sanık hakkında karar verilirken beyanı alınan tanık Efrat ...’in sanığın elindeki bardağı kasten attığına ilişkin mahkemede verdiği beyanın gerçeği yansıtmadığı,zira arkadaşı Fatih ...’nın yaralanmasından duyduğu üzüntü ve öfke ile bu şekilde ifade verdiğini, sanık ...’ın elindeki bardağı havaya atması sonucu arkadaşı Fatih’in yaralandığını beyan ettiği dilekçesini ibraz etmiş olduğunun anlaşılması karşısında,söz konusu ortaya çıkan delillerin sanık lehine kabule değer olduğu gözetilmeden,itirazın kabulü yerine,yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı. Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık hakkında Bodrum 1.Asliye Ceza Mahkemesi 10.06.2008 tarihli ve 2003/1296 esas, 2008/257 sayılı kararı ile 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 456/2, 59/2. Maddeleri gereğince 1 yıl 8 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, zararı gidermediğinden 5271 sayılı kanunun 231.maddesinde düzenlenen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına yer olmadığına;aynı kanunun 572/1.maddesinden açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanunun 223/8.maddesi gereğince düşürülmesine dair verilen hüküm dairemizce 30.09.2009 tarih ve 2008/18944 esas, 2009/16072 sayılı kararı ile Onanarak kesinleşmiştir. Bu karara karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 25.11.2009 tarih ve 2008/208480-03 sayılı talep ile 5271 sayılı CMK'nun 231.maddesinin uygulanıp uygulanmayacağına dair yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden karar verildiğinden bahisle Yargıtay Ceza Genel Kuruluna itirazen başvurmuştur.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 23.02.2010 tarih ve 2009/3-244 esas,2010/36 sayılı kararı ile “ 19.05.2002 tarihinde sarhoşluğun tesiri ile katılan Fatih ...’nın gözüne cam bardak fırlatmak suretiyle gözünden uzuv zaafı geçirecek şekilde yaralanmasına neden olan sanık ..., 05.05.2006 tarihli duruşmada tedavi masrafı olarak 8000 Lira civarında ödediğini beyan etmiş ise de, temyiz aşamasında müdafiinin sunduğu 31.05.2002 tarihli fatura ve ekindeki diğer belgelerden tedavi masrafı olarak 4.675.000.000 TL ödenmiş olduğu görülmektedir. Bunun dışında katılanın uğradığı diğer maddi zararın karşılandığına ilişkin sanık veya müdafii tarafından herhangi bir belge sunulmamıştır. Gözünden aldığı darbe sonucu görme yeteneğinin bir kısmını yitiren ve bunun sonucunda da işini kaybederek ... süre işsiz kaldığı anlaşılan katılanın bu olaydan dolayı uğradığı maddi zararın sadece hastanede gördüğü kısa tedavinin ardından ve olaydan 12 ... sonra düzenlenmiş faturada belirtilen miktar olmadığı ortadadır.
Katılanın, olayın hemen ardından kaldırıldığı hastanede alınan kolluk ifadesi dışında, yargılama aşamasında katıldığı altı oturumda da sürekli ve istikrarlı olarak sanıktan şikâyetçi olduğunu beyan etmiş olması da zararının karşılanmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Uğra¬nılan maddi zararın kısmen karşılanmış olmasıyla, hükmün açıklanmasının geri bırakılması için gerekli olan “zararın karşılanması” koşulunun yerine getirilmiş sayılamayacağı açıktır.”
Tüm bu hususlar göz önüne alındığında, olaydan hemen sonra katılanın tedavi gördüğü ilk hastane masraflarını ödeyen sanığın bundan sonra katılanı arayıp sormadığı ve katılanın olaydan kaynaklanan maddi zararını karşılamadığı gibi bu konuda herhangi bir girişimde de bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.”gerekçesi ile itiraz talebini reddetmiştir. Sanık savunmanı 30.09.2010 tarihinde mahkemesine hitaben yazdığı dilekçe ile yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. Bodrum 1.Asliye Ceza Mahkemesi 30.09.2010 tarih ve 2003/1296 esas,2008/257 sayılı ek kararı ile yargılamanın yenilenmesi talebini reddetmiştir. Sanık savunmanı 22.10.2010 tarihinde anılan karara itiraz etmiştir.Muğla 1.Ağır Ceza Mahkemesi 08.11.2010 tarih ve 2010/1430 değişik iş sayılı kararı ile itiraz talebini reddetmiştir. Sanık savunmanı 06.06.2011 tarihinde ikinci kez mahkemesinden yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.
Bodrum 1.Asliye Ceza Mahkemesi 06.06.2011 tarih ve 2003/1296 esas,2008/257 sayılı ek kararı ile yargılamanın yenilenmesi talebi hakkında önceki taleplerinin tekrarı niteliğinde olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Bu karara itiraz eden sanık savunmanının dilekçesi doğrultusunda Bodrum 1.Asliye Ceza Mahkemesi 09.06.2011 tarih ve 2003/1296 esas, 2008/257 sayılı ek kararı ile kararın düzeltilmesine yer olmadığına ve itirazın reddine karar vererek dosyayı itiraz merciine göndermiştir. İtiraz mercii olan Muğla 2.Ağır Ceza Mahkemesi 2011/681 değişik iş sayılı kararı ile aynı konuda Muğla 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 08.11.2010 tarih ve 2010/1430 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği anlaşıldığından yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 311.maddesinde ;yargılamanın yenilenmesi nedenleri
1.Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:
a)Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.
b)Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.
c)Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise.
d)Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise.
e)Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.
f)Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir. (2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır.”şeklinde yargılamanın yenilenmesi nedenleri belirlenmiştir. Mağdur Fatih ... hakkında Muğla Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 09.02.2007 tarih ve 164 sayılı raporunda “şahsın yapılan muayenesinde sol gözde görme azlığı şikayeti tespit edildiğine göre arızasının;Duyularından veya organlarından birinin sürekli zayıflamasına neden olduğu” belirtilmiştir.
Mağdurun şikayetinden vazgeçtiğine yönelik ve mağdurun arkadaşı olan tanık Efrat ...'in ise sanığın kasıtlı olmayan eylemi nedeniyle yaralamanın gerçekleştiğine yönelik 08.06.2011 tarihinde vermiş oldukları dilekçelerinden başka yargılanmanın yenilenmesini gerektiren bir neden öne sürülmemiştir. Adli Tıp Raporu, mağdur ile tanık Efrat ...’in beyanları temyiz aşamasında incelenerek denetimden geçmiştir.
Bu nedenle; yukarıda açıklananlar ışığında 5271 sayılı CMK'nun 311.maddesinde belirtilen yargılamanın yenilenmesini gerektiren yeni bir delil ileri sürülmediğinden itiraz mercii tarafından verilen kararda herhangi bir isabetsizlik görülmeyerek Adalet Bakanlığının Kanun yararına bozma talebinin REDDİNE; dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.